“...sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapmadın başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın yanlış insanları sevdin, yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?...”
Ve bilin ki: Kızılderili adamın anıları ağaçların özsuyunda saklıdır. Beyazların ölüleri, yıldızların altından geçmek için uzaklara giderken doğdukları toprakları unuturlar. Fakat bizim ölülerimiz bu büyülü dünyayı hiçbir zaman unutmazlar. Çünkü toprak bizim anamızdır. Biz bu toprakların bir parçasıyız. Onlar da bizden birer parçadırlar. O güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimiz, geyik, at ve büyük kartal da erkek kardeşlerimiz... Yüksek kayalıklar, yeşil çayırlar, ılık sıcak vücutlarıyla taylar ve insanlar, hepsi bizim ailelerimizdir.
Tesbih, yüzük, tütün ve köstekli saat, kasket, yelek...
Canım dedem. Çekip gitti 15 yıl önce. Çok özledim onu . Bunca yıl sonra bile her hatırlayışımda gözümde onun için sakladığım yaşlar dökülüyor. Mezarına gidemiyorum.
Zayıf ve sıska oluşumdan 'kötü kızım' diye severdi beni.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız