Tarih: Pzr Şub 18, 2007 11:33 pm Mesaj konusu: Mantık ve Tanımı - Kıyas Türleri
‘Mantık’ bilinenler yardımıyla bilinmeyenlere ulaşmanın yollarını gösteren kurallar bütününe verilen addır.
Bilinen kavramlardan bilinmeyen kavramlara ‘tanım’larla ulaşılır. Bilinen hükümlerden bilinmeyen hükümlere ulaşmak ise ‘akıl yürütmeler’ yaparak gerçekleşir. Buna dayanarak mantığın iki bölümden oluştuğu söylenebilir:
1. Kavramları konu edinen tasavvurlar bölümü.
2. Tasdikler bölümü.
Zihnimizdeki bilgilerin bir kısmı -sıcaklık, soğukluk gibi- ispata gerek duymazken, diğer bir kısmı da ancak ispat yoluyla bilinebilir.
Kavram
Kavram varlıkların zihnimizdeki karşılığıdır. Zihnimiz kavramdan akıl yürütmeye giderken üç aşamalı bir yol izler:
1. Üzerinde düşünülecek şeye ait kavramla onu niteleyecek şeye ait kavramın birleştirilmesi aşaması.
2. Bu iki kavramın birleştirilmesi aşaması.
3. Bir arada düşünüldükleri zaman üçüncü bir hükme götürecek iki hükmün birleştirilmesi ve beklenen yeni bilgiyi elde etme aşaması.
Mantıkçıların benzetmesine göre; ‘kavram’ binada kullanılan tuğla, ‘hüküm’ duvar, ‘akıl yürütme’ ise binanın tamamıdır.
Mantık sözle değil anlamla ilgilenir. Anlam varlıkların zihin kutucuğu içerisindeki karşılığıdır. Nasıl bir binanın kağıt üzerinde çizilmiş planı o binanın küçültülmüş hali ise varlıkların isimleri de varlıkların küçültülmüş halidir. Buna mantık dilinde ‘sözlerin anlamlara delâleti’ denmektedir.
Varlıklara ait tasavvurlar, zihin kutucuğuna tek tek değil de ‘grup’ halinde yerleştirilmektedir. Bir çok ağaç çeşidi varken zihin bunların yerine tek bir kavram olarak ‘ağaç’ kelimesini kullanır.
Mantıkçılar varlıkları gruplandırırken zihnin beş tümel kavramı esas aldığından bahseder: tür, cins, ayrım, hassa ve ilinti. Örnek: ‘Bitki’ bir tür, ‘canlı’ bir cins, ‘akıllı olmak’ insan türünün bir ayrımı, ‘gülmek’ insan türünün bir hassası, yürümek ise insan türünün bir ilintisidir.
Kavramlar Arası İlişkiler
Kavramlar arasında dört ilişki vardır:
- Eşitlik: Bütün konuşanlar gülendir. Bütün gülenler konuşandır.
- Tam Girişimlilik: Bütün bitkiler canlıdır. Bazı canlılar bitkidir.
- Eksik Girişimlilik: Bazı insanlar beyazdır. Bazı beyazlar insandır.
- Aykırılık: Hiçbir insan taş değildir. Hiçbir taş insan değildir.
Tanım
Tanımlar ‘beş tümel’ kavramdan yararlanarak yapılmaktadır. İslam mantıkçıları tanımı, ‘had’ ve ‘resm’ diye ikiye ayırmışlardır. Bunlar da ‘tam’ ve ‘eksik’ olarak ikiye ayrılırlar.
Önerme
Önerme için iki terime ihtiyaç vardır. İkinci terim birinci hakkında bilgi verecek şekilde birinciye bitişmiş olmalıdır. İkinci terim birinciye yüklem olmaya elverişli ise önerme ‘olumlu ve doğru önerme’dir. (Örnek: ‘Ali insandır’)
Önerme Türleri
Önermeler ‘yüklemli’ ve ‘şartlı’ olmak üzere ikiye ayrılır.
- Yüklemli önermede birinci kısma ‘konu’ ikinci kısma da ‘yüklem’ denir.
- Şartlı önermelerin birinci kısmına ‘mukaddem’ ikinci kısmına ise ‘tali’ denir.
Şartlı önerme iki önermenin bitişmesinden oluşur.
- Birinci tarafın sebep ikinci tarafın sonuç olması şeklinde olursa buna ‘bitişik şartlı önerme’ denir. Örnek: Çalışırsan kazanırsın.
- Taraflardan biri diğerinin zıddı veya çelişiği olacak şekilde de olabilir, buna da ‘ayrık şartlı önerme’ denir. (Örnek: Ya çalışırsın ya da başarısızlığın getirdiği sonuçlara katlanırsın.)
Bir yüklemli önermenin konusu tek bir varlığı gösteriyorsa buna ‘şahsi önerme’ denir. (Örnek: Ali çalışkandır.)
Önermenin konusu birden fazla varlığı gösteriyorsa bu durum ister bazı ister bütün sözüyle ifade edilmiş olsun önerme ‘müsevver’ adını alır.
Önerme konusu birden fazla varlığı gösteriyorsa ve bu belirtilmemişse ‘mühmel önerme’ adını alır.
Mantıkta daha çok müsevver önermelerden bahsedilir. Bunlardan ‘bütün’ sözüyle başlayanlar ‘tümel’, bazı sözüyle başlayan önermeler ise ‘tikel’dir.
(Bunların olumlu ve olumsuzları kullanıldığında ortaya dört tane önerme çıkar: tümel olumlu, tümel olumsuz, tikel olumlu, tikel olumsuz. Bunlarsırasıyla; A, E, I, O harfleriyle gösterilir.)
Önermeler arası ilişki
Çelişki
Bir yüklemin bir konuya aynı anda hem yüklenmesi ve hem de yüklenmemesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur.
Örnek; ‘Ali Ahmet’e borçludur’ ile ‘Ali Ahmet’e borçlu değildir’ cümleleri aynı anda doğru olamaz.
Başında bütün, bazı, hiçbir gibi ifadeler bulunan önermelerin çelişikliği bu önermelerin hem olumluluk hem olumsuzluk hem de tümellik-tikellik bakımından farklı olmalarıyla gerçekleşir.
Örneğin ‘bütün insanlar canlıdır’ önermesinin çelişiği ‘bazı insanlar canlı değildir’ önermesidir.
Döndürme
Bir yüklemli önermenin konusunu yüklem, yüklemini konu yapmaktır:
- Önerme döndürülmeden önce olumlu ise döndürülmeden sonra olumlu olarak kalmalıdır.
- Döndürülmeden önce doğru olan bir önerme döndürüldükten sonra da doğru olur.
Tekabül
Aynı terimle yapılmış biri olumlu diğeri olumsuz iki tümel önermeden biri doğru veya yanlış olursa diğerinin ne durumda olacağını, aynı şekilde iki tikel önermenin birbiri karşısındaki durumunu anlatmak üzere kullanılan bir terimdir:
- Tümel olumlu doğru olursa, tümel olumsuz yanlış.
- Tümel olumsuz doğru olursa tümel olumlu yanlış olur.
Kıyas
Kavramlar önermeleri, önermeler de akıl yürütmeleri meydana getiririr. En çok üzerinde durulan akıl yürütme türü ‘kıyas’tır.
Kıyas; dayandığımız iki önermenin doğruluğunun kabul edilmesi herhangi bir ek bilgiye gerek duymaksızın bizi yeni bir bilgiye götürür.
Örnek: Âlem değişkendir. Her değişken sonradan olmadır. O halde alem sonradan olmadır.
Örnekteki ilk iki cümle doğrulukları kabul edildiği için bunlara ‘kıyasın öncülleri’ denir. Ayrıca bu öncüller birbirini tamamlayan önermeler de olmaları gerekir.
Bu örnekte ‘değişken’ terimi ‘orta terim’, ‘sonradan olma’ terimi ‘büyük terim’, ‘alem’ terimi de ‘küçük terim’dir. Buna bağlı olarak birinci öncül ‘küçük önerme’, ikinci öncül de ‘büyük önerme’ durumundadır.
Kıyasın Şartları
- Orta terim her iki öncülde de tikel olarak alınamaz.
- Büyük ve küçük terimler sonuçta öncüllerdekilerden daha kapsamlı olamazlar. Yani öncüllerde tikel olup sonuçta tümel olamazlar.
- Öncüllerin ikisi birden tikel olamaz.
- Sonuç öncüllerin zayıf olanına bağlıdır.
- Öncüller olumlu ise sonuç olumsuz olamaz.
Kıyas Türleri
Kıyasları, ‘sonucun öncüllerde görülemediği kıyaslar’ ve ‘sonucun öncüllerde görülebildiği kıyaslar’ olarak ikiye ayırmaktayız.
Sonucun öncüllerde görülemediği kıyaslar yüklemli önermelerle yapılabildiği gibi şartlı önermelerle de yapılabilmektedir. Bu gruba giren kıyaslardan önermelerinin tamamı yüklemli olanlara ‘yüklemli kıyaslar’ denmektedir.
Yalnızca bir önermesinin şartlı olması kıyasın şartlılardan sayılmasını gerektirmektedir. Sonucu öncüllerde görülebilen kıyasların en az bir öncülünün şartlı bir önerme olması zorunluluğu vardır. Dolayısıyla da bu gruba giren kıyasların yüklemlisi olmaz.
“Bütün menekşeler bitkidir. Bütün bitkiler canlıdır. O halde bütün menekşeler canlıdır.” önermesi sonucun öncüllerde açıkça görülemediği kıyaslara örnektir. Bu kıyasın bütün önermeleri yüklemlidir. Bu yüzden de ‘yüklemli kıyas’ adını alır.
“Mıknatıs bu cismi çekerse bu cisim demirdir. Mıknatıs bu cismi çekmektedir. O halde bu cisim demirdir.” kıyası da ‘sonucu öncüllerde görülebilen kıyas’a örnektir.
Kıyası-ı Mukassem, sonucun öcülerde görülmediği kıyaslardan şartlı olanlar içerisinde en çok kullanılan kıyastır.
Bu tür kıyaslara Fatih Sultan Mehmed’in babasına söylediği sözü örnek verebiliriz. Babası, Fatih’i küçük yaşta tahta oturtmuş, o sıralarda bunu fırsat bilen düşmanlar Osmanlı Devletine saldırı düzenlemeyi planlamışlardı. Fatih, babasına, padişah ya sensin ya benim; sen padişahsan ordunun başında olmalısın, ben padişahsam benim emrimle ordunun başında olmalısın, demiş ve bir kıyas-ı mukassemle babasının ordunun başında olmak zorunda olduğunu ortaya koymuştur.
Kıyas Dışındaki Akıl Yürütme Yolları
- Tümevarım
Tek bir şeyin incelenmesiyle işe başlanır; tek tek incelenen şeyler bir kanaatin oluşmasını sağladığı zaman bu kanaat genel bir hüküm halinde ifade edilir.
Tümevarımı en çok Fizik, Kimya, Biyoloji gibi ‘deneysel bilimler’ kullanır.
- Analoji
Birbirine benzeyen iki şeyden biri hakkındaki hükmü diğeri için de geçerli saymaktır. Örnek: Şarabın haramlığının ondaki sarhoş edicilik özelliğine dayanmasıdır.
Kıyasların İçeriği
Dilbilgisine göre; özne ve yüklemden meydana gelen ifadeye ‘tasdik’ denir. Mantığa göre ise; bir konu ve bir yüklemden oluşan ifadeye ‘tasdik’ denir.
Biz bir şeye ‘şöyledir’ dediğimiz için o şey öyle olmuyor, o şey öyle olduğu için biz onu tasdik etmiş oluyoruz. Zihnimizde varlıklar hakkında bir ‘şema’ olmasaydı onlar hakkında hüküm veremezdik.
Bütün insanlarda doğru bilgiye ulaşma yolu üçtür:
1- Akıl: Bazı bilgileri hiçbir vasıtaya başvurmaksızın zihnimizde hazır bulmamız demektir.
2- Beş duyu
3- Haber-i sadık (doğru haber yolları)
Tasdik Türleri
Yakinen bilinen bir şeye ait tasdikin özellikleri:
- Söylenen sözün vakıaya uygun olması.
- Sözü söyleyenin hiçbir şüphe taşımaması.
- Sözü söyleyenin böyle bir tasdike tamamen kendi imkanlarıyla ulaşmış olması.
Söylenilen söz bir başkasından alınmışsa buna ‘taklid’ denir.
Söylenen söz vakıaya uygun değilse ‘cehl-i mürekkeb’ denir.
Söylenilen sözün doğruluğuna emin olmama durumuna ‘zan’ denir.
Beş Sanat
Kullanılan önermelerin sağlamlığına göre kıyaslar burhan, cedel, hitabet, safsata ve şiir adını alırlar.
- Tasdiklerimiz yakınen bildiğimiz şeylerin ifadesiyse yaptığımız kıyasa ‘burhan’ denir.
Mantıkçılar yakınen bildiğimiz şeylere ait tasdiklerimize ‘yakıniyyat’ adını vermişler ve 6 grupta toplamışlardır: Evveliyat, Fıtriyyat, Müşahedat, Hadsiyat, Mücerrebat, Mütevatirat.
- Yakiniyat için konan kıstaslara sahip olmayan ama yine de insanların kabulü göz önünde tutularak yapılan kıyaslara ‘cedel’ denmektedir.
Cedelde kullanılan önermeler başlıca iki grupta toplanır:
1. Meşhurat: Yaygın kanaatlere verilen addır.
2. Müsellemat: Karşı tarafın kabul edip etmemesine göre söylenen sözlerdir.
- Kesinliğinden emin olamadığımız, buna rağmen kullandığımız bilgilerle yapılan kıyaslar ‘hitabet’ adını almaktadır. İkiye ayrılır: ‘Makbulat’ ve ‘Zanniyat’
- Yanlış oldukları halde bir takım şartlandırmalardan ötürü doğru sandığımız veya yanlış olduğunu bildiğimiz halde işimize öyle geldiği için kullandığımız sözler de vardır. Bunlarla yapılan kıyaslara ‘safsata’ denir. Bu kıyaslar adını, ilk çağlarda bir takım laf oyunlarıyla halkı istedikleri gibi yönlendiren ‘sofist’lerden almıştır.
- Hayal mahsulü tasdiklerden oluşan önermelere de ‘şiir’ denir.
Aristoteles’e ait ‘Organon’ adlı eserin İkinci Analitikler kitabı, İbni Sina’nın ‘Şifa’ adlı eserinin Burhan adını alan kitabı, Gazali’nin, ‘Miyaru’l-İlm’ adlı eserinin ilgili bölümleri ve Mantık’a dair daha birçok eser, en sağlam kıyasların hangileri olduğu hakkında bilgi vermektedir.
Yapılan özetin konuyu yeterince kapsamadığını ve ufak bir-iki hatanın yapıldığını düşünerek katkıda bulunmak istiyorum.
Mantık tanımından çok akıl yürütmenin tanımı yapılmış.
Mantık,doğru düşünmenin, doğru akıl yürütmenin kurallarını(normatif) gösteren bir bilimdir.Zihnin yapısı ve işleyişiyle ilgilenir.
Mantığın ilkelerine hiç değinilmemiş,oysaki ilkeler mantığın en esaslı konusudur.Mantığın dört ilkesi vardır.
1-Özdeşlik ilkesi:Birşey ne ise odur.A,A dır şeklinde formüle edilir.
2-Çelişmezli ilkesi:Birşey kendisinden başka birşey olamaz.A,Aolmayan değildir.Özdeşliği tamamlayan bir ilkedir.
3-Üçüncü halin imkansızlığı:Birşey ya A ya da A değildir.Üçüncü bir hali düşünülemez.
4-Yeter-sebep ilkesi:Yeter sebep olmayınca hiçbir şeyin var olamayacağını ifade eder.
Mantığın yöntemleri:
1-Tümdengelim:Zihnin genelden özele,tümelden tikele,yasalardan olaylara doğru haraeket eden bir yöntemdir.
2-Tümevarım:Zihnin özelden genele,tikelden tümele,olaylardan yaslara doğru hareket eden bir yöntemdir.
3-Analoji:Zihnin benzetmeler yoluyla özelden özele gitmesidir.
Kavram tanımı verilmiş ancak terim ve kavram türlerine yer verilmemiştir.
Terim,zihinde tasarlanan kavramların dil ile ifade edilmesidir.
Kavram türleri:Genel ve tekil kavramlar,tümel ve tikel kavramlar,kollektif ve distrübütif kavramlar,olumlu ve olumsuz kavramlar,soyut ve somut kavramlar,açık ve seçik kavramlar
Kavramlar arası ilişkilerde ''aykırılık'' şeklinde çıkan ilişki''ayrıklık'' olmalı.
En son mora tarafından Pzr Şub 25, 2007 11:33 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Kavramların gösterme durumları:
İçlem ve Kaplam:
Bir kavrammın kapsadığı tüm bireyleri içine alıyorsa kaplam,kavramın içine aldığı bireylerin özelliklerini gösteriyorsa içlemi ifade eder.Kaplam ile içlem arasında ters orantı vardır.Birisi artarken diğeri azalır.
Nelik,gerçekliklik ve kimlik:
Nelik, bir kavramın zihinde düşünülmüş haline denir. Gerçeklik,zihinde düşünülen kavramın,zihin dışındaki bir nesneyi göstermesine denir.Kimlik ise gerçekliği olan bir kavramın,belirtilmesine denir.Örneğin melek,cin...vb neliğe,insan,ağaç...vb gerçekliğe, ahmet,çam ...vb kimliğe örnek gösterilebilir.
Tanm tanımlanmamış. Tanım bir şeyin ne olduğunun belirtilmesidir. Yani bir şeyin kaplamının ve içleminin belirlenmesidir.Duyumlar(renk,koku,ses vb) duygular(aşk,nefret,ihtiras vb),yüksek cinsler(Tanrı,varlık vb) tanımlanamazlar.
Önerme,yargı bildiren cümlelere denir. Bir tümcenin önerme olabilmesi için; yargı bildirmesi,bir doğruluk değerinin olması,özne ve yüklemden meydana gelmesi(Emir,istek,soru..vb tümceler önerme olamazlar.) gibi şartlar taşıması gerekir.
Klasik mantıkta önermeler,yargının niteliği,yargının sayısı,yargının kipliği bakımından farklı türlere ayrılırlar.
Önermeler arası ilşkilerde mantık kitaplarında ''çelişki'' değil,''çelişik'' olarak geçer.
Döndürme,bir önermenin niteliğine dokunmaksızın özneyi yüklem, yüklemi özne yapmaktır.İkiye ayrılır
1-Düz döndürme: Önermenin olumluluğu veya yanlışlığına dokunmadan özne ve yüklemin yerini değiştirerek elde edilen önermelerdir.
Kuralları:Tümel olumlunun düz döndürmesi yine tikel olumludur.
Tikel olumlunun düz döndürmesi, yine tikel olumludur.
Tümel olumsuzun düz döndürmesi tümel olumsuz olur.
Tikel olumsuzun düz döndürmesi yoktur.
2-Ters döndürme:Bir önermenin niteliğine dokunmadan öznesinin karşıtını yüklem,yükleminin karşıt halini özne yapmaktır.
Kuralları:Tümel olumlunun ters döndürmesi yine tümel olumludur.
Tümel olumsuzun ters döndürmesi, tikel olumsuzdur.
Tikel olumsuzun ters döndürmesi,tikel olumsuzdur.
Tikel olumlunun ters döndürmesi yoktur.
Kıyasın birkaç kuralı eksik verilmiş. Bunlar;
-Her kıyasta büyük,küçük,orta terim bulunmalıdır.
-Orta terim sonuçta olamaz
-İki olumsuz öncülden sonuç çıkmaz.
Mantık adı altında incelenen disiplin Aristo'dan bugüne kadar izlediği yol itibariyle tamamen kurgusaldır. Mantığın tarihi de kurgusal bir tarihtir. Tamamen önkabullere dayalıdır.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız