Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 70 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: keti
Bugün: 0
Dün: 2
Toplam: 20782

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 70
Üyemiz: 2
Toplam: 72

Şu An Bağlı:
01 : estonhxt
02 : rezene

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

FİLİSTİN ŞİİRİ


FİLİSTİN ŞİİRİ
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Cum Tem 13, 2007 8:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

GERİLLACI


Kurtulacak mı? Hiç sormayın.
Taşır canını avucunda,
o korkunç saati bekleye bekleye,
döndü sıkıntıdan yastık yüzü kefene.
İnsana nasıl acı vermez
onu böyle boynu bükük görmek.
Bir çarpıntı dolanırr durur
göğsünde ve karnında,
hep amaç uğruna.
Kim görebilir
kendi aleviyle yanan
gecenin kömürünü?
Cehennem geceye göçermiş
En büyüğünü ödevin.

Bekler bir kapı ardında
keserek soluğunu.
Ölüm bile korkar ondan.
Susun fırtınalar!
Utanın cesaretinden!

Gerillacı susar.
Bir konuşsa
fışkıracak boğazından
ateş ve kan.
Sövmeyin sessizliğini yüzüne vuranlara:
Cesaret dilsiz doğdu.
Dilinden tez davranır
zulüm görenin eli.
Kınamayın gerillacıyı.
Adaletin yolunu gördü o
kapkaranlık.
Gördü yıkıldığını
sevgili yurdunun.
Gökyüzünü gördü ve kara toprağı.
Düşmanlarını gördü
alkış tutarlarken acısına.
Uzun anlar geçti,
sonsuzluk kadar uzun.
Öldürdü öldürecek
umutsuzluk onu.
Ama bekledi sabırla kapının ardında,
ölümü bile korkuttu.

Susun fırtınalar!
Utanın cesaretinden!


(Çev. A. Kadir - Süleyman Salom)


En son gunfrfd tarafından Pzr Tem 29, 2007 12:17 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Cum Tem 13, 2007 8:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
TEVFİK EL ZEYYAT


Alıntı:
Filistin kavga şiirinin öncülerindendir. 1940 yılında doğdu. Halk şiir geleneklerinin benimsenmesi geliştirilmesi konusunda şairleri uyardı. Onun şiiri, halk şiir geleneğinin sesini ve anlatım biçimini sürdürür ve Filistin Arap söyleyişinin özelliklerini taşır. Politikayla çok yakından ilgili bir şairdir. Hristiyandır. Hikayeleri ve tiyatro eserleri de vardır. El Zeyyat birçok şiir kitabı yayımladı, bu kitaplar Suriye ve Lübnan’da da basıldı.

1958’de hapsedildi. Hapiste de şiir çalışmalarını sürdürdü. Bir süre Celile’den çıkması yasaklandı. Nezaret Belediye başkanlığı da yaptı.



Alıntı:
Başlıca şiir kitapları:

Ellerini Sıkıyorum
Ölülerinizi Gömün
Ayağa Kalkın.


En son gunfrfd tarafından Pzr Tem 29, 2007 12:16 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Cum Tem 13, 2007 8:29 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DİŞLERİMLE


Dişlerimle
savunacağım yurdumun her karış toprağını,
dişlerimle.

Başka yurt istemem onun yerine,
assalar damarlarımdan beni
istemem gene.

Burdayım hâlâ.
Aşkımın tutsağı .. Evimin çevresinde.
Yurdumun peşinde.
Burdayım hâlâ.
Yıkamazlar beni
ne kadar çarmıh yükleseler
omuzlarıma.

Burdayım hala.
Tutarak sizi. .. tutarak .. tutarak
avuçlarımda.

Dişlerimle
savunacağım yurdumun her karış toprağını,
dişlerimle.


(Çev. A. Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Cum Tem 13, 2007 8:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BİR ZEYTİN AĞACININ GÖVDESİNE


Yün dokumadığım için,
ha bugün ha yarın
tutuklanma buyruğunu beklediğim için
- evim her an hazır
baskınına polisin-,
kağıt bile satın alamadığım için,
kazacağım
bütün başıma gelenleri,
ve tüm sırlarımı
zeytin ağacının gövdesine,
evimin bahçesine dikili.
Kazacağım tüm
hayatımın öyküsünü,
kanlı günlerimi dilim dilim,
naralarımı, çığlıklarımı,
portakal ağacının gövdesine
ve mezar taşların.a ölülerimin.
Damla damla emdiğim
bütün acıları
silmeye yetecek
onda biri bile
gelecek tatlı günlerin.
Kazacağım bir bir
topraklarımızdan çalınan
her parçanın numarasını,
sınırını ve yerini köyümün,
köyümde eğleşenlerin yıkılmış evlerini,
kökünden sökülmüş ağaçları.
çiğnenmiş kır çiçeklerini.

Kazacağım bir bir
sinirlerimi büke büke parçalayan,
uzmanlaşmış bir sürü adamın adlarını,
ve bütün hapisanelerin adlarını,
ve ellerimi kenetlemiş
her çeşit kelepçeyi,
ve tüm dosyalarını
gardiyanlarımın,
ve üstüme boşalttıkları her küfürü.

Ve kazacağım:
«Küfr Kasım, seni unutmadım.»
Ve:
«Doruğuna çıktık kanlı dağların.»
Kazacağım sonra,
anlattıklarını
bana güneşin,
ve ayın fısıldadıklarını bana,
ve kumrunun dediklerini bana,
âşıkların terk ettiği
kuyunun başında.

Hatırlamam için iyicene,
kazacağım
ayakta, dimdik,
bütün acı günlerimi,
ve her sayfasını bozgunun,
tohumdan
dağa kadar,
kazacağım hepsini
zeytin ağacının gövdesine,
evimin avlusunda dikili.


(Çev: A. Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Cum Tem 13, 2007 8:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BİZİM ÂŞIK ÖLDÜ


Birinci Ses:

Bizim aşık öldü.
Devrildi asfalta,
elinde ekmek,
sırtında kazma,
vın diye geldi üç kurşun,
havalardan doğru üç kurşun
buldu onu,
göremedi bizim âşık
ak şimşeğini tabancanın.
Düşünüyordu yağmuru.


İkinci Ses:

Yürekliydi, efendiydi ve de namuslu.
Aç gözlü toprağı besledi durdu,
döktü alnının terini toprağa,
döktü olanca gücünü.

Üç kurşun
geldi çakıldı ona,
sendeledi, yere düştü.


Üçüncü Ses:

Gülmeyi severdi ve çocukları,
bir de yerli tütünü,
düğünlerde dans etmesini bir de,
bir de demli çayı,
atı ve atlı hikayelerini bir de,
siyaseti, rakıyı,
bir de insanların anlattığı masalları,
kuşaktan kuşağa.
Bizim âşık, bir kaya gibi çöktü.
Bir öküzü haklayabilirdi bir yumrukta.
Ama okuması yazması yoktu.
Güzel şiirler bilirdi ama,
güzel ata sözleri.
Bir varmış bir yokmuş,
vakti zamanında ..
Vın diye geldi üç kurşun,
havalardan doğru.


Birinci Ses:

Tarlasından dönüyordu bizim âşık,
buğday ve pancar tarlasından,
elleri ılıktı, göğsü bağrı açık,
kara saçları toz içinde,
toprakla didişmişti akşama dek,
yağmura susamıştı toprak.
Geç kalmıştı bizim âşık,
güneş de ufka doğru
alçala alçala soğumuştu.


Bağırdı rüzgâr, rüzgârın kanadı ıslak:
Ey âşık! Âşık!
Âşık baktı:
Ufuk da ıslaktı.
Yürüdü, sevinçten çırpa çırpa ellerini,
havayı derin derin soluyarak,
havayı ve yolcu bulutları.


İkinci Ses:

Geçiyordu asfalt yolu
düş kurarak:
Bizim küçük kızı
nasıl donatacağım bak,
hasat bir gelsin hele,
bütün borçlarımı ödeyeceğim nasıl,
bir kemer alacağım çocuklarımın anasına,
bir şişe kolonya, bir bilezik, bir şal,
bir çatkı alacağım kendime de,
benekli.


Üçüncü Ses:

Ama tüm düşler, ey âşık, söndü gitti,
bir anda, ne varsa, her şey.
Ne senin zavallı düşün yaradı işe,
ne sonsuz cömertliğin.
Üç kurşun
buldu seni,
havalardan gelen,
yıldırım gibi
üç kurşun.


Birinci Ses:

Altı. ..
Bu yıl başından beri
altı kişi,
intikam kurşunuyle
kurban gitti.
Bu yıl başından beri altı...


İkinci Ses:

Onlar da bizim âşık gibiydi.
Toprakta çalışırdı onlar da.
Onlar da alacaklardı iyi ürün,
yavrularını giydireceklerdi onlar da,
onlar da borçlarını ödeyeceklerdi,
komuşlardı kafalarına.


Üçüncü Ses:

Altı ...
Bu yıl başından beri
intikam kurşunuyle
kurban gitti.
Bu ne engerektir,
sokulur sinsi sinsi,
bu ne engerek!


Üç Ses:

Bu ne engerek!
Bu ne engerek!
Bu ne engerek!


Uzak Bir Ses:

Söylenenlere bakılırsa,
intikam var işin içinde,
intikam, besbelli.
Bir iş var
işin içinde
söylenenlere bakılırsa,
bu işin içindeki iş
başlar bir kan çizgisinden,
asfaltın üstünde akan,
gider bir tozlu tepeciğe,
ta ortasında kentin,
ve tepede,
bir oda,
numarasız.


Koro:

Toprak koyun başının altına,
kardeşler!
Tutkundu toprağa,
anaydı toprak,
vatandı ona.
Koruyun mezarı,
onu yutan mezarı,
iyi bakın mezara,
yeşil kalsın,
hep yeşil,
kardeşler!


(Çev. A. Kadir - Afşar Timuçin)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Cum Tem 13, 2007 8:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

GİTMEYECEĞİZ BURADAN


Bin kere daha kolay, daha olanaklı
geçirmek bir iğne deliğinden
bir kocaman fili,
balık avlamak göklerde,
toprak sürmek denizlerde sabanla, traktörle,
zır zır konuşturmak bir timsahı
bin kere daha kolay, daha olanaklı.
Ama zorbalığınıza, baskılarınıza güvenip
düşünme gücünün ışığını söndürmek
ve kendimize çizmiş olduğumuz yoldan
ayırmak halkımızı bir kıl payı,
işte bu olanaksız.

Sanki biz,
Ledda’da, Ramla’da ve Celile’de
yirmi bin olamaz şeyiz.

Burada,
göğüslerinizin üzerinde
bir duvar gibi
uzanıp kalacağız.
Gırtlağınıza saplanmış
bir cam parçası gibi burada.
Dikenleri yontulmamış bir yabani incir gibi,
bir ateş, bir alev fırtınası gibi,
gözlerinize bata bata
burada.

Burada,
göğüslerinizin üzerinde
bir duvar gibi
uzanıp kalacağız.
Meyhanelerde bulaşık yıkayarak,
doldurarak beylerin kadehlerini,
karanlık mutfaklarda yerleri silerek,
köpek dişleri gibi sivri dişlerinizden
bir lokma ekmek kopararak çocuklarımıza,
kalıyoruz burada.

Burada,
göğüslerinizin üzerinde
bir duvar gibi
uzanıp kalacağız.
Aç.
Çıplak.
Güvensiz ve tedirgin.
Şiirler söyleyerek.
Sinirli sokakları
doldurarak gösterilerle
ve zındanları
gururla.

Yeni çocuklar yaparak
birbiri ardından,
kuduz nesiller gibi
yeni çocuklar.

Sanki biz,
Ledda’da, Ramla’da ve Celile’de
yirmi bin olamaz şeyiz.

Biz,
denizlerine susamışlar,
kalacağız burada.
Zeytin ve incir ağaçlarının
kaybolmuş gölgesine
gözümüzü dört açarak.
Hamura maya atılır gibi
ağaçlar dikerek
yeni yeni.

Sinirlerimiz buzlar içinde ama
yüreklerimiz cehennemler gibi.
Biz,
eritiriz taşları
yanınca içimiz.
Gitmeyiz ama,
gitmeyiz taş çatlasa.
Ve esirgemeyiz hasisler gibi
taptaze kanımızı.
Bir geçmişimiz var bizim
burada,
bugünümüz var
ve geleceğimiz.


(Çev. : A. Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Sal Tem 17, 2007 5:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

GÖZYAŞLARI
VE
RÜZGÂR



1
Bu gözyaşları ne?
Doğudan esen bu rüzgâr ne?
Yakınmalarıyla yüklü
benim yitik insanlarımın
ve yurt özlemiyle boğazlanmış
ve kaskatı
bu rüzgâr ne?
Toprağı ve ufku doyuran
bu sesler ne?
Ovanın umutsuzluğunu döken,
çırılçıplak,
bu sesler ne?
Yüzüme, gözüme,
yüreğime, boğazıma
çiy gibi, kan gibi yayılan,
kölelik kokusunu boşaltan
bu sesler ne?
Bu gözyaşları ne?
Doğudan esen bu rüzgâr ne?


2

Sizi çağırıyorum sizi.
Sıkıyorum ellerinizi.
Kucaklıyorum ayaklarınızın altındaki toprağı
ve diyorum ki:
Hayatım sizin.
Sunuyorum size
aydınlığını gözlerimin.
Sunuyorum size
sıcaklığını yüreğimin.
Bendeki bu acılar
düşen acılardır
sizin acılarınızdan
benim payıma.


Sizi çağırıyorum sizi.
Sıkıyorum ellerinizi.
Göze almışım yurdum için her şeyi.
Eğilmemişim karşısında hiç kimsenin.
Direnmişim zorbaya karşı,
yetim, yoksul, çıplak ayak,
direnmişim.
Taşımışım kanımı ellerimle.
Düşürmemişim yere bayrağımı.
Bütün otları korumuşum,
mezarlarındaki otları
atalarımın.

Sizi çağırıyorum sizi.
Sıkıyorum ellerinizi.


(Çev. : A. Kadir - Afşar Timuçin)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Sal Tem 17, 2007 5:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İSTERDİM
ELİMDEN
GELSE



İsterdim, elimden gelse, bir çırpıda
ters yüz etmek bütün dünyayı,
kazımak kökünü zalimlerin, zorbaların,
yakmak bütün saldırganları diri diri,
isterdim körüklemek
bu köhne, bu yaşlanmış dünyanın altında
homur homur yanan cehennemi.
Altın tabaklarda yemesini isterdim
yoksul insanların en yoksulunun,
isterdim yemesini pırlantalı tabaklarda.
Kuşansın isterdim ipekli, sırmalı giysiler.
İsterdim yerle bir etmek kulübesini onun
bir saray kurabilmek için bulutların üstünde ona.

İsterdim, elimden gelse, bir çırpıda
ters yüz etmek bütün dünyayı.
Eylemdir aslolan eylem!
Yürek sıkıntısından da güçlü, öfkeden de.
İçinizden kime ne verdi ki
içinizi yiyen sıkıntı?

Kalkın, ey sevgili insanlar, kalkın ayağa!
Dinelin cilveleri önünde kalleş kaderin!
Doldurun gözlerinizi güneşle,
çelikle doldurun sinirlerinizi.
Yalnız sizin kollarınızdır
en güzel düşleri gerçeğe dönüştürecek olan,
dünyayı cennete çevirecek olan
yalnız sizin kollarınızdır!


(Çev. : A. Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Sal Tem 17, 2007 5:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HAPİSHANEDE
GECE
SOHBETLERİ



Hatırlamadan olur mu,
hatırlamadan Damon'u, (*)
o zehir zıkkım geceleri,
o dikenli telleri,
duvara asılan adaleti,
çarmıha gerilen ayı,
parmaklığın demirinde?
Hatırlamadan olur mu,
hatırlamadan Damon'u,
hücrede sohbetimizi,
vururken yüzümüze
karanlığın soluğu?
İç çekerdik hani,
hatırlamadan olur mu,
yitik Damon'da
aşktan konuşuldu mu!
Nasıl kalkardık ayağa,
nasıl isyan ederdik
dinlerken soygunları
ve yağmaları.
Sığmazdık kabımıza
halk başkaldırdığı vakit
ve kurtulduğu vakit.

Cücelerin uşaklığından söz ederdik,
zalimlere boyun eğmemiş bir halktan,
açlardan söz ederdik,
çıplak ayaklılardan,
bir deri bir kemik kalmışlardan.
bir deri bir kemik.
Karardan söz ederdik
esmer yüzlerde dolaşan,
gözlerde korku saçan umuttan,
olgunlaşacağı günlerden
halkın büyüye büyüye,
yarınlardan söz ederdik,
aşk ve barış dünyasından,
bahçelerden, güllerden, çiçeklerden,
amberden, şarap ırmaklarından.
Ve şekerden.
Hatırlamadan olur mu,
hatırlamadan Damon'u,
hücrede sohbetimizi,
vururken yüzümüze
karanlığın soluğu?
Hatırlamadan olur mu
sazını İbrahim'in,
Abs ve Antar ve Ablah öykülerini
anlatırken İbrahim,
ve kara saçlarını İbrahim'in,
ve Ebu Zait ve Diab masallarını
hatırlamadan olur mu?
Sürgündekilerden söz ederdik,
aramızda olmayanlardan,
iki dağ gibi heybetli iki yiğitten,
beyaz kılıçtan, iki yüzü keskin,
sevgililerden ve yemyeşil sevdalardan.
Uyuklardı sazı İbrahim'in,

Karmel üzerinde eskirken karanlık gece.
Otururduk gözleyerek cücelerin gecesini,
halkalar çıkarırdık cıgara dumanından sessizlikte,
meydan okurduk demir parmaklıklara,
anahtarlarına gardiyanların,
mavi gözlerine,
sarı dudaklarına.
Ey benim halkım,
gül fidanım,
bağlı kaldım sana canımdan çok.
Bağlı kaldık sözümüze:
Kabullendik hücrede acı çekmeyi,
haksızlığın zincirini kabullendik,
adaletsizliğin duvarlarını,
demir parmaklıkları,
…………yalnızlığı
…………………ve açlığı.

Kabullendik kurtulsun diye çarmıha gerilen ay,
alınan hakların geri verilsin diye sana,
satılmayasın diye bir daha sen,
satın alınmayasın diye sen bir daha,
ve kalmasın diye
bir daha kayığın yelkensiz.

Ey halkım,
gül fidanım,
bağlı kaldım sana canımdan çok.
sözümüz erkek sözü.
Sözümüz söz.


(Çev. : A. Kadir – Afşar Timuçin)


(*) Şairin 1955'de atıldığı İsrail hapishanesi
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Sal Tem 17, 2007 5:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ACI ŞEKER


Senin yaranı çağırıyorum yardıma, senin ülser yaranı,
üstüne tuz serpilmiş yaranı,
ey benim Filistin'im,
cevap versene!

Yardıma çağırıyorum, bağırıyorum avaz avaz,
erit beni, erit beni yaranın içinde,
dök beni, serp beni!

Oğlunum ben senin,
bıçak altındaki boyun!

Tatlı esintisi altında yaşıyorum,
ereğin, gelecek günlerin.
Yaşıyorum
zeytinliklerimde, ormanlarda.

Yazıyorum eşkiyalar için
şiirlerin en şekerini.
Yazıyorum mutsuzlar için,
yoksullar için .
Batırıyorum kalemimi
nişan tahtasına yüreğimin,
batırıyorum damarlarıma.
Çelik duvarları kemiriyor,
ekim rüzgârlarını içiyorum,
yudum yudum.

Parçalıyorum şiirlerle,
bıçak gibi keskin,
parçalıyorum suratlarını
beni ezenlerin.

Sırtımdaki bu yük
bir gün çökertirse omuzlarımı,
atacağım sırtıma
kayalardan koparılmış
bir yüklük.

Ey Filistin!
Ağzına kadar
yeşil soluğumla dolu,
durmadan çalan
zurnam benim!

Şarkılarım,
çöllerde dikilmiş
kara çadırların
direği.
Ve raksımın tatlı iniltisi,
duyduğu özlem
kendi insanlarına
toprağın.
Orada.
Karşı kıyıda.


(Çev. A. Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Prş Tem 26, 2007 4:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BÜYÜCÜLERİN ALEVLERİ


Ağır ağır.
Çekiyorum ışığı
sislerinden gecenin, karanlıklarından,
çekiyorum
ince iplikler gibi.
Sabır veriyorum düş limonluklarına,
sellerin fışkırdığı.
Kurutuyorum
bir göz yaşı mendiliyle
kardeşlerimin çığlığını.
Dikiyorum
en seçkinlerini bitkilerin
kızgın kumların ortasında,
dikiyorum
berduşlar için,
evsiz barksızlar için,
yurtsuzlar için,
mutluluğun, özgürlüğün ağacını
ve eşitliğin.
Bir gün eğer
yürüdüğüm yollarda gelirsem
kayalarla, dikenlerle burun buruna,
belki başım düşer,
ama yankım
devam eder yoluna.


Ağır ağır.
Kibrit değilim ben,
tek bir kez ışıldayıp
hemen sönen.
Ben benzerim
büyücülerin uçurttuğu
alevlere.
Ta beşikten mezara
dek ışık saçarım.
Dedelerimin beşiğinden
torunlarımın mezarına dek
yalım yalım
yanarım.
Ben karıncalar gibiyim,
gücünü hiç bir vakit yitirmeyen.
Sınırsız, uçsuz bucaksızdır soluğum,
uzar gider
ta sonsuza dek.

Ağır ağır.
Tarih gitmeli
yapa yapa ödevini.
Hep böyle yürümeli,
bizim yürüdüğümüz gibi.
Ezenlerin, zalimlerin
kararlaştırdık sonunu.
Yarattıkları yası ödeteceğiz onlara.
Çekeceğiz hep böyle,
bizi asmak için
hazırladıkları ipleri.
Çekeceğiz
boğuncaya kadar onları.


(Çev. A. Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Prş Tem 26, 2007 4:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ÇARMIHA GERİLMİŞ


Kardeşlerim benim!
Kardeşlerim benim!

Güller ve çiçeklerle, şekerler ve tatlılarla,
eksiksiz tüm aşkımla
bekliyorum.

Ben toprak, ben ay ışığı.
Ben çeşme, ben lâle, ben zeytin.
Susamış tarlalarla, yollarla
ve bağlarla.

Ve yemyeşil binbir şiirle,
taşı yaprağa çeviren şiirlerle
bekliyorum.


Güller ve çiçeklerle, şekerler ve tatlılarla,
eksiksiz tüm aşkımla
bekliyorum.

Ve doğudan gelen yelin esintisini
siper almış bir casus gibi
bekliyorum.

Belki de, kimbilir,
bir gün haber gelir bize
kanatlarının kanatlarında.

Günün birinde, belki de,
taşıverir çığlıklarla
ırmaklarım.

Nefes al artık, nefes al,
kardeşlerim perperişan
kalbim delik deşik.
Nefes al haydi.

Ben,
çarmıha gerilmiş
Filistinli!

(Çev. A. Kadir Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Prş Tem 26, 2007 4:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DÖNÜŞ KÖPRÜSÜ


Kardeşlerim benim!
Kardeşlerim benim!

Kaşlarımla
döşeyeceğim dönüş yolunuzu.
Kaşlarımla.

Basacağım yaranızı yüreğime
bir damga gibi,
bağlayacağım dikenlerini yolunuzun
kirpiklerimle,
kirpiklerimle.

Ellerimin ayasıyla
öğüteceğim tohum tanesini.
Ellerimin ayasıyla.

Kuracağım dönüş köprünüzü
bir kıyıdan bir kıyıya,
kemiklerimle,
kemiklerimle.

(Çev. A. Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Prş Tem 26, 2007 4:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
REMZİ DERVİŞ




Alıntı:
1952 yılında Celile'de Al Birva kasabasında doğdu. Büyük Filistin şairi Mahmut Derviş'in en küçük kardeşidir. Dervişler, beşi erkek, ikisi kız, yedi kardeştirler. Dört erkek kardeş kendilerini edebiyata vermişlerdir. Mahmut Derviş ve Remzi Derviş dışında kalanların hepsi işgal altında yaşamaktadırlar. Öbür iki yazar, en büyük ağabeyleri Ahmet Derviş ve erkeklerin üçüncüsü Zeki Derviş'tir. Zeki Derviş halen Celile'de göz hapsindedir. Remzi Derviş İspanya'da yerleşi'niştir. Orda bir yandan tıp öğrenimi yaptı, bir yandan Filistin edebiyatını İspanyolcaya çevirmektedir.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3725

MesajTarih: Prş Tem 26, 2007 4:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HER ZAMAN HEP BERABER


Alın vücudumu, gövdemi,
alın evlâtlarımı, ocağımı,
alın, hepsi sizin olsun.
O yasa geri geldi,
o orman yasası
geri geldi yurduma.

Emdi damarlarımın kanını,
Emdi son damlasına dek.
Tütsün bedenimin üstünde
-ey utanç-
tütecekse bir daha bu ocak.
Alın, hepsi sizin olsun,
komayın yağma edilmedik tek bir şey,
ey, son eşkiyaları dünyamızın!
Kalacağız biz hep
böyle bir arada
toprağımla ben,
yaşamda ve ölümde
böyle koyun koyuna.
Ta kıyamete dek.

(Çev. : A.Kadir - Süleyman Salom)
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
5. sayfa (Toplam 6 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok FİLİSTİN KANIYOR! kukulkan Güncel Olaylar-insanlar 6 Cmt Mar 01, 2008 7:05 pm
Yeni mesaj yok İSRAİL-FİLİSTİN SORUNUNA SANATSAL YAK... gunfrfd Okur Adayları İçin 2 Cum Ekm 27, 2006 2:10 pm
Yeni mesaj yok FİLİSTİN DOSTLARI angmar Güncel Olaylar-insanlar 2 Çrş Tem 19, 2006 2:00 pm
Yeni mesaj yok FİLİSTİN ŞİİRİ tohum Şairler ve Şiirleri 0 Prş Tem 06, 2006 1:17 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke