Tarih: Çrş Oca 23, 2008 10:59 am Mesaj konusu: MESLEĞİNİZDEKİ İLGİNÇ ANILARINIZ
Mesleğimiz icabı binlerce insanla karşılaşıyoruz, dolayısıyla binlerce de olayla. İnsanın olduğu yerde, ilginç deneyimler de yaşıyorsunuz. Herkesin mesleğiyle ilgili hoş, gülümseten anıları vardır. Ben kapıyı açayım, gerisi gelsin, beraber gülümseyelim.
Ara sıra araya sokuşturum anılarımı. Şununla başlayayım:
Acilde görevli bir pratisyen arkadaşın anlattığı bir olay... Yoğun geçen Acil nöbetinde doktor akşam 6 sıralarında hastaları bitirir ve bahçeye sigara içmeye çıkar. Acile çıkan dar yolun başında kucağında bir çocukla koşarak gelen bir çift görür. Babasının kucağında gülümseyen ve kabanının tavşan kulaklı kukuletası koşarken sallanan sevimli bir çocuk vardır. Doktor acil bir durum olduğu düşüncesiyle Acile girer, derken çift de buyur eder, baba telaşla "doktor nerede" diye bağırır. Doktor, sakin olun, burdayım derken baba çocuğu aceleyle masaya yatırır ve "eyvah, yanlış çocuğu getirmişiz" diyerek çocuğu hızla kucağına alır ve koşarak Acilden çıkarlar. Doktor ve ekip donup kalmıştır.
Kayıt: Oct 24, 2007 Mesajlar: 222 Nereden: Denizin Kıyısından
Tarih: Çrş Oca 23, 2008 12:37 pm Mesaj konusu:
Şuanda çalıştığım yerden önce bir teknik serviste çalışıyordum. Müşterinin birisi aradı bilgisayarımda kullandığım çizim programım açılırken hata veriyor dedi. Hatanın mesajını da söylemişti. Mesaja göre yapması gerekenleri anlattım, anlattım, anlattım. Belki 20 dakika konuştum ve en sonunda karşıdaki müşteri tamam oldu dedi. Bende sevinerek tamam efendim, şimdi tekrar kapatıp açın programı bakalım aynı hatayı verecek mi dedim. Müşteri durakladı ve “Ben şu anda işyerimdeyim. Söylediklerinizi not ettim eve gidince deneyeceğim” dedi.
Kayıt: Dec 11, 2007 Mesajlar: 42 Nereden: Niksar'daki Evimizden!!!
Tarih: Çrş Oca 23, 2008 5:15 pm Mesaj konusu:
Sigorta Acentesiyim...Ofisimin camına "Bayan Eleman Aranıyor" ilanı astım.Basbayağı bi A4 kağıda yazılmış bir yazıydı.3. ya da 4. gün içeriye 2 genç kız girdi.Ramazan ayı olduğu için benim gibi bitkindiler.2-3 dakika havdan sudan konuştuktan sonra iş arayan sevgili bayan;"işyeri ne üzerine acaba" diye sorduğunda "Acaba uayanamyıp işe gitmedim mi,yoksa hala evimde miyim?" diye düşündüm:)Arkadaş hem iş arıyor,hem camdaki küçücük A4 kağıdına yazılmış ilanı görüyor ama ofisimin tepesindeki koskoca "bilmem ne sigorta acenteliği" tabelasını göremiyor.Cevabım;"Tabakhanede deri tuzluyoruz hanımefendi"oldu e haliyle işe almadığımı tahmin etmişsinizdir:)
Bir de eklemeden geçemeyeceğim.Şimdilerde Ortopedi uzmanı olan bir abimin,intern olduğu yıllarda,acil kan gereken bir hasta için gönüllü bir vatandaşımız,yağız delikanlımız gelir hastaneye;
-Gan vermeye geldiydim.
- Tabii beyefendi,öncelikle hastamızın sağlığı için bir form doldurmamız gerekiyor.
-Tabi,tabi.
-Şeker hastalığınız var mı?
-Yok.
-Verem hastalığı geçirdiniz mi?
-Hayır.
-vs. vs. vs oldu mu?
-Cıkhh
-Bilmem ne kadarlık zaman içinde hiç PARAYLA cinsel ilişki yaşadınız mı?
-EauuaaVET,HAYIR.Aslında,yani dur bahıyım.Evet,evet.Yoh ya,yoh hayır.Yav gardaşım p...nk tanıdıktı para vermedik,ne desem bilemedim şimdi:)
Tanıdığım doktor abileirm ve ablalarımdan,buna benzer onlarca anı dinledim.Hepsi de fıkra gibidir.(Umarım bunlar gerçekten fıkradır)Bence en ilginç meslek anıları doktorlardadır
Genç doktor ilk görev yerinde doğum kontrolü üzerine köylü kadınlara saatlerce bilgi vermişti, şaşkın ve utangaç kadınlar kıkırdayarak utangaç utangaç dr'u dinlemişlerdi. Hepsine kendileri için doğum kontrolü hapı ve kocaları için prezervatif dağıtıldı. Ertesi gün bir karı koca hışımla doktorun yanına geldi, adam bir gün önce dağıtılan prezervatifleri masaya fırlattı ve ekledi.
"Doktur bey bunlar nasıl şeyler bizim karı hapını rahatça yuttu ama benimkiler hep boğazımda kaldı, nerede ise ölüyordum".
-------
Telefon çalar :
"Abi çabuk hastaneye gidelim babam evde hastalanmış."
" Tamam çabuk"
5 dakika sonra acilin önünde iki araba durdu:
"Çabuk bir sedye getirin babam ölüyor."
"!!!Osman babam senin arabada değil mi?"
"Yoo abi sen getirmeyecek miydin?"
------------------------
Rize'de köylerinde ağaçtan düşen adamı hemen ee taşıdılar. Adam yarı baygındı. İçlerinde en okumuş olanı kafası iyice şişen adam için hemen buz istedi kafaya koymak için. Adamın oğlu buzdolabınıaçtığında sadece buz tutmuş tavuk karşılar onu.
Efendim olayın sonunda görülen manzara şudur: acilin kapısından içeri giren sedyede kafasında sıcak günde 45 dakikalık yolculuk sonunda erimiş suyu akan bir tavuk olan adam. Ve durumu anlamaya çalışan acil servis personeli...
Benim başıma gelen bir olay değil ama okuduğumda bizim meslektekilerin hoşuna gideceğini düşündüm:
Bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu en büyük çarşı-marketinde
herşey ama herşey satılmaktadır. Patron sorar: “Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?” Çocuk cevap
verir, “Evet köyümde bu işi yaptım.” Patronun gözü çocuğu tutar, “İyi yarın başlıyorsun, akşama ilk günü
değerlendiririz.” Ertesi akşam olur ve patron çocuğu karşısına alır, “Evet, bugün kaç satış yaptın?”
Çocuk, “Bir” “Ne bir mi? Diğerleri 20 -30 satış yaptı, nasıl bir? Kaç Dolar tuttu peki?” “3000$” Patron
şaşırır, “ Nasıl becerdin bunu” der. Çocuk cevap verir,
“Adama başta küçük boy olta, sonra orta, sonra da büyük boy olta sattım. Adama nerede balık
tutacağını sordum, kıyıda deyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim, tekne bölümüne indik ve çift
motorlu bir yat sattım. Vos vosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince son model 4.4 bir jip sattım.”
Patron şoka girer, “Ne diyorsun, bütün bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın?” Genç
çocuk cevap verir:
”Yoo, aslında karısı için bir tane ped istemişti, ben de ona şöyle dedim, Hafta sonun mahvolmuş, sen
en iyisi balığa git!”
Yeni işe başladım. Haftasonu arkadaşlarla kahvaltı yapmak için bir yerde buluştuk. Birkaç tane de tanımadığım kişi var. İçlerinden birisi, " Ne iş yapıyorsunuz?" dedi. Ben de "Şarapçıyım" dedim. Bir kaç gün sonra arkadaşım aradı " Ege burada kocaman bir kutu D... şarapları var, sana yollanmış" dedi. O arkadaş benim şarapçıyım sözümden sanırım sıkı bir içici olduğum anlamını çıkarmış. Komik yanı ise yolladığı şarapların hepsi piyasaki en büyük rakibimizin şarapları...
sayın gülay baysal eğer ıspartada üniversitenin tarihçesini bilseydiniz Süleyman Demirel Üniversitesi öncesinde Ispartada Akdeniz Ü. bağlı bir sürü fakülte olduğunu bilirdiniz... vallahi smiley seçemedim......
Sayın gece. Siz benden önce davranmışsınız linki de ben vereyim bari.
"
1982 yılında ülkemizde yükseköğretim kurumları yeniden düzenlenir ve kısa adı YÖK olan Yükseköğretim Kurulu, bütün üniversiteleri, akademileri ve farklı isimlerle kurulmuş yüksekokulları yeni bir düzenleme ile tek çatı altında toplar. Isparta'nın hayali de bu paketin içerisinde bir üniversiteye kavuşmaktır ama bu düzenleme ile yeni üniversite Isparta'da değil Antalya'da kurulur ve Akademi, Akdeniz Üniversitesine bağlanarak Isparta Mühendislik Fakültesi adını alır. Aynı kanunla Isparta ve Burdur Meslek Yüksekokulları ile Eğirdir'de yeni kurulan Eğirdir Su Ürünleri Yüksekokulu da Isparta Mühendislik Fakültesine bağlanır. Ayrıca Akdeniz Üniversitesinin Fen Bilimleri Enstitüsü de Ispartada kurulur."
İlgili linkten.
En sık yaptığım ameliyatlardandır kıl dönmesi malum kıl oranı fazla olanda da sık görülür. Kuyruk sokumu tabir edilen noktadır. Ameliyattan bir gün önce hastaya ameliyat öncesi hazırlıkları söylüyoruz "ameliyat bölgesinde hiç kıl olmayacak."
Sabah günün ilk ameliyatı ben hastaneye vardığımda hasta masaya alınmış bile, ameliyathaneye girince şok oluyorum, arkadaş sinek kaydı traş olmuş, hatta badem bıyıklarını bile ama ameliyat bölgesinde tam amazon ormanı, jangılmıydı işte ooo.. Ne diyeyim ben şimdi....
......
Yada pazar sabahı saat 06.00
telefon çalar :
- alüü doktur bey
- efendim!!
-ben hacı üsen benim hanımı ameliyat ettiydinya?
-hıı?
- hanım ameliyat olalı 2 ay oldu dikişlerini ne zaman aldıralım?
Hocam sizlere telefon değil tüm gönlümüz 24 saat nöbettedir.
Son olarak belirteyim:
Çömez asistan doktor yaşlı hocasının kuyruğunda en arkada 20-30 öğrenci saatlerce vizit gezilmektedir. Artık yeter denecek noktada: Koridorun başında alımlı 40 yaşlarda sırtında kürk, başında kürk kalpak, çizmeler, deri eldivenler bir hanım görünür. Hanım salına salına kalabalığa yaklaşır.
- Sayın hocam sizinle 18 yıllık hesabı kapatmaya geldim.
(Tamam cerrahlar çapkındır ama bu kadarına pes denir.)
-Eeee ne hasabı (hoca yusuf yusuf halde terler.)!!
Bizde anı çoktur ama sayfa doktor anılarıyla dolmasın. Kısa bir anı anlatıp ara vereyim.
Konya Devlet Hastanesi'nde doktor vizit yapmaktadır, sevimli bir teyzenin yatağının başında hemşirelere sorar: "Hepatitli hasta bu mu?". Teyze, biraz çekinerek müdahale eder: "Hayır oğlum, ben Topakkaya'lıyım".
Yerim ben o Topakkaya'yı (Aksaray'ın teyzemiz gibi sevimli bir köyü).
İlköğretim 6.sınıfta sınav yapılmaktadır 13.soru silik çıkmıştır.
Öğretmen 13.soruyu sınavın başında okuyarak öğrencilerden eksik kısmı tamamlamasını ister.
Sınav başlar beş dakikada bir öğrenciler 13.soruyu okuyamadıklarını söyleyerek sorarlar.
Öğretmen her defasında sınıfı uyararak, tüm öğrencilerinin 13.soruyu düzeltmelerini ister.
Öğrenciler yılmadan tekrar tekrar 13.soruyu sormaya devam ederler. Öğretmen çıldırmanın eşiğine gelir:
"Hepiniz beni dinleyin 13.sorudaki silik kısmı düzeltin", diye bağırır.
Arka sıralardan bir çocuk " ama öğretmenim ben daha 13.soruya gelmedim ki", der.
Öğretmen: "evladım lütfen sen de 13.soruyu düzelt", der.
Sınavın bitmesine 10 dakika vardır, aynı öğrenci: "öğretmenim ben 13.soruya geldim şu kısmı okuyamıyorum artık söylebilirsiniz", der.
Öğretmen, şaka yapıyor düşüncesiyle gülümseyerek öğrenciye bakar ama öğrenci gayet ciddidir.
Arab bir arkadaşım vardı. Üniversitedeyken İngilizcesini ve Arapçasını kullanarak lüks bir yerde garsonluk yapıyordu. Türkçeyi de çok iyi konuşur ama bazı zamanlar tekliyor.
Bir grup müşteri gelir o da siparişlerini almaya gider masaya. Şöyle bir konuşma geçer aralarında:
- Hoş geldiniz. Ne alırsınız?
- Önce menü alabilir miyiz?
- Tabi. (Elindeki listeye 4 tane menü yazar.) Menüden başka bir şey alır mısınız?
Yine aynı arkadaştan bir anı: Okulla beraber Ankara'ya Aselsana geziye gitmişiz. Programda en son anıtkabire gitmekte var. Bizim Arap bir gazeteciye verdiği Arapça özel derse yetişmek için anıtkabire gelmeyip İstanbul'a döndü. Gazeteci sorar:
- Sen neden anıtkabire gitmedin? diye.
- Ne işim olur. Gitseydim anıtkabir, anıtkaiki, anıtkaüç... derken akşam olurdu.
Üçüncü tenefüste ilköğretim ikinci sınıftan bir öğrenci gelir. Okulun hemen karşısında bulunan evini gösterir ve "öğretmenim anneme birşey soracağım bi eve varıp gelem mi?", der öğrenci büyük ihtimalle evden harçlık almadan geldi diye düşünülür ve izin verilir.
Dördüncü tenefüste öğrenci yine gelir ve eve gidip gelmek için izin ister.
bir önceki tenefüste gittiğini hatırlatılarak artık gidemeyeceğini söylenir. çocuk hafif üzülünce "niye gidecektin önemli bir şey miydi?", diye sorulur.
Çocuk "evet öğretmenim önemliydi anneme bişey soracaktım, aslında size de sorabilirim."
"öyle mi nedir sorun?"
" öğretmenim biz kaçıncı tenefüsteyiz?"
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız