Japonya tarfından dünyanın en iyi on karikatirüstü arasında sayılan ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan çizer Naci Salim El Ali'nin tiplemesi olan bir sessiz kahraman.
Fizik olarak bir çocuğu hatta Filistinlilerin yerel kıyafetleri düşünüldüğünde bir erkek çocuğunu andırmakta. Bununla birlikte çeşitli kaynaklarda Filistinli bir kız çocuğu olarak da tanımlanmakta.
Filistinlilerin 'Devrimin Vicdanı' olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala yer almaktadır. Naci el Ali, Hanzala'yı başkaldırının sembolü, sapan taşları ile İsraile karşı mücadele eden çocukların resmi olarak olarak çizmektedir.
Kendisini bir karikatür sanatçısı olmaktan çok, halkının davasına adamış isim olarak yaşamayı tercih eden Naci El Ali, takvimler 22 Temmuz 1987'yi gösterirken, Londra'da bir caddede uğradığı suikast sonucu yaralandı. Bir ay süreyle hastanede tedavi gören Naci Ali, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak ve 29 Ağustos 1987'de öldü.
Ölümünden sonra Naci Ali "Kanı ile Filistin'i çizen sanatçı" olarak tanındı. Naci Ali, geride 40 bin eser bıraktı. Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır.
Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığında 10 -12 yaşlarında olduğu söyleniyordu.
Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya.
Hanzala kendini şöyle tanımlar:
"Ben Hanzala.
Babamın adı: Önemli değil.
Annemin adı: Nakba (Filistinliler işgalin ardından Filistin topraklarında İsrail Devleti'nin ilan edildiği 15 Mayıs 1948'i Nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar.)
Kız kardeşimin adı: Fatıma.
Ayakkabı numaram: Bilinmiyor. Çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım."
En son fadim tarafından Prş Ağu 30, 2007 7:32 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sina'da, kumsalda, yaşlı bir Bedevi garsonla dost olduk. O bütün gün gölgede oturup isteklerimizi yerine getirmek için beklerken biz kumsalda yatıyor, solgun gökyüzünü seyrediyor ve yalnızca berrak mavi sularda serinlemek için ayağa kalkıyorduk. Onu bizimle birlikte oturmaya ve bize hazırladığı Türk kahvesinden içmeye davet ettiğimizde dağlardaki afyon tarlalarından otantik öyküler anlatacağını umuyorduk, bizim İsrailliler olarak kaçmak için güneye kadar geldiğimiz tarihten öyküler beklemiyorduk. Bedevi garson Bedevi değilmiş meğer. Başlangıçta öğretmenmiş, yirmi iki yaşındayken bir gecede işini ve Celile'deki köyü Sasa'yı bırakmış, kuzeye yönelmiş, sonra kuzeydoğu ve kuzeybatı arasında zikzaklar çizerek birkaç ay boyunca Lübnan'daki Ayn El Helve mülteci kampına ulaşana kadar yol almış. Turistlerden öğrenilmiş bir İngilizce ile, kendi köyünün tarlalarında, artık bizim ülkemiz olan yerde çalışmak için nasıl sınırdan kaçak giriş yaptığını, buraların aynı adı, Sasa adını taşıyan bir kibbutzun tarlalarına dönüşmüş olduğunu, sonra nasıl Mısır sınırından kaçtığını anlattı. Bir zamanlar bizim dediğimiz –yitirdiğimiz saflığın özlemiyle hatırladık bunu– imarla kirlenmemiş o kumsalda birkaç gün daha kaldık. Sina'ya özgü bu huzur dolu kumsalda garsonun sükûneti onu bizim için daha da çekici kılıyordu. Bize ilk adlarımızla hitap etmesini istedik, ona bolca bahşiş, hatta bir çift güzel sandalet vermek istedik, ama bize kendi öyküsünü öyle açık sözlülükle anlatmıştı ki onu avutmaya çalışmanın anlamsız olduğunu fark etmiştik. Filistin'de çok tanınan Hanzala adlı çizgi karaktere esin veren çocuğun Ayn El Helve kampında kaldığı dönemde o da oradaymış. Küçük çocuğun katliamdan kurtulmasına nasıl yardım ettiğini, ona eğreti bir yatak yaptığını, sonra da ninni söyleyerek uyuttuğunu anlattı bize. Bulduğunda çocuğun ayakları çıplakmış, bir tutam diken diken saç dışında kafası kelmiş. Elleri arkada kavuşmuş halde yüzükoyun yatıyormuş, ayak bileğinden kan sızıyormuş. Garsonumuz Hanzala'yı aylar boyunca her sabah kendi ıslak çadırından kliniğin kuru çadırına taşımış, yakınlardaki köylerden birinde bir dikişçi kadına çocuğun gömleğinin dirseğini yamatmış. Çocuğu ölü gören ilk o olmuş. Cansız yüzünün üzerine bir battaniye örttüğü Hanzala'nın ileride kim olacağını o zamanlar bilemezmiş."(Metiskitap)
Yukarıdaki satırlar Oz Shelach isimli yazarın Metis yayınlarından çıkan Mesire Yerleri isimli eserinde yer almaktadır. Oz Shelach 1968'de Batı Kudüs'te doğdu. İsrail radyosunda ve çeşitli dergilerde gazetecilik ve editörlük yaptı. 1998'de İsrail'den ayrıldı. Çevirmenlik yapmaktadır.
Hanzala gerçekten yaşamış mıydı? Yoksa bu kurmaca bir hikaye mi idi, bilinmez.
ALİ ÇAKMAK, Özgür Gündem'de Hanzala ve çizeri için değerlendirmelerde bulunmakta:
"
....
Filistinli çizer Naci el-Ali'nin Hanzala'sı İsrail'in vahşet ve yıkım politikasından doğmuş bir çocuktur ve dış görünümünün, onu mülteci kamplarının diğer çocuklarından -Zeyneplerden, Muhammedlerden, Fatmalardan ayıran- belirgin hiçbir özelliği yoktur. Besili, şımartılmış ya da rahat bir çocuk değildir Hanzala. Tıpkı kamp arkadaşları gibi yalınayak, çirkin, bakımsız ve kirpi saçlı bir çocuktur.
10 yaşındaki bu çocuğu diğerlerinden ayıran, onun 'negatif' ve küskün biri olmasıdır. Bağladığı elleri arkasında bu çocuk Amerika ve İsrail'in bölgedeki politikalarını ve önerdikleri 'çözümü' protesto etmektedir. Hanzala ellerini bağlamaktadır, buna Henry Kissinger'ın Filistin politikasını öğrendiğinde karar vermiştir.
Hanzala'yı mülteci kamplarındaki çocuklardan ayıran, onun bize sırtını dönmesidir. Negatif bir kişiliktir o; reddeden biri ve reddettiği sadece Amerika ve İsrail'in politikaları değildir. Hanzala nadiren yorum yapan ve eyleme geçen bir tanıktır; bazen onu bir taşa uzanırken ya da taş fırlatırken de görürüz, ama esas olarak Filistin'de olup bitenleri izlemektedir. Filistin mücadelesinin direnişçi unsurlarını ve Arapların acısını temsil etmektedir, ama bir yandan da Arapların bölünmüşlüğünü ve Filistin halkının acılarına kayıtsızlığını eleştirmektedir. Arapların sessizliğine, İsrail'in işlediği savaş suçlarına, dünyanın ikiyüzlülüğüne ve Arap yönetimleri ile FKÖ içindeki yozlaşmaya da sırtını dönmüştür.
Doğanın kanunları Hanzala üzerinde etkili değildir, çünkü o 10 yaşında doğmuştur ve her zaman o yaşta kalacaktır.
Hanzala'nın büyümesinin, 10 yaşını geçebilmesinin tek koşulu onun Filistin'e dönebilmesidir. Hanzala bu bakımdan, diğer kamp çocukları gibi, çizeri Naci el-Ali'nin acısını da temsil etmektedir. Naci el-Ali, 1948'de, on yaşındayken ayrılmak zorunda kaldığı Celile'deki köyüne bir daha dönememiştir. Tıpkı büyümesi gibi, Hanzala'nın yüzünü görebilmemizin de bir koşulu vardır: Okur, onun yüzünü ancak Arap halkı özgürlüğünü ve tehdit altındaki haysiyetini yeniden kazandığında görebilecektir.
Hanzala'yı kendi küçük gövdesine hapseden ve içini acıyla dolduran Naci el-Ali'nin acımasızlığı değil, bizzat yaşadıklarıdır. Hanzala'nın elleri arkasında sessizlik içinde tanıklık ettiği göç, yoksulluk ve kamp hayatı, büyük ölçüde Naci el-Ali'nin de kişisel gerçeğidir."
Yazının devamında Çakmak, Naci el Ali'yi şöyle anlatmaktadır:
"
.....
Karikatür çizmeyi cezaevinde öğrenen Ali, ilk çizimlerini mülteci kampının duvarlarına yapar. 1960'ların başında Filistin mücadelesinin önderlerinden Gassan Kanafani onun yeteneğini farkeder ve bu alanda profesyonel olarak çalışmasını sağlar. Filistin mücadelesinin Nasırcı Arap milliyetçiliğinden devrimci bir çizgiye kaymasında önderlik edenlerden biri olan Kanafani onun ilk çalışmasını El-Hürriyet dergisinde yayımlar.
Artık çizmeyi ciddiye alan Naci el-Ali, daha sonra Kuveyt'teki Tali'a dergisinde çizer olarak çalışmaya başlar. 1968'den 1975'e kadar Es-Siyase gazetesindedir. Bu tarihte Lübnan gazetesi Es-Sefir'e geçer. Artık çizimleri yayılmaya ve çizgisinin karakteristik özellikleri belirginleşmeye başlamıştır. Çok keskin ve detaycı bir çizgisinin olduğu söylenemez ve fikrin daha ön planda olduğunu kabul etmek gerekir. Yine de hareketin fazla olmadığı bu çizimlerin donuk olduğunu söylemek haksızlık olacaktır. Naci el-Ali'ninki açık sözlü, cesur, mitlere ve hiziplere teslim olmamış bir çizgidir. Ama kabul etmeli ki, onun çizgisi yenilgilerin ortasına düşmüştür; 1967 ve 1982 yenilgilerinin ortasında biçimlenmiştir.
O kadar öyle ki, hayatının son on yılında (1977-1987) hep kendi kuşağının yenilgisinin sonuçlarıyla boğuşmuştur. Yenilenler mücadelede 'düşenler' ve 'göbekliler'dir, o ise Filistin'in direnişçi unsurlarını temsil etmeye devam etmektedir. Bu o kadar da kolay bir şey değildir ve en büyük dayanağı kendi kahramanı Hanzala'dır. Naci el-Ali Hanzala'yı yaratmıştır, ama Ali'yi korkudan, geri adım atmaktan koruyan da Hanzala olmuştur. Hanzala Filistin'e sadıktır ve yenilginin dev dalgalarının Ali'yi alıp götürmesini engellemiştir. Yine de Naci el-Ali bir korkuyu her zaman taşıdı: 'Sınırlamalardan korkmuyorum ve hiç hesabını yapmıyorum. Tek korktuğum yeisin kalbime ulaşması.'
Naci el-Ali 1987'de Londra'da öldürüldüğünde İngiltere, İsrail ve Filistin yönetimlerinin hepsi olayın örtbas edilmesinde pek istekli davrandılar. 'Maskeliler' ve 'göbekliler', yirmi yıl boyunca kendileriyle mücadele eden 'negatif' bir çocuktan kurtulmuşlardı. Naci el-Ali kederin kalbini sarmasına izin vermeden öldü, ama Hanzala h�l� bizi korkaklıktan, geri adım atmaktan ve 'göbeklilere' teslim olmaktan koruyabilir.
Naci-el Ali'nin Hanzala'sı bize galiba bir şey daha söylüyor: Hepimiz çok daha ağır yenilgiler yaşadığımıza inanmış olabiliriz, ama bir çocuğun suratımıza bakmayı reddetmesi de yabana atılacak bir yenilgi sayılamaz.
"
Naci el-Ali 1987'de Londra'da öldürüldüğünde İngiltere, İsrail ve Filistin yönetimlerinin hepsi olayın örtbas edilmesinde pek istekli davrandılar. 'Maskeliler' ve 'göbekliler', yirmi yıl boyunca kendileriyle mücadele eden 'negatif' bir çocuktan kurtulmuşlardı. Naci el-Ali kederin kalbini sarmasına izin vermeden öldü
"Genç Dergisi'nin Mizah Eki olan CAFCAF Mizah Dergisi ile Türkiye Yazarlar Birliği ortaklaşa Filistinli karikatürcü NACİ EL-ALİ 'yi anma toplantısı düzenleyecek.
Program, 01 Eylül 2007 Cumatresi günü saat 18:00'de Sultanahme'te Kızlarağası Medresesi'nde yapılacak. Etkinliğe bütün İstanbullular davetli.
İletişim için, CAFCAF Mizah Dergisi Editörü Asım GÜLTEKİN ile irtibat kurabilirsiniz. (asimgultekin@gmail.com)"
İslam tarihininde Uhud savaşı'nda şehit olduğu ve gerdek gecesi savaşa aniden iştirak etmesi istendiği için, meleklerin yıkadığı kişi olarak bilinen bir şahsiyet.
Sanırım Hanzala bir Arap ismi. Erkeklere verilen bir isim.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız