Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 278 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Türk Aydının Özellikleri
 Kurgusal Gerçek
 Sıkılmıyor musunuz?
 Askerlik Hatıraları
 Deney Faresi
 YORUMSUZ
 Agit
 yazarken ben
 HAZIR CEVAPLAR
 Magazin
 FİLİSTİNE SES OL...!
 LAY LAY LOM
 Değersizleşme
 GARİPLER MEMLEKETİ
 Tarih Üzerine
 Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı: Değerlerin Sorgulanması
 CAN KIRIĞI
 Sahi ne vardı bir de?
 Başlık koyamadım.Bir başlık tavsiye ederseniz sevinirim.
 2009

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
TRT
Sabah
Hürriyet
Milliyet
Radikal
Taraf
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

şiir katliama neden olurmu


şiir katliama neden olurmu
Sayfa Önceki  1, 2
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri
Yazar Mesaj
yavsan
Yazar


Kayıt: Jun 30, 2005
Mesajlar: 307

MesajTarih: Cmt May 13, 2006 11:12 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

özellikle Şah İsmailin hatayi mahlasıyla söylediği şu türkülere aşina olmayan yok gibidir sanırım...

Mahlası Şah Hatayi'ye ait olan türküler:

Ezel Bahar Olmayınca

Ezel bahar olmayınca
Kırmızı gül bitmezimiş
Kırmızı gül bitmeyince
Sefil bülbül ötmezimiş

Dost bülbüller gelir ötmeye
Güle sarılıp yatmaya
Bağıban gülü satmaya
Gül kadrini bilmezimiş

Gel ey bağban satma gülü
Haramdır parası pulu
Ağlatma sefil bülbülü
Gözyaşını silmez imiş

Yılda bir gün ziyan olur
Dost yoluna talan olur
Bazı insan hayvan olur
Hayvan adem olmazimiş

Şah Hatayım ölmeyince
Tenim turap olmayınca
Dost dosttan ayrılmayınca
Dost kadrini bilmezimiş



Elâ Gözlü Pirim Geldi

Elâ Gözlü Pirim Geldi,
Duyan Gelsin İşte Meydan.
Dört Kapıyı Kırk Makamı,
Bilen Gelsin İşte Meydan.

Hudey,Hudey,Demler Hudey,
Hudey,Hudey Canlar Hudey.

Ben Pirimi Hak Bilirem,
Yoluna Kurban Oluram,
Dün Doğdum Bugün Ölürem,
Ölen Gelsin İşte Meydan.

Hudey,Hudey,Demler Hudey,
Hudey,Hudey Canlar Hudey.

Şâh Hatayi Der Sırrını
Meydana Koymuş Serini,
Nesimi Gibi Derisin
Yüzen Gelsin İşte Meydan.

Hudey,Hudey,Demler Hudey,
Hudey,Hudey Canlar Hudey


Benim Pirim

Benim pirim Şahi Merdan Ali'dir
Sefiller destini tutan Ali'dir
Kopardı hayberin kapısın kırdı
Kaldırıp arşumana atan Ali'dir
Haydar haydar pirim Ali'dir

Şah Hatayım Ali'm mansur darında
Hü deyi cebrail serim yardıran
Üç yüz yıldan sonra nergiz getiren
Nergizi selmana sunan Ali'dir
Haydar haydar pirim Ali'dir
Başa dön
karakedi
Yazar


Kayıt: Jul 22, 2005
Mesajlar: 202

MesajTarih: Cmt May 13, 2006 1:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ya tavsancim sen harbiden bunlariolesiye okuyonmu
valla ben sikildim siirmi manimi turkumu

neyse sen daha iyi bilirsin
Başa dön
karakedi
Yazar


Kayıt: Jul 22, 2005
Mesajlar: 202

MesajTarih: Cmt May 13, 2006 1:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

pardon hayvan ismine gittiydi
neyse yavsan olareak duzelteyim bari
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Cmt May 13, 2006 2:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Valla bende üşendim okumaya. Dalgıçlama bbaktım bir iki mısraya.
Very Happy
Başa dön
yavsan
Yazar


Kayıt: Jun 30, 2005
Mesajlar: 307

MesajTarih: Pzr May 14, 2006 12:01 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sn. aurayla sournumuz aynı bizim...etrafımızda okumaktan sıkılan insanlar olmasaydı hayat bizim için daha çekilir olacaktı...

Neyse kısa bir deyiş yazayımda alacak olan alsın kendine bir şey...


Ne kadar bilirsen bilene danış
Danışan dağları aşarmı aşar
Danışmadan yola düşse bir kişi
Yorulup yollarda şaşarmı şaşar

Altında bir pula olurmu kabul
Konuş ehil ile olasın ehil
Konuşma cahille olursun cahil
Kişi itibardan düşermi düşer

Uzak ol cahilden kamile yakın
Sözünde mana yok darılma sakın
Hasmın karıncaysa merdane takın
Ummadığın taş başa düşermi düşer

Abdal pir sultanım bu böylemi olur
Herkes ettiğini elbette bulur
Alıcı kuşların ömrü az olur
Akbaba zararsız yaşarmı yaşar
Başa dön
OWL
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: May 02, 2006
Mesajlar: 748
Nereden: Mağara

MesajTarih: Pts May 15, 2006 8:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ne yalan söyliyim nefret ederim okumaktan. En son "Cin Ali'nin atı" nı okumuştum; onu da yarım bıraktım zaten. Çok şükür etrafta kaliteli okuyucular var. Bir de okuduğunu anlayan insanlar yetiştirebilirsek olay tamamdır.
Başa dön
yavsan
Yazar


Kayıt: Jun 30, 2005
Mesajlar: 307

MesajTarih: Pzr May 28, 2006 9:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir yerden sonra her zaman sığlaşır tartışma...Bilgiden çok kişilikler saldırır birbirine...Ne güzel örneklendirmiş arkadaşlar...
Başa dön
arzu_26
Yazar


Kayıt: May 08, 2006
Mesajlar: 193

MesajTarih: Pzr May 28, 2006 12:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu yazının başında çok güzel şeyler yazılmış tam zevkle okurken yine her zamnki gibi kişiler tartışmaya başladıı.Ve konunun önemi yitirildi.Neden böyle oluyor kişisel atışmalar ne kadar da seviliyor.Anlamadım bi türlüüü
Ayrıca ben yazılan her satırı okudum.Okuyanlarda oluyor yani siz yazın bunuda belirtiyim. Evil or Very Mad Evil or Very Mad
Başa dön
karakedi
Yazar


Kayıt: Jul 22, 2005
Mesajlar: 202

MesajTarih: Pts May 29, 2006 3:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ozur dilerim sizden yavsan

espri duvarini astim galiba biraz

mazur gorun

kotu niyet degildi inanin
bakin ben bunu silebilirdimde

ama bana ders olsun
Başa dön
tubams
Yazar


Kayıt: Aug 26, 2005
Mesajlar: 105

MesajTarih: Pts May 29, 2006 7:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

sn. yavsan gerçekten ellerinize sağlık oldukça güzel yazmışsınız.

hem Hatayi için(ben severek okurum ve şimdi de öyle yaptım) hem de tarih üzerine belirttiğiniz düşünceler için.

Keşke herkes Osmanlı'yı mükemmel olarak değil de bir tarih mirası olarak görebilse ki, tarihte doğru yanlış yoktur.
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Sal May 30, 2006 9:00 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
ancak bilinmesi gereken bir şey daha var tarih hiç dışardan göründüğü gibi değildir...hele bize öğretildiği gibi hiç değil...


Sevgili Yavşan doğru demiş.Çıkardığı sonuçta doğru olabilir.Ancak gerçek olanı kestirebilmek için daha sağlam deliller olmalı.Bu anlattıklarınız sadece bakış açısını değiştirir insanların.o da belli ölçülerde.Olabilir dedirtir sadece.Yani Osmanlının Aleviler için münafıklar sürüsü deyip,katli caizdir fetvası çıkarması ve buna sebepte bir şiiri göstermesi...İnandırıcı değil.
Başa dön
yavsan
Yazar


Kayıt: Jun 30, 2005
Mesajlar: 307

MesajTarih: Çrş May 31, 2006 6:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ebussuud'dan Bir Fetva*


"Cennet Cennet!" dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri, İsteyene ver onları, / Bana seni gerek seni(x) [Yunus Emre]

(x) 353. MESELE :

Bir zaviyenin mescidinde bazı istekli kişiler toplanıp, çeşitli nağmelerle Kelime-i Tevhid çekerlerken değiştirerek kah "benin; canım", kah "benim gönlüm" veya "Sen bir ulu sultansın, canlar içinde cansın, çünkü kapın kapalı değil açık olarak gördüm seni" derler veya 'Cennet cennet dedikleri bir ev ile birkaç huri, isteyene ver sen ânı, bana seni gerek seni" diyerek, göğüslerini döğerek garip hallere geldiklerinde, mahalle halkından (bu hali görenler) zaviyenin şeyhine "bu garip halleri niçin yaptırıyorsun?" dediklerinde, şeyh cevaben "ne lazım gelir"!.. demekle cevap verse şer’an ne lazım gelir? "Cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır." (Zariyat 51/56)

EL-CEVAP: Yukarıdaki adı geçen kişi, hal ve sözlerden yüksek derecede haddi aştığından başka, Cennet hakkında dedikleri kötü kelimelerin küfrü açıktır, öldürülmeleri mübahtır. Şeyhleri olan dinsiz, anlatılan söz ve fiillerden "ne lazım gelir" demekle kâfir olduğundan başka, o kabahatleri ibadet çeşidinden kabul edip âyet-i kerimeyi ona delil getirmekle tekrar kâfir olur. Bu inançtan dönmezse öldürülmeleri vaciptir.

(*) Şeyhul İslam Ebussuud Efendi Fetvaları: M. Ertuğrul Düzdağ, Enderun Kitabevi, 1972, İstanbul (s. 87). İktibas, C.6, S.114. s.16.
Başa dön
yavsan
Yazar


Kayıt: Jun 30, 2005
Mesajlar: 307

MesajTarih: Çrş May 31, 2006 6:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

) Bölgeden biri olan ve Kürt kökenli İskilipli Ebussuûd Efendi (1545-1574)’in Şeyhülislâm olmasıyla ve 30 yılda verdiği fetvalarla “Kızılbaş Türkmen katliamı”nı “Sünni Şeriatı” kurallarına göre yasal hale gerirmiştir. Yedi Kızılbaş öldürenin “Cennete Gideceği” Osmanlı uleması tarafından halka camilerde anlatılmıştır. Bu nedenlede Anadolu’nun her yöresinde Alevi Türkmen avına çıkılmıştır. (14)




Bu kanunlar ve fetvalarla ehl-i sünnet inancına ve Hanefi fıkhına dayalı bir devlet ve toplum düzeni oluşturulmuştur. Bu inanç ve düzene ters düşen her tür davranış ve düşünce akımlarına Ebussud Efendi şiddetle karşı çıkmıştır. Tüm batıni (içrek) inanç ve davranışların yanı sıra vahdet-i vücud (varlık birliği) inancına dayalı bir tasavvuf (gizemcilik) anlayışını bile zındıklık (dinsizlik) ve ilhad (dinden çıkma) saymış, bu inanç sahiplerinin şer’an öldürülmelerinin gerektiği yolunda fetvalar vermiştir. (19)

Bunda o kadar ileri gitmiş ki Yunus Emre’nin kimi şiirlerini açıkça dinden çıkma (küfr-i sarih) saymış, okuyanların öldürülmelerinin şer’an mübah olduğu yolunda fetva vermiştir. (20)

--------------------------------------
(19) – Ebussud Efendi Oğlanşeyhi diye anılan İsmail Mâşuki’nin katli için İbn Kemal’in verdiği fetvayı desteklediği gibi, şeyhülislamken kendisi de Melâmi Bayrami tarikatından şeyh Hüsameddin Ankaravî’nin halifesi Bosnalı şeyh Hamza Bali’nin ve Halvetiye tarikatının Gülşeni kolundan şeyh Karamani’nin öldürülmeleri yolunda fetva vermiştir.

(20) – İstanbul Millet Kütüphanesi şeriye no. 80’de kayıtlı Fetâvâ-yi Ebussuud adlı esrin 217a ve 217b’de kayıtlı bulunan bu fetvanın metni şudur:

Mes’ele: “Bir zaviyenin mescidinde eşhâs-ı muhtelife ile oğlanlar muhtelit olup envâı teganniyat ile tevhid ederler iken kelime-i tehvidi tağyir edip gâh dil men, gâh canmen ve gâh

Sen bir ulu sultansın
Canlar içinde cansın
çün âyan gördüm seni
Pinhan kayusu değil

Deyüp ve gâh

Cennet cennet dedikleri
Bir ev ile birkaç hûri
İsteyene ver sen anı
Bana seni gerek seni

Deyü göğüslerini döğüp evzâ-ı garibe ettiklerinde ahâli-i mahalleden bazı kimesneler zâviye-i mezbûrede şeyh olan Zeyd’e;

- Bu makule evzâa niçün râzı olursun? Dediklerinde, Zeyd:
- Ne lazım gelir? Ve mâ haleket-el cinne vel inse illa liyabudün demekle cevap verse şer’an Zeyd’e ne lazım gelir?

El cevap: Evza ve akval-i mezbure kemal mertebe fuhuş olduğundan gayri, cennet hakkında söyledikleri kelime-i şenia küfr-i sarihtir. Katilleri mübahtır.

şeyhleri olan bi-din hikâyet olan ef’al ve akvâl men’e mübaşeret olunmazsa dahi ne lazım gelür demekle kâfir olduğundan gayrı o kabayihi ibadet kabilinden addedüp âyet-i kerimeyi ana delil getirmekle tekrar kâfir olur. Ve bu itikattan rücu etmezse katilleri vâcip olur.”
Başa dön
yavsan
Yazar


Kayıt: Jun 30, 2005
Mesajlar: 307

MesajTarih: Çrş May 31, 2006 6:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

yunus emre şiirlerine değinilmeyen ebussud efendi hakkında yazılan yazılar..

Edebî Yönü

H A Z I R L A Y A N

Recep Kaymakcan

M.Ü. İlahiyat Fak.

ARŞİV İSKİLİP'İN SESİ YIL:1 SAYI:7 15.12.1987

Ebussuud Efendi aynı zamanda kudretli bir edip, bir şairdi. Türkçe, Arapça ve Farsça ile mükemmel yazan bu büyük zatın bilhassa Arapça şiirleri çok kuvvetlidir. Arabistan'da bulunmadığı halde kusursuz Arapça konuşurdu. Arapça şiirlerinin en meşhuru da Arap edebiyatına maledilen Kaside-i Mümiyye'dir.


Kanuni Sultan Süleyman vefat ettiğinde cenaze namazını Ebussuud Efendi kıldırmıştır. Muhteşem Sultan'ın vefatından duyulan üzüntüyü ifade için pek çok mersiyeler yazılmıştır. Bunların içinde en güzel ve en iyi olanı Ebussuud'unkidir. Mersiye de Arapçadır.
Büyük Şeyhülislam, fazla olmamakla beraber Farsça şiirler de söylemiştir. Fıkhî meseleler hakkında kendisine sorulan suallere, sualin diline, manzum ve mensur oluşuna göre cevaplar vermiştir.


Arapça şiirleri son derece beğenilen Ebussuud Efendi'nin Türkçe manzumeleri aynı şekilde takdire mazhar olamamıştır.


Türkçe nesirde zamanının en ağdalı üslübundan, en sade ifadesine kadar her sahada kalem kullanmıştır. Kendisinin en sade yazıları Duânâme'dedir. Eserini büyük bir halk kitlesinin okumasını ve anlamasını isteyen müellif, bugün bile çok saf görünen bir lisanı tercih etmiştir.


Bunlara bakılırsa o, fıkıh ve tefsir sahasındaki şöhretine şiirini de eklemek suretiyle kemalin zirvesine ulaşmıştır.


VAKIFLARI



Ebussuud Efendi'nin İstanbul ve İskilip'te hayratı vardır. Bunlardan bir kısmı harap olmakla beraber halen yaşayanları da mevcuttur.



İskilip'te babasının kabrinin bitişiğinde bir cami ile mektep ve yine o civarda Meydan Çayı'nın üzerinde bir köprü yaptırmıştır. Cami halen mamurdur.


Eskiden iskân sahası olan Bağözü mevkiinde de mescit ve mektep yaptırdığına dair kayıtlar vardır. Ancak bunlar zamanla harap olduğundan bugün yerleri dahi bilinmemektedir.


İstanbul'da kabri yanında bir mektep ile Şehremini ve Macuncu mahallelerinde birer çeşme inşa ettirmiştir.


Yaptırdığı eserlerini korumak ve devamını sağlamak için İstanbul ve İskilip havalisinde pek çok arazi ve emlak vakfetmiştir. Macuncu mahallesinde yaptırdığı hamam hayratındandır. Ebussuud Efendi'nin aynı mahallede bir konağı ve Sütlüce'de Karaağaç Köşkü bitişiğinde mükemmel bahçeli bir yalısı vardır ki, tefsirini bu yalıda yazmıştır.
(bakınız: istanbul, şiir, zaman, türk, baba, ağlamak, güzel, büyü, namaz, akıl)

Bayraktaroglu
31.1.2005 00:29
İlmî Yönü


H A Z I R L A Y A N

Recep Kaymakcan

M.Ü. İlahiyat Fak.

ARŞİV İSKİLİP'İN SESİ YIL:1 SAYI:6 25.11.1987

Adı bir ilim timsali gibi darb-ı mesellere geçmiş olan Ebussuud Efendi, ilk tahsilini babası Şeyh Muhiddin Yavsî'den yaptıktan sonra Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'den, Mevlânâ Seyyid Karamânî'den ve Kemalpaşazâde'den dersler almıştır. Ebussuud Efendi'nin nasıl yetiştiğine baktığımızda imkânlarının ilim tahsili için oldukça müsait olduğunu görmekteyiz.



Allah'ın lütfettiği parlak bir zekâya, ilmiye sınıfına mensup bir çevreye ve maddi bakımdan da oldukça iyi imkânlara sahiptir. Büyük müftî, bu imkanları en iyi şekilde değerlendirmiş ve hocalarından azami derecede istifade etmiştir.



İşte ilmiyye sınıfının bozulmaya yüz tuttuğunu gösteren fakat parlama ve haşmet devri olduğundan hissedilmeyen bazı hadiseler de maalesef Ebussuud devrinde başlamıştır.



Ebussuud Efendi'nin şeyhülislamlık yaptığı dönemde Osmanlı Devleti en kudretli dönemini yaşıyordu. Genelde devletler güçlü olduğu zaman ilmi çalışmalarda zirveye ulaşır. Fakat şu da unutulmamalıdır ki; her zirveye varış aynı zamanda inişin de başlangıcıdır. İşte ilmiyye sınıfının bozulmaya yüz tuttuğunu gösteren fakat parlama ve haşmet devri olduğundan hissedilmeyen bazı hadiseler de maalesef Ebussuud devrinde başlamıştır.



Buna örnek olarak da daha önce ilmiyye sınıfında bir talebenin hangi dersleri okuyacağı, hangi yollardan geçerek yükseleceği belli olduğu halde, Ebussuud zamanında babalarının işgal ettiği mevki dolayısıyla yüksek dereceli ulemânın oğullarının hak etmedikleri müderrisliklere tayin edilmeleri gösterilebilir.



ESERLERİ



Yapılan bir araştırmaya göre büyük alimin 22 eseri tespit edilmiştir. Kendisi tefsir, hadis ve fıkıh sahasında eserler vermiştir. Eserlerini: Tefsiri, fetvâları, kanunları, mektupları, duânâmesi, şiirleri, paranın vakıf edilebileceğine ve kader hakkındaki risalesi olmak üzere sıralayabiliriz.



Büyük ilim adamı ve müftünün İslam dünyasında büyük şöhret kazanmasını ve isminin ebedileşmesini sağlayan en önemli eseri tefsiridir. Tefsirinin adı: İRŞAD el-AKL el-SELİM İLA MEZAYEL KUR'AN el-AZİM'dir. Tefsirini Arapça olarak kaleme almıştır. 5 cilttir. Edebi açıdan Arap edebiyatına mal edilecek derecede edebi bir üsluba sahiptir. Eserini yazarken Kadı Beydavî'nin Envârul-lenzil'inden ve Zemahşerî'nin Keşşaf'ından faydalanmıştır. Fakat bu tefsirleri karşısına alıp kopya etmemiştir. Oldukça çetin bir üslupla yazılan bir takım eserleri okumuş, anlamış, üzerinde düşünmüş, kafa yormuş gerektiği yerde bazı hususlara itiraz etmiştir. Bu yüzden de bir çok alim tarafından Beydavî ve Zemahşerî'nin tefsirinden üstün kabul edilmiştir.



Tefsirinin muhtelif baskıları ve yazma nüshaları mevcuttur. Temennimiz bu kıymetli eserin Türkçeye tercüme edilerek okurların faydasına sunulmasıdır.
(bakınız: allah (c.c), şiir, zaman, türk, baba, mevlana, dünya, para, büyü, elif)

Bayraktaroglu
31.1.2005 00:28
Şahsiyeti ve Görüşleri

H A Z I R L A Y A N

Recep Kaymakcan

M.Ü. İlahiyat Fak.



ARŞİV İSKİLİP'İN SESİ YIL:1 SAYI:5 15.11.1987



Ebussuud Efendi, zayıf, uzun boylu, uzun sakallı, nuranî yüzlü, vakarlı, heybetli, nükteci ve uysal tabiatlı bir insandı.



Sade giyinir, çok çalışır, etrafındakilere yumuşak davranırdı. Vazifesine de son derece düşkündü. Manevi bir heybete sahipti. Bütün uysallık ve yumuşaklığına rağmen meclisinde kimse konuşamazdı. Herkes sözlerini hürmetle dinlerdi.



Özel hayatında da son derece çalışkan ve dikkatli olarak tanınmıştır. Oğluna yazdığı mektuptan anlaşıldığına göre, uğrunda ter dökmediği, emek sarf etmediği hiç bir makamı ve bağışı kabul etmemiştir.



Ebussuud Efendi, Osmanlı toplum düzenine yeni ve kalıcı kaideler getirirken ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan kaçınmış, devlet idaresinin gerektirdiği hamleci ve gelişmeye açık tavrı sistematik bir şekilde disipline etmiştir.



Kanuni: Halde haldaşım, sinde sindaşım, âhiret karındaşım, târiki hakta yoldaşım..



Toplumların ve bu toplumların meydana getirdiği devletlerin yaşayabilmesi için gerekli olan en önemli hususun adalet olduğunu hususun adalet olduğunu savunmuş, uzun ömrü müddetince mensubu olduğu Osmanlı toplumunda adaletin yerleşmesi için gerekli her türlü çalışma ve gayreti göstermiştir.



Dünyaya iltifat etmez, riyakarlıktan hoşlanmazdı. İbadete çok düşkündü.



Muasırları tarafından, Ebu Hanife-i Sâni, Hâtemet' ül Müfessirin ve Muallimi Sâ-ni vasıfları ile yâdedilen bu zât, Osmanlı şeyhülislamlarının tefsir ve fıkıh sahalarında en alimlerinden biri sayılmaktadır. Adına yazılmış kasidelerden başka, tarihlerde, tezkirelerde ve teracim kitaplarında methi için söylenen sözlere bakılırsa, kendisinin zamanını aşan bir şöhret kazandığını anlarız.



Devrinin en nüfuzlu adamlarından biri olmakla beraber siyasete karışmayan Ebussuud Efendi'ye Kanuni, büyük bir hürmet ve itimat beslemiş, mühim meselelerde onun görüşüne başvurmuştur. Padişah'ın, Zigetvar yolundan yazdığı 'Halde haldaşım, sinde sindaşım, âhiret karındaşım, târiki hakta yoldaşım..' diye başlayan mektup, aralarındaki ilişkilerin ne derece samimi olduğunu gösterir.
(bakınız: insan, zaman, hayat, dünya, büyü, osmanlı, akıl, ahiret, adalet, kitap)

Bayraktaroglu
31.1.2005 00:28
Hayatı ve Seceresi

H A Z I R L A Y A N

Recep Kaymakcan

M.Ü. İlahiyat Fak.



ARŞİV İSKİLİP'İN SESİ YIL:1 SAYI:4 10.09.1987

'Hoca Çelebi' diye de anılan Mehmet Ebussuud Efendi, 30 Aralık 1490'ta İskilip'te doğdu. İskilip'te doğduğu kendi vakfiyesinde de yazılıdır. Babası 'Hünkâr Şeyhi' diye de anılan Şeyh Yavsî Muhittin Efendi'dir. Annesi ise ünlü ilim adamı Ali Kuşçu'nun kızı Sultan Hatun'dur.


Ebussuud Efendi, 58 senelik uzun memuriyet hayatının 17 senesini müderrislikte, 4 senesini kadılıkta, 8 senesi, kadıaskerlikte 29 senesi de şeyhülislamlıkta geçirdikten sonra İstanbul'da 22 Ağustos 1574 yılında 84 yaşında iken vefat etmiştir.


Fatih Camii'nde, devrin bütün ulemâ ve vezirlerinin, dîvan erkânının, sayılamayacak kadar halk topluluğunun iştiraki ve Muhşi Sinan Efendi'nin imametiyle cenaze namazı kılınmıştır.


Dönemin padişahı II. Selim'in, Ebussuud Efendi'nin ölümüne, iki yıl önce kaybettiği kendi oğlunun ölümünden daha çok üzüldüğünü tarihçiler kaydetmektedir.


Vefatı fevkalade üzüntü uyandıran Ebussuud Efendi için Mekke ve Medine ulemâsı vefatını işitince, İslâm büyükleri arasında sayılır kimselere nasip olan, gaib namazı kılmışlardır.


Kabri Eyüp Çarşısı'ndaki haziresindedir. Aynı hazirede ikisi kitabeli beşi kitabesiz 7 mezar daha vardır. Bunların büyük Şeyhülislam'ın evlat ve akrabalarına ait olduğu bilinmektedir.



NESEBİ VE ÇOCUKLARI



Ebussuud Efendi, aynı zamanda hocası olan Seyyid Karamani'nin kızı Zeynep Hatun'la evlenmiştir. Arapça iki vakfiyesinin tercümelerinden öğrenildiğine göre Mehmed, Mahmud, Şemseddin, Ahmet ve Mustafa adında dört oğlu ile Hatice, Kerime ve Halime adında üç kızı vardır. Vefatında ise Mustafa Çelebi'den başkası hayatta değildi.


Çocuklarının küçük yaşta ve kendinden önce vefat etmeleri Ebussuud Efendi'yi son derece üzmüştür. Bir baba şefkatiyle onların acı ayrılığına dayanamayarak ağlamış ve çocukları için Türkçe şiirler yazmıştır. Mahdumlarının birinin ölümü üzerine mersiye olarak aşağıdaki mısraları yazmıştır:

Gel ey hoceste hısâl-ü melek cemalim gel
Tükendi hasretle tâkat-ü mecalim gel

Günümüze kadar devam eden neslini büyük dedesinden başlayarak şöyle sıralayabiliriz:

1—Mahmut Kuşçu (Uluğ Bey'in Doğancıbaşısı)
2—Mustafa İmadi (Ebussuud'un Dedesi)
3— Şeyh Yavsi Muhittin Mehmet (Babası)
4— Ebussuud Efendi
5— Mustafa Efendi (Kazasker, oğlu)
6— Mehmet Efendi (Kazasker)
7— Mehmet Sadık Efendi
8— Ahmet Efendi (Müderris)
9— Yahya Saadettin Efendi (Müderris)
10— Abdullah Efendi (Müderris)
11— Mehmet Arif Efendi (Kadı)
12— Mehmet Selim Efendi
13— Ayşe Sıdıka Hanım (Nesli bundan sonra Ayşe Sıdıka Hanım'la devam etmektedir)
14— Mehmet Rıza Saffet Efendi
15— Ahmet Nuri Efendi

Yukarıdaki listeden de anlaşılacağı üzere 20'inci yüzyıl başlarına kadar gelen nesli ulema ve idareci sınıfı olarak devam etmektedir.
(bakınız: ölüm, çile, istanbul, şiir, anne, zaman, hayat, türk, baba, büyü)

Bayraktaroglu
31.1.2005 00:27
Ebussuud Efendi'nin Oğlu Molla Ahmed'e Yazdığı Mektup

“Benim Efendim;

Bilirsiniz ki dünyanın mal ve mülkünden, mevkilerinden yararlanmak, buna layık ve uygun olmak, artık benden geçmiştir. Benim mutluluk ve sevincim, sizin mutluluk ve sevincinize bağlıdır. Bu kadar kötü kişilerin ettiği hileleri, uzun uzun anlattım. Şimdi bu yaşlı durumumda önceleri çekip de temize çıktığım acı olaylardan sonra, size kol ve kanat gerişim bunlardan dolayı size leke erişmemesi içindir. Otuz yıla yakın bir süreden beri, Allah’a dua ederek yalvardım durdum. Devlet rütbelerinin her aşamasını nasip edip lütûflandıran Rabbime afetlerden ve kötü sözlerden koruması için alçak gönüllülükle yalvararak alnımı secdeden kaldırmadım.



Sanırım ki, babalık görevinde kusur etmedim. Sizin işlediğiniz kusurları da büyük bir hoşgörü ile karşıladık Bundan başka, o konuda sizin adınıza Rabbime yalvarmadan geri kalmadım. Ben hayatta oldukça iyi davranışlarınızdan, bana düşeni elde edeyim. Öldükten sonra da yaptığınız çeşitli ibadetlerden faydalanayım. O yüce Allah’a çok şükür ki, büyük bağıştan layık olmadığım kadarını daha lûtfetti. Bu geçkin yaşımda bunca erdemler ve bilgiler bağışladı. Bu fakiri halkın her yönden imrendiği ve büyüğün, küçüğün kıskanabileceği bir duruma getirdi. Ben büyük nimetlerden hiç biri için Allah’a şükür ve hamd eylemekten geri kalmıyorum. Ama siz, öğretimin dışında bütün bu nimetlerden hiçbirinin şükrünü yerine getirmediniz. Özellikle Ebu Eyyûb Ensari’nin yüksek hukukuna uygun davranmadınız ve gerekli saygıyı göstermediniz.



Gece gündüz korku içindeyim yüce yaradan yine de bağışlayıp, iyiliğini esirgemesin.Öğretimin en yüksek derecesine erdirdi. Sana öyle bir yüce makam verdirdi ki bugün yarın peygamberin halifeliği olan en büyük emanet, en yüksek mevki size verilip şeriat dizginleri elinize teslim edilebilir. İstediğim şudur ki; isabetli ve sağlam fikirleriniz akılların başvuracakları makam olsun.



Düşünün ve görün; size yakışır mı ki, yeriniz böyle yüksek bir makam iken, yaratandan korkmadan, bu fakirden ve büyükten küçükten utanmadan; ancak kendi havasına uymuş günahlar, sapık, namussuz, rezil ve soysuzları tutan bir kimseyi yanınıza alırsınız; din ve dünyaya yarar, iyi işlerinizde sizi destekleyecek erdemli kişilerle düşüp kalkmaktan kaçınırsınız. Bunlarla iyi geçinmeyip, gece gündüz sapıklarla beraber olmakta ayak direyerek yüce yaratanın ve halkın önünde rezil olursunuz. Bütün insanların yanındaki kötülüklerinizi cümle alem duydu son zamanlarda bende Allah’a çıkacak yüz ve halk arasında bakacak göz komadınız. Özellikle böyle düşmanlar ardında iken, bereket versin ki, hele geçmişte olan yaramazlık yaşça ve başça deminde olmadığından başkanlık makamına kadar eriştiremedi. Böylece Allah’ın yardımıyla o iş hayırlı bir yana atıldı.



Şimdi öyle bir mevkidesiniz ki işinizde küçük bir kara çalar iş yapsanız sanki büyük bir suç işlemiş gibi etkisi sürüp gider. Hal böyle iken, şimdi bu yüksek mevkide yapmakta olduğunuz davranışlarınızın etkisi ne zaman kalkar. O halde lûtfedip, o mel’unu yanınızdan uzaklaştırın. Kafiri medresenizden çıkarın, Allah’a gönülden tevbe edip, iyice yanaşın ve günahlardan iyice korunur yola girin, son derece iyilikten başka, giyim ve kuşamınızı, davranışlarınızı ve dostlarınızı Allah’ın emirlerine uygun bir duruma sokun. Öyle bir hayat sürmelisiniz ki dünya alem dürüstlükteki sağlamlığınızı anlasın böylece oğulluluk haklarını yerine getirmiş olursunuz. Benim Efendim, yok, eğer yine kendi kafanıza göre giderseniz, bilmiş olasınız ki, Allahu Teâla ile günah sevap yazan melekle şahidim olsun ki sizi Allah’a ısmarlayıp tüm ilişkilerimi keserim. Sabrım tükendi, gücüm kalmadı.

Sanılmasın ki, bu sözler öfkeye kapılarak, yada gerçek olmayan şeyler duyularak söylenmiştir yada size hoş görünmek için ağızdan çıkmıştır. Gerçek şudur ki, size sunulan işlediğiniz kötülüklerin bütün ayrıntılarını, fesat sebeplerini düzenleyen kişilerden dinledikten sonra inceden inceye düşünüp taşınarak, istihareden sonra kararlaştırılmış ve kesinleştirilmiş bir fikirdir. Cuma sabahına kadar düşünüp taşının eğer kabul ederseniz ne ala, yok tutumunuz değişmezse bu kabul etmediğinizin belirtisi olsun. Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a bırakıyorum doğrusu Allah kullarını görür”

Şeyhülsilam Ebussuud Efendi
(bakınız: allah (c.c), dost, insan, zaman, hayat, gece, baba, korku, dünya, büyü) [/b]
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Prş Hzr 01, 2006 9:25 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sevgili Yavşan yazdıkların incelemeye değer buluyorum ve inceleyeceğim.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok "İyi şiir her zaman dinidir" Poe Şairler ve Şiirleri 0 Pzr Ağu 03, 2008 1:30 pm
Yeni mesaj yok Şiir gibi yaşayanlar... tiananmenian Vesaire 39 Cmt Tem 26, 2008 9:49 pm
Yeni mesaj yok TUZLA'DA TERSANE İŞÇİLERİ NEDEN ÖLÜYOR? bodosalbatros Güncel Olaylar-insanlar 17 Çrş Şub 20, 2008 2:06 pm
Yeni mesaj yok Artistlerin birçoğu neden 'Mavi Gözlü'? akide Vesaire 13 Prş Şub 14, 2008 9:58 am
Yeni mesaj yok Neden?... Karamizrak Okur Adayları İçin 6 Pts Oca 14, 2008 11:54 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke