“Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz… onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz… noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine inanmanız gerekiyor…
“Bir şeye güvenmelisiniz… cesaretinize / kaderinize / hayata / karmaya // her hangi bir şeye… çünkü noktaların ileride birleşeceğine inanmak size kalbinizin sesini dinleme rahatlığını verir… Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yolda bırakmadığı gibi / hayatımı da bütünüyle değiştirdi…”
“Bazan hayat kafanıza bir tuğlayla vurur… sakın inancınızı kaybetmeyin… … neyi sevdiğinizi bulmanız gerek… ve bu aşklarınız için geçerli olduğu gibi / işiniz için de geçerlidir… İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak…
Ve gerçek anlamda tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna inandığınız bir işi yapmanızdır…
Ve harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınızı sevmenizden geçer… Henüz bulamadıysanız aramaya devam edin…
Ve yılmayın… Tüm gönül meseleleri gibi onu bulduğunuz zaman anlayacaksınız…
Ve her büyük ilişki gibi seneler geçtikçe daha da güzelleşecek… Yani bulana kadar devam edin… Yılmayın…”
**
“Her gününü hayatının son günü gibi yaşarsan günün birinde haklı çıkarsın… bu cümle beni çok etkilemişti… ve o günden bu yana yani 33 yıldır her sabah aynaya bakıp kendikendime hep şunu sordum: “Eğer bu gün hayatının son günü olsaydı bugün (normalde ) yapacağın şeyleri yapmak ister miydin?”
Uzun süre art arda “Hayır” yanıtını verdiğimde bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anladım. İnsanın kısa sürede öleceğini bilmesi, yaşantına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey; tüm dış beklentiler , gururlar küçük düşme ya da başarısızlık korkuları… tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir... Yalnızca ölümdür önemli olan öleceğinizi hatırlamak kaybedecek bir şeyler olduğu düşüncesini yok etmenin bildiğim en iyi yoludur…
Zaten çıplaksınız… yüreğinizin sesini dinlememek için hiçbir neden yok… “
***
“Zamanınız kısıtlı… Bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın… başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla , yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin…
Ve en önemlisi, kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete ve bilgiye sahip olun.
Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki her şey ikinci plânda …
Sonları baskıladım… dergi yerine bir “kitap”a yoğunlaşmanız dileğiyle….
Sevgili Gunfrfd, sanırım aynı anda yazdık mesajlarımızı, orada yeterince izahat var ve son kısımda aklımdan geçtiniz haberiniz olsun, bu da bir tür empati olsa gerek...
Tian bugün, tahminen yazmayan Yazarım'ın açtığı Yazarım'dan başlığını kaçırdı. Demek ki big brother diye şişinse de, herşeyi göremiyormuş dedirtti arkasından...
Meni de an Zeran, kısıtlı imkanlarına rağmen başlığına yazı yerleştirmeyi başardı ve ikibin sekizin en atak ve heyacanlı başlığına katkılarını sürdürdü...
Forum'un revire dönmesine ailemizin doktoru Kukulkan'da katılınca olayın vehameti anlaşıldı. Hikmetinden sual olunmaz Yaratıcı'mızdan hasta olmuş, olan ve olacak her bir forum sakinine acil şifa bahşetmesini diliyoruz, başka da birşey demiyoruz...
Youtube'a yasak sona erdi, hatta Tian çingene hip hop la kutladı ama hala alt tiresiz Tuce ortalıkta yok ne iş dendi ve beklemeye alındı kendisi...
Gunfrfd hanım, sayın Ceve'nin sorusuna cevabınızı da sildiniz, sizi izleyeceğim diye iki müşterime kısa Lm yok dedim, otuz kuruş kazanamadım geçenlerde bu yüzden, benden söylemesi...
Ben bunları yazarken sevgili Tuce, dinlenesi parçalarda yerini aldı...
Ayesha kardeşimiz, günlüğümüze acil şifalar dileğiyle katılsalarda anında kaydı alındı ve bu dakikadan itibaren günlükte yerini alacaktır bilgisi olsun. Es kaza günlüğü girdim, bir bakındım çıktım demek mazeret değildir nasılsa...
Sartre artık diyecek hiçbir söz bulamıyoruz, ustasın vesselam...
Herkes varken sessizliğe bürünen, kimse yokken forumu sırtlanan sevgili Dereotu, forumun şarapçısı Tian'dan sonra ikinci şarapçı olduğunu itiraf eden üyesi oldu...
Sayın Melki, bazen silinen mesajları kaçırsam da, sizinki kayıt altına alınmıştır haberiniz olsun, kayıt altına alma ödülü sizindir...
Muhtar baktı ki kimsenin taktığı yok, kendisi işi ele aldı ve mahallenin ödüllerini dağıtmaya başladı, kafasına göre aylık, haftalık, günlük, yıllık takılacaktır. Dinlenesi parçalar, fotoğrafın dili hediye paslaşmalarından sonra mahalle, böylesi bir uygulamayla karşılaştı, buyrun...
Meni de an Zeran'a bir çuval patates ve bir adette üyelik dilekçesi... Olası bir gelecekte krallığını ilan ederse patates lazım olabilir, üyelik dilekçesi de bendenize ait, mümkünse krallığının gölgesinde yaşlanmak istiyoruz, haberi ola...
Sevgili Gunfrfd, buradan ilan ediyoruz ki, içerden aldığımız bilgiye göre, "Kim 500 milyar ister?" yarışması sizin katılacağınız duyumları üzerine iflas etmemek için yayından kaldırılmıştır. Yazan silen, cevaplayan soru sormayan ve tek başına bilgi yarışmalarının kaderini etkileyen, arada bulduğu tüm boşluğu da forumun en çok yazanı olarak Karakutu'ya ayıran bu saygıdeğer üyemize o kadar kafa patlatmamıza rağmen ne maddi ne manevi verecek bir ödül bulamadık işin doğrusu, önerileri bekliyoruz diyerek aradan sıyrılıyoruz ufaktan...
Yılın müzik ödülleri Yazarım ve Tuce'ye aittir. Kendilerine bir yıl boyunca bedava radyo dinleme ödülü verilmiştir. Hatta gece yarısından sonra bu programları telefonla arayıp istekte bulunabileceklerdir. Sadece FM bandı ile sınırlama da getirilmemiştir, tüm dalga boyları kendilerine tahsis olmuştur, tebrikler...
Ayın silgisi ödülü elbette Eylem hanımındır. Çoğu zaman tek başına mücadelesini sürdürmektedir ve forumun düzenini sağlama konusunda cengaverce mücadelesini vermektedir. Kendilerine buradan selamlarımızı gönderiyoruz. Bu ödülün mansiyon kısmı da yine yöneticilerimizden sayın Amentü'nündür. Kendi mesajlarını tırpanlamakta gösterdiği başarının bunda etkili olduğunu ifade etmeye gerek yok sanırım...
Sevgili Care, yeni yıla tarihle girdi, yorgunluk ile devam ederken, kendisine yorgunluğa bire bir, el işlemesi yastık ödülünü veriyoruz, anlar ve şehirlerdeki performansı ve gece nöbetleri ile katkılarından dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz kendisine...
Heryere geç kalan azeri soylu Tuğba, ödül törenine geç kalmazsa şayet kendisine, görsel uzmanlık beratı verme niyetimiz mevcut, haberi olsun...
Ailemizin yazarı sayın Cibran'a dizilerden sorumlu devlet bakanlığı'nın yanısıra Kurtlar Vadisi dizisini seyretmeme ödülünü uygun gördük, yanında da bir fincan ıhlamur elbette...
On parmağında on marifet, gece kuşu sevgili Dereotu'na son günlerde yaptığı katkılardan dolayı huzur ile uyuma ödülünün yanında bir adet de tirbişon hediye ediyoruz, sağolsun varolsunlar...
Sorduğu soruyla forumun bu başlığında kitlenme yaşatan sayın Ceve'ye bir bardak paşa çayı ödülünü verirken, herkese soru çözdürtürken saç baş yolduran ama Ceve'nin sorusunu çözemeyen sevgili Zeytinağacı'na bir adet sabır küpü, yanında Müzeyyan Senar hanımefendinin sesinden İzmir'in kavakları parçasını hediye ediyoruz...
Ay yoruldum, kendime de daha sonra devam etme ödülünü vereyim bari...
Ben artık günlük münlük tutmayacağım, saçmalıklarım ciddiye alınmaya başladı yine. Aslında bir dostum beni uyarmıştı; Yeniden açmak zorunda mıydın? diyerek...
Artık hiç hevesim kalmadı, hiç kimseye yazdığım şeyin izahını yapmak zorunda da değilim. Yönetici arkadaşlardan ricam bu başlığı bütünüyle silmeleri olacaktır. Huzurlu ve sakin biçimde kendi çöplüğümde takılmaya devam edeceğim, ne kızgınım ne de başka bir şey.
"Lord! what foolish this mortal be." diyen şairin ayak izlerini öperek devam edeceğim yolumda...
Siteye bir süre bağlanamadım, sonra da gezmeye gittim, döndüm baktım ki yine tam anlayamadığım birşeyler olmuş. De-ja-vu
Sevgili Tian, lütfen devam edin... Her zaman herkesin, biraz tebessüme ihtiyacı vardır. Siz üslubunuzla, bunu da çok iyi yapıyorsunuz. Sizi keyifle okuyorum. Diğer birçok üye arkadaşım gibi...
Karakutuda insanlar birbirlerini pek cevaplamıyorlar, yazıyorsun, bırakıp gidiyorsun... Amenna...
Karakutunun bir iki köşesinde ses verip, yanıt alabiliyorsun. Biri sizin, biri de sevgili cibranın köşesi.
Samimi bir sesiniz var, bazen selamun aleyküm demek geliyor içimizden... Selamımız geri çevrilmiyor.
Varlığımızı farkediyorsunuz, yokluğumuzu da... Sanırım önemsenmek, her yerde ve her şartta hoşumuza gidiyor. Sevgili kukulkanın da dediği gibi kendimizi evimizde hissediyoruz, evimizde olsak bile.
Yani sevgili abicim, bizi önemsemeye devam edin.: )
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız