| Yazar |
Mesaj |
fadim Forum Admin

Kayıt: May 27, 2006 Mesajlar: 2816
|
Tarih: Prş Hzr 22, 2006 3:10 pm Mesaj konusu: "Özgürlüğümü ülkemden çok seviyorum..." |
|
|
"özgürlüğümü ülkemden çok seviyorum,zira kölelerin ülkesi olamaz.Şayet Rus olmak uşak ya da köle olmak anlamına gelecekse;o halde ben Rus olmak istemiyorum" demiş Dimitrij S.Merekovskij(Vol' naya Russija Moskva 1911)
Siz özgürlüğünüzü ne kadar seviyorsunuz.Kişisel özgürlüğünüz ile ülkenin özgürlüğü size neler anlatmakta?
Neden başkalarının özgürlük arayışlarını kontrol altında tutmak isteriz?Kişisel hapishane mimarlarımız kimler?
sanal özgürlüklerimiz mi daha fazla?
Benim görüşlerim mi?
Ben kuyuya taşları attım.Sıra sizde,buyurun lütfen! |
|
| Başa dön |
|
 |
tohum KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 01, 2006 Mesajlar: 553
|
Tarih: Prş Hzr 22, 2006 4:15 pm Mesaj konusu: |
|
|
| kırıntıları vardı, onları da geri aldılar. |
|
| Başa dön |
|
 |
HB2 KARAKUTU YAZARI

Kayıt: May 22, 2006 Mesajlar: 1049 Nereden: İstanbul
|
Tarih: Prş Hzr 22, 2006 7:53 pm Mesaj konusu: |
|
|
Sevgili fadim, kuyuya öyle taş filan atmamışsın. Koskoca bir kayayı, bir dağı koparıp bulabildiğin en derin kuyuya salmışsın.
Bu özgürlük dağını kuyudan çıkarmak için, öyle birkaç satır cümle yeterli olmaz. O kuyudan; o koca dağı çıkarmak için, Sosyolojiden, Eğitimden, Felsefeden, Ekonomiden, Siyaset ve Politikadan ve psikolojiden birer DEV VİNÇ gerekecek.
Sevgi ile kalın ve sevilin. |
|
| Başa dön |
|
 |
Dimitri Yazar

Kayıt: May 23, 2006 Mesajlar: 448 Nereden: istanbul
|
Tarih: Cum Hzr 23, 2006 3:34 pm Mesaj konusu: |
|
|
Yönetenler paraya güce sahip olmanın, diğer insanların özgürlüklerini kısıtlamaktan, tanımlamaktan geçtiğini bilirler. Bu yüzden çeşitli araçlarla insanların özgürleşmesini istemez, düşüncenin önüne bin türlü taş koyarlar. Günümüz piyasa ekonomisinde insan sadece tüketiyorsa insandır. Dolayısıyla sermayeyi böyle davrandığı için suçlayamayız. Doğası bu! Yapılacak tek şey bu küreselleşme saçmalığına dur deyip emperyalizmi yıkmak.
Gün gelecek ulus devletlerde yıkılacak. Ancak önce emperyalizm ve kapitalizm...
Özgürlük o zaman mümkün! |
|
| Başa dön |
|
 |
HB2 KARAKUTU YAZARI

Kayıt: May 22, 2006 Mesajlar: 1049 Nereden: İstanbul
|
Tarih: Cum Hzr 23, 2006 8:39 pm Mesaj konusu: |
|
|
Çok saçma; sermaye olmayacak, para olmayacak, istihdam olmayacak.
Peki, o zaman biribirinizi mi yiyeceksiniz.?
Sevgi ile kalın ve sevilin. |
|
| Başa dön |
|
 |
asosyal_demokrat Yeni Üye

Kayıt: Jul 05, 2005 Mesajlar: 78 Nereden: her yerden
|
Tarih: Çrş Tem 12, 2006 5:48 pm Mesaj konusu: |
|
|
Özgürlüğünüzü sevin, ülkenizi de sevin ama hükümete asla güvenmeyin.  |
|
| Başa dön |
|
 |
fadim Forum Admin

Kayıt: May 27, 2006 Mesajlar: 2816
|
Tarih: Çrş Tem 12, 2006 9:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Vaktiyle biri demişti ya kazık yemeyin yerseniz de bana gelmeyin diye.Bana bunu hatırlattı. |
|
| Başa dön |
|
 |
unlem_isareti KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jul 08, 2006 Mesajlar: 1126
|
Tarih: Çrş Tem 12, 2006 9:37 pm Mesaj konusu: |
|
|
Sayın leydim bir de buradan bakın;
Birey dünyada yaşam bulduğu andan itibaren;başta aile tarafından,sonra toplum tarafından şekillendirilir. Aile ve toplum tarafından şekillenen birey;kendi kararını alma dürtüsünden uzaklaşır ve toplumun benimsediği örf ve adet diye tanımlanan doğruluğu veya yanlışlığı tartış-maya açık olmasına rağmen tartışılmayan (yargıların bir süre sonra doğmatikleşmesi) kurallar çerçevesinde hareket etmesi sonucu oluşur. Bir noktadan sonra birey tamamen toplum tarafından yaratılır. Toplumun değer ve yargıları bağlayıcı,kendi görüş ve düşünceleri bağlayıcı değildir.
Freud “Adamın biri, açık saçık (pornografik) resimlere bakmaktan gizli bir haz duyuyor olabilir.Kendisinin böyle bir ilgisinin olduğunu kabul etmez.Ama bilinçli olarak bu tür resimlerin zararlı olduklarını düşünüp hiçbir yerde sergilenmemelerini sağlamayı kendilerine ödev edinir.” der ve bilinç,bilinçdışılılığa vurgu yapar.Buradaki insan modeli toplumsal yargıların altında kalmış ve aslında düşündüklerinin toplum tarafından yanlış diye bahsedilmesinden dolayı savaşılması gereken bir şey olarak düşünmüş ve pratiğe geçirmiştir. Bu olay bireyin özgür seçimi değil toplumun seçimidir.Birey olarak içimizde var olan duyguları toplumsal kaygı nedeni ile ortaya çıkaramaz ve yapmak istediğimiz,fakat toplumun yanlış bulmasından kaynaklı yapamadığımız bir çok şeye savaş açarız. Lokantada elleriyle balık yiyen bir adamı gördüğümüzde hemen görgüsüz damgasını vururuz.Aslında o an bizimde içimizden balığı elimize alıp zevkini çıkararak yemek geçer fakat toplumun ayıplaması ve yanlış bulmasından kaynaklı çatal kullanmak zorunda kalır ve çatal kullanmayanlara karşı bir savaş başlatırız.Burada çözüm toplumsal yargıları bir an için bile olsa kafamızdan atmak olursa özgür irademizle bir eylem gerçekleştirecek olacak ve özgürlük kavramını pratikte yaşamış olacağız.
K.Marx “…toplumun kendisi insan olarak insanı ürettiği gibi, o da insan tarafından üretilmiştir.” der. Toplumun insanlardan oluştuğunu düşünürsek mantıklı;fakat değişmesi gereken bir nokta var,olması gereken toplumun insanları yarattığı ve toplumsal ret’i gerçekleştiremeyenlerin toplum üzerinde etkisi olmayışı,gerçekleştirenlerin ise toplumsal yargılar karşısında ezilmesi ve zamanla yok olması,toplumsal yargıların hep aynı kalmasına neden olmuştur.Bu yüzden insan (artık) toplumu üretmemektedir.A.Smıth’in ekonomi üzerine söylediği “…kendi niyetiyle ilgisi olmayan bir ereğe ulaşmak üzere görünmez bir el tarafından yönlendirilir.”insan şekillenişine uyarlanırsa karşımıza şöyle bir sonuç çıkacaktır.İnsan kendisiyle ilgisi olmayan bir düşünce tarzına görünmez bir el tarafından yönlendirilir.Buradaki görünmez el toplumsal yargılardır.Birey yaşamına başladığı andan itibaren avukatlık,doktorluk gibi mesleklerin prim yaptığını,saygı gördüğünü görür ve hayatını bir noktada bu ve bu tür meslekler üzerine adapte eder. Birey şarkı söylemeyi sever ve müzik ile ilgisi yoğundur, fakat meslek olarak avukatlık,doktorluk gibi saygı gören mesleklerin seçimini yapar.Birey farkında değildir,ama görünmez bir el tarafından aslında bu tür mesleklere yönlendirilmiştir.
Olaya J.P.Sartre’nin yaklaşımı ile bakarsak yani “varoluş özden önce gelir” mantığını benimsersek;bireyin düşünce tarzının, bireyin bilinçsizliğine bağlayabiliriz.Fakat bu ne kadar doğru olur? Tabi ki yanlış ve ya yetersiz; Birey toplumsal açıdan dünyada varlığını sürdürmeye başladığı andan,son noktaya kadar şekillenmesinden dolayı böylesi bir durum (artık) mümkün değildir.K.Marx “Bilinçlilik yaşamı değil,yaşam bilinçliliği belirler” der. İnsanın bilinçliliği de bilinci de toplumsal yargılar ile şekillenir.Çocuk kumbara almak için para biriktirir,fakat biriktirdiği parayla kitap alır.Üstelik bu olguyu hiçbir öneri almadan gerçekleştirir.Bu çocuğun dünya üzerinde bulunduğu andan itibaren toplum tarafından şekillenmesi sonucu oluşur.
Eğer K.Marks’ın “yabancılaşma” kavramı üzerinde duracak olursak ve işçiyi örnek alacak olursak;işçinin üretimde bulunduğu mala ve emeğe yabancılaşması karşımıza çıkacaktır. K.Marx “İşçi yaşamını objeye katmakta ve yaşamı artık kendisine değil objeye ait olmaktadır.” der. K.Marx bu konuda tamamen haklı olmakla birlikte eksiktir. K.Marx yabancılaşmayı sadece üretim sürecine yaymaktadır.Fakat yabancılaşma bireyin dünya üzerinde varlığını sürdürmesi ile başladığının farkında değildir.Yabancılaşma bireyin yaşam bulduğu andan itibaren kendini aile ortamına dahil etmesi ile başlar,daha sonra kendini topluma dahil eder ve bu dahil etme süreçlerinin her birinde kendine yabancılaşmasının dozaşı artar.Bu olgudan dolayı birey hiçbir zaman kendini tanımaz.
Toplumun,bireyin düşünce tarzını ve bununla oluşan yaşantısını şekillendirdiğini açıklamaya çalıştım.
Eğer toplum bireyin düşünce tarzını,yönlendiriyorsa özgürlüğün oluşabilmesinin tek koşulu bireyin toplumu ret etmesidir.Birey kendisine toplum tarafından dayatılan düşünceleri ret edebilirse ancak özgürlüğüne ulaşır
aytaç aydın |
|
| Başa dön |
|
 |
fadim Forum Admin

Kayıt: May 27, 2006 Mesajlar: 2816
|
Tarih: Prş Tem 13, 2006 8:14 am Mesaj konusu: |
|
|
Aytaç Aydın ile değil Sizinle forumdayız Sn.Ünlem İşareti.
Bi de buradan bakın al bi de buradan yak gibi alıntılar- üstelik yorum katılmamış- başlığın muhtevasına uymuyor.
Burada yabancılaşma ve kişisel özgürlük tartışılmıyor.
Burada kişisel bağımsızlık ile ülke bağımsızlığı tartışılıyor. |
|
| Başa dön |
|
 |
unlem_isareti KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jul 08, 2006 Mesajlar: 1126
|
Tarih: Prş Tem 13, 2006 8:26 am Mesaj konusu: |
|
|
özgürlük ve bağımsızlığı anlatır mısınız biraz. İkisi aynı şey gibi duruyor da  |
|
| Başa dön |
|
 |
fadim Forum Admin

Kayıt: May 27, 2006 Mesajlar: 2816
|
Tarih: Prş Tem 13, 2006 8:47 am Mesaj konusu: |
|
|
son cümleyi oku
bağımsızlık ve/veya özgürlük değil tartiştığımız
kendi özgürlük anlayışımızı korumanın ülkenin bağımsızlığına,emperyal baskılara başkaldırmanın ,onurlu bir devlet olmanın yolunu açabileceğinden konuşuyoruz. |
|
| Başa dön |
|
 |
unlem_isareti KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jul 08, 2006 Mesajlar: 1126
|
Tarih: Prş Tem 13, 2006 8:50 am Mesaj konusu: |
|
|
Ben de diyorum ki kişisel özgürlük ile kişisel bağımsızlığın arasında bir fark göremiyorum. Ülke geleneğine adapte olup olmamakla ilgili değil insanın kendi özgürlüğü. Bu yüzden o yazıyı aldım, ondan şeyettirdim  |
|
| Başa dön |
|
 |
Beauvoir Yeni Üye

Kayıt: Apr 07, 2008 Mesajlar: 42
|
Tarih: Çrş Nis 23, 2008 2:31 pm Mesaj konusu: |
|
|
Fadim cok guzel bir tartisma baslatmissiniz, yürütülmedigine üzüldüm.
Ülke ve Özgürlük filmi geldi aklima.
Özgürlüğümü seviyorum, ülkem özgür olsa daha cok özgürleşirim...
Aslinda birbirine o kadar bağli ki.
Ünlem işaretine de hak vermemek olmaz.
Tartismayi canlandirmali.
Ha bir de sanalken daha özgürüz sanki...  |
|
| Başa dön |
|
 |
Beauvoir Yeni Üye

Kayıt: Apr 07, 2008 Mesajlar: 42
|
Tarih: Prş Nis 24, 2008 2:31 pm Mesaj konusu: |
|
|
"Eğer toplum bireyin düşünce tarzını,yönlendiriyorsa özgürlüğün oluşabilmesinin tek koşulu bireyin toplumu ret etmesidir.Birey kendisine toplum tarafından dayatılan düşünceleri ret edebilirse ancak özgürlüğüne ulaşır "
Unlem isaretinin alintalidigi yazidaki su paragraf ozet olabilir mi? |
|
| Başa dön |
|
 |
greenstone Yazar

Kayıt: Jul 31, 2007 Mesajlar: 232
|
Tarih: Prş Nis 24, 2008 6:25 pm Mesaj konusu: |
|
|
Benim kendimi çok seviyor olmam, seni sevdiğim için. Seni seviyor olması ona özen göstermemi gerektiriyor.
Nasıl ki bedenim özgürlüğüme engel değilse, özgür olmam için ülkemi çok sevmem gerekmiyor mu? |
|
| Başa dön |
|
 |
|