Faruk Nafiz Çamlıbel'in "intizar" adıyla bilinen ve bestelenen "Sakın bir söz söyleme / Yüzüme bakma sakın / Sesini duyan olur / Sana göz koyan olur" diye başlayan şiirinin esiniyle midir bilinmez, kıskançlığı "sapıklık" derecesine indirenler var:
Henüz üç yaşında bir kardeşim var / Seni ondan bile kıskanıyorum
Kimileri tehditler savurmayı kıskançlığın önlemi olarak görür:
İhanet etme duyarım / Sonra gözünü oyarım / Başka bir yâr sararım / Affetmem affetmem / Affedersem terk etmem /İhanet etme oyarım
Kimileri tehdit bölümünü, bizim doldurmamız için boş bırakır:
Ne olur aşkı bana çok ver Allah 'im / Sevdikçe sevesi geliyor insanın / Sana bir ufacık lafı bile kaldırmamam / Sana benim gözümle bakanı...
Kimileri de mümkünmüş gibi, "Sevgili olamadıysak bari kardeş olalım." önerisini ileri sürerek, kendisini delikanlılığın en üst basamağına yerleştirip oradan bakar:
Nikâh masasına oturdun işte / Sana mutluluklar, sözüm kardeşçe / At artık imzanı, git bir an önce
İkili ilişkilere ad koymanın, şimdiye dek farkına varılmayan zorluğu ilk kez bu dönemde dile getirildi. Bunun için "tırlamak" (ne demekse?) niye gerekmiş bilmiyoruz, ama söylendiği gibi, zorlanıldığı belli:
Belli ki fırlamışım / Kendimi zorlamışım / îsmini yeni koydum / Uzaktan arkadaşım
Sever gibi, över gibi görünürken dövmekten beter eden sözlerle çok sık karşılaşılıyor. Aşağıdaki onlardan biri:
Uyusun da büyüsün öyle gelsin / Anasının kuzusu dize gelsin / Memlekete başka güzel mi yok? / Allah gönlüme göre versin/ Nazla niyazla uğraşamam / Allah gönlüme göre versin / Sultanlar sultanıymış haspam / Güzeller güzeliymiş yosma
Bir insana hem "sevgili" hem de "arsız" denebilir mi? "Arsız" sözcüğü, "sevgilinin başına sıfat olarak getirilebilir mi? İşte yanıtı:
Sen ne istediğini bilmez arsız sevgili / Hiç iyi dileğim yok senle ilgili
Kimi sözlere yorum getirmek, benim sabır ve dayanıklılık sınırlarımı zorlamakta. Aşağıdaki sözlere bu yüzden hiçbir yorum eklemiyorum:
Nereden aldın kız benim kokumu / Ne güzeldir Türk'ün lokumu
Sağ gösterip sol vurma anlayışı, sevgiliye iltifat edilirken de çıkıyor karşımıza.
Kalk gidelim de saraylı / Bak dikiz aynam kalaylı /Gel, bigel, bi gel, gel bana/ Minderi kendinden yaylı/ Kalk gidelim de saraylı
Neymiş? "Saraylı" diye seslenilen bir sevgili; dikiz aynasından söz edildiğine göre bir de araba var. "Minderi kendinden yaylı" olan bunlardan hangisi? Sevgiliye söylenmiş gibi duruyor; ama umalım, araba için söylenmiş olsun.
Pop müzik, şehir müziği! Yaylalarla falan ilgisi olmaz, diye düşünüyoruz, değil mi? Ama sevgili "manyak güzel" olunca, Bağdat Caddesinde dolaşacağına yaylalarda geziyor demek:
Yaylaları gezersin /Bizim ordan geçersin /Anlatmaya gerek yok / Sen çok manyak güzelsin
Şu da övgü! İlk bölümü aşçı yamağına, ikincisi tamirci çırağına söylenmişse anlamlı olabilir ancak:
Seni lapacı / Seni yıkamacı, yağlamacı
Birinin köfte dudaklı olduğu, yüzüne karşı söylenmez, ayıptır. Arkasından da söylenmez, dedikoduya girer. Övgü olarak söylenir mi?
Köfte dudaklarını, hokka gibi ağzını / Lokma lokma her yanını / Öpsem yeniden, dönsen köşeden
Hemen hemen bütün şarkılar aşk teması çevresinde söylenmiş olsa da ortak bir aşk tanımında buluşulamayacagı çok açık. "Mega aşk'aıda.n, "deli ablardan söz edildiği gibi, aşkla dalga geçilen, "Böyle a taj denir / Yaptığına montaj denir" gibi şeyler de söyleniyor. "Aşka yürek gerek, anlaşana / Her defa yanıyorum; ama gitmeliyim" sözleri, kaçan âşığın, suçu karşı tarafa yıkma girişimleri biçiminde kendini gösteriyor. Anlamlı gibi görünen; ama ancak "Kaşık olma dan çorba içilmez." kadar anlamlı olabilen dizeler si
Aşk sözle anlatılmaz / Sevmeden yaşanmaz
Aşkı, zaman isteyen ve aceleye getirilmeyecek bir i gibi gören anlayış ise kendi çekilmezliğine katlar nın ödülü olarak kendisini sunmakta:
Acele etme bu aşk dediğin biraz zaman alıyor! lenin ve bana katlananın yanına kâr kalıyor
İlk ve tek görüşte başlayan aşklar var:
Bu sabah 8.15 vapurunda / Onu gördüm k da / Dizlerimi titretti /Âşık oldum galiba
Âşık olma olasılığını yüzdeye vuran da var: Âşık değilim olabilirim / Yüzde elli sevebilirim
Bunlardan daha belirgin olarak ortaya çıkan iki eğilimden söz etmemek olmaz. Bunlardan biri, aşkı demode bulan, reddeden, yadsımacı bakış:
Ben çoktan beri/Kapadım o defteri/Aşk bana lazım değil artık/Aştım kendimi/Aşk bu devirde güzelim / Yalan artık
İkincisi ise, "Deneyelim, bakalım, olursa olur." diyen, deneyci bakış:
Aklımda bulutsun, baksana ne diyeceğim/Bence biz bu aralar birbirimize iyi geliriz / Baktık ki olmuyor, iki adım geri gideriz
Cinsel çağrışımlı:
Cinselliği çağrıştıran sözlerin bulunduğu şarkılar da çok. Bunların öncülüğünü sanırım, "Bandıra bandıra ye beni/Hiç doyamazsın tadıma/ Bütün numaralar bende / Sen de var benim farkıma " gibi şarkı sözleri yaptı. Lise öğrencisini cinsel obje olarak gören, "Ah o liseli liseli /Kısacık etekli, dar elbiseli" de var, ölçüyü iyice kaçırıp "küçük kaygan delik" lafları edenler de, "milyonlarca doğmayacak çocuğundan söz eden de. Cinsellik, kimi şarkılarda uzak bir çağrışım gibi görünse de kimilerinde çağrışım sözcüğünü kaldırmayacak kadar açık. Sözgelimi şunda çok açık:
Pantolonunu sevdim / Çıkar onu bebeğim / Hadi gel bize gidelim
Şunda da:
Sen bana bir gül versen / İnadı bırakıp sevsen / Ölür müsün be sevgili / Azıcık ucundan versen
Ötekiler, dinleyenin hayal etme gücüne göre anlamını değiştirebilir:
Gençlerin her an dinledikleri şarkılarda söylenen sözler bunlar. Bu sözlere yansıyan bir yaşama biçimi varsa kuşkusuz bu sözlerin belirlediği bir yaşama biçimi de vardır. Her şarkıda defalarca yinelenen sözler, her radyoda, her televizyonda defalarca çalınan parçalar öylece esip geçmiş olamaz insanların kulaklarının üzerinden, ilk duyuşta anlamı üzerinde düşünülmese bile, günlerce duyulduktan, dinlendikten sonra, bu parçaların anlamı üzerinde hâlâ ve hiç düşünülmemiş olduğunu varsayamayız. Eğer gençlerimizin, dinlediği, eşliğinde dansettiği, göbek attığı, gerektiğinde birlikte söylediği bu şarkıların sözlerinin ilettiği anlam üzerinde düşünmemiş olabileceklerini varsayarsak bu başka bir incelemenin konusu olmak zorunda. Kimse sürekli duyduğu sözlerin anlamını algılamıyor olamaz. Söze dökülen her şey, gerçeklik kazanır. Bir kavram söylenmediği sürece yok sayılabilir; ama söylendiği anda, artık anlamlar dünyasında kendi yerini açmıştır. Ayrıca şunu da biliyoruz: Herhangi bir söze bir iletinin (mesaj) özel olarak yerleştirilmesine gerek yoktur; söylenmiş her söz bjr iletidir zaten. Öyleyse şarkı sözleri için de aynı ilke geçerlidir. Pop müzik parçalarının sözleri, aynı zamanda topluma, özellikle de gençlere sunulmuş bir iletidir. Bu iletide neler dendiği de ortada.
Hocam, ''soyun geliyorum'', ''dur geliyorum ''olacak. Rock grubu Mavisakal'ın parçasıdır. Ayrıca, vokalisti Tibet Ağırtan'ın solo albümünün de ismidir...
Benim en çok çelişkili sözler dikkatimi çekiyor..Bir bakıyorsunuz "Sensiz her yer cehennem" diyor, sonra şarkının başka biryerinde "cehennemin dibine kadar yolun var" diyor...
Ne berbat bir durum bu...Şarkılardan fal tuttuğunuzu düşünsenize...Söz yazarının dengesizliği yüzünden aklınız karışıyor...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız