Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 162 Üye Adayı ve 18 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

WILLIAM FAULKNER


WILLIAM FAULKNER
Sayfa Önceki  1, 2, 3
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> William Faulkner
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Çrş Eyl 12, 2007 3:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kişilerin zihin durumlarının bilinçliliğe yakınlık veya uzaklıklarını belirtmek için Faulkner matbaa tekniklerini de seferber etmiştir. Olayların hemen hepsi şu ya da bu kişinin bilinçliliği açısından anlatılır. Kişilerin düşüncelerini doğrudan doğruya vermek istediği zaman sözleri tırnak içine alır. Kişilerin düş görmeleri, eskiden olanları hatırlamaları, veya tam bilinçli sayılamayacak düşünce ve çağrışım akışları, italiklerle, siyahlarla belirtilir.

Zenci sorunu Faulkner’ın eserlerinde merkezî bir yer tutar. Bunda, onun bir Güneyli oluşunun özellikle payı vardır. Şimdi de Amerika’daki zenci-beyaz sorununun ve Kuzey-Güney çatışmasının tarihine biraz bakalım.

Amerika’da Kuzey başlangıçtan beri endüstri, Güney’de başlangıçtan beri tarım düzenleri üzerine kurulduğu için, iki bölge arasındaki çıkar ayrılıkları tarihlerinin başlamasıyla birlikte kendini göstermişti. Güney’de toprak Kuzey’de fabrika ağaları egemendi. Ve Güneyliler parasız iş gücü bulma, sorununu, zenci köle ithal ederek çözüyorlardı.

İki yörenin anlaşmazlığı, insan özgürlüğü gibi sorunlara değil, doğrudan doğruya üretim biçimlerinin farklılığına dayanıyordu. Nitekim, kölelik sorunu söz konusu değilken, gümrük dolayısıyla ilk önemli anlaşmazlıklar patlak verdi. Endüstriyel Kuzey, koruyucu gümrük istiyor, tarımsal Güney ise bundan zarar görüyordu. Bu kavga yüzünden Güney eyaletleri Federal Devlet’den ayrılmaya bile kalkıştılar ve bunun önüne büyük güçlüklerle geçilebildi.

Daha sonra zenci sorusunun da iki bölge arasında bir geçimsizlik konusu olması, insan özgürlüğü gibi soyut fikirlerden değil, son derece pratik çıkar çatışmalarından ötürüdür. Bu sırada Amerika Batı’ya doğru genişliyordu. Yeni kurulan eyaletlere Kuzeyliler önce sahip çıkarsa fabrikalarıyla endüstri düzenini gerçekleştiriyor, yok eğer Güneyliler daha erken davranırsa köleleriyle gelip yerleşip o eyaleti bir tarım bölgesi yapıyorlardı. Bu iki güç arasında böylece durmadan artan gerginliği hafifletmek için bulunan çeşitli geçici çözüm yolları uzun süre etkili olamayınca İç Savaş başladı. Gelgelelim, bütün çıkar kavgaları gibi bu savaş da, insanlık değerlerini savunan ülkücü önderlerini bulmuştu. Abraham Lincoln işte böyle bir başkandı.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Çrş Eyl 12, 2007 3:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Düzeninin tarihi süreç içinde daha geri olması, Güney’i başlangıçtan yenilmeye mahkûm etmişti. Ama aristokratik şövalye gelenekleriyle Güneyliler gerçekten büyük bir yiğitlikle dövüşerek, yenilgiyi elden geldiğince geciktirdiler. İşin kötüsü, yiğitlikleriyle haksızlıkları haklı çıkardıklarına inandılar. Daha da kötüsü, ne olup bittiğinden haberi olmayan bilinçsiz zenci köleler efendilerini desteklediler savaşta.

Daha ilerici olmasıyla tanınmış Demokrat Parti’den olan Lincoln öldürüldü; yerine geçen başkan yardımcısı da sahtekârlık ettiği iddiasıyla azledilince başkanlık Cumhuriyetçi Parti’ye kaldı. Özgürlük uğruna giriştiklerini söyledikleri savaşı kazanan Kuzeyliler bu dönemde büyük bir hızla Güney’e inip korkunç bir talana giriştiler. Bunlar, Güney halkının hâlâ unutamadığı halı-heybelilerdir. Güney’in Kuzey’e asıl kini, belki de zencilerden çok bu talandan ötürüdür. Çünkü Güney halkı bugün bile daha çok Demokrat Parti’ye oy verir. Oysa Lincoln kendisi Demokrat’tı ve zenci kurtuluşu için bu parti hep daha fazla çalışmıştır.

Kuzeyliler, zencilere, kâğıt üstünde kalmaya mahkûm bir özgürlük verdiler. Zencilerin bir kısmı Kuzey’e göçüp ora kapitalistlerine «en ucuz işçi» olur ve «getto»larda sıkışıp en kötü koşullar altında «özgür» yaşarken, bir kısmı da Güney’de kalıp ırgatlık ederek «özgür» oldu. Kuzey’den gelen halı-heybeliler ise çok geçmeden en azgın zenci düşmanı kesildiler. Eski aristokratlar bile kölelerine bu yeni ticaret ağalarından daha iyi bakmışlardı.

İç Savaş, Güney’in tarihinde dönüm noktası oldu. Eski toprak beyleri kendilerine göre bir aristokratik şeref yasası kurmuşlardı. Zenciyi sömürdükleri için suçluydu onlar da. Gene de insanî değerlere dayanan kuralları vardı ve bunlara harfi harfine uyuyorlardı. İç Savaş’dan sonra çöktü bu düzen. Onun yerine, ne idüğü belirsiz, gözünü para bürümüş serüvencilerin kurduğu insanlık dışı ticaret düzeni geçti. Bu dönemden sonra sömürü iyice yoğunlaştı ve gerek doğa, gerekse toplum kirlendi. Eski aristokratların çocukları ya iyice yozlaşıp alkolik oldular, çıldırdılar, intihar ettiler, ya da yeni tüccarlardan bile baskın çıktılar ahlaksızlıkta. Yeni yetmeler de zamanla kendilerine göre görgü kuralları icad edip çekilmez bir kibarlık taslar oldular.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cum Eyl 21, 2007 5:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İşte Faulkner’ın içine doğduğu Güney’in tarihi budur. Bir Güneyli olarak atalarının zencilere karşı işlediği, çağdaşlarının da Ku Klux Klan gibi kuruluşlarla işlemeye devam ettiği cinayetlerin yıkıcı sorumluluğunu duyar Faulkner. Bu günah mirası onu ezer. Öte yandan, ikiyüzlü Kuzeyliler’e daha çok öfkelenir. Zenci sorununu gene Güneyli karalarla beyazların çözmek zorunda olduğunu, Kuzeyli yalancı pehlivanların bu işe burunlarını sokmamaları gerektiğini düşünür. Yurdunun eski romantik aristokratik düzeninin sömürgen temelini bilir, geçmişi yadsımak ister. Ama kendisi de Güneyli’dir.

Düzen, derisi gibidir. Kendini yok etmeden onu yadsıyamayacağını anlar.

Tek umudu zencilerdir gene. Güney, ve bütün Amerika, büyük suçlarından bir gün gelip kurtulacaksa, bu işi, üstün nitelikleriyle zenciler başaracaktır. Güney’in tarihini istediği gibi yazıp anlatmak için Faulkner bir uydurma yöre yaratrmş ve buraya «Yoknapatawpha» adını vermiştir. Haritasını bile çizmiştir bu mitik yörenin.

Yoknapatawpha, Güney’in en yoksul, ve zenci beyaz sorununun da en belirgin olduğu, Missisipi eyaletindedir. Buranın insanları, eski aristokrat kalıntıları, yeni kapitalistler, zenciler, ırkçılar, yoksul beyazlar, v.b. bütün Güney’in hikâyesini temsil eder. Faulkner, yarattığı aileleri, değişik kitaplarında kuşaklar boyunca izleyerek hayalî, ama daha önemli anlamda çok gerçek olan dünyasında, zihninden hiçbir zaman silemediği tarihini çözümler, anlatır.





(Yoknapatawpha yöresi üzerine daha çok bilgi ve yörenin haritası, Yeni Dergi’nin Faulkner özel sayısında verilmiştir.)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cum Eyl 21, 2007 5:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Faulkner bu romanında zenci sorununu özel bir açıdan ele almaktadır, kitabın başkişisi beyaz renktedir. Ancak, hiç de kesin olmayan birtakım kanıtlara göre, babasında zenci kanı vardır. Bu onun çocukluğundan beri kurtulamadığı felâketi olur. Ne zencidir, ne de beyaz . .Joe Christmas ile Faulkner, yirminci yüzyıldaki yabancılaşma olayının, Amerika’ya özgü bir şeklini ortaya koyar. Joe Christmas, zencilerle beyazlar arasında gidip gelir, iki dünyanın da yabancısıdır. Kim olduğunu, ne olduğunu bilemez bir türlü. Hayatı boyunca bir nesne olarak ele alınmıştır. /…/

Zencilikle beyazlık arasında bocalayan Christmas bu durumunun yarattığı kısır döngü (fasit daire) içinde dönenir durur. Dünyanın yolunu alır, ama her seferinde başladığı yere döner. Romanın içinde oraya buraya yerleştirilen halka imgeleri .Joe’nun bir. türlü yaramadığı bu çemberi temsil eder.

Faulkner, Ağustos Işığı’nda, zenci sorununu derinlemesine deştikten başka, Amerika’nın dinî yaşantısını da sertçe eleştirir. Roman dinî fanatiklerle doludur. Dedesinin İç Savaş’daki kahramanlığını bir türlü dini duygularından ayıramayan, dinin yalnızca sabırla acıya katlanma yanını başarıyla sürdürebilen, beceriksiz, etkisiz Hightower; dünyadaki her kötülüğün zencilerden geldiğine inanan çılgın vaiz Doc Bines; zencilerin, beyaz insanların lâneti ve çarmıhı olduğuna inanan, ve böyle bir ters inançla zencilere yardım etmeye çabalayan Miss Burden; sevme yeteneğinden büsbütün yoksun olarak İsa’yı kabul ettirmeye çalışan, dini dayakla sunan soğuk fanatik McEachern; amansız zenci düşmanı, Amerikan bayrağına., Amerikan beyazlığına, Amerikan dinine tapınan Amerikan faşisti korkunç Percy Grimm. Bunlar hepsi, İsa,’nın sevgi dininin Amerika’daki temsilcileridir. Bir araya toplanarak, zenci-beyaz Joe Chiristmas’ın tragedyasındaki çeşitli halkaları meydana getirirler.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cum Eyl 21, 2007 5:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Faulkner, Joe Christmas ile modern bir İsa resmi de çizmek istemiştir. Olaylar sırasında otuz üç yaşında olması, adı, ve daha birçok motif bu simgenin varlığına işaret eder. Christmas, çağımızda. bütün insanlığın günahlarını kendi omuzlarına yüklenen kurbandır. Ancak, Christmas kendisi kadar güçlü bir roman kişisi ki, ardında yatan İsa simgesini düşünemiyor bile insan. Christmas’ın kendi canlılığı, İsa’ya benzemesi biraz da zorlama olarak konmuş motifleri gölgede bırakıyor.

Kitabın orta yerinde Christmas’ın dramı yer alıyor. Doğuş koşullarının yarattığı çemberin içinde dönüp duruyor. Zenci olup olmadığının kesinlikle bilinmemesi de durumunun anlamasızlığını arttırıyor. Öte yandan, romanın başında ve sonunda karnındaki çocuğun babasını bulmak üzere yollara düşen Lena Grove’u görüyoruz. O, Christmas’ın tam tersine, dümdüz bir yolda hep ileriye, sonsuza doğru gidiyor. İki hikayenin yani Christmas’inkiyle Lena’nınkinin, hiç ilgisi yok bir bakıma. Ama, temsil ettikleri değerler bakımından aralarında tematik bir bağlantı var. Lena Grove bir bereket tanrıçası, bir toprak anadır. Doğurgandır, zaman dışıdır, ahlâk dışıdır. Christmas hikâyesinin çevresinde, insanların iğrençlikleri, vurup kırmalar, cinayetler toplanmıştır. Lena ise insanların bücür didinmelerine aldırış etmeksizin, kendi yolunda akıp giden doğayı, doğal hayatı temsil eder. Yaşamanın olumlanmasıdır yani.. Çocuk doğurması da, bütün öbür öldürme olaylarına bir karşıtlık olmak üzere romanda yer alır.

Avrupa romanı, türdeş gereçler kullanarak, uyuşmazlıkları, çatışmaları, eserin yapısı içinde eritme, çözme ve bu yolda bir bütünlük, birlik kurma amacını güder. Tutarlı bir kültüre, ortak bir tarihten gelen toplumsal göreneklere uyarak geliştiği için böyle bir özellik kazanmıştır. Son derece karşıt, çelişik ögeleri kapsayan Amerikan yaşantısını anlatan Amerikan romanı ise, romans, melodram gibi ögeleri kullanır - ama olumlu anlamda romans ve melodram- ve çatışmaları, uyuşmazlıkları çözüme vardırmaksızın, olduğu gibi bırakır. Amerika’nın büyük romancısı Faulkner da bu ulusal geleneğe bağlı kalmıştır. Amerikan yaşantısının bütün uyumsuzluklarını serer ortaya, o yaşantının içinde zaten varolmayan çözümü bulmaya hiç çalışmaz.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4216

MesajTarih: Cum Eyl 21, 2007 5:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu romanına baktığımız zaman da karşıtlıkların pek çok olduğunu görürüz. Çok sayıda kişi olay örgüsüne karışır. Hemen hepsi tek-yanlıdır. Bir özel kaygı, hayatlarında bir saplantı olmuştur. Artık bütün dünyayı bu saplantı açısından görürler.

Tek-yanlılıklarını roman boyunca büyük bir hırsla sürdürürler. Dolayısıyla, roman sona erdiğinde, temsil ettikleri temalar çözülerek belli bir bütünlüğe varmış olmaz. Zaten Faulkner’ın istediği de işte bu kakafonik yapıdır. Bu uzlaşmazlığı dile getirmek ister. Hightower ve Byron Bunch, kendileri olayların gelişmesini pek fazla etkilemeksizin, olaylara az çok bulaşırlar. Hiç değilse bütün olayların tanığı olurlar. Biz de öbür birçok kişinin birçok yaşantısını onlarla birlikte seyrederiz. Ama her ikisinin de bilinçlilikleri, olayları yeterince sağlam bir görüşle yorumlamalarını sağlayacak kadar yüksek bir düzeye erişmemiştir. Yaşı, tecrübesi dolayısıyla romanda bir «bilgelik» merkezi olmasını bekleyebileceğimiz Hightower, o derece beceriksiz ve zavallıdır ki, olanları kavramamıza yardım etmek şöyle dursun, çevresindeki insanları bizim kadar bile değerlendiremez. Byron Bunch da, bütün iyi niyetine karşın, çaresizdir. O da iki ufuk arasında gider gelir (Lena’ın düz çizgide ilerlemesi, Christmas’ın çemberde dönmesi, Hightower’ın olduğu yerde durması gibi bir simgedir onun bu hareket tarzı). İki adamın olaylar karşısında zayıflığı, şaşkınlığı, sanırım Faulkner’ın tasarladığı etkiye uygundur.

Faulkner’ın bu romanında bir başarısı da psikolojik roman tekniğiyle, doğalcı (naturalist) toplumsal roman tekniğini birleştirmesidir. Bilindiği gibi doğalcı roman, kişilerini toplumsal gerekirliğin (determinizm) içinde ele alır. Bunu yapmak için de kişiye uzaktan, dıştan bakar. Psikolojik roman ise toplumsal etmenleri ikinci derecede işleyerek öncelikle kahramanın iç yaşantısı üstünde durur. Faulkner Ağustos Işığı’nda ikisi de eksik sayılabilecek bu yaklaşım yolları arasında bir bileşim yapar. Romanın bu derece başarılı olmasının ana nedenlerinden biri de, bence, psikolojik gerçeklikle toplumsal gerçeklik arasında kurulan bu kusursuz uyumdur.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> William Faulkner Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3
3. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke