| Yazar |
Mesaj |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2197 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Cum Eyl 30, 2005 10:06 pm Mesaj konusu: Hüzün Kuyusu |
|
|
Bilinmez bir şehirdi gezdiğim
Yürüdüm yürüdüm yürüdüm...
Nihayet baktım bir kalabalık
Sarmışlar etrafını bir şeyin
Merakımdan sokuldum yanlarına
Böldüm kafaları ve gövdeleri
Bir kuyuymuş meğer bakılan
Başka bir şey değil, hepsi bu!
Dipsiz ve karanlık bir kuyu
Karası dışarıya taşan..
Sordum ve öğrendim:
Adı hüzün
kuyusuymuş..
Üzerine eğileni şeytan itelermiş
Bilmem kaçıncıymış bu yutulan..
Fazla yaklaşmış olmaylıyım ki
Ben de yutuluyordum az kalsın
Yakamdan çekenler olmasa...
Döndüm ve teşekkür ettim el sahiplerine
Dediler: "Zamanı değil yabancı!"
"Peki" dedim, "ne zaman?"
Dediler; "hiçbir zaman!"
Bir daha dönmedim oraya
Hiç bir zaman... |
|
| Başa dön |
|
 |
mehmetbenderli Yazar

Kayıt: Jun 16, 2005 Mesajlar: 209
|
Tarih: Cum Eyl 30, 2005 10:30 pm Mesaj konusu: |
|
|
yolunu bulmuşsun üzüntüden kaçmanın
kaç
bakalım nereye kadar |
|
| Başa dön |
|
 |
HazineVekili Yazar

Kayıt: Jun 26, 2005 Mesajlar: 125
|
Tarih: Cum Eyl 30, 2005 11:03 pm Mesaj konusu: . |
|
|
ben başlığı göz ucuyla önce "hüzün
kurusu" olarak okudum.. hemen dönüp dikkatle bakınca hüzün kuyusu olduğunu anladım.. gerçekten güzel bir şiir.. kutlarım.. duyargalarınızın tellerini tek tek tebrik ederim..
benim için, bizler için, aşk için, Muhammet İsa aşkına, yattığın ranza
aşkına bi de "hüzün kurusu" başlıklı şiir yaz, gülkurusu akşamları anlat dostum.. anlat..
şiirle.. |
|
| Başa dön |
|
 |
sokakkedisi Forum Yöneticisi

Kayıt: Jul 27, 2005 Mesajlar: 553
|
Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 11:10 am Mesaj konusu: |
|
|
| gerçekten dönmemeyi becerdiysen ne mutlu sana...ben düştüm ve bir daha da çıkamıyorum... |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2197 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 9:37 pm Mesaj konusu: |
|
|
<hüzün kurusu>... Önce bunun manasına ermem lazım. Herkesin imgelemi aynı değil hazineavukatı üstadım, bilirsiniz.
İkincisi de
gene hüzünlenmem lazım ki ona dair şeyler yazalım. Şuan bir hayli uzağım hüzünden. Hüznü ölüm döşeğindeki hastaya sormak lazım. Bizimkisi belki de kurusu olmasa bile kuruntusudur.
***
Sokakkedisi acı acı miyavlıyor. Düştüğün
kuyudan seni çıkarmaya gücümüz yetmez sokakkedisi. "Kendi omuzuna tırman; başka nasıl yükselebilirsin ki" diyor Nietzche üstad. Tırmanmaya çalış ki çıkabilesin.
***
Şiir hakkındaki yorumlarınız için sağolun, varolun. |
|
| Başa dön |
|
 |
mehmetbenderli Yazar

Kayıt: Jun 16, 2005 Mesajlar: 209
|
Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 9:46 pm Mesaj konusu: |
|
|
peki poe nietzce gibi birini anlayan adam o saçmalıklara nasıl
inanır,müdafa eder.turn turn turn......melanie |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2197 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 10:13 pm Mesaj konusu: |
|
|
Poe, akıllı olduğu içn aklını vesayet altında bırakmamıştır. Hele delirerek telef olmuş birisinin vesayetine hiç değil.
Nieztche, anlamı, yegane varlık olan Allah'ın dışında aradı
ve telef oldu. Oysa yoktur O'ndan gayrı bir anlam.
Bilim ilerleyince, insanlar refaha erince, dünyayı cennet hale getirince din gibi batıl düşünceler hayattan çekilip gidecekti. Bilim ilerledi, düşünce ilerledi, refah arttı. Bu yalanlara inanmış
kimseler din dışı düşünceler icat etmeye çabaladılar. Hiççilik, ateist varoluşçuluk bunların en meşhuru. Ne oldu? Bir anlık bunaltıydı; geçti gitti. Sartre'dan sonra, Nietzche'den sonra adam mı çıkmadı? Çıktı. Belki daha akıllıları.
Meşhurdular
çünkü aykırı şeyler söylüyorlardı. Daha da önemlisi söylediklerini edebiyata, estetiğe boğmuşlardı. İnsanlara, kendilerinin de inandıkları yalanları güzel gösterdiler. Ama orada kaldı. Takke düştü, kel göründü bir gün.
Özetle, refah artışı, bilimin
ilerlemesi vs. inanmayan insanın sancısını daha da artırdı. İnsanın ruhunu ne bilim doyurur, ne de refah. Zaten bir kere insanın özüne aykırıdır yok olup gitmek. İnsandan başka sonsuz olmayı arzulayan bir varlık var mı ki? İnsan ruhu, sonsuzluğa
ayarlanmıştır. Yeşil ormanların yağmur bulutlarını dilemesi ve çekmesi gibi ruhumuz sonsuzluğu ister. Yeşil ormanlar yağmur bulutları sayesinde var olduğuna göre, sonsuzluk ta var. |
|
| Başa dön |
|
 |
mehmetbenderli Yazar

Kayıt: Jun 16, 2005 Mesajlar: 209
|
Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 10:24 pm Mesaj konusu: |
|
|
sen aklını vesayet altına vermemiş sadece korku ve endişelere esir
etmişsin yolun açık her şey isteğine göre olsun |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2197 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 10:42 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ahh, korku ve endişe... yüzleşiriz bir gün seninle... o zaman sizden okuyacağım satır pişmanlık olacak.
Ben inandığım için korkuyorum; siz ise inanmadığınız için
korkmuyorsunuz.
Demek ki, inancım korkunun eseri değil, korkum inancın eseri. Aksi durum pragmatist bir yaklaşım olur. Bu ise inançsızlığa yakındır. Hatta temelinde inançsızlık bile olabilir. Bu durum, düşüncenin derinliğine bağlı. ama
bazıları vardır ki, korkuları onları inandırmaya yöneltmiş olsa bile, öyle temiz kalple inanırlar ki, o inançları onları temize çıkartır.
***
Geçenlerde ne olmuş, biliyor musunuz? Bizim Samanyolu galaksimizin tam 100 katı büyüklüğünde bir
galaksiyi bir karadelik yutmuş.
Ruhunuz sallanmayabilir bu bilgiyle. Zira bırakın o biçim bir galaksiyi, bir yıldızın boyutlarını bile hayal etmekten aciziz. Aciz olduğumuz için kendimize göre küçültürüz içimizde, ve küçümseriz. Oysa
milyarlarca yıldızdan müteşekkil bizim galaksi zaten. Bir de bunun yüz katı...
Sallanmadı ruhunuz, demiştim. Bir de Kuran'da Yüce allah'ın kelamına bakalım: "Andolsun, o sönmüş yıldızların yerlerine. Bilseniz, o ne büyük bir
yemindir."
Sönmüş yıldızlar: -bkz- karadeliğin oluşumu. Karadelik, hakikaten sönmüş yıldızldan başka bir şey değil.
Ve devasa karadelikler, evrende, kendilerinden binlerce, milyonlarca büyük kütleleri yutuyor. İşte bu iki bilgiyi
yanyana okuyunca ruhunuz sallanmalı. -idi-.
Kuran öyle bir kitaptır ki, ona nasıl bakarsan o tarafın sivrilir. Küfürle yaklaşırsan küfrün artar; inanmış olarak yaklaşırsan imanın artar. Fakat düşünen bir akıl bu kadar saplanmamalı küfre.
Yine de Allah'ın hidayet vermediğine biz hidayet verecek değiliz. Umarım olur. |
|
| Başa dön |
|
 |
mehmetbenderli Yazar

Kayıt: Jun 16, 2005 Mesajlar: 209
|
Tarih: Cmt Ekm 01, 2005 11:04 pm Mesaj konusu: |
|
|
pişmanlık olabilir .ama düşündüğün değil.sadece tembellik etmek varken boş yere
birilerinin kalbini niye kırdıum diye .ne olursa olsun sonunda thiriller
klibini bizde oynıyacağız. |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2197 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Pts Ekm 03, 2005 11:25 am Mesaj konusu: |
|
|
Üstümüzde, gaz oranları biz yaşayalım diye ayarlanmış korunaklı bir gökkubbe; altımızda, cehennemi andıran bir magmanın üzerinde ince bir zar tabakası kadarcık
yer kabuğu ve bizde de düşünmez bir akıl!
Balık bile kendisi için tasarlanmış bir akvaryumda bulunduğunun farkına varıyor. Ama bazılarımız balık kadar bile akıllı değil.
Herneyse... Saatlerimiz 0 noktasına ayarlı. Göreceğiz Benderli,
göreceğiz! |
|
| Başa dön |
|
 |
mehmetbenderli Yazar

Kayıt: Jun 16, 2005 Mesajlar: 209
|
Tarih: Pts Ekm 03, 2005 11:38 am Mesaj konusu: |
|
|
sen
şuna cevap ver.bu dünya sen yaşıyabil diyemi böyle yapıldı
yoksa öyle olduğu içinmi böyle yaratıldın.her canlı ortama uymakzorundadır.
eğer biraz mikro biyoloji okursan ufkun açılır bana gülünç
hikayeler anlatma.veya edebiyat yada
tarihle uğraş senin o yanın bayağı
iyi saygılar |
|
| Başa dön |
|
 |
Poe KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2005 Mesajlar: 2197 Nereden: Çevre'den
|
Tarih: Pts Ekm 03, 2005 12:39 pm Mesaj konusu: |
|
|
Evet, o dediklerimi daha ifade ederken, sizin bu sorunuzun gelebileceğini tahmin
etmiştim. Bekledim ve gördüm.
...
Şu soruma cevap ver Üstad:
Evren, tesadüfler üzerine mi kurulu, yoksa kanunları mı var?
***
Evren ikiye ayrılır: Mikro kozmos, makro kozmos. Edebiyat mikro kozmos olan iç dünyamızla
alakalı. Astronomi ise dış dünya yani kainatla.
İkisinin de kozmonotu olmaya adayım. |
|
| Başa dön |
|
 |
mehmetbenderli Yazar

Kayıt: Jun 16, 2005 Mesajlar: 209
|
Tarih: Pts Ekm 03, 2005 1:07 pm Mesaj konusu: |
|
|
gayet iyi ben tesadüfe inanmam ama başkası olamayacağı
için olma vardır keyfe keder yok.eğer çeşitli gazları sabit ortamda karıştırıp
kendi haline bırakırsanız.sonuç açıklanabilir ama ortama başka faktörleri
sokarsanız sonuç tesadüf olur.desadüf daha yeterli bilgi edilememiş katogorisidir.
kimya mutlak sıfır noktası civarında oluşmuş kompozisyonlardan
ibarettir.oluş şeklinin şeklini henüz tam anlamıyla tesbit edemedik demektir. |
|
| Başa dön |
|
 |
mahmutali Yeni Üye

Kayıt: Apr 28, 2005 Mesajlar: 88 Nereden: istanbul
|
Tarih: Sal Ekm 04, 2005 3:18 am Mesaj konusu: |
|
|
vay anam vay mesele dallanıp meyveleri düşürmüş, meyveyi yiyen yok. hepsi çürümüş.
bir arkadaş anlatmıştı. komik bi mesele değil ya özünde. dinlediğimizde gülümsemiştik.
kolej ted olacak. derslerden adı din k. ve ahlak b. olan. mesele nerden gelmiştir bilinmez, öğrencinin teki "hocam neden Kur'anda tabiatımızla ilgili bilgiler yazmıyor. neden mitokondrinin ribozomun yeri yok!". hoca ne diyecekti bilinmez ama öğrencilerden bir tanesi "biyoloji kitabı mı O!" diye çıkışır. sınıf dağılmıştır.
gençlerin bu durumu tabi, biraz saflıktan biraz da saflıktan.
ben neden anlattım ya bunu.
sizle bi alakası yok.
gazla, mutlak sıfırla, sonsuz ilimle ne Allahın varlığı kanıtlanır ne de yokluğu. Dünya şöyle başlamış, biz evrim geçirmişiz, yok efendim.
Mesele inanç meselesi. Mantığın ve aklın bunda asil yeri yok! |
|
| Başa dön |
|
 |
|