Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 47 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Anlaşılmak


Anlaşılmak
Sayfa Önceki  1, 2, 3
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Psikoloji
Yazar Mesaj
ANLAM-SIZ
Forum Yöneticisi


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 839

MesajTarih: Sal May 06, 2008 7:36 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gözler yalan söyler veya söylemez...

Bu neyi değiştirir ki?

Türk'ün gözü Türk'e ve yine Türk'ün gözü Türk'ü...
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 205

MesajTarih: Sal May 06, 2008 11:10 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ANLAM-SIZ demiş ki:
Gözler yalan söyler veya söylemez...

Bu neyi değiştirir ki?

Türk'ün gözü Türk'e ve yine Türk'ün gözü Türk'ü...


Hiç ingilizce bilmeyen bir Türk, bir ingiliz'in gözlerine bakarak ne demek istediğini anlayamaz mı demek istiyorsunuz?
Başa dön
ANLAM-SIZ
Forum Yöneticisi


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 839

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 8:42 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

AlıntıNeutral
Hiç ingilizce bilmeyen bir Türk, bir ingiliz'in gözlerine bakarak ne demek istediğini anlayamaz mı demek istiyorsunuz?


Bakarak...

Bakış, görüş.

Sanırım bunları konuşmak gerekiyor. Bakış ve görüş, niyete bağımlı olarak değişebilir.

Fark burada. Ve bu fark yüzünden anlaşmaları pek mümkün değildir.
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 414
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 9:45 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Niyet çok önemli...
niyetten bağımsız cümleiçi kazalar olsa da....
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 205

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 5:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir insanın niyeti en doğru gözlerinden anlaşılır. Çünkü onlar hiç yalan söylemezler.
Başa dön
sisi
Okur


Kayıt: Oct 04, 2007
Mesajlar: 33
Nereden: izmir

MesajTarih: Prş May 08, 2008 4:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

anlaşılmak için ...bireyin ortaya koyduğu düşüncenin kavramlarının onun için ne anlama geldiğini bilmek gerek ...kavram karmaşası her dönemde olacak ...demokrasiden bugün benim anladığımla 1950 lerde DP anladığı aynı şey miydi ?..DP anlaşılamadı mı?
Başa dön
baudelaire
Okur


Kayıt: Feb 04, 2008
Mesajlar: 30

MesajTarih: Prş May 22, 2008 8:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dil dunya nın nimetlerini ve ihtişamını örtbas etmek için buldugumuz bır yontemdır
yıkmak için, defetmek için insanlar dunyanın bu demlı guzekl olmasına katlanamıyorlar acıklamanaz ve anlasılamaz olmasını
Başa dön
sabritalat
Okur


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 68
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Prş May 22, 2008 9:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlla anlaşılmak zorunda mıyız?
veya
Anlamak?

Bu neyin tatminidir? Ruhun, egonun, vs vs?

Anlamıyorum ve neyi niye anlamadığımı anlamak istemiyorum.
Başa dön
hamster
Okur


Kayıt: Aug 08, 2004
Mesajlar: 26

MesajTarih: Prş May 22, 2008 10:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Niye hep soru soruyoruz? Neutral )
Anlaşılmak değil anlamak. Anlaşılması gereken karşı taraf da değil, yol, yolun kendisi, matematik.
Yolda yürürken en az ikinci kattan kafana saksı atarsa birisi, ve pek tabi anlaşılmak zorunda değilse, egonun bilmemnenin tatminiyse, saksının düştüğü an neyi niye anlamadığımızın zaten pek bir önemi de olmaz. Anlam yerini bulur, herkes kendi yolunu tutturur.
He zorundamıyız, değiliz. Direten eşşek midir? kısmen. Eşşek sevimli midir? bazen.
Neden hep soru soruyoruz? bilmek için. Neden bilmek istiyoruz? anlamak için. Neden anlamak istiyoruz? belki eşşek olmamak için? Eşşek olsak ne olur? bazen sevimli. Bazen? hiç. Yani? ne farkeder ki.
Başa dön
ANLAM-SIZ
Forum Yöneticisi


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 839

MesajTarih: Cum May 23, 2008 8:01 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

baudelaire demiş ki:
Dil dunya nın nimetlerini ve ihtişamını örtbas etmek için buldugumuz bır yontemdır
yıkmak için, defetmek için insanlar dunyanın bu demlı guzekl olmasına katlanamıyorlar acıklamanaz ve anlasılamaz olmasını


Böyle cümleler olunca işin içinde gerçekten de dil dünyanın ihtişamını örtbas ediyor.
Başa dön
Nymphe_0
Yazar


Kayıt: Jul 30, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Pts Ağu 04, 2008 6:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ANLAŞILAMAMAK.

Pasif-Agresif



Başlıca özelliği ergenlik ya da ergenlik sonrası (erken erişkinlik) başlayan ve çeşitli koşullarda ortaya çıkan toplumsal ve meslek ortamlarında başarı için beklenen isteklere olumsuz bir tutum ve direnç davranışıdır. Bu insanlar başkaları tarafından beklenen düzeyde iş yapmaları istenildiğinde bu duruma alışkanlık olarak kızar, karşı gelir ve direnirler. Bu karşı gelme en sık olarak iş ortamında ortaya çıkar ama toplumsal yaşamda da ortaya çıkabilir. Direnme özellikle otorite figürleri tarafından verilen görevlere tepki olarak erteleme, unutkanlık, inatçılık, bilinçli olarak etkisizlikle dışa vurulur.

Nedir?

Psikolojide aynı zamanda negatif kişilik bozukluğu olarak da tanımlanır ve kişinin sürekli ‘hayır’ cevabını pasif bir tavır ile belirtmesinde görülür. Genelde çocukken bireyin kızgınlığını, kendi düşüncelerini ve negatif duygularını direk olarak ifade edemeyişinden kaynaklanır. Aynı zamanda bazı bulgular bu rahatsızlığa sahip insanların çocukluklarında ailelerinin kararsız, belirsiz ve hatta ihmalkar davranışlarına maruz kaldıklarını gösteriyor. Ailenin davranışı sebatsız, düzensiz ve sinirleri yıpratıcı olduğu için çocuk kızgınlık ve küskünlük duygularının esiri olur. Nitekim bu duyguları ne ifade edebilir ne de gitmesine izin verebilir.

Eğer siz pasif-agresif kişilik bozukluğuna sahipseniz, çevrenizdekilerin en ufak talepleri karşısında bile kendinizi ağır yük altında gibi hissetme ihtimaliniz yüksektir. Genel olarak çevrenizdeki otorite sahibi kişilere (ne kadar iyi niyetli olursa olsun) hem kızar hemde imrenirsiniz. Çoğu zaman kendinizi taciz edilmiş, bezmiş ve aşırı derecede yorulmuş hissedersiniz. Hem işinizde hem özel ilişkilerinizde hep yanlış anlaşıldığınızı, değerinizin verilmediğini ve limitlerinizin aşırı derecede zorlandığını düşünürsünüz. Çoğu zaman kızgın ve gücenmiş halde olduğunuz için dışarıya otomatik olarak negatif bir insan olarak yansırsınız.

Pasif-agresif kişiliği olan bireyler pesimistik, kuşkucu ve insanların iyi olmadığına inanırlar. Genelde olaylarda imkansızı ve hayal kırıklığına uğramayı beklerler. Kendilerini aldatılmış, değer verilmemiş, kurban edilmiş ve çaresiz hissederler. İşler arzu ettikleri gibi gitmediği zaman daha fazla somurtkan, kızgın, muhalif ve sinirli hale gelirler.

Bu tip kişiler diğer insanlarla yüzleşmekten çekinirler ve fikir ayrılıklarını, kırgınlıklarını yada kızgınlıklarını dolaylı yoldan ifade ederler. Sürüncemede bırakma, inatçılık ve verimsizlik gidi davranışlar bu probleme sahip insanların tipik davranışlarıdır.

İş yerinde pasif-agresif kişiler kendi yeteneklerini aşağı gördüklerinden dolayı kariyerlerinde yükselmek konusunda zorluk yaşayabilirler. Çoğunlukla kendilerine yardımı olabilecek kişileri davranışları ile uzaklaştırırlar.

Bu kişiler başkalarının çabalarını, işlerini paylaşma ihtiyaçlarını başarısız kılarak engellerler. Örneğin bir amir mesai bitimine doğru memurundan ertesi sabah toplantı için bir yazı hazırlamasını istediğinde memur yazının yetişmeyeceğini söylemek yerine ya yazıyı başka türlü yazar ya da yanlış yere dosyalar. Ya da kendisini hiç aramadığı için sevgilisine sitem eden erkek, bu isteği üzerine kendisini arayan kız arkadaşının telefonlarını ya duymaz ya o an telefonu açamayacak kadar meşguldür ya da başka bir ofistedir. Bu bireyler sürekli değerlerinin anlaşılmadığından yakınırlar. Zorlukları çözmek, başa çıkmak yerine, başarısızlıklarını başkalarının davranışlarına bağlarlar. Somurtkan irrite, sabırsız, tartışmacı, kuşkucu, şüpheci ve ters olabilirler. Otorite figürleri (Örneğin üst düzey yönetici, okulda öğretmen, evde ebeveyn rolü oynayan bir eş) çoğu kez hoşnutsuzluk odağıdır. Olumsuzlukları ve suçu dışsallaştırmak eğilimleriyle küçük bir kışkırtma ile otorite figürlerine karşı düşmanca duygularını ifade ederek eleştirirler. Otorite figürleri tarafından başarılı bulunan iş arkadaşlarına karşı kırgın ve kıskanç olurlar. Çoğu kez şansızlıktan yakınırlar. Gelecek hakkında sürekli olumsuz görüşleri vardır.

"İyi olmak ödüllenmez" "İyi şeyler kısa sürer", gibi yorumlar yaparlar. Bu kişiler kendileri için, sorun olduklarını düşündükleri kişilere karşı düşmanca bir karşılık vermekle, özür dileyip daha iyisini yapma sözü verme arasında kararsız kalırlar.

Çoğu kez kararsızdırlar. Bir eylemle onun tam tersini yapma arasında tereddütte kalırlar. Başkalarıyla sonsuz çekişmelere girerler. Başkalarına bağımlılık ve girişkenlik isteği arasındaki yoğun çatışma bu bireylerin özelliğidir. Yüzeysel bir kabadayılık olmasına rağmen, kendilerine güvenleri azdır. İyi bir işte olası en kötü sonları görürler ve kendilerini "gerçekçi" olarak tanımlarlar. Borderline, Histerionik, Paranoid, Bağımlı, Antisosyal ve Çekingen Kişilik Bozukluğu olan bireylerde ortaya çıkar.

Bu kişiler genelde huysuz kişilerdir. Kolaylıkla kızar, alınır yada kışkırtılırlar. Davranışları kolaylıkla saldırganlıktan pişmanlığa dönüşür. Sürekli çevrelerinde hata bulur, işbirliği etmez ve küskün dururlar fakat aynı zamanda aşırı derecede bağımlıdırlar.

Pasif-agresif kişilik bozukluğu olan kişiler derinlerinde güçsüz olduklarını, başka insanların merhametine kaldıklarını, haksızlığa uğradıklarını, yanlış anlaşıldıklarını ve ızdırap içinde olduklarını hissederler.

Belirtiler
1.Sıradan işlerde bile beklenen çabaya karşı negatif yaklaşım ve pasif direnç göstermek.
2.Değerinin verilmediğini ve hep yanlış anlaşıldığını düşünmek
3.Küskün, asık suratlı ve tartışmacı davranışlar
4.Otorite sahibi kişileri ve kurumları sürekli eleştirme ve küçümseme
5.Başkalarını kıskanma ve kendi şanssızlığını vurgulama
6.Bir yandan saldırgan ve küstah davranırken diğer taraftan pişmanlık gösterme.

Tedavisi

Psikolojik Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Psikolojik veya Psikiyatrik Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.


"http://www.donusumkonagi.net/makale.asp?id=2279&baslik=pasif_Agresif"

İnsanı katagorize edip, bir bozukluk-muş gibi sunan, farkındalığın önüne set çeken bu bilim! Psikoloji!
İçimiz de bizi yöneten bir robot mu var?
Yoksa dışımız da bizi robotlaştıranlar mı?
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Psikoloji Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3
3. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke