Kayıt: Feb 23, 2007 Mesajlar: 572 Nereden: İstanbul'da bir sokak başı kaldırım kenarı
Tarih: Pzr Şub 10, 2008 9:42 am Mesaj konusu:
Türklere bu rölü kim verdi?
İlginç bir soru...
Şöyle desem: Kendi kendileri aldılar. Yok denecek, İslam ordularıyla epeyce çarpıştılar. İslamı aldıklarında bu rol zaten içinde vardı desem. ABD bunun üstüne balıklama atlar
Kayıt: Feb 23, 2007 Mesajlar: 572 Nereden: İstanbul'da bir sokak başı kaldırım kenarı
Tarih: Pzr Şub 10, 2008 10:35 am Mesaj konusu:
İnsan ne ister?
Mutlu olmak ister... huzurlu rahat olmak ister...itaat ister...değerli olmak ister...sevmek-sevilmek ister...isteklerinin yerine getirilmesini ister......güçlü olmak ister...hükmetmek ister.
Bunlara insan nasıl sahip olur?
Bir başkası ona bunları istiyerek ve severek verir. Geçekten de bu böyle mi?
Aslında bu şekilde olması gerekir ama insanlar hırslıdır. Bir çok şeyleri kendisine ayırmak ister. Adilane paylaşmak istemez.
Din; insanların kendi aralarında güzel ve adilane yaşamasına ilişkin insanlara tebliğlerde bulunur.
İnsanlar bu tebliğlere rağmen yine nefislerine, hırslarına yenik düşerler. Çünkü asıl istedikleri bambaşka şeylerdir.
İnsan var yeryüzünde var oldundan bu zamana kadar hep Allah(cc)'ı tanıdı ve bildi. Karşı konulamaz, mutlak itaat edilecek güç... İnsan şunu da bildi, hiç bir zaman bu mutlak güce sahip olamıyacağını...Ama bu gücün yeryüzdeki Halifesi olabilirdi.
Eğer halifesi olabilirse; her sözüne itaat edilecekti, her yaptığına cevaz verilecekti, istekleri emir telakki edilecekti. O'nun adına yeryüzüne hükmedecekti.
Bu güç bende olsaydı ve ya sizde; yaptığımız her şeyi O'nun istediği şekilde mi yapardık yoksa kendi hırslarımız ve nefsimiz için mi yapardık? Ve ya zalimlik yapıldığını gördünüz ne yapardınız? İste tüm mesele burada.
Semavi dinlerin hiç biri insanlara zülmedin demez aksine adil olun iyi olun der. Ama insanların nefisleri kendi isteklerine göre hareket eder.
İslamiyeti kabul etmeden önce Türkler yalın kılıç çalmazlarmıydı? Çalıyorsa bunları neden ve ne için yaparlardı?
biz türklerin sosyal karekteristik özellikleri ile,
türk mizahı ile,
türk kültürü ile
türk mimarisi ile
türk şehirciliği ile
türk futbolu ile
türk mutfağı ile
türk müziği ile
türk ekonomisi ile
türk tarihi ile vs.vs.
ve bütün bunlara damgasını vuran
o belki de dünyanın en harikulade karışımı olan
türk karekteri ve kimliği ile
doldurulabilirdi.
şimdi bu bizi kaldırıp çöpe atın.
"biz" dediğiniz artık,
kürtler ve müslümanlardan oluşan bir topluluk.
o da biz değil, siz oluyorsunuz.
birinciler bizden öldüresiye nefret edenler
ikinciler bizi kendilerinden saymayanlar.
biz in ortadan birkaç parçaya bölünüp, çin vazosu gibi dağıldığı günlerdeyiz.
biz gerilerde kaldı.
çocukluğumun siyah beyaz televizyonlu günlerinde.
kıbrıs'a çıkartma haberlerinin verildiği akşam
ev halkının gözlerindeki o yoksul ama gururlu yaşlarda.
siz yıllarca uğraşa didine, sinsice biz in içine ettiniz.
mübarek olsun.
Türkler islamın kılıcı olmuşlardır. Rol budur. Bu tarihi bir roldür ve bu türklere nasip olmuştur. Emaneti taşıyabilecek olana teslim edilmiştir emanet.
Tarih, nesnel bir gerçeklik olsaydı tüm dünyada ders kitaplarının içeriği ve anlattıkları aynı olurdu. Oysa tarihi herkes bugünden okur ve kendi tasarladığı geleceğe göre kurgular. Her ideoloji de tarihi kendine göre okur.
Hala bu rolün kimler tarafından Türklere verildiği ve Türkler'in neden ve nasıl bu misyonu kabul ettiği karanlıkta. Emaneti taşıyabilecek olanlar olan Türkler'in bugün ne yaptığı ve ne yapması gerektiği de bilinmiyor. Önemli de değil zaten. Bu konuda, "ürkler'in misyonu şudur"diye ortaya çıkacak her farklı görüş de bir inanç, kurgu, niyet olmaktan öteye geçemeyecektir.
Neyse, ben farklı düşünüyorum.
Her ideoloji tarihi kendine göre okuduğuna göre bizim ideolojimizin ne olduğu/olacağı çok büyük bir önem taşıyor.
Şimdi soru şu; İstiklal Marşımız bizim için bir ideoloji niteliğinde midir?
Bir milletin istiklal marşı millet olarak ideolojisinide açıklıyor olsa gerek. Bu ön kabul ile tarhi İstiklal marşımızın penceresinden okumamız gerektiğine inanıyorum.
Hakka tapan bir milletten bahsediyoruz. Bu rolün kim tarafından veridiğini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Her ideoloji tarihi kendine göre okuduğuna göre bizim ideolojimizin ne olduğu/olacağı çok büyük bir önem taşıyor
.
"Bizim" ideolojimiz olamaz, herkesin ortak bir ideolojiye sahip olmasını istemek totaliter bir yaklaşımdır. Özgür bireyler kendi inançları, düşünceleri doğrultusunda herhengi bir ideolojiyi benimserler, yakın bulurlar ya da kendilerini ideolojilerden ayrı, uzak tutmayı tercih edebilirler. Herkesin Kemalist omasını beklemediğimiz/bekleyemeyeceğimiz gibi, ülkücü, solcu, islamcı vs olmasını da bekleyemeyiz.
Alıntı:
Şimdi soru şu; İstiklal Marşımız bizim için bir ideoloji niteliğinde midir?
Hayır. İstiklal marşını kabul eden Meclis elbetteki, kendi ideolojisi doğrultusunda bu marşın belli bir işlevi, anlattığı olduğu için bunu benimsemiştir. Milli marşımızın elbetteki bizim için tarihi, manevi bir anlamı vardır ama onu ideolojik anlama, değere sahip kabul edip, Kemalizmden, Cumhuriyet'ten soyutlayıp ele alamayız. Onu ideolojik olarak benimseyip, Kemalist Cumhuriyetin ideolojisinden cımbızla alıp ayıramayız.
Alıntı:
Bir milletin istiklal marşı millet olarak ideolojisinide açıklıyor olsa gerek. Bu ön kabul ile tarhi İstiklal marşımızın penceresinden okumamız gerektiğine inanıyorum.
Bir milletin istiklal marşı millet olarak ideolojisini açıklamaz. Olsa olsa kurucu iradenin ideolojisini ya da egemen resmi ideolojiyi açığa vurur. Daha önce de belirttiğim gibi milletlerin ideolojisi yoktur, insanların ideolojileri vardır. Bir ulusun tümünün aynı ideolojiyi benimsediğini düşünmek ya da bunu beklemek olanaksızdır.
Alıntı:
Hakka tapan bir milletten bahsediyoruz. Bu rolün kim tarafından veridiğini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Bütün bu açıklamalar, milli marşımızdaki bir mısranın vurgulanması içindi anlaşılan. Eğer o günkü meclis milli marş için aday olan başka bir şiiri seçseydi ne olacaktı? Mehmet Akif o dizeyi yazmasaydı ne olacaktı? Millet olarak ideolojimiz farklı mı olacaktı?
Bu rolün Allah tarafından Türkler'e verildiğini ima ediyorsanız bunda da şaşırtıcı bir şey yok. Hemen tüm ulusların (yazılı tarihin öncesindeki uygarlıkların ve kavimlerin de) kuruluş mitosları hemen daima dünya-üstü, ilahi güçlerle, tanrılar ve Tanrı ile ilişkilendirilmiştir. Almanları, Fransızların, Azteklerin, Yahudilerin, Habsburg Hanedanının, Göktürklerin veya Polinezyalıların olsun kendilerini tanımlamak, nerden gelip nereye gittiklerini açıklamak için ilahi kökenli mitosları vardı. Ama 21. yüzyılda ne olduğumuzu anlamak ve ne yapmamız gerektiğine karar vermek için Ergenekon efsanesine, Asena'ya, Allah'ın Türklere İslamın kılıcı olma rolünü verdiğine, Türklerin savaşçı, devletler kuran bir ırk olduğuna, bütün insanların ve dillerin atasının Türkler ve Türkçe olduğuna ve bunun gibi söylenlere, efsanelere, inançlara ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. Kaldı ki bir milliyetçi ile bir sosyalist, bir islamcı ile bir Atatürkçü, bir Kürt ile bir Türk vs Türklerin rolü konusunda aynı şeyi doğal olarak düşünmeyeceklerdir. Bence bu topraklarda yaşayan herkesin "ortak" özlem ve ideallerini gerçekleştirmek için birlikte hareket edebileceğimiz ortak bir heyecan ve ülkü yaratmak daha yararlı bir yaklaşım olacaktır.
Sadece şunu belirtmek isterim ki; istiklal marşının her bir mısrası bizim hakka tapan bir millet olduğumuzu hatırlatmaktadır. Bütün açıklamalar bir mısra vurgusu için yaplmış değil son mısra ile tamama erdirilmiş diye anlamanızı rica ediyorum.
Sanırım ben farklı düşünüyorum. Hem de çok. Bir zamanlar Türkiyeyi mozaiğe benzetenlere Alparslan Türkeş'in 'ne mozaiği be mermer mermer' diye cevap verdiğini işitmiştim.
Bu çok önemli bir ifadedir. Kimin söylediği hiç önemli değil benim için.
Ben, sizin konuyu o mısraya getirmek istediğinizi anlatmak istedim yoksa Mehmet Akif'in şiirinin tümündeki anlamı biliyorum. Ama şu da eklektik bir yaklaşım değil mi? Siz Milli Marşımızı bir slogan, ülkü, hedef, ideoloji (ne denilirse) olarak alacaksınız ama o marşı kabul eden meclisi, o meclisteki egemen ideolojiyi, Cumhuriyetçiliği, Kemalizmi bir kenara koyacaksınız. Bunun Marxizmi reddedip, Marx'ın bir sözünü ya da İslamı reddedip Kuran'dan bir ayeti şiar edinmekten pek de bir farkı yok.
Mozaik sözü kirli bir söz olduğu için sevmiyorum ama mermer de değiliz, bu da bir gerçek. Bir toplumu ancak faşizmle mermerleştirebilirsiniz (o da -tarihin gösterdiği gibi- bir süre).
Farklı düşündüğümüz doğru ve bu da yadırgatıcı değil. Çok mu, bilemiyorum, belki de değildir, belki zamanla yakınlaşırız ya da çok da farklı olmadığımızı görürüz.
Ben sizi az çok anladığımı sanıyorum, en azından çaba gösteriyorum. Hakka tapan bir millet, Hak'kın izinden giden bir millet düşlediğinizi sanıyorum ve saygı da duyuyorum buna. Bu sizin inancınız, görüşünüz ve hayalinizdir. Ben ya da başkasının farklı inanç, görüş ve idealleri olabilir, vardır da. Ben, kendimce, kimsenin benimkileri benimsemesi gerektiğini düşünmüyorum, bunu da beklemiyorum. Birlikte yaşadığımız ve birlikte yaşamak zorunda olduğumuz bu ülkenin barış, refah içinde ve yaşanılır bir vatan olmasını istiyorum. Bunu isteyen herkesle (hangi görüşte olursa olsun) bilikte bir şeyler yapabileceğimize inanmak istiyorum. Benim için değil, hepimiz için iyi olan, benim gibi düşünenlerin değil, hepimizin birlikte yaşadığı bir ülke. Yolsuzlukları yok etmek, çocuk pornosunu ortadan kaldırmak, doğanın tahribatını durdurmak, toplumsal yozlaşmayı durdurmak, adaletsizliği gidermek, işsizliği azaltmak vs için Türklerin tarihi rolü hakkında uzlaşmak gerekmiyor ki...
Kayıt: Feb 23, 2007 Mesajlar: 572 Nereden: İstanbul'da bir sokak başı kaldırım kenarı
Tarih: Sal Şub 12, 2008 9:51 am Mesaj konusu:
Lise yıllarımda Tarih Hocam şöyle bir soru sormuştu: 'Almanya iki dünya savaşına girip yenik çıktı biz ise son savaşa katılmadığımız halde Almanya bizden niye ekonomik olarak ileride?'
Bu soru üzerine epeyce kafa yorduk. Ne cevap versek 'yaklaştınız ama tam cevap bu değil', diyordu. Sonra,'Hocam cevabı nedir?' diye sorduk.
Hocamızın cevabı:
-Alamanlar on saat çalıştı, sekiz saat parası aldılar. İki saatını devletleri için çalıştılar.
-Almanların fabrikaları yıkılmıştı, binaları çarçabuk yeniden yaptılar.
-Makineleri tahrip olmuştu, ama makineleri yapan insanları halen sağdı, dedi.
Lise yıllarımda bu düşünce beni aldı götürdü...
Şimdilerde Hocamın bu şöylediklerini yeniden düşünüyorum.
-Almanlar askeri giderleri yapmadılar. Buraya yapacakları giderleri Ar-Ge'ye ayırdılar.(Keza Japonlarda aynı şeylere maruz kaldılar ve aynısını yaptılar)
-Almanlar kendi iç kavgalarına son verdiler güçlülüğün yolu ekonomiden geçtiğini gördüler.
-Almanlar kendilerini kazıklamak yerine başkalarını kazıkladılar. (yani başkalarını sömürdüler)
-Almanlar kendi aralarındaki paylaşımı adil gerçekleştirdiler.
Şimdi gelelim bunları niçin yazdığıma:
-Bir ülkede ideolojik birlik oluşturmanın yeğane temeli adil paylaşım oluşturmaktır. Bunu da ülkedeki insanlarından kazandıklarını yine ülke insanına dağıtmak geçmez. Kendi insanından kazanmayıp başka insanlardan kazanıp kendi insanına adil paylaştırmaktır. Bu insanlar mutludur! Mutluluk, rahatlık olan bir yerde de birlik olur. Çünkü kendi aralarında kendilerini sömürmeyip başkalarını sömürdüklerini bilir o insan.
Tarihin derinliklerinde, bir devletin güçlü olduğu zamana ve çökmekteki zamana baktığımızda; ne zaman güçlü bir devletse hep başkalarından kazandıklarını paylaştıklarında güçlüdürler. Ama çöküşlerine baktığımızda ise bu tam tersidir; hep kendi insanından almaktadır.
Hani dediniz ya, 'ortak ideoloji ve ortak ülkü yaratmak', yolu buradan geçer.
İnsan gelecek bilgisine sahip değildir. Tek sahip olduğu geçmişin bilgisidir. Ve bu geçmiş bilgisiyle geleceğini planlar.
'Tarihini bilmeyenin geleceği olmaz'; tarih bizlere geçmişte neler yaşandığımızı kimlerin nasıl ve ne şekilde davrandığını gösterir.
Din,bizlere tamahkâr olmayı, azla yetinip mutlu olmayı öğütler.
En son 08parpali tarafından Çrş Şub 13, 2008 12:24 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
''Çalışmayanların ve her işlerini Tanrı' ya bırakanların yurtları ellerinden çıkar. Araplar' la Türk' lerin elbirliğiyle unsurlar (farklı ırktan olan İslam unsurları) farkı gözetmeksizin, bütün İslamlara yardımları faydalıdır. Tanrı' dan umut kesilmez.; Bazı beyinsizler, batılılaşmak için İslam inançlarından ayrılmak gerektiğini ileri sürüyorlar; halbuki din, manevi yaralarımızı iyileştiren bir umut kaynağıdır. İslamlar, Tanrı indinde, insanların hayrı için yaratılmış bir millettir. Tanrı' nın herşeye gücü yeter ve biz geçmişte olduğu gibi, yine güçlü bir millet haline geleceğiz.
***
Akif' in akifliğinden yola çıkarak Ulusal Marş ve ideoloji kelimelrini yan yana getirmek aklıma yatıyor. Ama Akif' i Müslümanlardan ayrı tutarım, emperyalizm savaşçılarının en tepesine koyarım...
Siz Milli Marşımızı bir slogan, ülkü, hedef, ideoloji (ne denilirse) olarak alacaksınız ama o marşı kabul eden meclisi, o meclisteki egemen ideolojiyi, Cumhuriyetçiliği, Kemalizmi bir kenara koyacaksınız.
O marşı kabul eden meclisteki egemen ideoloji istiklal marşındaki ideolojiden farklı mıydı acaba? Ben istiklal marşının ayakta alkışlanarak, müthiş bir coşkuyla kabul edildiğini biliyorum. Ayakta alkışlayanların arasında Mustafa Kemal yok muydu? Vardı.
O halde...
Tekil şahısların toplanmış halinin verdiği bi soru.
Biz insanız tekillerin tüm toplamı. Başka işlemede gerek duyulmasın yoksa toplamın dışında kalan tekil şahızlar başka bir toplam oluşturarak insan olma birlikteliğini bölebilirler.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız