Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 251 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Türk Aydının Özellikleri
 Kurgusal Gerçek
 Sıkılmıyor musunuz?
 Askerlik Hatıraları
 Deney Faresi
 YORUMSUZ
 Agit
 yazarken ben
 HAZIR CEVAPLAR
 Magazin
 FİLİSTİNE SES OL...!
 LAY LAY LOM
 Değersizleşme
 GARİPLER MEMLEKETİ
 Tarih Üzerine
 Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı: Değerlerin Sorgulanması
 CAN KIRIĞI
 Sahi ne vardı bir de?
 Başlık koyamadım.Bir başlık tavsiye ederseniz sevinirim.
 2009

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
TRT
Sabah
Hürriyet
Milliyet
Radikal
Taraf
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

MESLEĞİNİZDEKİ İLGİNÇ ANILARINIZ


MESLEĞİNİZDEKİ İLGİNÇ ANILARINIZ
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü
Yazar Mesaj
eylem
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 16, 2005
Mesajlar: 1254
Nereden: nereye...

MesajTarih: Prş Oca 24, 2008 2:56 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bankonun arkasındayım. loby bar tıklım tıklım. siparişlere yetişmekte zorlanıyoruz. barın öbür ucundan bir el havaya kalkıyor kocaman, geniş bir altın bilekliği ile ve sesleniyor "hey! dişi barman, bana bir blody marry!"



a la carte restaurant' da çalışıyorum. benim postadaki masaya geliyor kalın bileklikliye benzeyen bir bey ve misafirleri. hava atacak belli, iri bir sesle sipariş veriyor; "bu oteldeki en kaliteli şarabınızı getir bana" derhal vari bir tavırla isteğini yapıyorum. takdim sırasında sepetten çıkarıp sallıyor şişeyi; "ulan siz adam mı kandırıyorsunuz" dibindeki tortuyu kast ederek "bozulmuş bu!"


radyoda çalışırken, canlı yayına telefon bağlantısı ile katılan bir bey; eşiyle arasının bozuk olduğunu ve gönlünü almak için benden bir şarkı istediğini söylüyor, eşinin de şu an dilediğini belirterek. konuşmasının başında onun gece siyahı gözlerine vurulduğundan bahsettiğini anımsayıp "kömür gözlüm" türküsünü çalıyorum. şarkının sözleriyle dona kalıyorum:

"Kömür gözlüm sende sevda ne arar
Sirin sözlüm sende vefa ne arar
Sevmisim yar yüregim ona yanar"
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Oca 24, 2008 4:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Anadolu'da bir köyden yaşlı bir kadın yanında kocası ve yeğeni ile ilçedeki doktora gider. Kocası dışarıda bekler o yeğeni olan hanımla doktorun yanına girer. Doktor, muayene sonrasında yaşlı kadına yeğeni dışında kiminle muayeneye geldiğini sorar. Yaşlı kadın:

--ağanha onla.

-- O kim?

--İşte onunla

--o kim hanım?

--Kişiyle

--Kişi kim?

Doktor sinirlenir kadın da doktorun anlayışsızlığına sinirli.

Yeğen söze karışır:

-- Kız yenge desene ki beyimle geldim.

Yenge kıza hışımla söylenir:

-- Ya dışarı çıkıp bakar da bey değilse, ne derim?

Very Happy

Kravatlı iyi giyinmemiş kişi bey olur mu hiç?
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2876

MesajTarih: Prş Oca 24, 2008 5:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hep doktorların kapısı çalınacak değil ya bir doktor aile tarafından oldukça geç saatte komşu kapısı çalınır.

Komşu kadın kapıyı açar yarı uykulu gözle. Gelen, üst kattaki genç doktor çiftin yanlarında kalan genç kızdır. Komşu hanıma, bebeğini emzirip emzirmediğini sorar. Komşu kadın şaşırır, hayırdır inşallah der.

Genç kız yarı mahçup, üst kattaki doktor hanımın doğum yaptığını ve eve çıktığını ama henüz sütünün gelmediğini ve doktor beyin de mümkünse minik bebeği emzirip emziremiyeceğini sormasını rica ettiğini söyler.Komşu kadın, gülümser.

Üst kata çıktığında genç doktorun ilk defa bir şey yapamıyacak kadar doktor ve ilk defa herşeyi yapacak kadar da baba olduğunu görür.

Anne olmak belki de en güzel iş.
Başa dön
AyEsHa
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 27, 2006
Mesajlar: 1090

MesajTarih: Prş Oca 24, 2008 7:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Salonun girişinde kocaman "ayaktan tedavi salonu" yazmaktadır, rehabilitasyona yatılı olarak ihtiyacı olmayan hastalar, günün belirli saatlerinde gelirler, tedavi süresi dolunca da giderler. Bildiğiniz fizik tedavi işte...

Hasta ile fizyoterapist arasında geçen konuşma:

Hasta: Bana buraya gelmemi söylediler. Ama yanlışlık oldu herhalde?
Fizyoterapist: Neden?
Hasta: Ee benim kolum kırılmıştı, ama kapıda ayaktan tedavi yazıyor...
Fizyoterapist: .......

Smile
Başa dön
melki
Yazar


Kayıt: Dec 29, 2005
Mesajlar: 229

MesajTarih: Cum Oca 25, 2008 12:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İlkokul dördüncü sınıfta Kurban Bayramın'dan bahsederken öğrencilerden birisi parmak kaldırdı ve kurbanın tarihçesini şöyle özetledi:
-Öğretmenim! İbrahim miymiş neymiş bi adam vaamış, oğlunu kescemiş, Allah ona "napmağa oğlunu kesyon al bu koyunu oğlunu kesme galiii, demiş.
Başa dön
redo
Yeni Üye


Kayıt: Oct 25, 2006
Mesajlar: 81
Nereden: ankara

MesajTarih: Cum Oca 25, 2008 2:00 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

işe başlammaın ardından 15 gün geçmiş bir rehberle, hayli tititz, fazlaca işgüzar bir rehberle beraber çalışıyorum(o dönem ben bir rehber yamağıyım). Derse geç kalmış öğrencilerin, derse girseler bile evinin aranması konusunda üzerimde sürekli bir baskı oluşturulduğundan, istemeyerek de olsa aramaları yapıyorum. fakat ben tel konuşmlarında rehberlik yaptığıma dair hiç bir şey çaktırmamaya çalışmaktayım, alan müktedir olduğum bir alan değil, lafı uzatmadan iş nihayetine erdirmek en iyisii diye düşünüyorum ki paylşılmaya değer olay çıkıyor karşıma.
evini arayıp, oğlunun derse geç kaldığını, bu hatanın bizden de kaynaklanabileceğni söyledeğim, kadın başlıyor acı acı ağlamaya. tabi rehber dediğin yol göstermeli ya bende gayet ciddi ve kendinden emin bir ses tonuyla, bunun çok ciddi bir şey olmadığını ağlamasını yersiz olduğundan filan bahsediyorum; lakin ne fayda ağlamaya devam... ben tskin etmekten ve telkin vermekten vazgeçip, ağlamasının başka bir nedeni olup olmadığını, geç de olsa idrak edip sorabiliyorum, akabinde kadın başlıyor anlatmaya. "yavruumm benim ahmetden daha çalışkan bir oğlum vardı, ahmetden 2 yaş büyükdü, okulun kapanmasına bir hafta kala eve bir zarf geldi, okula geç kaldığı günler ve gitmediği günler yazıyordu, babasıyla bende eccük azarladık, bunun sonrasında içine kapandı, bi açıkçası durumun ciddiyetini anlamadık gerçi bişey yokdu ama olsun anlıyamammışız. zarfın gelmesinden bir kaç gün sonra-cuma günü- cuma nazmazından geldi ve odasına girip bir uzun süre dışarı çıkmadı, içeriye girip baktığımda ranzaya kendini asmıştı. oğlum böyle şeyler deme bana geç kalmamıştır nolur deme" bu an rehberliğin, empatinin, ve yol gösterip telkin verip teskin vermenin bittiği andı, bende etrafıma bakmadan; öğrenci falan filan bok püsür dinlemden koydum yası..
pek keyifli olmadı belki ama meslek anısı dendiğinde, aklıma ilk gelen buydu...
Başa dön
NeSS
Yazar


Kayıt: Aug 09, 2004
Mesajlar: 100
Nereden: İtalya

MesajTarih: Cum Oca 25, 2008 3:46 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir tane de ben ekleyeyim.
Alanım gereği, Fatih ve Küçükçekmece ilçelerinin beklenen İstanbul depremine hazırlık projelerinde görev aldım. Bu projeler kapsamında ilçede oturanlardan bir kısmını bilgilendirirken verdikleri tepkiler bana göre gayet ilgi çekiciydi.

Örneğin:

- Evlerinin muhtemel depremde %100 yıkılma ihtimali olan kimselerin büyük bir inatla "evimden çıkmam" demeleri.

- "Binanızı güçlendirme programına dahil etmek zorundayız fakat ayda bir miktar maddi katkıda bulunmanız gerekiyor" cümlesine "3 kuruş vermem" diyen insanlar.

- Fatih'teki meşhur çarşamba pazarı için "Bu pazarı buradan kaldırmamız lazım, kurulduğu sokaklardaki binalar riskli yapılar, pazarın olduğu gün yıkılırsa kötü olur" dediğimizde "Müşterimi kaybederim." savunmasıyla fikre karşı çıkan esnaflar.

- Fatih Camii için "Bu cami, cuma günleri bu ilçede en kalabalık olan cami, depremin cuma namazında olma ihtimaline karşı acilen güçlendirilmesi gerek." denildiğinde "Cemaat namaz kılmasın mı?" diyebilen şahıslar.

- Kapısına gidip "Bakın sizin mahalleniz için şu ve şu noktaları toplanma alanı seçtik, deprem olduğu takdirde tüm aile bir aradaysa ve kurtulmuşsanız şu noktaya gitmeniz gerekiyor, gerekli erzak ve barınma yardımları orada yapılacak, eğer bir arada kalamadıysanız öncelikle aileniz için bir buluşma noktası seçmeniz gerek" dediğiniz bir aileden duyduğunuz "Bize bir şey olmaz." cümlesi.

- Deprem sonrasında yapılması gerekenler anlatılırken "Kefenleme şu noktada yapılacak." denildiğinde ayaklanıp kendilerini karamsarlığa sürüklendiğini söyleyen insanlar.

Kime ne demeli bilmiyorum ama yarın bir gün bu deprem olup da facialara yol açtığında suçluları sadece yetkililer olmayacak gibi.
Başa dön
madum
Yazar


Kayıt: May 12, 2006
Mesajlar: 270

MesajTarih: Cmt Oca 26, 2008 2:08 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir gece nöbette sabaha kadar çalışmışız. Performans uygulaması yeni başlamış tabii o günlerde. Bizde harala-gürele performansımızı arttırıyoruz. Laughing Bütün ekip yorgunluktan bitkin halde. Nihayet son ameliyatı da tamamlamışız. Anestezist arkadaş hastaya bir takım ilaçları uygulayıp hastayı uyandıracak artık. Bir yanda da bağıyor ki sesini duyurup hastayı uyaracak.

- Solu canımmm! hadi! Solu canımmm!

Ekip dumura uğramış durumda;

-Solucanı ha Shocked
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 991

MesajTarih: Cmt Oca 26, 2008 3:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Narkoz, uyandırma denince benim de aklıma geldi: Asistanız, köpek gibi çalışıyoruz, yorulmuşuz, son ameliyatta hasta narkozdan uyanıyor. Acı çektiği belli, sesi de sarhoş gibi, inliyor: "Neredeyim ben, öldüm mü?". Arkadaş seslendi: "Öldün maalesef". Hastanın sesi iyice inceldi. "Öldüm mü? Burası neresi? Nerdeyim?". Biz de katıldık oyuna: "Cehennem burası, cehenneme geldin". Hasta:" Ben iyi bir insanım, hep iyi olmaya çalıştım ama, n'olur cehenneme göndermeyin." . Biz acımıyoruz: "Hadi lan, yaptığın herşeyi biliyoruz, ne iyisi, yalancı". Hasta yalvarıyor "İstemeden yapmışımdır, affedin, n'olur". Birbirimize baktık, hastaya acıdık "Tamam ulan, affettik seni, götürün cennete". Hasta sevindi, teşekkürler ediyor, götürdüler cennete, yani yatağına...

Bizi gaddar falan zannetmeyin, spontan gelişti olay, zaten hasta hiçbirini hatırlamayacaktı. Her hastaya da böyle yapmıyoruz.
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 991

MesajTarih: Cmt Oca 26, 2008 4:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Müsterih olun, hasta ayılmamıştı. Zaten eskiden narkoz ilaçları bugünkü gibi değildi, şimdi hasta ilacı keser kesmez uyanıyor. Biz de gençtik. Bilinci açık olsaydı, yaptığımız eşek şakasıydı.
Konuyu değiştirmekte yarar var. Wink Bir ürolog arkadaş yaşlı amcayı prostat ameliyatına alır. Hastayı uyuturlar, monitörü bağlamak için göğsünü açarlar. Hastanın göğsünde flasterle yapıştırılmış, avuç içi büyüklüğünde bir kağıt ve üstünde daktiloyla yazılmış bir yazı vardır. Yazı aynen şöyle:
"“saygıdeğer dostum …
Bu küçük ölümü ölenlerden olanlardan sordum
Hiç iç açıcı haber alamadım buna ramen
Bu masaya çıkma cesaretini samimiyetinize
Güler yüzünüze sığınarak buradayım
Tanrı ikimize de yardım etsin
Canımı fazla incitme
Ali …."

Hasta biraz mahçup olmalı ki, nasıl olsa göğsümü açarlar ve notu görürler diye doktoruna son bir mesaj iletmiş.

Bazen de hastalar, şikayetlerini daha iyi ve unutmadan iletmek için önceden kağıda yazarlar ve poliklinikte şikayetlerini yazıyla anlatırlar. Ama ne şikayetler vardır bu elyazısı notlarda. Hiç çözemediğimiz şu şikayet gibi: "... barsaklarım soldan balgam olmuş karpuz gibi sıkıyor." Cerrah arkadaş bu hastayı nasıl iyileştirdi bilmiyorum.
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 433
Nereden: ankara

MesajTarih: Cmt Oca 26, 2008 4:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

O gün diğer öğretmen arkadaşım izinliydi.Farklı yaş gruplarından 25 çocuk bana kalmıştı.5 yaşındaki Burcu en huysuz günündeydi ve öğlen uykusunda gerilim tırmanmış, ikimiz de ağlamıştık.Beni ilk ağlatan küçük afacan Burcu, şimdi 18 yaşındasın ve nerdesin bilmiyorum.Hala bütün sevimliliğinle hayalimdesin. Öğretmenlik böyle güzel bir meslek işte;üzse de, yorsa da seversin çocuklarını, hatırlar, merak edersin.Sizi seviyorum çocuklarım.
Başa dön
care
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 575

MesajTarih: Cmt Oca 26, 2008 10:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kültür aktüalite ağırlıklı bir dergide çalıştığım günler. Sabahın erken saatlerinde beyin hücrelerim henüz uyanmamışken bir telefon çaldı. Muhatabımı dinlemeye başladım. Telefondaki ses meramını anlatmaya başladı: “Efendim ben derginizi beğenerek okuyorum ve aboneyim. Yalnız sizden bir ricam olacak”, “Buyurun” dedim. “Efendim şimdi ben dergiyi okuyorum ama anlamıyorum. Çok fazla yabancı kelime kullanıyorsunuz. Mesela küresel, global… Bunların ne anlama geldiğini parantez içinde yazsanız ya da yazının sonunda açıklasanız daha iyi olmaz mı? Yoksa başka dergiye abone olacam.” Diğer dergiler global için parantez içinde tarihçe yazıyorlarmış gibi…
Meram dinledik biz de meram anlattık sonra…
Başa dön
derin639
Yeni Üye


Kayıt: Sep 08, 2006
Mesajlar: 93

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 8:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Genç bir öğretmen sınava iyi hazırlanın diyerek çocukları 5 soruluk bir sınava tabi tutar. Çocukların hepsi harıl harıl soruları cevaplarken en arka sıradaki bir erkek çocuğu kara kara düşünerek etrafa göz gezdirmektedir. Öğretmen yanına yanaşır ve sorar oğlum neden kağıdın boş? Bir süre sonra sınav bitecek ama sen hala etrafa bakmakla yetiniyorsun. Öğrenci şöyle bir cevap verir;" öğretmenim çok düşündüm, inan aklıma geliyor, dilimin ucunda ama kalemime gelmiyor... Smile Laughing
Başa dön
Karamizrak
Yeni Üye


Kayıt: Sep 15, 2007
Mesajlar: 37
Nereden: KIRŞEHİR

MesajTarih: Pts Oca 28, 2008 8:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Birinci sınıfı okutuyorum.
- Oğlum Gökhan, bir yılda kaç ay vardır?
- On iki öğretmenim.
- Say bakalım onları.
- 1...2...3...4... Smile)

İşin komiği orda olanlara sadece sen gülersin, hiç biri anlamaz hatayı.
Yine aynı sınıf, Volkan yanıma geldi aynen şunu sordu :
" Öğretmenim gidem po..mu edem gelem ? Ve yine sınıfta sadece benim kahkahalarım Smile)

Aynı sınıfımda resim dersinde Elif adıdaki öğrencim benim ve nişanlımın resmini çizmiş. Ben gülerek bakıyorum, nişanlım da bana çiçek veriyor resimde. Anlattı Elif resmini ballandıra ballandıra. "Ay ne kadar güzel çizmişsin Elif." derken Fırat'ın da bizi izlediğini hemen fark ettim.
Biraz sonra Fırat, renkli kalemlerle kocaman bir kız ve yanında tükenmez kalemle son anda çizilmiş bir Cin Ali ile geldi.
- Bu kim Fırat?
- Sensin öğretmenim (siz demesini öyle zor öğrendiler ki )
- Yanındaki kim?Utanıp resmi alıp kaçarken de cevap verdi:
- O da senin adamın hihhiiii! ))
Ne güzel ve ne zor günlerdi o ilk yıllar!...
Başa dön
zeytinagaci
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Mar 08, 2007
Mesajlar: 575
Nereden: kocaeli

MesajTarih: Prş Oca 31, 2008 11:00 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İki sene önce mart ayında bir gün sabahtan başladım ağlamaya. Hazırlandım işe gittim, hâlâ ağlıyorum. 7. sınıflara dersim vardı ilk ders. Zar zor kestim ağlamamı. Derste tahtaya soru yazarken gözlerim doldu, sustum. Yüzümü sınıfa döner dönmez akmaya başladı yaşlar ama engel olamıyordum. Bütün öğrencilerin gözü bende. Neredeyse onlar da ağlayacak. Ciğerparem Ömerim "öğretmenim ben çözerim soruyu" dedi, aldı tebeşiri elimden. O soruyu çözerken ben sınıfın arkasında gözlerimi sildim.

Teneffüs zili çaldı. Ben yine başladım ağlamaya.

Bu arada Ömer şu an çok iyi bir anadolu lisesinde.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Saçmalama Bölümü Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
2. sayfa (Toplam 4 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok İlginç sorular 08parpali Vesaire 24 Pts Eyl 08, 2008 5:47 pm
Yeni mesaj yok Tarihte İlginç Gerçekler 08parpali Vesaire 0 Pts Eyl 10, 2007 9:43 am
Yeni mesaj yok İlginç iddia: Hürriyet Erdoğan'a şant... 08parpali Güncel Olaylar-insanlar 1 Pzr Eyl 09, 2007 9:36 am
Yeni mesaj yok ilginç doğa formları hasanonur2 Okur Adayları İçin 0 Cmt Ekm 28, 2006 7:04 pm
Yeni mesaj yok yaramazlık anılarınız mhmt Saçmalama Bölümü 87 Pts Ağu 07, 2006 8:49 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke