Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 305 Üye Adayı ve 17 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Sıkılmıyor musunuz?
 Askerlik Hatıraları
 Deney Faresi
 YORUMSUZ
 Agit
 yazarken ben
 HAZIR CEVAPLAR
 Magazin
 FİLİSTİNE SES OL...!
 LAY LAY LOM
 Değersizleşme
 GARİPLER MEMLEKETİ
 Tarih Üzerine
 Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı: Değerlerin Sorgulanması
 CAN KIRIĞI
 Sahi ne vardı bir de?
 Başlık koyamadım.Bir başlık tavsiye ederseniz sevinirim.
 2009
 SERÇENİN ÖLÜMÜ
 Çocuklar hıçkırır anneler ağlar (Filistin)

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
TRT
Sabah
Hürriyet
Milliyet
Radikal
Taraf
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

MUHTEŞEM DÜNYA!


MUHTEŞEM DÜNYA!
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel
Yazar Mesaj
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Pts Nis 28, 2008 7:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Zürafa boyunlu kadınlar (Myanmar)

Myanmar’ın Paduang kadınları boyunlarıyla eşsizdir. Fotoğraflarını görmüşsünüzdür, taktıkları halkalarla upuzun boyunlara sahip çekik gözlü kadınlar. 8-9 yaşına gelince kızların boyunlarına ilk halka takılır ve yaş ilerledikçe halkaların sayısı artar, köprücük kemikleri ve göğüs kafesini aşağı ittiği ve boyun dik ve gerildiği için uzamış görülür. Halkaları çıkarmak öldürücü olabilir. Hareketsizlik ve kasların çalışmamasına bağlı güçsüzlük sonucu boyun kırıkları ve omurilik zedelenmesi riski vardır. Hükümet bu geleneğin üstüne gidip caydırmaya çalışsa ve bir parça başarılı olsa da sırf bu kadınları görmek için düzenlenen turizm turları adetin yeniden canlanmasına yol açmış.
Bu adetin kökeni konusunda değişik görüşler var: kaplanların ısırmasından korunmak için, çirkin görünerek düşman kabilelerce köle edilmemek için, tersine uzun boyuna sahip olup güzel görünmek için, kültürlerinde önemli bir yeri olan ejderhaya benzemek için… Kökeni ne olursa olsun bugünkü anlamı kimlik sembolü olması ve bir başka neden de turist çekerek para kazandırması!








Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Cum May 02, 2008 11:27 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

KOCA DUDAKLAR

Dudağa yerleştirilen ve dudağı gererek genişleten disk takma adeti şaşılacak kadar yaygındır. Daha çok alt dudağa uygulanır. Başlıca Afrika kabilelerine özgüyse de Kuzey ve Güney Amerika’da da uygulama görülmüştür. Amazon’un ünlü kabilelerinden Kayapo’ların Şefi Raoni gibi.
Uygulama için alt iki veya dört diş sökülür, dudakta bir yarık açılarak tahta veya kil disk sokulur. Belli aralarla diskler büyükleriyle değiştirilerek dudak büyütülür. Genellikle disk ve dolayısıyla dudağın büyüklüğü ekonomik ve toplumsal hiyerarşideki yeri gösterir. Etyopya’nın Mursi kadınları evlenmeden 6-12 ay önce eltilerine taktırırlar. Kayapo erkekleri için ise kadınların dünyasından çıkış ve erkekliğe geçisi anlatır. Kuzey Amerika’nın Haida, Tsimshian ve Tlingit’lerinde kadınlar için cinsel olgunluğu, evlenmeye hazır olmayı ifade eder.



Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Pts May 19, 2008 10:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

MAVİ DELİKLER
Senizlerdeki bu ilginç oluşumlar kireç taşı yarıkları arasına sızan suların oluşturduğu buz kütlelerinin buz çağından sonra erimesi üzerine meydana gelmiş. Karakteristik olarak dairesel görünümlü bu delikler düzgün duvarlarla neredeyse bir silindir oluşturarak derinlere iniyor. Denizden büyük ölçüde yalıtıldığı için mavi deliklerde su hareketi çok az, buna derinlere ışığın da inmemesini eklersek üst bölümü yaşam kaynayan mavi deliklerin dibine yaklaştıkça yaşam belirtileri azalıyor. Dalgıçlar için gözde mekanlar olan bu nadir oluşumların en derini Bahama açıklarındaki Dean mavi deliği (derinliği 663 feet), ona en yakın derinlikteki mavi delikler 300 feet dolayında bir derinliğe sahip, başlıca örnekler olarak Yucatan ve Belize'dekiler gösterilebilir.






Başa dön
tenedian
Yeni Üye


Kayıt: Aug 18, 2007
Mesajlar: 45

MesajTarih: Çrş May 28, 2008 1:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ABD'NİN Arizona eyaletinde bulunan "Antilop Kanyonu" doğal güzelliğiyle ziyaretçileri büyülüyor. Dünyanın en ünlü ve en çok ziyaret edilen kanyonlarından biri olan bu doğa harikası, kum fırtınalarının sebep olduğu erozyon sonucu meydana geldi. Her yıl dünyanın dört bir yanından milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yapan kanyon, özellikle kaya oluşumlarıyla fotoğrafçıların ilgisini çekiyor.





Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 6:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

TERRA COTTA ORDUSU

İlkçağların hükümdarları tanrı-krallardı. Kral öldükten sonra da elbette yine kral olarak yaşayacaktı ve öbür dünyada da bu dünyada sahi p olduklarına gereksinimi vardı. Bu yüzden kral öldüğünde hizmetkârları, atları vs de öldürülür ve kralla birlikte gömülürdü. İlk Çin imparatoru Qin Shihuang da öte dünyaya ordusunu götürmek istedi. 1974 de Çinli köylülerin tesadüfen bulduğu kalıntılar muhteşem bir keşfe yol açtı. İmparatorun ordusunu temsil eden 800 asker, 700den fazla at ve 130 savaş arabasının gerçek boyutta heykellerinden oluşan dev bir heykel ordu. Hiçbir asker ya da at bir diğerine benzemiyordu, ne yüz, ne giysi ya da silah ne de ifade olarak. Uzmanlar kabaca 8 kalıpla bütün yüzlerin yapıldığını, sonra kille her bir heykelin yüzüne kişisel görüntüsünün verildiğini söylüyorlar. Yüksek rütbeli askerlerin boyu biraz daha uzun, giysileri ve silahları daha zengin. İmparatorun mezarı da aynı bölgede ama bugüne dek açılmamış.
Dünyanın harikaları yeniden sınıflandırılsa listeye alınacak gerçek bir şaheser. MÖ 210 yılında heykellerin yapımına başlandı, olasılıkla kral ölünce yapım durdu. 700 bin kadar sanatçı ve işçinin yapımda çalıştığı varsayılıyor.
Heykellerin yapım nedeni konusunda bir başka spekülasyon ise, kralla birlikte eşlerin, çocukların vb öldürülmesi şeklindeki geleneği kaldırmak için Qin Shihuang’ın böyle bir sembolik yola başvurmuş olabileceği. Neden ne olursa olsun, sonuç göz alıcı bir taş ordu.





Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Sal Ağu 05, 2008 9:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SAİNT MİCHEL ADASI/TEPESİ:

Ay, yalnızca dünyanın uydusu değildir. Yazgısı, aynı zamanda dünyanın da yazgısıdır. Zayıf da olsa çekim gücü dünyanın ekseni çevresindeki eğimi sabit tutar ki bu eğim mevsimlerin oluşmasını sağladığı gibi dünyanın stabilitesini de korur. Yüz binlerce yıl sonra ayın dünyaya yaklaşmasıyla artacak çekim gücü bu eksenin stabilitesini bozacak ve dünya ekseni çevresinde gelişigüzel dönecek ve bu da dünyadaki yaşamı yıkıma uğratacak. Neyse, şimdilik bu gücü ancak gel-git olayında seziyoruz. Gelgitler gelgit alanlarındaki canlı yaşam için verimli bir döngü sağladığı kadar insanları da etkilemiş. Fransa’nın kuzey sahilinde karadan 1 km kadar açıktaki St Michel dağı gibi. Suyla çevrili olduğunda doğal korunmalı, sular çekildiğinde ise çevresine hakim bir tepe olması dolayısıyla oldukça korunaklı bir kale olarak yüzyıllarca kullanılmış. Ömrü 1200 yıllık. Efsaneye göre melek Mikail derebeyine burada bir şapel kurmasını buyurmuş, bunu yerine getirmeyince de kafatasına delik açmış. Dağın adı buradan geliyor.
Kale granit ve kireçtaşı gotik tarz yapısıyla ve doğal güzelliğiyle turistik bir yer şimdi.




Başa dön
tenedian
Yeni Üye


Kayıt: Aug 18, 2007
Mesajlar: 45

MesajTarih: Prş Ağu 07, 2008 2:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Henüz aksi ispat edilemediği için bu başlığa almakta sakınca görmedim. Çok ilgi çekici bir olay.





320 kg. agirliginda bir kaya parçasi kendi kendine 200 metre “yürüyebilir” mi? Üstelik, hareket ettiginin bir kaniti olarak da ardinda derince bir iz birakarak?..

ABD’nin Kaliforniya ve Nevada eyaletlerinin sinirinda yer alan Ölü Vadi düzlüklerinden biri, dünyanin en gizemli doga olaylarindan birine ev sahipligi yapiyor.

Racetrack Playa adi verilen eski bir göl yatagindaki kimi kaya parçalari, görünürde “kendi kendine” hareket ediyor. Yaklasik 2 km. genisliginde ve 5 km. uzunlugunda olan ve denizden 200 metre yükseklikteki Racetrack Playa, kuru, sert ve çatlamis bir zeminden olusuyor. Yöreye gelen turistlerin gözüne ilk çarpan sey, çevreye rasgele yayilmis küçük kaya parçalari ve arkalarinda biraktiklari gizemli izler.

Ilk bakista hiç kimildamadan duruyormus gibi görünen kaya parçalari, yaklasik yarim yüzyildir jeologlari ciddi biçimde mesgul ediyor. Yürüyen kayalar ile ilk kez 1955’te ABD’li jeolog George M. Stanley ilgilendi. Stanley’in varsayimina göre kayalarin hareket etmesinin nedeni buz ve rüzgardi. Soguk havalarda bir grup kaya parçasinin çevresinde buz tabakasi olusuyor. Rüzgar estikçe buz tabakasi çevreden kopuyor, böylece tipki bir yelkenlinin su yüzeyinde süzülmesi gibi, kayalar buz tabakasiyla birlikte kayiyorlardi. Bu yaklasim uzun yillar dogru olarak kabul edildi. Ancak bu teori özellikle küçük taslar için geçerliydi. Kimileri 320 kg. agirligindaki kayalarin “yürümesi”ni açiklayamiyordu.



1960’larda Racetrack Playa’nin ünü dünyaya yayildi. Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü Jeoloji Bölümü’nden Dr. Robert P. Sharp 1969’da yöreye gelerek yedi yil sürecek incelemelerine basladi.


Dr. Sharp, 30 tas seçti ve bunlari isaretledi. En büyügü 450 kg. agirliginda olan taslarin her birine bir ad verdi. Taslarin kapladigi zeminin belirli yerlerine özel çiviler çakarak gelismeleri izlemeye basladi. Yedi yilin sonunda, 30 tastan 28’inin hareket ettigini belirledi. Taslarin arkalarinda biraktiklari izlerin en uzunu 201 metre ile, Dr. Sharp’in "Fancy” adini verdigi 250 kg. agirligindaki bir tasa aitti.

Taslar kuzey–kuzeydogu yönünde hareket ediyordu. Dr. Sharp, dogu ya da güneydogu yönünde kimi sapmalar da gözlemlemisti. Izler ise, düzlügün kurumus ve çatlamis sert zemini kadar serttiler. Demek ki, kayalar düzlügün kati ya da donmus oldugu bir anda degil yumusak oldugu bir sirada hareket ediyorlardi.

Dr. Sharp, kayalarin hareketinde, yagmurun da en az rüzgar kadar önemli bir etken oldugu sonucuna varmisti. Amerikan Jeoloji Dernegi’nin yayin organi "bulletin”da yayimlanan makalesinde durumu söyle dile getirmisti.Olayin tüm gizemi, yagmur ve rüzgarin en uygun zamanda birlikte oynadiklari oyundadir.”


Yagmurla rüzgarin oyunu” teorisi de uzun yillar kabul gördü. Ne var ki, 1990’larin basinda yapilan yeni gözlemler kayalarin hiçbir biçimde rüzgar etkisiyle hareket etmedigini ortaya koydu. Massachusetts Amherst College’dan John Reid ve arkadaslarinin Racetrack Playa’da 5 cm. yüksekliginde kar suyu biriktiginde ve buzlanma oldugunda, bir insanin, bu zeminde kaymadan yürümesinin oldukça zor oldugunu ama is kayalarin “yürümesi”ne gelince bununda olanaksiz oldugu gözlemlediler. 25 kg. agirligindaki bir kayayi buz üzerinde bir milim bile kipirdatmak mümkün olmuyordu. Çünkü kayalar dolomit kökenli kireç tasindandi, Yüzeyleri ise çok pürüzlüydü. Sürtünme katsayilari 0.8, bir ayakkabininki ise 0.1 idi. Bu da kayalarin buz üzerinde rüzgarin etkisiyle kaymasi yaklasimini tümüyle ortadan kaldiriyordu.

Reid ve arkadaslarinin teorisi ise, kayalarin altinda biriken buzlarin, birkaç santimetre derinligindeki suda “yüzmeleri” yönünde. Bu yaklasim, meteorolojik verilerle de uyum içerisinde. Reid, kayalari hareket halinde saptamak için kisin orada aylarca yasamak ve yeterli araç gereç için de yaklasik 1 milyon dolarlik bir yatirim gerektigini belirtiyor. Ancak asiri soguk, rüzgar ve nem, yörede yasami olanaksiz kiliyor ve hiç kimse böyle bir ise kalkisamiyor.

Bugüne dek hiç kimse bu kayalari “yürürken” görmedi.

kaynak: webhatti.com
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Pzr Eyl 14, 2008 10:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Denizanaları

Evrimin temel kurallarından biri de basit organizmaların çevreye daha kolay uyum sağlamaları ve dayanıklı olmalarıdır. Bunun en güzel kanıtlarından biri, denizanaları. Beyni, kalbi ve solunum organları olmayan bu basit canlılar kutup bölgelerinden tropik sulara, sığ sulardan abysse dek her yerde ve koşulda, üstelik 100 milyon yıldır yaşıyorlar. Gözle zor görülenlerinden 3,5 metre çapında ve 250 kg ağırlığındaki nomuralara dek 30 bin türü var. Denizanalarıyla temas genellikle Tatsızdır, kutu denizanaları gibi türlerle teması ise İrukandji sendromu denen korkunç ağrılı bir ölüm demek. Akdeniz, Meksika Körfezi, Hint Okyanusu kıyıları ve Japon denizi son yıllarda denizanaları tarafından istilaya uğramış durumda, kirlilik ve küresel ısınma denizanası popülasyonunu tüm dünyada artırdığı gibi, denizanaları gittikleri sulardaki canlı yaşam için büyük tehdit oluşturuyor.



Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Pzr Eyl 28, 2008 7:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Bu başlığı açma nedenin dünyayı “hatırlatmak”tı. İçinde yaşadığımız dünyayı unuttuk çünkü. Yoğunlaştırılmış/sıkışmış bir mekânı dünya yerine koyarak dünyada yaşadığımız yanılsaması içindeyiz. Tıpkı günbatımını ve gündoğumun günlerce fark etmeden/seyretmeden algıladığımız zaman yanılsaması gibi. Hangi dünyanın içinde yaşıyoruz:

Topraksız yetişen domatesler, güneş ışığı görmeden öldürülen tavuklar, hormonlu veya genetik yapısı bozulmuş meyveler, evde beslenen doğal içgüdüleri körelmiş hayvanlar, plastik çiçekler, yapay şelaleler-göletler, yüzme havuzları, solaryum, kendisi yerine aromasını içeren meyve suları, asfalt/beton/kablo, jöle/fondöten/ruj, TV ve gazetelerden saçılan görüntüler, müzik aletinden çıkmayan elektronik seslerle kotarılmış dijital müzik, mürekkep kokmayan internet sayfaları, cep telefonu ekranı, egzoz kokusu, porno, elektronik şifreler, şark köşesi, poşet çay, anti-depresif ilaçlar, sanal gerçeklik….
Asıl dünya, egzotik, uzak bir düş gibi. Asıl dünya, gerçeklikten kovulmuş bir imge gibi.
Ne parlak bir iddiaydı: insanın doğayla mücadelesi. Evet, onu dize getirmiş gibi görünüyor insanoğlu. Tam bir Phyrus zaferi bu. Giderek küçülen yeşil alanlar, kuruyan tatlı su kaynakları, eriyen buzullar, nesli tükenen türler, ozon deliği… Oysa doğa bize savaş açmamıştı. İlk kanı biz döktük ve en kötü koşulda, üzerinde insanoğlu olmadan da doğa/dünya varlığını sürdürecek.

Alıntı:
Dünya bizlere, gizemli, ve anlaşılmaz bir şey olarak verilmiştir ve düşüncenin görevi, eğer olanaklıysa onu daha gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmektir.

Dünyanın evrimi, şeylerin çılgınlaştığı bir hale yöneldiğine göre, onunla ilişkili çılgın bir bakış açısından yana olmamız gerekir.

Oyuncu, hiçbir zaman oyunun kendisinden daha büyük olmamalıdır, kuramcı, kuramdan büyük olmamalıdır, kuram ise dünyanın kendisinden. (Baudriliard)


En son kukulkan tarafından Pzr Eyl 28, 2008 9:06 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1539
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr Eyl 28, 2008 8:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Eline, emeğine, yüreğine sağlık...

İyi ki varsın!
Başa dön
yasemin111
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 754
Nereden: ...

MesajTarih: Pzr Eyl 28, 2008 9:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dünyanın muhteşemliğini bir de en küçücük halinden görelim istedim.




Atomaltı Dünya

"Önce dört element vardı: toprak,hava su ve ateş. Sonra maddenin bölünemez atomlardan oluştuğu düşünüldü. 20.yy başlarından itibaren atomların da bir şeylerden oluştuğu anlaşıldı. Madde bombardımana tutuldu. Atomun öyle basit bir kürecik olmadığı anlaşıldı. Bugün foton dışında üç tip önemli parçacık olduğunu biliyoruz: leptonlar, kuarklar ve gluonlar. Leptonlar ve kuarklar, maddesel dünyanın “tuğlalarını” oluştururken, gluon denilen parçacık/dalgalar da kuarkları ve leptonları birbirine yapıştıran “tutkal” I oluşturuyorlar.

Atomaltı parçacık terimi, üç ana parçacığı kapsadı uzun zaman: Protonlar, nötronlar ve elektronlar. Bunlardan en hafifi, en ilginci olan elektron, en önce keşfedildi. 1897’de. Rutherford, havadaki azot atomlarını alfa parçacıkları ile bombardıman ettiğinde birim pozitif yüklü bu parçacıkları keşfetmiş (1919) ve bunlara protonlar adını vermişti: Atom kütlelerinin çekirdekteki proton kütlelerinin yaklaşık iki kat olmasını gözönüne alan Rutherford, 1923’te çekirdekte ‘yüksüz protonların’ olabileceğini ileri sürmüştü. Nötron ise çok daha sonra, 1932’de gözlendi. Chadwick, buldu nötronu. O yıllarda tüm maddelerin yapı taşlarının elektron,proton ve nötron olduğu düşünüldü.

Parçacıkların Botanik Bahçesi


Elektron, leptonlardan biri. Lepton, Yunanca “hafif parçacık” demek. Öteki leptonlar arasında nötrinolar ve muonlar bulunuyor. Ama elektron dışındaki leptonlar, günlük olaylarda pek “görünmez”. Foton, leptonlar ve hadronlar. Peki leptona karşılık olan nedir? Baryon (Yunanca “ağır” demek). Protonlar ve nötronlar bu gruba giriyor. Öteki baryonlar, lambda,sigma ve başka ağır parçacıklardır. Bu “ağır” parçacıkların (baryonların) üç kuarktan oluştuğu düşünülmektedir. Atom çekirdeklerinde kuarklar üçün katları durumunda bulunmaktadır;dolaysıyla bir kuarkın bir çekirdekle ya da bir elektronla birleşerek tam sayılı bir yük kazanması olanaksızdır.

Leptonlarla baryonlar arasında bir de orta parçacıklar denen mezonlar vardır. Bunlar arasında varlığı ilk kez Yukava tarafından tahmin edilen pionlar vardır. Pionun kütlesi protonunkinin yedide biri,elektronun 270 katıdır. Ancak parçacıkları kütlelerine göre gruplamak da pek doğru değildir. Bir lepton olan müonun kütlesi pionunkine çok yakındır; kütleleri baryonlarla karşılaştırılabilecek bir çok mezon vardır. Yakınlarda keşfedilen bir lepton olan tau’nun kütlesi protonunkinden büyüktür. Baryonlara ve mezonlara birlikte hadronlar adı veriliyor. Bu Yunanca “kuvvetli parçacık” anlamına geliyor. Baryonlar üç kuarktan mezonlar ise iki kuarktan (bir kuark bir karşıtkuark) oluşmuştur.

Çevremizdeki maddeler sonuç olarak leptonlardan ve kuarklardan oluşmaktadır. Kuarklar biraraya gelerek baryonları,baryonlar biraraya gelerek çekirdekleri,çekirdekler ve elektronlar biraraya gelerek molekülleri,moleküller biraraya gelerek çevremizdeki maddeleri ve organizmaları oluşturur.

"(*)
.
.
.
Nasıl, neye göre...?

Bu üç noktalık süreci bugün bing bangi anlamak için sürdürüyoruz, yani O'nu...

İnsan bu ihtişama hayran kalıp, ardındaki güce olan hayretiyle yaşıyor.



-
(*): kaynak
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Sal Ekm 28, 2008 6:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DEVLERİN KRİSTAL MAĞARASI (Meksika)

Meksika'da uzun yıllardır kurşun, altın ve gümüş madeni oalarak kullanılan bir mağara sisteminde Devlerin Kristal Mağarası denen bir boşluk var. Bu boşluk, dünyanın en büyük kristallerini barındırıyor. Aslında 1700'lerin sonundan beri bilinen mağara geçtiğimiz on yıllarda popüler oldu. Birkaç mil altındaki mağma katmanlarının ısısı sonucu oluştuğu düşünülen bu dev cips kristalleri masalsı görünümleriyle doğanın sayısız güzelliklerinden birisi.





Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Pzr Ksm 30, 2008 10:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ELDEY ADASI

İzlanda'nın 10 mil açığında 77 metrelik duvarlaryla denizden yükselen bir kale gibi küçük bir ada yükselir. Adanın volkanik etkinlikler sonucu oluştuğu sanılıyor. Güzelliğinin yanında bir özelliği de kuşlar için güvenli bir konaklama ve yumurtlama alanı olması. Adada en azından 70000 bireylik bir sümsük kuşu kolonisi yaşıyor. Ayrıca maceracılar için de tırmanmak için güzel bir yer...



Başa dön
kalem_kelime
Yazar


Kayıt: Oct 10, 2008
Mesajlar: 354

MesajTarih: Pzr Ksm 30, 2008 11:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Muhteşem
teşekkürler paylaşım için.
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 990

MesajTarih: Pzr Ksm 30, 2008 11:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

AYSBERG
Aysbergler Grönland ve Antarktika kütlelerinden ısı değişimleri, salgalar ve kırılma yoluyla kopan buz kütleleridir. Yalnızca Grönland'dan yılda 10 binden fazla buzdağı koptuğu sanılıyor. Güney'e kayan buzdağları ekvator çizgisine ulaşmadan Atlas Okyanusu'nun ılık sularında eriyorlar. En yükseği 150 metreye ulaşan bu irili ufaklı buzdağlarının asıl büyük bölümleri sualtında, görünen kısmı ana gövdenin yalnızca sekizde ya da onda biri ki o bile güzelliğiyle büyülemeye yetiyor.






Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
4. sayfa (Toplam 5 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Milli Eğitim Bakanlığının Dağıttığı M... mavilale Yerli Kitaplar 11 Cum Ekm 17, 2008 11:39 pm
Yeni mesaj yok DÜNYA DAVOS'TA PEKİ GERİ KALANLAR...? sabandal Güncel Olaylar-insanlar 3 Çrş Oca 23, 2008 8:35 pm
Yeni mesaj yok 2010 Dünya Kupası Grup Eşleşmeleri 08parpali Güncel Olaylar-insanlar 6 Pts Ksm 26, 2007 10:02 am
Yeni mesaj yok Karanlıktan Görünen Dünya Poe Genel 2 Pzr Ksm 11, 2007 1:38 pm
Yeni mesaj yok DÜNYA GÖRÜŞÜM Poe Genel 18 Pzr Ekm 14, 2007 9:25 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke