AŞK ÜZERİNE...
Bir kadın vardı,yaşadı
her fırsatta yaşadı.
bir adamı sevdi 19 unda
kime baksa kahverenginin en güzel tonu gözleriyle
hep o adamın gözleri belirirdi gözbebeklerinde
hesap nedir bilmezdi,
bir aşkın terazisi yoktu bilirdi
ve evlendi
Kimsin diye bir kez dahi sormadan.
Çok sevdi
ve sevmeye devam etti
aşk ona en güzel yakışandı
gündüz ve gece
her mevsim…
dört ayrı mevsim
yaz akşamları bahçede dış kapıya bakan salıncakta,
hergün ,bir gül iliştirerek sol kulağının üstüne
dalgalı siyah saçlarını bırakarak beline,
çiçekli empirme elbiseleriyle,
asi bir çingene kızı gibi
dalardı kapıya saatlerce
kış gecelerinde ise
dışkapıya bakan pencereden,
buğusunu silerek camların
sırtında kırmızı şalıyla
hep o adamı bekledi
kırmızıyı çok severdi
21 de bir erkek çocuk verdi,
anneliğiyle süsleyerek
bıkmadı…
hep o adamı bekledi.
her akşam sürme çekti gözlerine.
…sürmeleri aktı
ve hep oğlunun gözlerine baktı.
Bir gün geçti adam gelmedi.
Beş gün geçti adam gelmedi
Bir yıl geçti adam gelmedi
zaman geçti adam gelmedi
Ve kadın hep bekledi
Her akşam sürme çekti gözlerine
…sürmeleri aktı
Ve hep oğlunun gözlerine baktı.
Bir adam vardı yaşadı
Her fırsatta yaşadı.
Hep aşkı aradı,
girmediği sokak
Bakmadığı ev kalmadı
Aşkı arıyorum dedi her kadına
40 da bir kadın sevdi
Aşk işte ta kendisiydi
Bütün isimler onun
Bütün kapılar onun
Bütün sonlar onundu
Çok sevdi
Sevmeye devam etti
geçmiş ve gelecek.
başlangıç ve son.
Evlendi.
sahip olduğu ne varsa,
hesapsızca önüne serdi.
Uyanıkken onu hayalledi
Uykuda onu izledi
Hergünü ona hediye etti
Ama en çok ellerini severdi
Dokunduğu ne varsa,
Kutsal adletti
Çok sevdi
Ve sevmeye devam etti
sedef taşlardan toka işletti
tokanın arasına takılan her saç telini
hissettirmeden gizledi
bir gün kadın öldü
adam kabullenmedi
bir gün geçti
adam kabullenmedi
beş gün geçti
adam kabullenmedi
kırk gün geçti
adam evlendi.
“Aşk “ yanılmışım dedi
Bir genç vardı yaşadı
15 in de aşkı sordu, titreyerek
Kadın dedi bekliyorum
Adam dedi yanılıyorum
Genç dedi korkuyorum…
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
Tarih: Çrş Eyl 06, 2006 9:09 am Mesaj konusu: Aşkın yaşı varmıdır sizce?
Merak ettiğim birşeyi paylaşmak istiyorum ve yazmak isteyen arkadaşların da görüşlerini almak istiyorum.
Evlenmek isteyen bir erkek kendisinden yaşça büyük birisiyle evlenmek isterse sizin görüşünüz ne olur. Kendinizi o bayanın ve o erkeğin yerine koyarak yazarmısınız görüşlerinizi.
Başkasının dedikleri bu konuda bilgi isteyene yardımcı olmayacaktır bence de. Yinde de bir görüş isterseniz söyleyeyim. Bir erkek olarak benden yaşça üstün olan bir bayanla evlenmek istemem. Genel olarak erkekler yaşça, zekaca veya fizikçe kendilerinden üstün olan bayanlarla evlenmek istemezler. İstisnalar hariç tabi. Genel olarak da Bayanlar erkeklerde üstünlük arar. Yine bayanlarda bir korunma içgüdüsü bulunduğundan (bu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır) böyle bir tercihe az rastlanır ve tabi yine istisnalar hariç. Hiç belli olmaz Aşk'ın nereye konacağı meselesi yani. Böyle bir ilişkiden mutluluk çıkmaz diyemeyiz.
İçinde şu mine çiçeğinin ölmekte olduğu vazo bir yelpaze darbesiyle çatladı. Darbe ona hafif dokunmuştu. Hiç sesi bile çıkmadı. Fakat o hafif yelpazenin yaptığı bere, görülmez bir yürüyüşle kristali hergün ısıra ısıra bütün etrafını dolaştı. Billurun taze suyu, damla damla sızdı, kayboldu. Çiçeklerin özsuyu bitti. Hala hiç kimse şüphe etmiyordu. Fakat oraya dokunmayın, kırıktır... İşte bunun gibi sevilen bir elde genelde kalbe dokunur. Onu zedeler, sonra o kalp kendiliğinden çatlar. Aşkının çiçeği mahvolur. Kimsenin gözüne ilişmeden ince ve derin yarasının büyüdüğünü ve yavaş yavaş içten ağladığını hisseder. Oraya dokunmayınız, kırıktır!
Karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme
dokunmasın kimse bana
kimse ulaşamasın artık tenimin incinen yerlerine...
uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan
zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum
biliyorum artık kimse yok kimsesizliğime...
biliyorum aşka kimse yok
aşkın karanlık metali soğuyor yüreğimin derinliklerinde...
aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım
dağılıp gitti herkes
içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız