Zar olan tanrı, kendi kendisiyle oynamakta. Sonucu bildiğinden/kendinden emin olduğundan ortak aramakta bir nevi kendine.(ortak olamayacak bir ortaktır bu. Seyirci, hacmi olan ve uzayda yer kaplayan bir şeydir). Bu ortaklığı insan yaratmaya kalkışsa "le" denen kırmızı ışık yanar. Artık var sen düşün kırmızı ışık kimin içindir ve zar atmak kime yakışır?
İnsan, zar atamadığı için kirleniyor. Sonucunu bilmediği onca oyunun cesur bir figuranıdır. Cesareti arttıkça kire bir o kadar yaklaşıyor.(kimi buna cehalet diyor.)
Kraliçe kelimesi, bu kelimeyle bir sözlük bağı, bir anlam bağı, bir inatlaşma bağı, bir üzüm bağı, bir ayakkabı bağı ve bilimum saymadığım bir sürü bağı var mı?
Diller ikiye ayrılır:
1-Kalabalık dilleri,
2-Özel diller,
Kirlilerin dili vahye dayanır. Bir nevi ilhamdır vahiy. Yaradan arıya, kuşa, börtü-böceğe- çiçeğe vahiy edip ilham verdiğine göre biz kirliler, vahye/ilhama dayalı beşer üstü bir dil yaratmalıyız.
Madde(no yok):Biz kirliler, fıtrata uygunlukla konuşuruz. Zorlamadan, kasmadan… Konuştuğumuz dil, baştan-sondan eklemeli bir dil değil. Bu dil direk son ve direk baştır.
Madde(no yok): Biz kirliler, farkında olmayı, fark etmeyi ciddi bir FARK olarak kabul ederiz.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız