Bir tartışmadan en iyi sonucu almanın tek yolu vardır, o da tartışmaktan kaçınmak, hem de tıpkı çıngıraklı yılanlardan ya da deprem sırasında eski bir evde olmaktan kaçındığımız gibi. Her on tartışmadan dokuzu bittiğinde, taraflar kendilerinin haklılığından tartışmaya başlamadan önce olduklarından çok daha fazla emindir.
Tartışmalarda öfkelendiğimiz zaman, gerçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız/Thomas Carlyle
Sorun, birlikte iş yapmaya çalıştığınız kişilerle sürekli tartışıp onları aşağılamaya çalışmanızdan yada sizin aşağılanmazdan kaynaklanabilir.
Yapılması gereken şey iletişimde olduğunuz kişilere konuşmaktan ve sözel tartışmalardan kaçınmayı öğretmek olabilir.
Eğer karşı çıkar ve tartışırsanız, bazen belli bir zafer kazanabilirsiniz, ama bu içi boş bir zafer olacaktır, çünkü bu yolla karşındakinin sempatisini asla kazanamazsınız.
Haklı, hem de çok haklı olabilirsiniz, ama iş karşınızdakinin fikrini değiştirmeye gelince büyük bir olasılıkla hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.
Bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmanın yolu da hiçbir zaman tartışmak değil, ancak ılımlılık, diplomasi ve karşınızdakinin bakış açısını anlamaya istek duymaktır.
Mümkün olduğu kadar iyi bir noktaya gelmek isteyen hiç kimsenin, kişisel tatmine ayıracak zamanı yoktur. Üstelik öfkesini ve öz denetimini kaybetmesinin oluşturacağı sonuçlar da bu amaç için çok zararlıdır. Yolda bir köpekle karşılaştığınızda, önce geçmek için ısırılmaktansa, ona yol vermek daha iyidir. Çünkü ısırılmanın acısını köpeği öldürmek bile geçirmez.
Anlaşmazlıkları olumlu karşılayın ve sloganı hatırlayın: İki ortak her konuda anlaşıyorsa, aralarından bir fazlalıktır. Eğer sizin düşünmediğiniz bir nokta varsa, dikkatinizin o nokta üstüne çekilmesinden hoşnutluk duyun. Belki bu anlaşmazlık, size çok büyük bir hatayı daha yapmadan düzeltme fırsatı verecektir.
İçinizden gelen ilk tepkiye asla güvenmeyin. Bir anlaşmazlık durumunda ilk doğal tepki her zaman savunmaya yöneliktir. Dikkatli olun ve ilk tepkinizi vermeden önce düşünün. Düşünmemek yararınıza değil zararınıza olabilir. Öfkenizi kontrol edin. Unutmayın, bir insanın değerini onu neyin öfkelendirdiğine bakarak anlayabilirsiniz.
Önce dinleyin. Karşınızdakine konuşma fırsatı verin, bırakın sözünü bitirsin, direnmeyin, savunmaya geçmeyin ve tartışmayın, bu sadece aranıza engeller koyar. Siz, daha yüksek anlayışsızlık duvarları yerine, anlayış köprüleri kurmaya çalışın.
Eğer senin aklın varsa, başka bir akıl sahibi ile dost ol da işlerini onunla danışarak yap/Mevlana
Bir anlaşma noktası arayın. Karşınızdakinin sözlerini dinledikten sonra, önce aynı fikirde olduğunuz noktaları ele alın.
Dürüst olun, Hata yaptığınız yerleri arayın ve bulduğunuzda bunu itiraf edin. Hatalarınız için özür dileyin. Bu karşınızdakinin silahlarını bırakmasını ve kendini savunmaktan vazgeçmesini sağlayacaktır.
Karşınızdakinin fikirlerini düşüneceğinize söz verin ve bunu içtenlikle yapın. Karşınızdaki haklı olabilir. Bu aşamada karşınızdakinin düşüncelerini gözden geçirmeniz, karşı çıkmakta inat edip kendinizi tartıştığınız kişin ‘ Sana söylemiştim ama dinlemedin ‘ diyebileceği bir noktada bulmaktan çok iyidir.
Karşınızdakine, gösterdiği ilgiden dolayı içtenlikle teşekkür edin. Bir konuda sizinkinden farklı fikirler ileri sürme zahmetine giren kişi, sizinle aynı şeylerle ilgileniyordur. Onları size gerçekten yardım etmek isteyen kişiler olarak düşünün, böylece karşınızda yer alan birini yanınıza çekebilirsiniz.
Eyleme geçmeyi, her iki tarafa da sorun üstüne düşünecek zaman bırakacak kadar erteleyin. O gün ya da ertesi gün yeni bir toplantı yapmayı önerin. Bu toplantıya hazırlanırken kendinize bazı sorular sorun:
* Karşımdaki tamamen ya da kısmen haklı olabilir mi? * Öne sürdüğü görüşlerde doğruluk payı var mı?*
* Sorunu çözebilecek olan şey benim yaklaşımım mı? * Verdiğim tepki karşımdakini yanıma mı çeker yoksa benden daha da uzaklaşmasına mı neden olur ?
* Tepkilerim, iyi insanların hakkımdaki görüşlerini ne şekilde etkiler? * Kazanırsam bunun bedeli ne olacak?
Opera tenoru Jan Peerce, evliliği ellinci yılına yaklaşırken şöyle demişti: ‘ Karım ve ben uzun süre önce bir anlaşma yaptık bu anlaşmaya birbirimize ne kadar kızarsak kızalım uyduk. Birimiz bağırırken, diğeri dinlemek zorunda çünkü iki insan bağırdığı zaman ortada iletişim kalmıyor ve sonuç sadece anlamsız bir gürültü oluyor.
Bir tartışmadan en iyi sonucu almanın tek yolu, tartışmaktan kaçınmaktır.
Kaynak:derleme:basariyolu
En son fadim tarafından Cmt Ağu 12, 2006 12:04 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Şimdi ben bu "post-modern robot insanlar için besin üretme çiftliği"nde itinayla, ruh değmeden üretilip paketlenmiş kişisel gelişim metinciğiyle çok güzel tartışırdım, ama "ben senle tartışmam, dolayısıyla oynanmamış maçın galibiyim" deyip kestirip atmış, ne yapabilirim ki...
Haklısın elbet! Ancak bir bak "kültür sanat" portalı iddiasındaki karakutu'ya.. Kültüre dair sanata dair kaç cümle kurmuş bazı münazaracı, münakaşacı arkadaşlar?!
Müziğe, kitaba başlık açtık, yazdık.. Arkadan atıp tuttular "kaçıyor musunuz?" diye. Ara verip dışarıdan izledik; "acaba bizde mi sorun?" diye. Yoo.. Değil! Parola: Maksat münakaşa olsun. Kolay gelsin, ne diyeyim.
Fakat işte bu yüzden zerre kadar ciddiye alınmıyorlar. Hava gazı, sabun köpüğü! Gidip birkaç eğe, törpü almakta fayda var arkadaşların güzelim egolarına şekil vermek, inceltmek için...
Fadim madem bu metin benimle tartışmıyor, hadi seninle tartışalım.
İlk Salvo:
"Daha tartışmadan, faydası olup olmayacağını nasıl bileceğiz? Kavun değil ki dibini koklasak, karpuz değil ki tık tık vursak..."
Tartışma konuları farklı farklıdır.Ve kişi tartışma konusunu ve karşı tarafı biliyorsa o tartışmadan kaçınabilir.
Bu tür tartışmalar en çok sevgililer ve evli çiftler arasında olur.Bunlar genelde kısır döngü haline gelmiş konulardır.Veya alışkanlıkların vazgeçilemezliğinden kaynaklanır.
Ayrıca bürokratik budamayı kendine şiar edinmiş üstle de tartışmak beyhudedir.Ast ne derse desin üst,üst perdeden saçmalayacaktır.Çözüm makul cevap vermektedir.
Şekil 1.2'de görüldüğü gibi sayın Dimitri'nin ağzını koklayarak tartışmanın faydasız olacağını anlayabilir misin? Bence hayır. Mesela dönüşüne çok sevindiğim sayın Dimitri'nin bu sözleri beni "utaranttan saçmalar"dan çıkıp daha elle tutulur birşeyler yazmaya itebilir. Elle tutulur birşeyler yazabilmek için, elle tutulur birşeyler okumama neden olabilir.
Ama bu benim Dimitri dostuma "arkadan atıp tuttuğunu iddia ettiğin kimlerdir, neler söylemişlerdir" de bakalım diye çıkışmama engel teşkil etmez. "Kültür"e dair, kültürün ilgilendiği herşeye dair kurulan cümleleri görebilmesi için basireti bağlanmışlıktan kurtulmasına dua etmeme de...
bknz: Tayyip'in ABD askerlerine dua etmesi...
Ben tartışma da olmalı diyorum, kaba ve kırıcı olmadıktan sonra. (İnsanlar tartışırken daha iyi tanınıyor bence. Çünkü o sırada tamamen kendisi oluyor.) Farklı bakış açılarıyla, aynı fikirler veya zıt fikirler çarpışırken, doğru kendini belli edecektir.
Sayın utarant, kimseyi hedef göstermek ya da suçlamak gibi bir amacım yok. Kimse kim! Kaldı ki bu başlık altında iyice saçma bir talep oluyor. Amaç kişiselleştirilmiş tartışmaların, kavganın gürültünün gereksizliğine vurgu idi..
Diğer taraftan yine gereksiz alınganlık gösteriliyor. Ben kültür namına "sıfır" çekiyorsunuz demedim. Kültür en temel ve basit tanımıyla "İnsan yaratısı olan herşey"dir. Bunun içerisine Yunus Emre'nin dizeleri de girer, boğaz köprüsü de bu forumdaki yazılar da.. Ancak kültür-sanat başlıklarına gösterilen ilgi düzeyi son derece yetersiz. Bunu herkes görüyor ve kabul ediyor.
Aksine adına tartışmak denilen ve fakat gerçek anlamda bir kendini ispat olimpiyatına dönüşen onlarca sayfa ve başlık Karakutu'yu çok yavanlaştırıyor. Yoksa, uğruna büyük bir çaba ve emek harcandığı aşikar olan Karakutu bundan çok daha nitelikli sohbetleri hakediyor. Özellikle portal'a emeği geçenlere saygım büyük.. Ancak eksikliklerini, hatalarını söylemekte benim vicdani görevim, bir yazar (!?) olarakta hakkım..
Bu noktada uzlaştığımız çok açık değil mi? Belki günlük koşuşturmacalar niteliği yüksek metinlere ilgi göstermemizi engelliyor. Kolaycılık günümüz hayatını yönlendiren en temel doktrin(!) değil mi? Bu konuda hepimiz suçluyuz.
Tartışma konusuna gelince, bir gün önce "kopyala-yapıştır" başlıklar açılmasına karşı çıkan sayın fadimin bir gün sonra bu tür başlıklarla karşımıza çıkması tartışmadan mağlup ayrıldığının el altından kabulu mü, yoksa yapılacaksa ben daha iyisini yaparım anlayışı mi?
Kısa süre de olsa Sn:Dimitriyle forumda aynı zamanlarda kaldık.Kendilerinden forumun bilgilendiğini ve foruma emeklerinin geçtiğini biliyorum.Bir ara kayboldular.Şahsen üzüldüm.Çünkü forumda sanat sayfalarında bir boşluğu doldurmaya çalışıyorlardı.
Forum onları yeterince tatmin etmiyordu.Ama forumsuz da kalamadılar.İyi niyetlerinden hiç şüphem yok.Çaba da gösterdiler.farklılık için de gayret ettiler.Hatta bilirim sırf isminden dolayı bile çok kırıcı mesajlar aldılar.
Ama iki arada bir derede ortama girip gidişat iyi değil türünden yazmak yerine forumda kalarak bu sıkıntıyı aşmak için çevrimiçi kalmak daha faydalı olur.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız