İnsan, hem birisi hem öteki hem kendisi hem de hiç kimse olabilendir.
İnsan içinde ne taşıyorsa, dışına gizleyebilen ve dışında ne ise içine kapatamayandır.
İnsan, avucu terleyen, dokundukça ötekine terini kirletendir.
İnsan, bütün renklerin içinde kendini var edebilendir
ve yine insan renksizliğin içine bir boya küpü gibi dalabilendir.
İnsan, tiksinti uyandıran varlık
Ve insan alnı toprağa değen yücelik.
Ben insanın hiçbir yerine dokunmak istemem,
ne yarasına ne mutlu yanlarına ne gözyaşına ve ne de tapınırken kırışan alnına.
*
İnsanın üzerinden insana...
En son care tarafından Pzr Nis 20, 2008 11:23 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
İnsan canı acıyan ve can acıtan bir varlık.
İnsanı görünür kılan yapıp ettikleri değil midir?
Gün kimin için perdeleri çeker göğünden ve gece kimi örtmek için kapar yüzünü?
Bir insan bir ötekine savurmasa dilinde olanı ve bir insan başkasında aramasa hayat kaynağını
Ve bir insan berikiyle konuşmadan bir günü edebilse
Ve bir insan konaklamak için bir ötekinin yüreğini seçmese
Ve bir insan sudan bahanelerle berikinin toprağını arşınlamasa
Ve insan midesinden bir başkasının etini geçirmese
Ve insan gülerken kendini izlemese bir başkasında
Ve insan yorulmadan durabilse bir başkasının içinde
Ve yormadan kendini bir başkasının eteğinde
Ve insan Adem olmasa
Ve insan Havva olamazdı.
Ve bir başkası olmasaydı
Cennetin kapıları kimi kavuştururdu köşküne, sütten nehirlere…
İnsan bir olan, çok görünen demek daha denk.
Ve insan, ve tamamen insanca.
İnsan kim? hatta yüzbinlerce ihtimal ama bilir herkes.
Esas ben kimim, sen kimsin, o kim. İnsan mı? İnsan kim?
İnsan bir olan, çok görünen demek daha denk.
Ve insan, ve tamamen insanca.
İnsan kim? hatta yüzbinlerce ihtimal ama bilir herkes.
Esas ben kimim, sen kimsin, o kim. İnsan mı? İnsan kim?
Evet bu doğru.
İnsanı tanımak, tanımlamak ve tam anlamak konusunda mahir olduğumu söyleyemem. Bu sebeple ben içime dönük sorular sorduğum kadar ve bir başkasını (insanı) gözlemleyebildiğim kadar kelime üretebilirim bu hususta. Daha fazlası bilincimin yanılsamarından ibarettir ancak...
İNSAN... (Bu kelimenin harflerinden ne oluşur?)
i-n-s-e-n İnişi sever bu yaratık.
N-i-s-a-n Bu ayda yağan yağmur kadar heyecan taşır. Birden yağar. Akar. Coşar.Birden durur.
S-i-n-a-n Yarısı erkektir bu kelimenin.
N-i-s-a Öbür yarısı da dişi/kadın.
S-a(e)-n-s-i-n Sen, hem "sensin" hem de değilsin;"sanılansın" sanrısın.
...
nas Kural koyandır. Kuralcıdır. Helvadan tanrılar yapandır.
nasi(unutan) Hatırlamaya çalışandır. Kuralı unutandır. Çiğneyendir. Hatta acıktığında bu helvayı yiyendir.
asi Secdeden kaçandır. Secdeyi kula yapandır.
sani: İkincildir. Kendini tanımayandır. Tanımlayamayandır.
ani: Sabırsızdır.
isa: Kurtarıcı bekleyendir.
sa(e)nin: Topla, sonuç sensin.Sonuç senin.
Care biz seni değil insanı deştik. İnsan üstüne insan kadar yorum türememiş olsada türer.
Öküz olsaydık bu pek te sorun olmazdı ama insan vücudunda bir olunca biraz zorluyor insanı )
Bu işin ucu;
Ademle Havva’ya kadar
Yasak meyvenin çetrefilliğine,
Şeytanın secdeyi reddiyesine,
İyilik ve kötülüğün savaşına, şeytan ve meleklere, cennet ve cehenneme,
Balçığa ve kaburga kemiğine (
Sonra ruhun bedene bürünmesine,
Ve çürümeye ve yeniden dirilişe
Ve Nuh’un gemisine
Ve özde Tanrıya hep Tanrıya kadar gider derim ben.
Tanrı, insana kendinde olanı verdi.
Tanrının isimleri insan için sıfattır… Bunun da bir anlamı olmalı…
Öteden buraya bu şekilde taşıyabildim insanı, buradan öteye götürmek lazım değil mi? (
*
‘İnsan’a bir söz söylemek isteyen ya da 'insan'ı deşmek isteyen çok kişi vardır.
Rüya…
Hayatıma gizli bir el dokunuyor, gece gece gece…
Ve ben gecenin neresinde duruyorsam
sabahımın en zayıf ve çelimsiz ışıklarına dokuyorum gördüklerimi.
Ben, neden ben ve niçin ben…
Bir ben miyim dilek ağacına çaput bağlayan?
Ya büyük bir kaybın içinde var etmeye çalışıyorum kendimi
Ya da büyük kazançların eşiğinde kaybediyorum öteleri.
Geceyi tırnaklıyorum ve yine görüyorum her seferinde
Yine aynı resme gömülüyorum.
Bir sus işareti dünyamın kıvılcımlarını yarattı.
Ve başım eğik, öylece diz çöküyorum kalbime.
Kalbimde kimin tarağını taşıyorum?
Bir ben miyim dilek ağacına çaput bağlayan, bir ben mi?
Gece yaralarıma mektuplar bağlıyor ve her seferinde okutuyor bana aynı mektupları…
Tanrım vardır bir işaret, gördür bana…
İçime taşlar diziyorum, geri dönüşüm kolay olsun,
İç içe geçen yollardan nasıl geri dönülür başka,
Tanrım, adımların sayısını kim bilebilir yol yürüyenden gayrı…
Yol dedim, geceyi en güzel yollardan eyledin…
*
Tapınmak ruhu ağırlıklardan, ağrılardan kurtarır.
Yine tapınmak, yeniden ve yenilenerek…
dünyanın tadı tuzu kaçtı.
su işkencesi…
beşerden korkmalı hem de en başından,
en çok da yüreği çirkin olandan korkmalı…
*
ağaçlar biriktirdikleri suyu yapraklarına pay ederler,
su, şaştı beşerin elinde nereye akacağını,
ama toprak öcünü almayı bilir insandan,
yaşarken de, ölüme düşerken de…
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız