İnsanların birarada olup da, yalnız oldukları böyle yerlerde tanımadığım yabancıları tanımaya çalışırım. Dikkatle bakarım , incelerim; mimiklerini gözlerini,el kol hareketlerini, yanındakilere davranış biçimlerini... Hayat hikayeleri uydururum sonra... Kibarca buna tesbit diyelim. Huyum kurusun bu oyunu oynamak hoşuma gidiyor. Belki de, her gün tüm netlikleriyle insanlarla haşır neşir oluşum, uzaktan seyredip yorumlamayı cazip kılıyodur...Bilmiyorum.
Birisi kızar bu huyuma. Eşsiz tesbitlerimi(!) onunla paylaşmaya kalktığımda ise 'hadi gidip soralım' der ve farkında olmadan oyuna dahil olur.
…kendimi hatırladım…
Alıntı:
Fakütenin en zor yılı... ''anatomi, fizyoloji, histoloji'' üç silahşörü sınavların, benimse kabuslarım... Yurdun çalışma salonunda, masa başında sızdığım gecelerin en renkli rüyaları. ''Musculus bilmemneyus, inerve eden sinir nervus bilmemneyus... Geçen yılki sınavda sorulmuş. Ezberle bakalım, sınavdan bir gün önce tekrar et sonra unut... Unut!'' Bildik sayıklamalar... Radyo dinliyorum sürekli. Bir kaç saat kulağımda takılı kaldığından mıdır, adeta büyüyen ve canımı yakan kulaklıklardan gelen melodi manidar. Alpay söylüyor ''Eylülde gel...''Aynı yıl... Eylülde geliyorum...
yakınımdaki görünümler…sayıklamalardı…
Alıntı:
Teyzelerin yerine annemi, amcaların yerine babamı, geri kalan zevatın yerine kardeşlerimi koyar, bismillah der, öyle başlarım güne... Çocukların ve bebeklerin kredisi ise sonsuz... Yüzüme de tükürseler, muayene etmeye çalışırken elimi de tırmalasalar sabır ne demek, aşkla dokunurum onlara...
…çok iyi bir doktor olacağınızı düşündüm…
Alıntı:
sen beni anlarsın muhakkak
anlarsın içine yaslanayım
bırak sesim tutulsun
kaysın saçıma bir yıldız
ahde vefan olayım
***
Gece, sen uyumuyorsun diye uyumadım... Uyumadım, oyalandım, evham kovdum, tütsü yaktım senin sevdiğinden. Uyumamak sen yokken daha kolay.
Siyah beyaz bir filme ne kadar yakışır ki gökkuşağı... Ya da aşkı kim anlatabilir tastamam? Her kalp kal(ı)p değil midir? Herkesin kal(I)p-ını bir kendisi bir de Allah bilir... Öyleyse başkasının aşkı başkasına yabancı; şiiri, sözü, şarkısı yaban değil midir? Bilmiyorum.
Hayata yazılıyorum, hayatı yazıyorum, sendelemeden. Tutulmadan, kekelemeden, durmadan...
“Birisi”ne sevginizi gördüm… sevindim
Alıntı:
''Biliyor musun çocukken elektrikler gittiğinde ne yapardım?''
''...''
''Böyle, kafamı kaldırır uzun uzun lambaya bakardım.''
''neden?''
''Lambaya dikkatle bakarsam elektriğin geleceğine inanırdım. Öyle bir gücüm olduğuna inanırdım. Gözümü kırpmadan yarım saat lambaya baktığımı bilirim. Çocukluk işte.''
''Eeee sonra...''
''Elektrikler gelirdi. Her seferinde.''
Birisi lambaya bakarken elektrikler geldi...
''Dememiş miydim?''
Ve uzun süre güldüm... Güldük...
...güldüm…
Alıntı:
Her sabah kalkıp hevesle geliyorsam bu mahalleye, sur dibindeki ayak izlerindendir. Çağırıldım ve geldim. Bir mürşidin çağırması gibi olmadı elbet... Rastgele atamamın yapıldığı bu yerde, eş durumu dilekçesi kadar makul duruyorum . Hiçbir adım tesadüf değil biliyorum. Sur dibindeki ayak izleri beni çağıran. Yolumun üzerinde, fatihalar okuyup geçtiğim mezar taşları, evliya adları sokaklar, restore edilmiş evler, restore edilmemiş eski hayatlar var. Elli yıl önce bu sokakları terkeden az-ınlıkların ibadethaneleri suskun ama sanki bir kulak çınlaması, artık çalmayan çanlar...
Geçen sabah yolumun üzerinde rastladığım film setini görünce epey hayıflandım. Önce ben düşünmüştüm diye. Buralardan insana dair çok hikaye çıkar, keşke bir tanesini yazabilsem bir filmim olsa benim de diye...
***
Şiir yazabilmeyi çok isterdim. Şiir yazabilenler ilahi bir kutsallık taşıyorlar bence. Ahenk ve ilham vahyi çağrıştırıyor, tabiri caiz mi bilmiyorum. Yanlışsam peşinen tövbe ediyorum. Şiir okumayı seviyorum, yazabilseydim yazmayı da severdim.
...şiir gibi yazılarınızda / tıpla sanat arasında git-gellerle oluşan kozmik kişiliğinizi gözlemledim…
Alıntı:
“İnternette okuduğun her şeye inanıyorsun, kişilerle ilgili yazılanların yarıdan fazlası yalandır... Burada kimse kendiyle ilgili gerçekleri söylemez. Neden söylesin ki... Çoğu hayal mahsulü internetin.' dedi bilgiç edasıyla... 'Ama ben gerçeğim' dedim. Söylediklerinin bir kısmını abartılı bularak, kendimi örnek verdim... ' Okuyorsun işte, bak ben gerçeğim...' Sonra avucuma pat diye düştü: Her gerçek paylaşılmaz...”
“… gerçeğin mayası gözle görülmez …”
Siz gerçektiniz… Ve gerçekle // olmayan ayrılıyor merak etmeyin…
"Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz… onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz… noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine inanmanız gerekiyor…"
Steve Jobs
Buraya başlarken bir nokta koydum… sonra birini daha… bir daha… bir daha…. // ...aralarda soluklandığım oldu… ama noktalara devam ettim…
… sonunda bu sayfayı doğuracak bir bütünle karşılaştık… … tabii ki daha çok eksik var / ve yapılması gerekenler…
Soluğum yettikçe noktalara devam edeceğim… // Sağolun...
Ben Yahya kemal'le ilgili aktarımlarınıza özellikle teşekkür ederim. Bu sizden çektiğim en son kopya oldu. Karakutunun kalitesini arttıran en az yarım saat çıkmamamı sağlayan ve 'hiç'likle aklımda kalan değerli isimlerden birisiniz benim için...
Ben burayı hazır buldum… yalnızca eklemelerde bulundum.
Güzel eklemelerde bulundu gunfrfd.Bunu forumu takip eden birçok kişi bilir.Kırk yılın başı soluklanayım, dünyada neler oluyor, diye sorup, karakutuya eğilen ben bile biliyorum:)
Asıl, gunfrfd'nin sabrı güzel.Başladığı yoldan dönmemesi güzeldir.Derinlikli konulara el atıpta, bir iki yorum yazılan yazıları kenarda durduğu zaman bile; aman illa altına yorum yazılsın, diye düşünmeden, sevdiği, önemsediği, değer verdiği yazıları foruma katarken, bir sabır işçisiydi.
İki yıl öncesinden bildiğim şuydu ki, bir ırmak akacak ve bu ırmak yoluna devam edecekti.En güzeli de forumun dinamiklerinden ve insan sıcağı veren üyelerinden olmuş olması.
Bana, net dünyasının kapılarını aralayan pîrim karakutu'ya takdisimi ve teşekkürümü en çalışkan üyesine kişisel başlıkta açılan bu konu üzerinden göndermeyi borç bilirim.
Sizler ne güzel insanlarsınız.Benim başımı yaktınız kardeşim!Okumaktan yazmaya fırsat bıraktırmadınız valla
İnsan ne için yazar diye bir başlık açılmıştı epey zaman önce, sevgili gunfrfd'nin Cengiz Aytmatov'un Hak'kın rahmetine kavuşmasından sonra yazdıklarını gün boyu okuyunca aklıma geldi;
Gunfrfd gibi okuyanlarının olması ve bir gün bu dünyadan göçüp gittiklerinde hatırlanılmaları için yazar büyük yazarlar, geri kalan herşey de hikayedir...
Tian; belli ki gunfrfd bağırmadan, sıfatların ardına içini saklamadan yapıyor tüm bu hoşlukları. Heleki sanal alemde! Sesiz ve zarif bir üslupla döküyor dağarcını buraya. Oysa buralarda ne kontesler, ne prensler, papazlar ve gösteri ustaları gördük...
Özenle kurulmuş kendisine tüm cümleler...
Ucu övgüye varan güzel nitelendirmeler… bunları okuyunca tek şey düşünüp üzülüyorum: keşke daha çok zamanım olsaydı / keşke aklımdakilerin tümünü aktarabilseydim…
Buradaki üyeler öylesine “nitelikli” ve “iyi okur” ki; hiçbir aktarılan boşa gitmiyor…
Cümlelerime veda ettim, tüm haksız, talan, viran başlıklardan, benden çıktıktan sonra hiçbir aidiyetleri olmayan, ne yazık ki zehrin içinde boğulmaktan zor kurtardığım cümle ile hayat bulmuş içimden, etrafa karışan cümleler... Boğulmaktan zor kurtarıp da akışta havaya karışan içseslerimden, sayıklamalarımdan uzaktayım...
Nerede olduklarını bilmiyorum.
Örneğin; bazen nazanazen, bazen simone, bazen mora, bazen peruza, bazen gunfrfd, bazen kumsaati... olan
ya da bodoslama yollarımızın kesiştiği albatros...
hiçbirini duyamıyorum...
O vakit, serin ve tatlı bir rüzgara kendini öylesine, hesapsız bırakmışsındır, içini olduğu gibi, nasılsa öyle yani...
İçine ilk kez kaçmışsın gibi çocuk telaşıyla,
beklentisiz, sessiz, sözsüz, akıştasındır...
sayıklamaya başlarsın....
bir daha hiçbir zaman, hiçbir an'da tekrarı olmayacağını sanarak, bu tip mecralarda kayda geçirir, aktarırsın bu ekranlara...
ama, arada, o ekranların karşısında, aniden bir türdeşine rastlarsın ve artık bütün sohbetin onlarladır, onlar o akışın içinde öylesine iddasız, kendiliğinden akarlar ki...
şahanedir!
İşte,
aniden o seslerden birini bile duyamazsın!
İşte o an
şimdi...
En son bodosalbatros tarafından Pts Hzr 23, 2008 11:47 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız