Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 24 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

The Poem and Elegie


The Poem and Elegie
Sayfa Önceki  1, 2
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
kukulkan
Yazar


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 849

MesajTarih: Prş May 15, 2008 12:16 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Adım silinir yaş kütüklerinden
Bırakır giderim herkesle vedalaşıp
Serince bir macera olur yolculuk
Her şeye yeni başlayan Urfalı muavinle
Sen de yanımda taze bir haber gibi

Kent beni istemiyor, gitme desen de kalamam
Bir cinayet işlenmiş, tüm deliller aleyhimde

Sonra deniz, dalgın ve yabancı
Bir dev ne anlatır bozkır çocuğuna
O ki şehirleri tepmiş, köylerde aklanmıştır

Sus deniz, başkaca kimleri özlediğimi sorma
Hiç dönmeyecekler düşer aklıma üzülürüm

Arkamda kimseyi bırakmadan geldiğim bu yerde
Sen nasıl bilirsin benim yanlışımı


(Atila Çınar)
Başa dön
tu_ce
Yazar


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 859

MesajTarih: Prş May 15, 2008 12:42 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bademlerden say beni



say bademleri,
say acı olanı, uyanık tutanı say,
beni de onlara kat:

gözünü arardım hep, gözünü açtığında,
sana kimselerin bakmadığı bir anda,
örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben,
ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in
testilere doğru kaydığı bir zamanda,
yüreğe varamamış öz bir sözle korunan.

ancak böyle varırdın adına, senin olan,
o şaşmaz adımlarla kendine yürüyerek,
savrulurdu çekiçler sanki bir çan kulesi
boşluğundaymış gibi senin suskunluğunun.

ölmüş olan o şey senin koluna girer
ve işittiklerin de seninle birleşirdi,
üç olup giderdiniz geceyi katederek.

beni de acı yap, acı yap beni.
bademlerden say beni.


Paul Celan
çev:Ahmet Necdet-Gertrude Durusoy
Başa dön
kukulkan
Yazar


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 849

MesajTarih: Prş May 15, 2008 10:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ayrılık Mevsimidir Kararlar Almalıyız
ağustosun yarısı sonbahardır, çiçeklerden bilinir
ayrılık mevsimidir, herkes kendi şiirine davranır
ayrılık mevsimidir, oturmamış dizeler öfkelenir

belki ben bir düş gördüm de uyanamadım daha
benim bildiğim ayrılıklar konuşarak olur
ozan savrulur gider de, şiir yerinde hep durur

şimdi sakarya’dan geçerken, akşam da olsa gece de
bir çocuk çiçekler uzatır da almamazlık edemem
yaşanan her şeyin izi kalıyor, anılıyor hüzünle

bugün bir avuç insanla yürünen bu yolda
bırakıp gitmek kolay, geriye dönüş olanaksız
bizler de çocuklardık, dokunaklı şarkılarla büyüdük
attığımız her yeni adımda kararlar almalıyız

kararlar almalıyız, işte geçiyoruz başka mevsimlerden
ne söylersek nasıl yaparsak hepsi yarına kalacak
bugün nasıl miras kaldıysa bize dünden

‘mutluluk hakkını’ kaptırmadık daha ali ağbi
yine de zor geliyor böyle dal gibi uzağa düşmemiz
birimiz bir ölüden söz etmiş gibi sustuğumuz

Atila Çınar
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 290
Nereden: ankara

MesajTarih: Cmt May 17, 2008 4:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Karımın İstanbul'dan Yazdığı Mektup



Canım,
Uzandığım yerde yazıyorum.
Yorgunum pek.
Aynada yüzümü gördüm, adeta yeşil.
Havalar soğuk, yaz gelmeyecek.
Haftada otuz liralık odun lazım,
başa çıkılır gibi değil.
Sofada demin iş görürken,
battaniyemi aldım sırtıma.
Camlar çerçeveler kırık, kapılar
kapanmıyor,
burda barınmamız imkansız artık,
taşınmalı!
Ev yıkılacak üstümüze.
Kiralarsa pahalımı pahalı.
Sana bunları ne diye anlatırım?
Üzüleceksin.
Derdimi kime dökeyim?
Kusura bakma.
Isınsa, iyice ısınsa ortalık ama,
Hele geceler.
Bıktım usandım üşümekten.
Rüyalarımda Afrika'ya gidiyorum.
Cezayir'deydim bir sefer.
Sıcaktı.
Alnımı bir kurşun deldi,
bütün kanım aktı,
ama ölmedim.
Bana bir hal geldi.
Çok ihtiyarladığımı hissediyorum.
Halbuki biliyorsun,
henüz kırkıma basmadım.
Çok ihtiyarladığımı hissediyorum,
söylüyorum da,
söyleyince kızıyorlar,
konferans dinliyorum herkesden.
Her neyse bu bahsi kapat.
Paraguay halk türkülerini çaldı radyo.
Bunlar dikenli bir yaprağın üzerine
aşkla, güneşle, insan teriyle yazılmış.
Acıda, umutluda...
Bayıldım Paraguay türkülerine.
Adviye'den mektup aldım.
Beni çok göresi gelmiş,
Hiç unutamıyormuş....
Şaştımda kaldım.
Yıllardır,
Sen memleketten gittin gideli,
ne kapımı çaldı,
ne bir haber yolladı hatta.
Hatta sokakta karşılaştık.
Bir bayram sabahı,
başını çevirip geçti.
En yakın arkadaştık!
Ama arkadaşlık ağaca benzer,
kurudumu,
yeşermez artık.
Ben cevap yazmadım.
Neye yarar?
Evime bile gelse şimdi,
söyleyecek lakırdım yok.
Düşmanlığım da yok elbet.
Otursun güle güle,
zengin bir koca bulmuş
hastalıklı bir şeymiş adam
manyağın biri.
Halbuki Adviye ne canlı kadındır.
Gidip baktım oğlumuza,
Pembe, kumral, uyuyor mışıl mışıl.
Yorganı açılmış, örttüm.
Bir kara haberde verdi bu akşam radyo;
İren Jolio Küri ölmüş.
Yıllar var
bir kitap okudumdu
ölenin anısı üstüne yazılmış.
Bir yerinde iki kız çocuğundan bahseder.
-Satırlar gözümün önüne geldi-
Sarışın iki Yunan heykeli gibi der.
İşte bu çocuklardan biri öldü.
Bilmem ki nasıl anlatsam,
büyük bilgin, büyük adam,
ama şimdi lösemiden ölen
O sarışın kız çocuğuda.
Bu ölüm bana çok dokundu.
İren Jolio Küri için
ağladım bu akşam.
Ne tuhaf,
İren deselerdi, İren
öldüğün zaman
deselerdi,
İstanbul'lu bir kadın
hemde hiç tanımadığın,
ağlayacak arkandan, deselerdi
şaşardı.
Kocası geldi aklıma,
bir mektup yazsam,
başsağlığı dilesem
diye düşündüm.
Adresini bilmiyorum ama
Paris, Frederik Jolio Küri desem
gidermiydi?
Birde Fransız yazarı öldü.
Gazetede okudum.
Adını bile duymamışsındır.
Çok ihtiyardı zaten,
üstelikte egoist,
sinik,
cenabet herifin biri.
Herşeyle alay etmiş ömrü boyunca.
Hiçbir şeyi, hiç kimseyi sevmemiş,
bir köpeklerle kedileri,
ama yalnız kendininkileri.
Mülakat vermiş ölmeden bir kaç gün önce.
Ölümü alaya alıyor aklınca.
Ama belli dehşetli de korkuyor.
Resmi de var.
büyükannemizi erkek yap,
tepesine bir takke koy,
işte herif.
Korkunç bir yalnızlık içinde
sıska bir ihtiyar.
O'nada acıdım
Belki büyükannemize benzediğinden,
belki de yalnızlığına.
Acıdım.
Aynı acıma değil elbet.
Acıyorsun İren Küri'ye,
çocuklarını düşünüyorsun, kocasını,
ama daha çok dünyaya acıyorsun,
büyük bir insan öldü diye.
Sana bir müjdem var;
Okumayı öğreniyor tembel oğlun.
Epeyi söktü kerata;
Tut, koş, kitap, kalem, çanta....
Mükemmel değil mi?
Her harfi birşeye benzetiyor;
A bir evmiş,
B göbekli bir adam,
T bir keser.
Ödüm kopuyor tembel olacak diye.
Hep O'na iş yaptırmak istiyorum.
Kız olsaydı kolaydı.
Kadınların her yaşta
her iş gelir elinden.
Ama beş yaşında bir oğlan,
ne becerebilir?
Ah bir ısınsa havalar...
Isınacak.
Uzadıkça uzadı mektubum.
Kendine iyi bak,
bana hemen cevap ver.
Beni unutma.
Bana hemen cevap ver,
akıllıdır Münevver,
nasıl olsa ne yapıp eder,
falan filan diye kendini avutma.
Sensiz perişanım,
beni unutma.
Kendine iyi bak.
Gözlerinden öperim canım.
Güzel geceler.
Kendine iyi bak.
Bana hemen cevap ver,
dertlerimi aklında tutma,
unut.
Beni unutma...


Nazım Hikmet Ran
Başa dön
tu_ce
Yazar


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 859

MesajTarih: Cmt May 24, 2008 2:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Unut Gece Bitince


hadi son türkünü de söyle
söyle son türkünü de gidelim
"gece bitti" de - unut her şeyi
unut bunu da gece bitince.

ben kimi sarmak isterim öyle kollarımla
hangi düşler onlar
tutsak edilmeyen hangi?

işte o onmaz tutkuda ellerim
yüreğime boşluğunu bastırıyor
çürük çarık göğsüm bağrım

sensiz...



Rabindranath Tagore
Çev: Tarık Dursun K.
Başa dön
tu_ce
Yazar


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 859

MesajTarih: Cum May 30, 2008 8:51 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet İsyan


demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri
saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran
içimize güneşler bırakan nal sesleri.
keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın
varınca bayrakları, marşları duyuyorum
başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
hantal yüreklerin olduğu orda.

kesik kolları var aşkın
döl ve inat barındıran.
hırpanî bir okşayışla akşam
yanaşınca çocuklara
ben karakavruk yüzümün arkasında
kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum
bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
halksa kal'am onu kal'a kılan benim
boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.

ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.
yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan
yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde
kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor
köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
asfalt yakıyor genzimi
asfalt adamlarını topluyor aramızdan
yıkılıp omuzdaşlarının seslerine
yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.

ben merd-i meydan
yani toprağın ve kanın gürzü
güllerin bin yıllık mezarı bendedir
yukardan bakarım efendilerin pusatlarına
insanların bütün sabahlarını merak ederim
gök hırpalanmaktadır merakımdan
ıtır kokan benim yumruklarımdır
benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.

alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara
vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın
vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa
zülküf de vursun.
yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim.


İsmet Özel
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 290
Nereden: ankara

MesajTarih: Cmt May 31, 2008 11:34 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu Akşam En Hüzünlü Şiir


Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. Öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona


PABLO NERUDA
Başa dön
KediKara
Okur


Kayıt: Mar 13, 2007
Mesajlar: 51
Nereden: İzmir

MesajTarih: Pts Hzr 02, 2008 10:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

adı
moammed sceabtı

soyu
emir ve göçebeler
intahar etti
çünkü artık yoktu
vatan'ı

fransayı sevdi
ve adını değiştirdi

marcel'di
fransız değildi ama
ve bilmiyordu artık
kuran'dan
ezgiler dinlenilen
halkının çadırında
bir kahvenin tadıyla
yaşamayı

ve bilmiyordu
çözmeyi
kendini bırakmışlığın
şarkısını

ben aldım onu
otelci kadınla
paris'te
kaldığımız
carmes sokağı 5 numaradan
solmuş daracık bir yokuştu

ivry mezarlığında
yatıyor
bir varoş
sökülmüş bir panayır
gününde
her an sanki

ve yalnız benim belki
hala bilen
yaşadığını


Giuseppe Ungaretti
in memoriam
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 290
Nereden: ankara

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 6:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

KOĞUŞKALK

Seslere zulmet ağzımın kapısındaki gardiyan!
bu şehre beş vakit ezan kadar
beş vakit ihanet de lazım!

Tertemiz dudaklardaki acı ayrılık kelimesi
serilirken ayaklarımın altına kırmızı bir halı gibi,
durup tam hayatın önünde

ağlayarak, ‘merhaba asker, mutlu musun’ demek de lazım!

Küçük İskender
Başa dön
nevrotik
Okur


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 63
Nereden: İSTANBUL

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 11:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün
attila ilhan
Başa dön
nevrotik
Okur


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 63
Nereden: İSTANBUL

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 11:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ölüm bize ne uzak,
bize ne yakın ölüm
ölümsüzlüğü tatmışız
bize ne yapsın ölüm

Erdem BEYAZIT
Başa dön
nevrotik
Okur


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 63
Nereden: İSTANBUL

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 11:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bir kızın saçları seni görmek kadar sana benziyordu
seni duymak kadar avuntulu
tutsandı arkama yaslanacaktım bu ayaklar benim değildir alın
mutsuz ve parasız yaşantılardan beri gemiler ayaksızlandılar bilmelisiniz
salt bir o değil, tut ki siz her şeyden sonra yaşamadığınız

SEN'li bir deniz görüyorsam, senli pencereler kadar güzel
en iyi ussuzlanmalıyım
kimselere soramıyorum
bakışların ellerince uzak
sen bir kez daha yoksun ya, korkmalarını ürkütüyorum işte
oysa tutarı yok denize varmalarım

KALKIP bir iki kadehten sonra seni düşünmeye varıyorum
sarhoşluğum artıyor gibi
kalkıp kentleri birleştiriyorum haritalardan yerinden
bunu yaptım mı benim ahır dağlarıma denizler büyüyor

ELİN YOK YA, ellerimde küçülmeler dökülmeler daha bilmem
EN uygarlığım gülüyor
tuttuk en gidip gelmeli yerlerinden günahlar
kim ne derse desin sen miydin
bak boş pencerelerini ıslansındı,
denize mavi mi gerek bırak yıldız oynayalım
en güzeline varsay ama en güzeline seni yakmak
yıldızlar yine gelebilirken
bak gitmelerine kansındı, avutsundu
SEN GÖZLERİNE IRAK OLMANIN

9 Ekim '958
Cahit ZARİFOĞLU
Başa dön
nevrotik
Okur


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 63
Nereden: İSTANBUL

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 11:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YAŞAMAK GÜZEL

nefesini yüzümde tutuyorum
gülüşünü aklımda
morarmış yüzlerini
ısıttım kaç gece_ ısıtıyorum
içimdesin-büyütüyorum seni

Seni yepyeni bir dünya yapıyorum kendime
Tam kralca yaşanacak

Şimdi yoksun üstelik uzaktasın
ellerin yapayalnız biliyorum
gözlerin dalıyor yine
hep benim için olmalı

CAHİT ZARİFOĞLU
Başa dön
KediKara
Okur


Kayıt: Mar 13, 2007
Mesajlar: 51
Nereden: İzmir

MesajTarih: Çrş Tem 16, 2008 11:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hiç düşünmedin iz bırakmayı
kendinden şiir ya da yazıyla. Senin
büyündü bu - bundandı benim kendimden
iğrenişim.

Korktuğum da buydu: atıvermen
beni vıraklayan bataklığına
acemi ozanların.


eugenio montale
"exina" Karısına adanan şiirler.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke