Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Pzr Mar 09, 2008 11:11 pm Mesaj konusu:
yirmidokuz
kendi yalnızlığı ıslanabilenler,
kendilerinin güneşleridirler
ölüm, ruhun salıncağıdır
herkes bir başkası olmakla mutlu olur
hiç biri olmadan mutlu olur bilge
insan, uzaklığa övgüdür
kuş uçarken kanatları yıpranmaz
duru bir suyun,
hiç bir arzusu kalmamıştır
temiz, kirlenme ihtimali olana denir
insanın anlamı, anlamsızlığında saklıdır
bir şeylerle yaşayanlar,
bir şeylerin uzantılarıdır
kayıplığından ürken,
kendini başkasına pazarlamıştır
rüyalar hiç demir atmaz
insan bir kırıntıdır
her ihtiyaç sahibinin tek ihtiyaç duyduğu şey kendidir
hakikat, ihtiyaçsızdır
yalnızlık uçurumunu kim inşa eder
ızdırap kazanının altını kim ateşler
kim kendini sanrılara teslim eder
ruhunu yaralayan kimdir insandan başka
insan, bir ıskalanıştır
bilge, ıskalanmaya aldırmayıştır
herkes kendi kanıyla kendi göklerini sular
özgürlük, bilmemekten ibarettir
her bilgi kendinden özgürdür
insan kendini bilemeyecek kadar,
kendine yakınlaşırsa,
özgürlüğüne kavuşur
insan bir söylentidir
kim cesaret edebilir kendini söylemeye
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Prş Mar 13, 2008 7:45 pm Mesaj konusu:
yirmisekiz
insan bir duraksamadır
her yönden kendine akar
ama hiç kendinde kalmaz
ilk özel mülkiyet sözdür
savaşın dili kelimelerdir
barışın dili suskudur
hep uzaktakinin uzaklığı mutluluk verir
her düşünce bir yankıdır
insan düşüncesiz yaşar
düşünceler, insanların dışkılarıdır
insanın söyleyecek bir sözü varsa,
cebinde taşıdığı bir yalanı vardır
insan inişli-çıkışlıdır
hayat ve hakikat düzdür
kendi yolunu seven,
kendiyle gider
varoluş bir bağsız oluştur
bütün kendini kayıp sananlar,
kendini hiç kaybedemeyenlerdir
hakikat yalvarmaz
insanlar kirlenmek için yarışır
en çok kirlenen, en temiz sayılır
toplum, insanın karanlık yanları üzerine kurulmuştur
tutunmak sıcak kalmaktır
tutunmaya çalışmak, ısınmaya çalışmaktır
tutunamamak, savrulmak ve kavrulmaktır
tutunmamak, kendini anlamaktır
insan, yapamacağı şeyi yaptığı sanrısıyla kahrolur
en büyük kötülük, kendine bağımlılıktır
umarsızlık en büyük silahtır
ancak,
kime ve niye ateş ettiğini bilmeden ateş edenler,
hep kazanır, hiç kaybetmez
insanın hakikati, kelimelerin üzerindedir
mutluluğu isteyen,
kendini yokluğa teslim edebilmelidir
sesler hep birer uçurumdur
h e r z a m a n u ç u r u m u d ü z e t e r c i h e d e r i n s a n l a r
b ö y l e c e h e p y u v a r l a n ı r l a r
i n s a n b i r y a n l ı ş t e r c i h t i r
b ü t ü n m e s e l e b u
k e n d i y l e b o y a n m a k i s t e y e n,
h a k i k a t l e b o y a n a m a z
Bir tüy gibi hissediyorum kendimi sizi okurken, bir hafif esinti ile beni uçuruyorsunuz. Dolaştırıp yukarılarda hafifçe toprağa bırakıyorsunuz sonrasında. Tam buldum yerimi derken tekrar havalandırıyorsunuz, kanatlandığımı zannedirken aslında hiçbir yere varamadığımı çakıyorsunuz beynime sonra.
Ne diyeyim ben sana üstadım şimdi...
Sen nasıl böyle derinlere daldın, benim kayığım böylesine karalara vurmuşken!
Hep yaz ve hep var ol he mi?
İzini sürdükçe ve seni okudukça ruhum kanatlanıyor çünkü...
İnsan durursa ölür
Kendi kedine kabedir
Yönsüzdür…insan,
Tüm yönlere işarettir
Ama kendisi olamayandır
Mülk kuşların yuvasıdır
Her kelime kendi içinde patlar
Susanlar tavşan kulaklarıyla imza atanlardır
Uzak insanın kendi sesidir
Duymadığı tek şeydir bu
Düşünce ızdıraptır
İnsan şekil peşindedir
Gözleriyle yaşarken her şeyini sakatlar
Düşünce insanoğlunun kokusudur
Terler, kendi kokusuna bile tahammülü yoktur
Çürür…tabuta sığmaz bu koku
İnsanın biriktirdiği duyguları varsa
Günah işlemek üzeredir
Parlatır bu günahı,saklar boynuna asar
Hava atar
İnsan, çukur ve tepedir
Hayat ve hakikat ya dipte ya iptedir
Yol diye bir şey mi var
Kimsenin ayak seslerine tahammülü yoktur
Varoluş sadece bir dönemeçtir
Kendilerini kayıp sananlar
Mısır’ın YUSUFuna öykünürler
Zeliha’yı baştan çıkarmak buluş olur onlara
Hakikat bir musalla taşıdır
Tertemiz kalmanın bir cazibesi de yoktur
Kir, kapitalizmin sermayesidir
Ama kir güzeldir…orijinal kir.
Toplum durmadan bireyi tanrılara kurban edendir
Kuralları, insanın kanından ve ruhundan beslenir
Tutunmak kural dışı bir harekettir
Tutunmaya çalışmak lanetlenmeye talip olmaktır
Tutunamamak, yakın durmaktır kendine,tanrıya
Tutunmamak kendini aşmaktır
İnsan yapamayacağı şeylerin günahına aşıktır
En büyük kötülük alışmaktır, alışım olmaktır
Umarsızlık çırılçıplak kalmaktır
Ancak,
Çıplaklık, resmi çizilen bir şeyse üryan
Dokunulamayacak kadar cazibeyse baştan ayağa ruhtur
İnsanın hakikati örtünün altındadır
Kelime örtüdür
Mutluluğu isteyen,
İstemekten vazgeçmesi gerekendir
Kendini ıslatmalıdır havayla, güneşle, ateşle…
Sesler, herkesin cehennemidir
H e r z a m a n
b a ş k a s ı n ı n c e h e n n e m i n i k e n d i s e s i n e t e r c i h e d e r i n s a n l a r
b ö y l e c e a ş ı k o l u r l a r
i n s a n b i r k u k l a d ı r
b a ş k a s ı n ı n e l i n i t a ş ı r i ç i n d e
b ü t ü n m e s e l e b u
k e n d i s i n e m e f t u n o l a n
b a ş k a s ı n a a ş ı k o l a m a z.
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Cmt Mar 15, 2008 10:45 pm Mesaj konusu:
yirmiyedi
her kelime bir kelimenin gölgesidir
insan, bir anlık fısıltıdır
kendi sesini dinlemek için konuşur herkes
konuşmak, kendine katlanamamaktır
susku hiç konuşmaz,
hep anlatır
kötü de olsa bir koku duymak ister insan
yanlış da olsa bir yolda yürümek ister
yolsuz yürümeyi kim kaldırabilir
herkes hakikati bilir
kimse istemez
çünkü hakikat renksizdir
insan bir başlangıçtır
başlangıçı sonuna ve sonuçuna denktir
insanın mukaddimesi şeytandır
durmak yürümeye denktir
kendi kendisi için insan bir kabuktur
bütün yönler, bir yöneliş sevdasından doğar
kelimeler hep imha eder
kendini yok etmeyen kelime,
yazarına yönelmiş bir tehdittir
duymak, kendi duyularıylaysa yalandır
her düşünce de insan kendini düşünür
saf düşünce, hakikate denktir
insan gözüne sığmayan hakikati,
yalanlarla şekillere dönüştürür
şekil, kişinin hakikatten kaçmak için icat ettiği labirenttir
kendi bakışını aradan çeken,
hakikati hakikat olarak görür
kendinin düşünceleri olduğuna inanan,
başkasının düşüncesidir
günah işlemek, varlığı hissetmek içindir
en çok günahı,
yokluğundan en çok korkan işler
günah bir varlık iddaasıdır
var olmak günahsız olmaktan iyidir insan için
insan bir düzlüktür
herkes başkasını zirve sanır
ya uçurumda ya da dorukta kalır
ama hep bir başkasının uzantısıdır
yol yönsüzdür
yol zamansızdır ve mekansızdır
yol zamansızlık ve mekansızlıktır
hakikate ermek,
hiç bir şeye eğilmeden yaşamayı bilmektir
kendini seçmek, kendini yokluk kadar inceltmektir
sesini duyurmak istemeyen,
kendini duyabilendir
her insan bir kuraldır
bilge, kuralı bilmeden kuralı uygular
insan, sadece uzama ihtimalini sever
kendine yakın olan, alçakta olur
çünkü insan boş bir ümittir
"l'enfer, c'est les autres"
cehennem ötekidir
cehennem bizzat kendidir
kendinin ateşini küçümsemeyen,
hiç bir zaman yanmaz
insan bir titreyiştir
bir damla yağmurla gökten yere inebilen,
bir damla suskuyla bütün sesleri kuşatabilir
gökler, her isteyene kapılarını açar
herkesin karanlığı kendine özgüdür
oysa ışık her yer herkeste aynıdır
kimse hakikatin ışığı için,
kendi karanlığını feda etmez
kimse hakikatin hak sözleri için,
kendi karanlık ve yalan sözlerinden vazgeçmez
kimse tanrısal olanın potasında erimek için,
kendi sahte benliğini terketmez
insan basit bir seçimdir
ışık, her yana her zaman yayılır
kim aydınlanmak ister
kim hakikatin ışığını seçer
insan bir seçiştir
insan bir seçiliş değildir
varlık yokluğa ilişiktir
yokluk varlığın hakikatidir
kendini duyamayanın kendi vardır
kendini duyanın sahtesi vardır
insan, bir hapisliktir
kendini yok lamak,
kendini bütün varlıkla harmanlamaktır
k i m s e i s t e m e z
b i r s eç s e i n s a n k e n d i n i
b i r d a h a k e n d i n i b i l m e z
h e p s ı f a t t ı r
i s i m l e r y a l a n d ı r
m u t l a ğ ı n i s m i o l m a z
i s i m s i z v e c i s i m s i z y a ş a y a b i l m e k t i r b i l g e l i k
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Cum Mar 21, 2008 8:50 pm Mesaj konusu:
yirmialtı
ne yapılırsa kendinedir
kendine cennet olan,
düşmanının cehennemidir
kendine cehennem olan,
düşmanı için cennettir
hafiflik savaşmaz
bilge
rahatsız olmadan ve rahatsız etmeden yaşar
herkes kendi ruhundan yer
herkes kendi ruhunu besler
her toplum bir bireydir
her toplum her kötüde kendi karanlık yönlerini yaşar
kötülük ancak herkesin rızası iledir
bazılarının iyiliği,
bazılarının kötülüğünün nedenidir
insan bir topluluktur
her zaman dıştan içe yaratılır insan
bilgelik,
içi dışa denklemek
içi de dışı da kendin belirlemektir
bulutlar kirletilemez
kimin savaştığı bir cephe varsa,
ağırlığı düşmanının ağırlığı kadardır
hakikatin düşmanı yoktur
hakikat düşmansızlıktır
bilge için düşman,
kendine giden yoldaki ilk basamaktır
kendini temizleyemeyen,
neyin kirli olduğunu bilemez
insan siyahla beyazın çarpıştığı sahnedir
ne siyah vardır ne beyaz
insan da iki olmayan yön çarpışır
kendini gerçekleştirmek,
gerçekleştireçek bir kendi bulamamaktır
kendine dost olanın düşmanı yoktur
ölüme dost olanın, her bir şey dostudur
düşmanı olmak, kirli olmaktır
düşmanı olmak,
düşük olmaktır
düşmanı olmak, kendini düşmanınla tartmaktır
hakikat tartılamaz
hayat senin gördüğün değildir
hayat sen olmadığın zamanda görünebilendir
kimse kendini atlayamaz
onun için hep bir yükü sırtlar
oysa insan susku kadardır
hiç hepi içinde taşır
içinde zıddını taşımayan zıddı kadardır
ya da ne zıddı vardır ne de kendi vardır
her feryad bir varolma arzusudur
varoluş susar
korkmak, kendini sanmaktır
her korku kendini gerçekleştirir
hayat hislerini hedefleyebilenlerindir
rüyalar dikiş tutmaz, ayna aynını söyler
kendini yok sayabilene,
hakiki bir varlık verilir
hayat bir hafifliktir
hayat güzeldir
gözlerin gördüğü gözlerdedir
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Cmt Mar 22, 2008 7:40 pm Mesaj konusu:
yirmibeş
kendi hülyasının ürünüdür insan
kendi rüyasının mahsülünü toplar bilge
yoklukta sallanmak tehlikelidir
yoklukta yok olmak güzeldir
kimse kendini silemez
hep kendini okur
kendini okuyan,
hakikati bilmez
hakikat insandadır
ama insan kendi dışından bakmalıdır
ya da kendisiz olmalıdır
en büyüğü bile küçüktür
gören gözler hep kendini görür
insan çoğu kez ihanettir
kelimeler parçalanmış hakikatin sahte gölgeleridir
var olan hep olur
gerçek kademelidir
ruh tanımsızdır
tanrı tanımsızdır
bütün tanımlar ilk basamaktadır
yaşamak, tanımlayı reddetmektir
insan sadece sıpınır tanımların ardına
kelimelere inanmak, kendine küfretmektir
ancak kelimesiz yaşayabilenlerin yaşattığı kelimeler hakikattir
hiç bir şey dahil değildir hiç bir şeye
insanın insan bildiği insana dahil değildir
kendisinin bildiği, hakkın bilgisine uzaktır
kendisiyle bilen, ancak sanrıları bilir
kendini bilmek,
kendisizliğin şakısını kendin olmadan söyleyebilmektir
varlığın anlamını, ancak varlığa inanmayanlar takdir edebilir
içine dahil olan, içi bilmez
hem dıştır hem içtir bilge
hem de hiç biridir
bütün kanunlar insanların kendilerini yanlış yorumlamalarından doğar
insan basitliğini bilmez
böylece kirli ve basit kalır
hayat hafifliğine eklenti yapmamaktır
her ek bir sahtedir
insan sadeliğinden ibarettir
arı balı kendine bulaştırmaz
bal arıdan uzaktır
insan kendini mahsulune karıştırır
karışmak, yanılmaktır
bilge içine her bir şeyi alan boş bir kutudur
ıskalanacak bir şeyi olanın,
kendisine söylediği bir yalan benliği vardır
yaşayan yaşadığını bilmez
bilinenler hep bilgide kalır
hayat unutabilmekle kaimdir
eylem, eyleme inananı süründürür
ölüm bir rüzgardır
aşk bir ürpertidir
bütün dönemeçlerden sonra,
hayıflanmaksızın kendine kalabilen bilgedir
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Cmt Mar 29, 2008 4:12 pm Mesaj konusu:
yirmidört
dünya hafiflikle ağırlığın savaştığı mekandır
her ses bir sesin yankılanmasıdır
hayat, bir şey için başka bir şeyi yapmaktır
kendi olan, kendine rağmen olamaz
insan, sadece kendi kadardır
kimse başkasının rengini bilmez
her denizde bir ufuk vardır
bütün sözler, bir çırpınıştır
hepsinde kendi vardır
ne varsa insanın yaptığı,
hep var olmak için yapılmıştır
varlığa hiç bir şey dahil değildir
varlık da kendine dahil değildir
her tartışma bir perdedir
kendi pis kokuları duyulmasın diye,
başka kokulardan bahseder herkes
kimse kendini ve ötesini bilemez
her an, bir diğerinin çarpıntısıdır
her söz bir öncekinin, yankısıdır
her insan, bir diğerinin karşısıdır
her renk bir diğerinin varlığıdır
her istek bir hayal kırıklığının yapıcısıdır
her şey bir diğeridir
sadece insan diğerisiz olabilir
bilgelik,
ötekisizliktir
diğerlerine bakarak kendini ve haricini yapar,
her biri hep diğeri olur
kendine yetebilmek,
kendisini görmemektir
her kelime anlamını lekeler
hakiki anlamların kelimesi yoktur
bir yaprağın sırtındaki şebnem,
kelimelerden ve seslerden ötedir
her hakikat bir kelimeyi yok eder
hakikat kademelidir
birdir ve aynıdır
yine de herkes de farklıdır
her toplum bireylerinin birleşkesidir
herkeste her şeyden biraz vardır
söylenmiş sözleri söylemekten korkmaz bilge
hakikatin bütün ağızlarda her gün defalarca yer bulur
bunun için bu denli gizlidir
kendini bulmak,
kayıplığından bi-haber olmaktır
bu kendini bilmeye denktir
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Prş Nis 03, 2008 8:49 pm Mesaj konusu:
yirmiüç
yaşamak, yaşadığını sanmaktır
yaşamak, başkasının oyununda fügüran olmaktır
yaşamak, birinde kaybolmaktır
yaşamak, duyumsamamaktır
yaşamak, farkındalıksızlıktır
insan, bir sanrıdır
insan, sahte bir tanrıdır
insan, bir yükleniştir
insan, bir sarkıntıdır
insan, bir ütöpyadır
insan, bir uzaklaşmadır
insan, bir taşmadır
insan, bir damladır
herbiri doğru, herbiri yalandır
dünya, bir imgelemdir
dünya, bir güzellemedir
dünya, bir nefestir
dünya, bir labirenttir
dünya, bir mabeddir
dünya, birdir
tanrı, herşeyin hem en derininde olacak kadar her şeye dahil,
hem de hiç bir şeye değmeyecek kadar herşeyden harictedir
kitaplar, ruhun dışkılarıdır
okumak, bilerek esir olmaktır
bilginin büyük bölümü kötüdür
yazı yazmak büyü yapmaktır
her harf bir kurşundur
herbiri yanlış hedefi bulur
edebiyat, kazananı olmayan bir müsabakadır
aslolan tenhalardadır
insanın ürettiği insanın zindanıdır
her yenilik, bir eskiyi yok eder
iher yenilik insanın bir yanını yok eder
insan bir anlaşmadır
kendinden taşan, boğulur
sanat, bir tatmin vasıtasıdır
hiç bir şey iyi veya kötü değildir
hakikati söyleyenin sözleri yerine,
sesi yüksek çıkanın sözleri dinlenir
hakikatin sesi en yüksek sestir
yine de kimisi onu duymaz
büyük olan her zaman kayıptır
insan uzun boylu bir intihardır
her yol çıkışı bulur
her insan kendinin çıkışıdır
kendinden çıkmak,
bütün kaderleri hükmün altına almaktır
hepsinin söyleyecek binlerce sözü vardır da
hepsi susar
susku, hakikatin bekçisidir
ses, kirlenmek ve kirletmektir
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Pzr Nis 06, 2008 2:59 pm Mesaj konusu:
yirmiiki
bir oyun her zaman sahibini oynar
her eylem her yönüyle yapana yönelir
her insan bir kötü, bir iyidir
bilinç, bilgi ile olmaz
insan bir ihtiyaçsızlıktır
ihtiyaçları onu mahveder
her insan bir ütopyadır
insan bir takıntıdır
bir basit tercih her şeyi belirler
aslına denk olan yalnız tanrıdır
hayaller abartılmış gerçeklerdir
gerçekler uydurulmuş ihtimallerdir
her ihtimal bir imkansızlığı verir
insan çözülmemesi gereken bir bilmecedir
çok fazla görünen, çok uzakta kalır
bütün insanlar bir saplantıdır
kendini gerçekleştiren, kendinden sapar
insan bir tercihtir
yine de bir mahkümiyettir
ilk basamağı aşamayanlar için,
sonrakiler bir şey ifade etmez
her tutuluş bir unutuşdur
insan insanın kendinde unutuluşudur
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Cum Nis 11, 2008 8:31 pm Mesaj konusu:
yirmibir
zaman insanın avuntusudur
hep sabit kalan, yok olur
fazla açık olan, sahtedir
insan her türlü duyguyla kirlenmiştir
her şeyin hakikati, zıddına indirgenebilmesi ile ölçülür
bütün öğretiler, insana bir şey öğretilemeyeceğini ıspatlar
hayat bir seziştir
bildiği için yaşamaz kimse,
sadece, yaşadığı için bilinir
insanlar üç çeşittir
bazıları,
yanlış yerde aradıklarını bilmeden ararlar
hep arar hiç bulamazlar
bazıları,
doğru yerde aradıklarını sanırlar
hep arar hep yanlış şeyler bulurlar
bazıları da,
aramakla bir şeylerin bulunamayacağını bilir,
hiç aramaz, hep bulurlar
insan çözülemeyecek kadar basit bir bilmecedir
simgeler hakikatin hamalıdır
geçmiş, her anın gölgesidir
güzellik her zaman kendini en kolay teslim eder
herkesin bir mağarası vardır
bazı güneşler diğer güneşlerin karanlığıdır
her insan kendi hizasından varlığı anlamlandırır
zorundalık yoktur
her türlü gereklilik,
insanın kendini oyalama arzusundan doğmuştur
hiç bir şey yapmamak,
her bir şeyi yapmaktır
zorluk,
zoru değil kolayı seçmektedir
su sancısız akar
ses her zaman titrer
susku ilaç gibidir
hem tedavi eder hem var eder
varlığın anahtarı yokluktur
o kapıdan ise ancak suskuyla girilir
yaşamak, esneyebilmektir
ruhun melodisi ses çıkarmaz
aşk, tanrısal bir ilhamdır
her müzik bir feryadı anlatır
huzur suskudadır
kelimeler, ruhun kanla boyanmış parçalarıdır
acısı olanın, söyleyecek sözü vardır
söyleyecek sözü olan,
her zaman kendini söylemeye çalışır
sözler, görüntülerin sembolleridir
görülemeyenin semboli ise suskudur
susarak görülemeyene,
konuşarak sahte görüngülere varılır
sanatın amacı,
insanı bu dünyaya alıştırmaktır
her eser bir tutunulamayışın öyküsüdür
her eser birini var etmek diğerini yok etmek ister
insan sadece kendisine insandır
insan tüketimin birinci nesnesidir
her insan ilk önce kendini tüketir
zamanı sayan ve mekanı adlandıranlar,
her adımlarında kendilerini pazarlarlar
parayı icad edenlerle,
onu yok etmek isteyenler aynı kişilerdir
zaman her şeyden arınıktır
çünkü yokluk kirlenmez
insanlar önce kirlenir
sonra kiri başkalarına bulaştırır
ve onları temizlemek için uğraşır
herkes kendi pisliğinin bedelini öder
hakikat kirlenmez
sanrılara kapılmak,
kirlerle banyo yapmaktır
düzen her zaman bilgillilerin eliyle ilerler
bilgi insanı uçuruma sürükler
çünkü her bilinenin bir sonu vardır
insan bilgiyle ancak kendi sonunu yaratır
bilmemek, her şeyi tanrıya bırakmaktır
her akıl sahibi kendini en akıllı bilir
oysa ne kadar az bilen varsa, en bilgesi odur
ne bilmektir marifet,
ne bimemek,
ne de ne bildiğini bilmek,
ne bildiğini bilmemek
marifet,
yaşamaktır bilgisiz, sorgusuz, iradesiz, sanrısız
bütün tercihleri elemiş ve tercihsiz yürüyen,
tanrının gösterdiği yolda yürür
Kayıt: Jan 25, 2007 Mesajlar: 315 Nereden: ötelerden, ötesizliklerden
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 4:10 pm Mesaj konusu:
yirmi
insan kendine susamış bir hayvandır
bunun için hep başkalarına saldırır
bütün çabalar, bir arzudur
insan bir sığınaktır
herkes kendi lekesini taşır
onun için biri diğerinde aynıdır
herkes kendi hakikatini taşır
başkasına yöneltilmiş her türlü eylem,
insanın kendine uyguladığı bir yaptırımdır
parayı tutanların, ilk pazarladıkları şey kendi ruhlarıdır
insan çoğu kez, tanrının yüklerini kıskanır
bütün çabalar kendini farklı kılma çabasıdır
yokluğun bekçileri varlık sahipleridir
ses, her zaman kendisizliğin sesidir
düz yolda yürüyenler, dikten çıkamadıkları için terler
insan kendini yanıltır
zıtların biri seçilirse, hep yanlışta kalınır
bütünü görmek, bütünleşmektir
her değirmen ilkin kendini öğütür
en zavallılar, en çok zavallı görenlerdir
kendisini hariç tutmadan yapılan her eylem,
kendi pisliğini başkalarına bulaştırmak sevdasıdır
sürekli bir kaçış varlık ifade etmez
dururken de var olur
susarken de var olur
varlık, varlığını ispatlamak ihtiyacı hissetmez
her türlü ispat yokluğu gösterir
yokluk, varlıktan ürkmez
kendi olan her şey bir diğeriyle kardeştir
insanın düzeni, düzensizliktir
yıldızlar kendilerini bilmezler
her şey bir yorumdur
her şey bir kahkahadır
kimse başkasına kahkahasını vermez
insan her zaman bir kıskançlıktır
hakikat paylaşmaktır
kimsenin hiç bir şeye sahip olmak hakkı yoktur
evren, sosyal bir mukaveledir
herkes kendinde kendine saklayacak bir yön arar
ve buna kendi der
çünkü bir yalandır
diğerlerinden bir farkı olmadan,
var olabilen, göksel bir varlığı yansıtır
insan kendini temize çekmelidir
kendini temize çeken,
hiç bir şeyi yapmadan da her şeyi yapabilir
siyahla beyazı denk göremeyen, yalandır
tanrı kıskanmaz
insan, tanrıyı insandan kıskanır
her seçim bir yanılıştır
yolun sonunda olanlar, her an yolun başındakiler olabilir
düzlük, eylem beklemez
sonsuzluk tartılamaz
sonsuzluk renksizdir
sonsuzluk kelimelere ve renklere sığmaz
sonsuzluk,
yokluğun ve varlığın
birbirine karıştığı o ilahi çizgide
nereye gittiğini bilmeden ve hiç bir şey görmeden
anlamadan, duymadan, kanamadan, konuşmadan, acımadan
susarak yürümektir
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız