Kalemin kelamla buluştuğu şuan, bir izmaritle ezesim var içime bıraktığın şu hüznü ayaklarımın altında...
Dokunma, sokulma bana... bu akşam ... 8 'lik temel adımın yetmez, çengel attırsan da sarmalarına sarılmalarına.
Günahımsın gözlerime çekilmiş sürme gibi hayalin. Yasak meyveye uzanan Havva gibi sevdalıyım sana...
Tıpkı Nuh gibi izle bir köşe de. Kenan olasım geliyor yokluğunda , yoksunluğumda boğulasım var. Boşuna çabalama dinlemeyecek içim seni bu defa. Seyret beni bak nasıl içinin mavisinde çırpınıyorum, batıp batıp çıkıyor yüreğim... Kenan olasım geliyor ... Bu gece sana biçilen rol Nuh' un feryadını yaşamak... Neden Kenan dinlesin ki Nuh' un yalvarışlarını. Tıpkı o da ben gibi boğulmaya sevdalı ...
Bu gece içime sen kaçtı. Bi yanı ünlem gibi , bir yanı çengelli ... seni düşünürken; bildiğim tüm kavramlar, benimsediğim fikirler, düşünmeye, düşlemeye, düşkünlüklerime sebeb olan düşünürler geçiyor zihnimin bir köşesinden..İçim Sartre kadar asi , Nietzche kadar hiç bu gece... Sen hiç bilir misin bende gün be gün büyüyen seni??? Nietzsche seni tanımış olsaydı ben gibi , dünyada nihilist olmayan hiç kimse kalmazdı ki sevgili. Hadi otur şimdi içimin bir köşesine ve düşün nihilist olmuş Sartre'yi .
Karl Marx değil miydi ailesinden, çocuklarından savunduğu idealleri için vazgeçen... Ben geçsem ne olur ki herşeyden , herkesden, tüm kainatın mavisinden. Sürgün kalsam ne olur ki vazgeçmediğim bir tek sensen... Ben sende bilmediğim bir şeyim... bir başkasın içimde. Ben sende tamamladım başkalaşımımı son sürat! Boşver Darwin düşünsün evrimi metamorfozun temelini...
Bir kapı var elimi uzatmaya korktuğum ansızın biri çekti kolumdan içeri düştüm. Nasıl bir büyüdür beni benden alıp avuçlarının arasına düşüren. Simyacılar bilir mi bu sihri söylesene sevgili?
Hocam bu son sigara molası... sonuncu sigaramı da yaktım...
"boş ver be gülüm" dersin sen şimdi.
Dudaklarının köşesine zorla yerleşmiş "boşvermişlik" iğreti duruyor...Sen şimdi bana hafifçe gözlerini kırparak, içten bir gülümse...
Bak şimdi şarkıda ne diyor:
" Sigaramın dumanına sarsam saklasam seni ... Yokluğun ah yol yol olsa uzasa , unutmam seni... Gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri... Gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni..."
Yorgunum...
Uyku kaçağı gözlerime aşk yeniden konuştu.
Bütün ölümlüler suskun... Gülümsüyorum adın yüreğimin gergefinde nakış nakış... Düğüm düğüm dilimde. Gülüşümle çıktım karşına, tüm pesimistliğimi yastık altına gömdüm.
İçimdeki bütün aynalar otistik... Kendi zamansızlığımda çarelerin bittiği yerdeyim... Çıkmaz sokak aralarında voltalıyorum. Çıkamadım, çıkılmazım, çıkmazdayım...
Ankara ' ya aşk düştü!
Aşk ansızın yanağıma düştü!
Ankara üzerime düştü!
Ben düştüm...
Vakit gecenin güne döndüğü vakit.Bütün ölümlüler çığlık çığlığa. Aşk şimdi gözlerimde sustu ...
Yokluğun birikiyor geceye
Sensiz zindan bu yedi tepe
Gözlerin düşer mi gözlerime
Muhtaç olurum iki nefes tütüne
Gelsen de aydınlansa gece...
Yoksun ne çare...
Sen, adına esaret karışmış bir şehirde, Ben yeditepenin orta yerinde...
İki söz düşür sözlerime
İki göz düşür gözlerime
Demleniyor sensizlik acıdı
Düşe karıştı...
Aklımda bir an, kalbime çakılı kaldı
Kız kulesi ağladı...
İstanbul'a ayrılık düştü,
gördüğüm bir düştü...
Nedeni yok , sebebi yok , hiç bir bahane yok...
Üzerimizden ansızın çekilen perdeye karşı .
Payıma düşen bütün repliklerim senle,
Sen oynuyorsun göğsüne musallat olmuş içkıpırtınla ve ben susuyorum ...
Dudağımın köşesinde bir küskünlük provası.
Sen dökülüyorsun her hücremden... zerre zerre sen oluyor, sen kokuyorum.
Tenini bulaştırma diyorum dinlemiyorsun.
Aşk boşuna girme aramıza bıçak gibi ben zaten içkanamalıyım ...
Her gece aminle-tövbe arasındaki kıvrım kıvrım, büklüm büklüm yolda; secdeye varıp sürgünlüğümü sürüyorum aşkına...
Bu yürek sana meftun...
Bu yürek sana giryan...
Gözlerine sürgünüm yar!
Yağmur bakışlarına mahkum etme. İçime düş damla damla... Benden geçip sakın dışıma düşme...
Yüzümü ört öpüşlerinle...
Yüzünde terkedilmişlik saklı, dönüyorum her gece senden ...
Benden her gidişinde öznesi sende gizli, devrilmeye meyilli sureti gözlerime çizili bir adam...
Öyle savunmasızım ... öyle korunaksızım… yersizim sende.
Kimliksizim…
Avuçlarının arasında korkuyla yüreği çırpınan tıpkı bir serçe gibi...
Dudak uçlarında boşvermişlik var . Her an düştü düşücek diye korktuğum nöbet halinde bir sen var. Sende bir ben ... Bende gözeşiğine düş kaçmış bir sen...
Beni benden alıp beni sana düşüren bu sevdanın avareliği değil miydi ? Oysa aynı yerden susmuştuk ... Aynı kesikler değil miydi avuçlarımızın altında sakladığımız...
Hadi konuştur gözlerini... Göğüs kafesindeki sessizliğimi...
Dokun saçlarıma usul usul tıpkı yağmur gibi ...
Gel içimdeki tüm yaralarıma bas adını...
Gelişine bağladım içimdeki son umudumu... Düğümüme astırma özlemlerimi...
Gel aşk kustur bana... Kölen olmaya vurgunum yar!!!
"hocam...
bu şarap sensiz içilmiyor...
kırmızısı mühürlüyor dudaklarımı
tek başına adımlar düşünce koridora yalnız çekilmiyor şarkılar...
dayamayınca alnımı alnına hissedilmiyor ruhu tangonun.
çık gel hadi karanlığın ortasından, gecenin en kör, en dar, en suskun, en yorgun vakti ansızın çal kapımı... "gülüm" de uzat elini usul usul..."
Nasıl bir aşktır bu...
Can buluyor kelimeler... Sözlükler izini sürüyor... Parmak uçlarından akıyor kalbinden taşanlar... Yağmalıyor ayrılığı, çaresizliği, hiçliği. Sürgün maviye dönüyor, sonra dalgaya, çarpıyor aşkın kıyılarına... Kelimelerin üzerine ne söylense kifayetsiz kalıcak.
Bir mavisürgün tüm perdeleri açıcak...
Saçmadan öte...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız