aşk,saçmasapan birşeydir.aşıklar ise beyinlerin, bir süreliğine paketleyip buzdolabına koymuş kişilerdir.saçmasapan birşeyle meşgul olmuş oldukalrını anladıklarında ise kullanma tarihi biraz daha dolmuş beyinlerini geri yerine yerleştireceklerdir...
Bunca gün, ah, bunca gün
görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın,
nasıl öderim, neyle öderim?
Uyandı kana susamış
ilkbaharı koruların,
çıkıyor tilkiler inlerinden
çiylerini içiyor yılanlar,
ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
çamlar ve sessizlik arasında,
sorarak kendime nasıl, ne zaman
ödeyeceğim diye şu bahtımı
Bütün gördüklerim içinde
yalnız sensin hep görmek istediğim
dokunduğum her şey içinde
senin tenindir hep dokunmak istediğim:
seviyorum senin portakal kahkahanı
hoşlanıyorum uykudaki görüntünden
Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim
bilmiyorum nasıl sever başkaları
eskiden nasıl severlerdi,
yaşıyorum, bakarak, severek seni,
aşk tabiatımdır benim
Her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun.
Nerde o? Hep bunu soruyorum
kaybolduğunda gözlerin
Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,
yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
geliyorsun sen, bir esintisin
şeftali ağaçlarından uçan.
Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil
o kadar neden var ki, o kadar az,
böyle olmalı aşk
kuşatan, genel
üzgün, müthiş,
bayraklarda donanmış, yaslı,
yıldızlar gibi çiçek açan,
bir öpüş kadar ölçüsüz.
Tarih: Pts Eyl 24, 2007 1:53 pm Mesaj konusu: aşk üzerine
Aşk Tek Kişiliktir
tek kişilik kalabalıktır aşk.
aşk tek kişiliktir; ikinci bir kişiye bilet yoktur.
kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi,
kendinin mayası; herkes sevgisini sever...
aşk nedir Incil’e göre? nedir Tevrat’a, Zebur’a, Kurân’a göre?
bu kitaplardaki aşklar küfürler neyin rengine göre?
insandır, insan asıl olan, insana göre
bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde gitmek bir yalnızlıktır.
bütün gitmeler bir yalnızlıktır kalmaya göre...
sevginin ve cesaretin cesetleriyle günler ağır ve kirli tortusunu bırakırken ömrümüze; günler, düşlerimize, özlemlerimize...uzaklığın şakağında kaç namlu kim bilir yakın olmasın diye?
sonra biz buradan uçurumlara teslim olan gençliğimizle!
en rezili belki parayla insan arasındaki yalnızlıktır; hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, hiçbir aşk, hiçbir kitap bu yalnızlığın kurallarını bozamıyor
bu da bir yalnızlıktır...
'yalnızlık bir yağmura benzer'
yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük, bir bir türküleri, telaşlı koşuşları, bir bir silahları, tabuları, ayrılıkları; çoğaltıp yalnızlığımızı feodal tekkelerde ellerimizin üstünde bir el bile yokken bölüştük vuruşları.
sonra bir geceydi ve yalnızdık; çoğalttık susuşları...
yağmura yakalandığımız geceye çarptık; geceye olmadı.
ama biz paramparçaydık!
ve hayat gasp etti o mağrur duruşları...
hâlâ dağların üstünde, zambakların içinde işte şu hayat; destan ve yalnız hayat!
yalnızlığa halay halay ellerim;
kırılası kırılası ellerim!
benim ellerim, yuh ellerim, şair ellerim...
kalemimi silahıyla koruyan, kalemi de silahı da yalnız ellerim;
'yalnızlık bir yağmura benzer'
yağmurda sırılsıklam ellerim...
daha birileri bir yerlerde yaralardan söz ediyor; sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce...
ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız.
yarayı anlatan, anlatırken; yara ise orada yara olarak yalnız!
destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim!
herkes kendine göre bir yalnızlıktır!
İyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar, doğarken biz de spermdeki olasılık kadardık; o olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık.
şimdi de yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır.
hep mengenede, kaderde en çok da yaşamak bir olasılıktır.
sevişmek ey, yaşamak bir olasılıktır!
yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor ve eskiyoruz...
seviştiğim gece emzirdiğim gecedir,
özümü katarım ona;
geceyi kanatırım gece beni kanatır.
gece insanlığımız
insanlığımız ise yalnızlıktır...
giderek insanlaşıyor, uygarlaşıyor ve insansızlaşıyoruz...
'görgü tanıklarının ifadelerine göre'
günlerin dağınık yüzü ter ve keder içinde;
zanlıları her sabah o resmi geçitlerde...
işte hayatlarımız intiharların ve cesaretlerin sustuğu yerde;
hayatlarımız diğer hayatların da cesetleriyle...
hayatlarımızda kimselerin bilmediği yalnızlıklar;
ama kimseler bilse de bilmese de yalnızlık var ey bütün yalnızlıklar!
Tarih: Sal Eyl 25, 2007 9:16 am Mesaj konusu: Bir Büyük Sır Söyleyeceğim Sana
Bir Büyük Sır Söyleyeceğim Sana
Bir büyük sır söyleyeceğim sana Zaman sensin
Kadındır zaman sevilmek özlemi duyar
Aşıklar eteğinde otursun ister
Bozulacak bir entaridir zaman
Perçemdir sonsuz
Taranmış
Bir aynadır buğulanan buğuları dağılan
soluklarla
Zaman sensin uyuyan uyandığım şafakta
Sensin bıçak gibi geçen boynumu
Geçmek bilmeyen zamanın işkencesi oy
Mavi damarlardaki kan gibi durmuş zamanın
işkencesi oy
Hep doyumsuz arzudan daha da beterdir bu
Daha da beterdir bu
Sen odada yürürken gözlerin susuzluğundan
Korkarım hep bozulur diye büyü
Daha da beterdir bu senle yabancılaşmaktan
Başın
Kaçak dışarda ve yüreğin başka bir çağda oluşu
Sözcükler ne ağır Tanrım anlatırken bunları
Arzunun ötesinde erişilmez yerlerde bugün aşkım
Sen şakağımda vuran duvar saatisin
Sen solumazsan eğer ben boğulurum
Duraksar ve tenime konar adımın
Bir büyük sır söyleyeceğim sana Dudağımdaki
Her söz dilenen bir yoksulluktur
Bir yoksulluktur ellerin için bakışında kararan bir şeydir
Bundandır sana sık sık seni seviyorum demem
Boynuna takacağın bir tümcenin saydam
kristalinden yoksunum
Şu sıradan sözlerimi hor görme Onlar
sade bir sudur ateşte o sevimsiz gürültüleri yapan
Bir büyük sır söyleceğim sana Beceremem ben
Sana benzer zamandan sözetmeyi
Senden sözetmeyi beceremem ben
İnsanlar vardır hani istasyonlarda
El sallayan tren kalktıktan sonra
Yani ağırlığıyla göz yaşlarının
Kolları yana düşer onlara benzerim ben.
Bir büyük sır söyleyeceğim sana Korkuyorum senden
Korkuyorum ikindilerde seni pencerelere götüren şeyden
Korkuyorum davranışlarından söylenmedik sözcüklerden
Hızlı ve usul geçen zamandan korkuyorum senden
Bir büyük sır söyleyeceğim sana kapıları ört
Ölmek sevmekten daha kolaydır
Bundandır yaşamanın sancılarına yönelmem
Sevgilim.
Tarih: Sal Eyl 25, 2007 9:17 am Mesaj konusu: Aşkın Bilançosu
Aşkın Bilançosu
'gidersin; yağmurlarda kırık kalır mızrabım
gidersin; ardından dilsiz bir ihanet gider
gidersin; her şey gider
gidersin; kalbimde bir tabur ayaklanır
ilgilenmez ordular, hükümetler
gidersin; ne rezil bir an’dır bu
yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat
gidersin; bir hazin dramdır bu
kanmadım aynalara sana kandığım kadar
içimde bir boşluk sana yandığım kadar...'
İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.
Yerleştir bu sevdayı her yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
Gül taşıyan çocuğuna yerleştir
Ve omuzlarına daracık omuzlarına
Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
Tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
Bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
Saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
Kar taneleri gibi uçuşan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
Sevdayı
Ve köpüklendir
Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın
Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten
Öğrenmez ama öğretir mutluluğu
Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi
Biraz da herkes içindir. Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
Tanımadığın bir ülke gibi
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutluluğun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken.
Tarih: Sal Eyl 25, 2007 9:25 am Mesaj konusu: AŞK AŞK AŞK
O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;
O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;
O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;
Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.
Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman icin
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.
Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan birşeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık sacan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Dünyada yaşıyan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Yok o senin icin
Herşeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermiyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için herşeyi,
Ama herşeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşıisında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hic sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.
O sana sevmeyi,
Gercek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.
O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....
Tarih: Sal Eyl 25, 2007 9:37 am Mesaj konusu: SEVMENİN BİR ZAMANI OLMALI...
Ben sıcak saatler hastasıydım.çıktığı günden beri hiç bir bölümünü kaçırmadan izlerdim yalnız bu şiiri kim yazdı?
Sevmenin bir zamanı olmalı...
Gülmenin,mutluluğun,ölmenin,
Bir zamanı olmalı,
Ama şimdi değil...
Bir akşam mutlak bu saat
Bu sıra sıra yokuşlar
Bu bacadan çıkan duman
Nasıl yanarsa yangın ellerimde can
Bir zamanı olmalı
Ama şimdi değil...
Bu gemi kopacak elbet limandan
Bir iki damla yaş ağlamayan gözlere de bulaşmalı!
Bir şarkı susmalı apansız
Bir zamanı olmalı
Ama şimdi değil...
Tarih: Sal Eyl 25, 2007 9:39 am Mesaj konusu: seni seviyordum ve senin haberin yoktu
Seni Seviyordum
Sana uzak kentlerden birinde
Zamanın bir yerinde
Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan
Kulağının arkasına düşüşü ve burnun
Herkesten başkaydı işte
Güldüğün zaman yukarıya bakardın
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı
Ne güzeldiler
Sen bilmiyordun ben seni seviyordum
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu çoğalarak
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi
Herşeyi erteleyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk
Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor
Ve bazen, tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk
Cesurduk
Ufuk çizgisi maviydi, günbatımı hep turuncu
Ve kırmızıydı bütün karanfiller
Ben seni seviyordum sen bilmiyordun
Sevinçlerim oluyordun ara sıra
Sen hiç bilmiyordun
Sonra herhangi biri oldun
Bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı serin haziran akşamları
Derken birgün uzaktan gördüm seni
Saçların bana inat başın herşeye meydan okuyarak
İşte yine aynı
Kalbimi acıttın her zamanki gibi
Değiştik sanıyordum. ve sen yine bilmiyordun
Şimdi bunları anlatsa sana birileri
Kimbilir
Yada boşver
Bilme en iyisi
Tarih: Sal Eyl 25, 2007 9:49 am Mesaj konusu: Re: SEVMENİN BİR ZAMANI OLMALI...
remarkablenur demiş ki:
Ben sıcak saatler hastasıydım.çıktığı günden beri hiç bir bölümünü kaçırmadan izlerdim yalnız bu şiiri kim yazdı?
Sevmenin bir zamanı olmalı...
Gülmenin,mutluluğun,ölmenin,
Bir zamanı olmalı,
Ama şimdi değil...
Bir akşam mutlak bu saat
Bu sıra sıra yokuşlar
Bu bacadan çıkan duman
Nasıl yanarsa yangın ellerimde can
Bir zamanı olmalı
Ama şimdi değil...
Bu gemi kopacak elbet limandan
Bir iki damla yaş ağlamayan gözlere de bulaşmalı!
Bir şarkı susmalı apansız
Bir zamanı olmalı
Ama şimdi değil...
Rica ederim Kukulkan. Sadece sevdiğim bir şiiri sizin ile paylaşmak istedim. Hatırladığım ve paylaşmak istediğim bir şiirdi. Kukulkan, yanlış yazılan yeri belirttiğin için gerçekten çok teşekkürler. Fadim' e de düzelttiği için teşekkür ediyorum. Yanlış yazmam evet çok kötü bir hata olabilir, Eylem de uyardı bunun için kendisine teşekkür ediyorum. Ben bu siteye yeni üye oldum yani sizin gibi form yöneticisi değilim. Ama nereye yani nasıl bir siteye yazı gönderdiğimi biliyorum. İnsanların sadece yazılarına ve yazım yanlışlarına bakarak insanlar hakkında yorum yapamazsınız. Kukulkan' a yaptığınız gibi benim nasıl bir insan olduğumu yani benim kalitemi de bir yazım yanlışına bakarak ölçemezsiniz.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız