Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 92 Üye Adayı ve 3 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 HAYAT
 ÖZGÜRLÜK
 Bugün Sokağa Çıktım!
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Çizmeyi Aşmak


Çizmeyi Aşmak

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Galat-ı meşhur
Yazar Mesaj
aeg
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 220

MesajTarih: Prş Oca 04, 2007 10:31 pm    Mesaj konusu: Çizmeyi Aşmak Alıntıyla Cevap Ver

("haddini bilmek, abartıya kaçmamak,çizmeden yukarı çıkmamak" olarak da kullanılır)

"19.yüzyılda, Fransız ressamlarından Delacroix Paris’te bir resim sergisi açar. Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir şövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakından uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallar. Bu durum ilgisini çeken ressam adamın yanına gelerek sorar:
-Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.
-Evet. der adam. “Şövalyenin çizmesindeki körük kıvrımlarında hatalar var.”
-Pekiyi nasıl anladınız, işiniz bu mu?
-Ben kunduracıyım, çizme dikerim. deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarını getirerek adamın söylediği biçimde çizmeyi düzeltir ve gerçekten daha iyi olduğunu görmekten memnun olarak adama teşekkür eder. Fakat adam yine tablonun başından ayrılmadan, bu kez de şövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar olduğunu belirtince bu çok bilmişliğe dayanamayan ressam:
-Bak dostum”der, sen kunduracısın, çizmeyi aşma."
Başa dön
aeg
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 220

MesajTarih: Prş Oca 04, 2007 10:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ee kabak tadı vermeyi de anlatmak isterdim ama bir süre yazmayım artık Smile yoksa ben de kabak tadı vereceğim Embarassed
Başa dön
cemm
Yazar


Kayıt: Apr 26, 2006
Mesajlar: 359
Nereden: TAŞLITARLA

MesajTarih: Cum Oca 05, 2007 1:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Wink
Başa dön
met
Okur


Kayıt: Nov 22, 2006
Mesajlar: 57

MesajTarih: Cum Oca 05, 2007 1:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dostum bildiğim kadarıyla galat Farsça bir kelime olup, yanlışlık manasına gelir. Galat-ı meşhur ise Osmanlı Türkçesinde deyimleşmiş bir tamlamadır ki manası sıkça tekrar edilen yanlışlıktır. Tezkire yerine tezkere, müşkil yerine müşkül denilmesi gibi. Yani Galat-ı meşhur tamlaması Osmanlı Türkçesinde imla yanlışlıkları için kullanılmıştır. Senin deyim açıklamalarını başka bir başlık altında irdelemen daha doğru olmaz mı?
Başa dön
aeg
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 220

MesajTarih: Cum Oca 05, 2007 5:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

met verdiğin dost bilgiler için teşekkür ederim öyle olduğunu ben de biliyorum ancak galat-ı meşhurun altındaki açıklamayı okuduğum için daha uygun bir yer bulamadım Wink
Başa dön
aeg
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 220

MesajTarih: Cum Oca 05, 2007 5:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

cemm Wink yazmamam gerektiğini mi onaylıyorsun? Smile tamam yazmıyorum Very Happy
Başa dön
zulal_aydin
Yazar


Kayıt: Jun 07, 2006
Mesajlar: 130
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cmt Oca 06, 2007 12:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sevgili aeg, geçen bu başlıkta yayınlanan bir yazıya 'galat-ı meshur mudur?' sorgulaması yaptım. Yazı çöpe gitti. Buraya yazmam hayırlı mıdır siz karar verin artık Neutral ) Laf aramızda deyim açıklamalarınızın sıkı takipçisi oldum.
Başa dön
aeg
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 220

MesajTarih: Cmt Oca 06, 2007 1:04 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

hımm zulal,bu konuya ben de önce karar veremedim ve sağolsun ismini zikretmeyim "boş başak dik durur,dolu başak eğilir" hesabı başı hep yerde olan çok mütevazi,değerli insan burada yazmamın iyi olacağını söyledi, yazmam için cesaret verdi ve başlıklar başladı (yazar gibi konuştum) Smile benimde atılmıştı ama yazım yanlışlarımı düzelttim
Başa dön
cemm
Yazar


Kayıt: Apr 26, 2006
Mesajlar: 359
Nereden: TAŞLITARLA

MesajTarih: Cmt Oca 06, 2007 3:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Olur mu hocam ,yazmaya devam
Başa dön
cemm
Yazar


Kayıt: Apr 26, 2006
Mesajlar: 359
Nereden: TAŞLITARLA

MesajTarih: Cmt Oca 06, 2007 3:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yazdıklarınızı msn den bana yollama imkanınız varsa dahada iyi olur
Başa dön
hayatmemat
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Jul 17, 2007
Mesajlar: 5

MesajTarih: Sal Tem 17, 2007 11:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

aeg'ye eşlik ederek ben de bir deyim hikayesi aktarıyorum buraya:

Turnayı gözünden vurmak: Herhangi bir hususta uzun süre suskun ve hareketsiz kalındıktan sonra, gerek tesadüfen gerek bilinçli olarak büyük bir başarı elde edildiğinde “durdu durdu da turnayı gözünden vurdu” deriz.

Deyimin ortaya çıkışı bir avcı mübalağasına dayanmaktadır. Avcılığın yaygın olduğu yörelerde genellikle avcılar kulübü gibi işleyen bir mekan bulunur ve bütün avcılar buraya gelip bol palavralı hikayeler anlatırlar. Attıkları da konuştukları da saçma sapan olan bu tip avcıların yalanlarına ve mübalağalarına diyecek yoktur. Pek çoğu hayal ürünü olan bu hikayelerden birisi şöyledir:
Avcılar meclisinin en yaşlı ve gün görmüş üyesi olan Şikar-i zade Sayyad ağa bu mekanda anlatılan bütün hikayeleri huşu içinde dinler, hepsine aferinler okur ama kendisi hiçbir gün hiçbir hikayesini anlatmazmış. Bu hal diğer avcıların dikkatini çekince aralarında karar alıp demişler ki, “Sanatına aşk olsun ey büyük avcı. bunca yıllık ömrün ve bir nice eyyam-ı av peşinde seyeran-u deveran etmişliğin var muhakkak. Lütfeyleyip bir hatıra da sen anlatsan da dinleyip istifade etsek. Hep bizler konuşuyoruz ve hep senin sustuğunu görüyoruz.”
Şikar-i Zade bir müddet nazlanmış. olmaz bunu benden istemeyin lütfen gibi mazeretlerle geçiştirmeye çalışmış. Nihayet ısrar ve merak iyice artınca, şöyle derinden derine bir iç geçirip “ahh ahh” demiş. “Ne olursunız beni konuşturup meclisinizi yasa boğmayın ve beni gençliğimin en hazin hatırasıyla yeniden yüzleştirerek derdimi tazelemeyin. Zaten ne vakit bu yürek parçalayan hatıra aklıma gelse ciğerimdeki ateş çevremdekileri de yakıyor da o gençlik eyyamının utancı beni boğuyor. Şikar-i zade’nin bu sözleri meclise bir ateş gibi düşmüş. Herkes merak ve heyecan içerisinde demek ki ortada çok duygusal ve acıklı bir av hikayesi var diye geçirmişler içlerinden ve tabi anlattırmak için ısrarları arttırıp bin bir dereden su getirmişler, teselli sözleri söylemişler. Avcılar meclisinde herkes tek kulak olmuş Seyyad ağanın ağzına dayanmış, çıt yok. Bizimki önce bir yutkunmuş, eski meddahlar gibi oturuşuna yeni bir çeki düzen katarak başlamış anlatmaya.
“Efenim, avcılığa başladığımın ilk günlerindeydi. toy bir delikanlı sayılırdım. Bir gün tüfeğimi omzuma tazımı gölgeme alıp şöyle tek başıma bir sayt-ü şikar edeyim dedim. Bir cigara içimlik mesafe gittikten sonra gökte bir turna gördüm. Baktım yolu doğrultmuş aheste aheste süzülüyor. İçimden şu meretin zararsız bir yerinden ayağından vurayım. Ben bunları düşünürken turna biraz uzaklaşır gibi oldu. Tam sağ ayağına nişan alıp çektim tetiği. İşte ne olduysa o anda oldu. zavallı turna gagasıyla ayağını kaşımaya yeltenmez mi. Ciğerim yandı gitti. Ama elden ne gelir. Kuşcağız şöyle iki üç yüz metre kadar bir mesafeye düştü. Tazım aldı getirdi. Baktım tam da düşündüğüm gibi zararsız bir atıştı. saçmalarımdan yalnızca biri ayağına isabet edecek yerde başı siper olduğu için sağ gözünden girip sol gözünden çıkmış. Kuşcağızın başka hiçbir şeyi yok. İlla iki gözü iki çeşme kanıyor. Ben hayatımın en büyük pişmanlığıyla ne yapacağımı şaşırdım. Tabi biraz toyluk da var. Kan tutmuş gibi donakalmışım. Kuş çırpınıyor benim içim sızlıyor. Böyle ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Asıl hazin sahne o zaman yaşandı.”
Seyyad ağa sözünün burasında önce biraz ara verip iki kez bağrını yumruklar ve ağlamaklı bir edayla iç geçirip bir bardak su içer. Sonra da acıyla yutkunup anlatmaya devam eder.
“Nasıl geldiler nerden geldiler ne zaman geldiler bilemiyorum.baktım çırpınan kör turnanın üstünde bir bölük turna toplanmış dönüp durmakta. bana doğru öyle bir ötüp öyle kanat çırpıyorlardı ki, hayatımda öyle bir dehşeti başka bir gün yaşamadım. Af dilesem hangisinden dileyeceğim, konuşsam ne diyeceğim. Tam bir şaşkınlık hali sizin anlayacağınız. Birden onların kendi dilleriyle ötüşüp anlaştıklarını gördüm. Hayret ki ne hayret, kör turnaya bir şeyler anlatıyorlardı. sonra onu aralarına aldılar ve yıldırım gibi havalandılar.”
Dinleyenlerin şaşkın ve hayret dolu bakışlarının arasında Seyyad ağa sözlerini sonlandırdı. “İşte yarenler turnalar katar halinde uçmaya o günden sonra başladılar. aralarında aldıkları kör turnaya ses vererek uçuş istikametine yöneltmeyi o gün keşfettiler. şimdi turnalar sırf o uğursuz günü bana hatırlatmak ve benden intikam almak için katar halinde uçmayı huy edindiler. Hatta bu haber dünyadaki bütün turnalar arasında yayıldı ve onlar benim yüzümden katar teşkil eder oldular. Öylece bir yerlerde anadan doğma kör bir turna varsa seslerine gelip yolunu bulabilsin. geçenlerde o kör turna ki epey yaşlanmış rüyama girdi ve dedi ki: “Ey bütün zamanların en büyük üstadı, biz senden sonra bu alemde böyle nazik, düşünceli ve hassas üstat avcı görmedik. iki gözüm senin sanatına feda olsun.”
Şikar-i zade seyyad ağayı dinleyen biri hayretinden patlar ve: “Eh durdun durdun ama turnayı da gözünden vurdun, pes doğrusu.”
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Galat-ı meşhur Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke