| Yazar |
Mesaj |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Cmt Hzr 17, 2006 6:06 pm Mesaj konusu: |
|
|
tipitip cikleti karikaturleriyla oyun oynardik
bir cesit kumar
cocukluk iste
sanki para kadar degerliydi
deste deste
evlerin bodrumunda buyukler gormesin diye gizli oynanirdi
alt mi ?ust mu? idi oyunun adi
seri numaralarina bakilirdi tipitipin |
|
| Başa dön |
|
 |
OWL KARAKUTU YAZARI

Kayıt: May 02, 2006 Mesajlar: 748 Nereden: Mağara
|
Tarih: Cmt Hzr 17, 2006 6:31 pm Mesaj konusu: |
|
|
| O tipitip oyununu bizde oynardık. Aynen bende babamlar kavga edince araya girerdim, akıbette malum tabii. Bir gün gene araya girip şimşekleri iyice üzerime çekince kavga bayaa büyüdü. "İn lan bahçeye, karının yanında dövmek istemem seni" dedim. Sonra mı? Çok güldük, kavga filan kalmadı. |
|
| Başa dön |
|
 |
True Yeni Üye

Kayıt: Jun 07, 2006 Mesajlar: 79
|
Tarih: Pzr Hzr 18, 2006 12:36 am Mesaj konusu: |
|
|
Sahininden satılık -kullanılmamış çocukluk- vardır.
Biline. |
|
| Başa dön |
|
 |
zeynepdi Yeni Üye

Kayıt: May 08, 2006 Mesajlar: 82
|
Tarih: Pzr Hzr 18, 2006 6:48 pm Mesaj konusu: |
|
|
what?
olmadı;
vat? |
|
| Başa dön |
|
 |
True Yeni Üye

Kayıt: Jun 07, 2006 Mesajlar: 79
|
Tarih: Pzr Hzr 18, 2006 6:59 pm Mesaj konusu: |
|
|
Anlamadığın kısmı anlamadım ben de.
Kullanılmamış çocukluk olmaz mı diyorsun.
Yoksa neden sattığımı mı anlamadın?
it is a pencıl. |
|
| Başa dön |
|
 |
ANLAM-SIZ Forum Yöneticisi

Kayıt: Dec 14, 2005 Mesajlar: 848
|
Tarih: Pts Hzr 19, 2006 9:18 am Mesaj konusu: |
|
|
| Alıntı: | | Halen rüyalarda balık tuttuğumu görürüm aynı bulanık sularda. |
Ahhh sevgili poe...
Çok güzel anılar.Aynı şeyleri yaşadım desem yeri var.Bir de yengeçler olurdu çayda,kayaların arasında.Ben en çok yengeçlerden korkardım.Süs balığıda olurdu yakaladıklarımızın arasında.Öldüklerinde çok üzülürdüm.
Hey gidi günler heeeey. |
|
| Başa dön |
|
 |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Pts Hzr 19, 2006 3:20 pm Mesaj konusu: |
|
|
yaz aylari
o zamanlar bodrum falan bizim lugatta yok
hep bir hastalik sunlar suraya tatile gittiler falan
biz gene rahmetlinin 1 aylik iznine findik toplamaya
hic sevemedim findik toplamayi
o zamanlar koyde elekrtrikte yok
luks lambasi altinda yemek yemeyi
sabah bizim ineklerden sagma sut icmeyi
sirtimda kucuk kufeyle findik toplamayi hatirliyorum
ben hep tasirdim toplamak cok sikici idi
geceleri erken yatilirdi koyde
sabahlari bakkala yolun ustune cikilirdi
o zamanlar kamyonlarla gidilirdi sehre
karadenizde evler uzak olur komsuluklar yakin
herkesin kopegi olmak zorunda
korkmazdim kopeklerden
bizimki haric
hala aklimdadir bizim danalarin cingirak sesleri
gerci otlatmayida sevmezdim
rahmetli dedem hic vermezdi zorla boylesi gorevler
kiraz agacindan kiraz yemek
dut sirkelemek
ne guzelmis meger |
|
| Başa dön |
|
 |
melki Yazar

Kayıt: Dec 29, 2005 Mesajlar: 223
|
Tarih: Pts Hzr 19, 2006 6:06 pm Mesaj konusu: |
|
|
İlkokul birinci sınıfta mini mini bir kuş donmuştu şarkısını söylerken gözlerim dolardı.Sanırım empati kuruyordum donmak üzere olan kuşla, çok sulu göz bir çocuktum herşeye ağlardım. Evin karşısındaki kavaklar kesildiğinde bile ağlamıştım tabi bunu aileme anlatamadım bir de yatağa yatınca önce ben mi öleyim yoksa ailem mi ölse daha iyi olur ?diye düşünürdüm. Ben ölsem ailem çok üzülecek ailem ölse ben çok üzüleceğim en iyisi hep beraber ölmek diye düşünüp dua ederdim. |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2045 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Sal Hzr 20, 2006 12:16 pm Mesaj konusu: |
|
|
İlkokul 5.sınıftaydım. O senelerde Beşiktaş ha bire şampiyon oluyordu. Fırtına gibi esiyordu. Metin-Ali-Feyyaz efsanesinin yaşandığı yıllardı. Beşiktaş taraftarlarının o çok meşhur şarkısı vardı sıklıkla terennüm edilen:
Sen çok yaşa
Sen çok yaşa
Canım feda olsun sana...
diye uzayan o efgarlı, hüzünlü, coşkulu bir şarkı.. Ben hep sıkı Trabzon'luydum ama bu şarkı beni uçuruyordu. Beşiktaş'a sempati beslemeye başlamıştım bu şarkı yüzünden.Ama diğer taraftan erken yaşta oluşan bir kimliğim vardı. Şimdi anlamlandırabildiğim bir teslimiyeti istemiyordum. Muzaffer olana tapınmak küçükken de ölümdü benim için. Ama ramak kalmıştı Beşiktaş'lı olmama da. Beşiktaş'lı bir kaç arkadaş "hadi, bir adım at, bitir şu işi" mealinden sözler söylese de gelmedim gaza. İyiki de gelmemişim.
Yıllar yılı "burası leş gibi hamsi kokuyor" veya "hamsi attım tavaya, başladı zıplamaya" gibi kızdırıcı edebiyata maruz kalsam da, hep bir avuç Trabzonperver olarak göğüs gerdik tüm bu kuşatmalara. Ama küçükken insan daha kolay ve daha çok etkileniyor. Onu da söyleyelim. |
|
| Başa dön |
|
 |
utarant Forum Admin

Kayıt: Apr 24, 2005 Mesajlar: 763
|
Tarih: Sal Hzr 20, 2006 12:23 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ben en zor olanı başardım, birilerinin döneklik dediği şeyi. Sene ortaokul yılları. Fb şampiyon... Fb'li utarant Galatasaraylı olmaya karar verdi. Sebep bu futbolla şampiyon olan takımı tutmak bize yakışmaz. Ya kimi tutacaz, ezeli rakibi tabi...
İşte o yılarda özellikle FB, GS maçlarında yaşadığım içsel çelişkinin verdiği hazzı hayatımın hiçbir evresinde yaşamadım. Her golde hem sevinç hem üzüntüyü çok bariz yaşadım.
Sonra ne mi oldu, şimdi dünya kupası maçlarını dahi izlemiyorum çeyrek finale kadar. |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2045 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Sal Hzr 20, 2006 12:33 pm Mesaj konusu: |
|
|
Doğduğum köy, kaba hatlarıyla ikiye ayrılmıştı. Bir topluluğun olduğu yerde nedense bir 'öteki' hep bulunur. Bizim küçük köy başka bir yerden gelen göçmenlerden kuruluydu. Aynı soy bağından olmamıza rağmen (Ahıskalı -Kıpçak-Kuman), bu defa gelinen köyler itibariyle bir kutuplaşma oluşmuştu. O taraf, bütün kıllıklarını üstlerinde barındırıyordu. Kavga döğüş yoktu büyükler arasında belki ama, hep bir didişme vardı. Çocuklara da yansımış olmalıydı ki, biz küçükken bu kamplaşmayı kucağımızda bulduk.
O tarafın çocukları yılan gibiydi. Bir çok kavga olurdu onlarla, hiç birisine katılamadığım. Küçük olduğum için katılamazdım. Pislik yaparlardı. Çok kavga olurdu. Ama yine de arkadaştılar. Aynı köy ilkokulunda, aynı sınıflara gidilen, konuşulan, gülüşülen arkadaşlar.
Her akşam üstü aramızda futbol maçı olurdu. Fenerbahçe-Tabzon maçları. onlar hep Fener'lydi. Biz de hepimiz Trabzon'lu. Büyük sahalardan en ücra semtlere taşınan bir rekabet. Fener'li olmak, böylece ötekinin de sıfatı olmuş oldu. Sevmediğim bir çok kişi Fener'liydi. Sevdiğimz adamlarda Fenerli çıkarsa da, görmezden gelirdim tuttkları takımı.
Aramızda yaptığımız maçlarda sıklıkla taraf değiştiren bir haymatlos vardı. Sarı-kırmızı forma giyen, şehirde yatılı okuyan, sürekli saf değiştiren, arkadan vuran sinsi bir tip. Kemiksizdi, omurgasızdı. Öğrendim ki tuttuğu takım Galatasaraymış. O cırtlak renkleri hiç sevmemiştim. Formayı da, arkadaşı da sevmemiştim. Demek üçüncü bir takım daha varmış ha! Adı da Galatasaray'mış.
Bir kaç sene sonra büyük şehire yerleştiğimizde acı gerçekleri bir bir öğrendim: Oratada lig denilen bir takım topluluğu varmış. Sadece Trabzon, Fener yokmuş. Galatsaray'a ek olarak, beşiktaş ta varmış, Bursa'da. Ve hemen her şehrin bir takımı. Daha acı gerçek ise, Trabzon'umun ancak dördüncü büyük olduğuymuş.
Son gaz giden bir traktörü, bir bisikletlinin geçmesine de hayret etmiştim. Oysa traktörümüz ne sonsuz hızla uçardı. |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2045 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Sal Hzr 20, 2006 12:38 pm Mesaj konusu: |
|
|
Fenerli iken Galatasaray'a geçeni çok duydum da, tersini nedense hiç duymadım. İlginçtir, bu takım değiştirenlerin yüzde doksanı da küçükken işi bitirmiştir.
Sebebi de genelde aynı oluyor: Fenerli çocukların, Fener'den yansıyan kıllıkları. |
|
| Başa dön |
|
 |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Sal Hzr 20, 2006 3:30 pm Mesaj konusu: |
|
|
ilkokul siralari bizim uc takimli ligimiz vardi
asagi mahalle
yukari mahalle
karsi mahalle
ogbmayp tabelasinida tutardik
okulbitimi ders cikisi odevleri yolkenarinda aninda uc arkadas halleder,eve hic odev tasimazdim
cantayi attikmi eve dogru maca |
|
| Başa dön |
|
 |
zeynepdi Yeni Üye

Kayıt: May 08, 2006 Mesajlar: 82
|
Tarih: Çrş Hzr 21, 2006 1:36 pm Mesaj konusu: |
|
|
hayırr..
bunu yapamazsınızzzz forumun en güzel köşesini tribünlere çevirrrttttttirrttmemmm!
duyuldu mu?
benim çocukluğumun maç muhabbeti hiç olmadı.. hep unuturdum hangi takımlı olduğumu.. kızız ya bi de.. aklımız kafamızdaki tokada pembeyi seviyodum evet..
güzel renktir pembe..
kırmızı da var.. bi de mor..
maviyi sevmezdim..
unutturdum mu maç muhabbetini  |
|
| Başa dön |
|
 |
melki Yazar

Kayıt: Dec 29, 2005 Mesajlar: 223
|
Tarih: Çrş Hzr 21, 2006 2:07 pm Mesaj konusu: |
|
|
5 yaşlarındayım Babam bana kırmızı bir elbise almıştı ve çiçekli çiçekli tokalar o zaman çok severdim. Şimdi resimlere bakınca ne kadar iğrenç bir elbise diyorum neyse ben elbiseyi giyer giymez sokağa fırladım arkadaşlarıma göstermek için. O sırada balkonda duran arkadaşıma seslendim.
"Remziyee bak babam aldı." Gerisini hatırlamıyorum gözlerimi açtığımda başımda büyük bir kalabalık, elbiselerim kan olmuş, annem bayılmış ne olduğunu anlayamadım. sonradan öğrendim ki remziye başıma kiremit atmış  |
|
| Başa dön |
|
 |
|