Kayıt: Oct 07, 2005 Mesajlar: 24 Nereden: Bursa,Rize
Tarih: Sal Tem 31, 2007 5:59 pm Mesaj konusu:
"Reis Bey"
"Etmeyin reis bey, siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!
Siz merhametten acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışınız
Yerine göre haklısınız fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için en büyük hakkı kaybediyorsunuz rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden buz çölünde yol alıyorsunuz mühürlü kalbinizin açılmasını dilerim."
Babam ve Oğlum'u söylemeye gerek yok bir de "Sarhoş Atlar Zamanı" bir de "Konuş Onunla"
demiş ki:
"Reis Bey"
Ben ilk seyrettiğim de çok utanmıştım ağlamadığım için. Üniversiteye yeni gelmiştim. Fim deyince aklıma Jackie Chan, Van Damme filmlerinden başka bir de Chuck Norrisin filmleri gelirdi. Öğrenci evinde Reis Beyi seyrediyorduk. Ben filmdir işte izliyoruz duygularıyla takip ederken, arkadaşım çekyatta oturup dirseklerini dizine dayamış, odanın karanlığından yararlanıp çaktırmadan ağlıyor, elleriyle de yüzünü siliyordu. Görmüştüm de çok utanmıştım.
"reis bey– nasıl öldürürsünüz?.. göz! renk renk dünyaları, en yakın zerreyi, en uzak yıldızı gören göz... ona nasıl toprak doldurursunuz? kalp dediğimiz, bütün gücümüzü veren esrarlı tulumbayı nasıl kırar, parçalarsınız? bunları yapmayı bırak bir tarafa; bunları yapmak imkanı var ya; işte yalnız imkanı var diye nasıl dövünmez, yırtınmaz, tepinmezsiniz?.. gelin çocuklar, kumar masasına dizilip hep beraber ağlayalım!.. sebep mi istiyorsunuz? çok!.. gündüzün bitişinde gece, düzlüğün berisinde ayrılık, ekmeğin ucunda açlık var diye katıla katıla ağlayalım!.. çocuklar; dünya bir gözyaşı evinden başka ne olabilir? ağlayanlardan olmak dururken, üstelik ağlatanlardan olmak reva mı?
"
Çok uzun zaman oldu...Özellikle Kelebekler Sonsuza Uçar'da İskilpli Atıf Hoca'nın rüyasında Efendimiz'i görüp, istiklâl mahkemesine vereceği savunmasını yırttığı sahne...Benim için çok özel . Hâlâ fondaki müziği her duyduğumda (Özhan Eren'indi sanırım) o sahne canlanıyor gözümün önünde...
Okyanus Kadar Derin (1999)
The Deep End of the Ocean
Jacqueline Mitchard'ın aynı adlı romanından perdeye aktarılan filmde Michelle Pfeiffer, parçalanan ailesini bir araya getirmeye ve eski güzel günlere dönmeye çalışan bir eş ve anne rolünü oynarken oyun gücünün ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Çocukları birden ortadan kaybolunca Cappadora ailesinin hayatı alt üst olur. On yıl boyunca çektikleri acı çocuklarının aniden ortaya çıkmasıyla başka bir çabaya dönüşür. Aile bireyleri, yıllar önceki hallerine geri dönebilmek için üstün çaba sarf etmek zorundadır. Filmin başrollerinde, Michelle Pfeiffer ile onun kadar iyi bir oyun sergileyen kocası rolündeki Treat Williams ile oynadığı dedektif rolüyle de gönülleri bir daha fethedecek Whoopi Goldberg oynuyorlar. (Evdeizle.com'dan)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız