Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 118 Üye Adayı ve 7 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

"AN"lar...


"AN"lar...
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 6, 7, 8 ... 14, 15, 16  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel
Yazar Mesaj
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Pts Mar 31, 2008 10:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Durup dinlenmeden ya da durup dinlenerek yaşamak, birbirinden farklı şeyler değil. Bir bütünlük içinde, bir uyum içinde deveran ediyor her şey, kötülük iyilikten daha üstün değil ve iyilik kötülüğün daha iyi fokurdaması için iyi bir bahane. Bütün bahaneler insan için ve sığınmalar ve arsız dilenmeler ve köprücük kemiğine yaslanan ağrılar ve diz kapaklarına saldıran korkular ve emekleyen kutsallık ve göz çukurunda kıvrılan yaşlar ve sızısı en anlaşılmaz olan kaygılar ve kalburüstü gerçekler ve arada gerçeğe çok yakışan yalanlar vesaire…

İnsan, toprak olmaya en çok yakışandır. Bu yüzden çehresi hep toprağı çağırır, çağrıştırır…

*

Güzel elbiselerin içine gizlenmişleri, kıyısından çöplerin aktığı bir sokağa atmak için kimin eteğinde çırpınmak lazım... Çok mu zor ayakta kalmanın adını koymak… Savrulmamak...

Durmaksızın kirleniyor hayat, kuyulara akıyor içten geçen ne varsa. Ve göğün kapılarına kilit vuran her söylem insanın göğüs kafesinde büyüdükçe, yalnızlaşacak ve diz çökecek her önüne gelene. Her önüne gelen yerini bir başka gelene terk etmedikçe hep aynı tanrıya dilenecek, tanrılaşmak isteyen…

İnsan kendine gelme yetisini yitirdi. Bugün bütün geçmiş günlerden daha iyi bir gün değil, hem de hiç değil…
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Pts Mar 31, 2008 11:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sofrada konuşulan siyaset, biraz tatlıya, biraz tuzluya, biraz acıya ve bolca gevezeliğe bulanır. Hayır bunun neresinde…

İç içe geçen tatlar damağı yanıltır...
Başa dön
semud
Okur


Kayıt: Mar 23, 2008
Mesajlar: 68
Nereden: Bilinmezden...

MesajTarih: Sal Nis 01, 2008 12:01 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

MADEM Kİ...

İnsan denilen mahlukun 9 ay 10 günde gelişimine tanıklık ettikten sonra,
zamanın izafiliğine daha bir inanır oldum.

Doğrudur,altı günde yaratılmıştır dünya,
Doğrudur 980 sene yaşamıştır Nuh Peygamber.
Doğrudur 300 sene uyumuştur Yedi Uyuyanlar o ışıksız mağarada...

Ne ki zaman?

Her canlı bir mucize, hayatta her şey olasıdır.
Madem ki yaratılmıştır insan 9 ay 10 günde...

Der Elif Şafak- Siyah Süt.
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Sal Nis 01, 2008 10:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kendime çektirdiğim bu eziyet niye? Hayatımın her aşamasında ruhumu oyalamak için yeni oyunlar kurmalı ve rolün en güzeline sahip olmalıyım. Nedir ki bu. Eğer bir sarhoşun bilinciyle yaşamak gerekiyorsa hayatı, yaşayalım. Yok, eğer duyarlılıkların içinde boğulmak gerekiyorsa boğulalım. Ve bizi kurtaracak olan çoktan yok olmuş olsun. Ne çıkar. Cehennemi gözlerinin ötesinden görene cennetin kapıları niye aralansın. Uçsuz bir uçurumun dibinde çiçeklenmek için verilen savaş, yüksekten düşen bir çılgının nefes alışı gibi korkuya sırtını dönmüş olmalıdır. Can toprağa değdiği anda nefes tükenmelidir. Bir kalp taşıyanın uçurum kenarında akıtacağı gözyaşı sadece onundur. “Öteki cehennemdir- Sartre”…

Ve toprağın hangi yüze dönük olacağını ancak Tanrı bilir.
Ve Tanrı en önemli bilgiyi kullarından saklamayı yeğledi…
Başa dön
semud
Okur


Kayıt: Mar 23, 2008
Mesajlar: 68
Nereden: Bilinmezden...

MesajTarih: Çrş Nis 02, 2008 9:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

An gelir...

Ve belki de...

Ya da kim bilir...
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Cum Nis 04, 2008 9:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Vakit varsa ölüme, yaşamın ciğerlerini sök. İçinde biriken ve büyüyen ne varsa kutsa. Yaşamak hiç kolay olmadı, olmamalı. Hangi büyük hesap küçük hesaplarla alt edilebilmiş ki… Dengede duran adalet! Dünyada hiç de adil değilsin.

Ayağı mahir kılan Rab, ayak kokusunu da yarattı… Yürüdükçe insan, ayağından kopan koku zerreciklerinin dansından rahatsızlık duysun diye. Varlığını kutsarken koktuğunu unutmasın.


İçimde hafiften bir sıkıntı örgü örmekte…
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Pts Nis 07, 2008 10:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir bilene sormalı hayatı. Neresinde durmak gerek bilmem ki. Sağa yaslanırsın, yıkılır. Sola dayanırsın, gücünü damağında hissedersin, geriye yorgunluk kalır. Bir yol haritası olmalı değil mi. Bir yol varsa o yolun çizgileri, heyecanları, üzüntüleri, çarkları, virajları ve çılgınlıkları da vardır. Ve bir yol varsa şayet, yolun açıldığı başka yollar da vardır. Hep bir ayırımın eşiğine sürüyor bizi hayat ve nedense girmememiz gereken yollara büyük bir coşkuyla saldırıyoruz. Bu saldırganlık her seferinde alt ediyor insanı. Kainatta insana gülen birileri vardır mutlaka. İnsan kimi güldürür yaşamıyla… Ne önemi var ki bütün bunların. Nefes alıp ver, gerisi çürük elma gibi…
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Pts Nis 07, 2008 10:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hayat, hiç de iyi etmiyorum senin tatsız yanlarından bahsetmekle. İçim ve dışım kavgada kaybederken birbirlerini, sen hakemlik yapıyorsun ya neyse…
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 11:18 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Limon, sen de olmasan ne akıtabilir zehrini civanperçeminin...
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 12:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ve şehir köpekleri… İsimsiz küpeliler…

Şehir hayatına kısmen de olsa ayak uydurabilmiş hayvanlar tıpkı insanlar gibi sınırların ne olduğunu bellemişler. Kuşlar ayak parmaklarınıza dokunacak kadar yaklaşır size, martılar elinizden ekmeğinizi alır, kediler hiçbir vakit korku duymaz yanınızda dolanırken ve köpekler durup dururken saldırmaz size.

Şehrin havasını solumamış bir köpeğin saldırması için insan olmanız ve hareket halinde bulunmanız yeterlidir. Etrafında geniş bir özgürlük alanı varken köydeki köpek neden daha saldırgandır ki insana karşı, daha doğrusu yabancıya karşı. Öncesinde zihnine kaydetmemişse koku moleküllerinizi, köpekle karşılaştığınız vakit, yandığınızın resmidir. Çünkü sizin korkuyla salgıladığınız koku köpeğe saldırı emri vermek için yeterlidir aslında. Ve köpeğe ismiyle seslenmek sizi kurtarmak için yeterlidir.

Şehir köpekleri isimsizdir. İsimsiz küpeliler…

Şehrin kurallarıyla yaşamaya alışmış bir köpek ise artık insan ayırmaktan ve koku kaydetmekten vazgeçmiş gibidir. İşin kolayına kaçıp korkuyla salgılanan kokunun peşine düşmeyi ve koşar adım yürüyenlere saldırmayı yeğler. Bu köpeklerin yaşam alanları sokaklarla sınırlıdır ve üstelik küpe takmak zorunda olduklarını kendileri bile bilmez. Ama küpe faktörü insan için önemlidir, küpeliyse korkma, küpesizse kork. Bu ayırım hayatın her alanına sirayet etmiş durumda. Ve bundan sıyrılmak, kaçmak ve kurtulmak imkansız gibidir.
Çünkü birileri tarafından küpeli ya da küpesiz diye nitelendiriliyorsunuzdur mutlaka.

Bütün bunları neden mi anlatıyorum, sınav sabahı üç şehir eşkıyasının saldırısına uğramama ramak kalmıştı da ondan. İki küpeli ve bir küpesiz… Ben aslında en çok bir gözü dağılmış, bir tarafları yara bere içinde olan küpesizden korktum. Diğerleri küpeliydi ve az da olsa güven veriyorlardı bana.

Asıl büyük kabahat benimdi. Hem köpeklerden korkuyorsun hem de koşar adım yürüyorsun, olacak iş değil. Allahtan hayvan benden korkak çıktı da, sapasağlam sıyrıldım işin içinden.

Bir köpek, hem isimsiz, hem küpesiz, hem de kaybedilmiş bir savaşın tarafıysa size karşı kahraman kesilecektir...
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Cmt Nis 12, 2008 10:20 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gün aydın olsun...

Bir bakmışım dünyaya her şey balçık kıvamında. Kimine nimet, kimine eziyet...

*
İkiyüzlü olmak çok yüzlü olmaktır. Bugün hangi yüzümü göstersem kendime acep...
*
Televizyonu açtım sadece çizgi film izlemek için. Ama magazinciler daha çok çalışıyorlar, hakkını vermek lazım.

Aysun Kayacı bu fırsatı bir daha ömür billah bulamaz, devlet böyüklerimiz bile cevap yarışına girdi. Köşe yazarlarına bir şey demiyorum. İçimden hiç de iyi şeyler geçmiyor ya neyse…

*
Çocuklar dışarıda top oynuyorlar. Yaşları 10 la 13 arası. Ama birileriyle kavgalı oldukları belli. Biri ötekine, … mahallemize gelirse ağzını burnunu dağıtacam oluuumm, diyor. Nerde olduğunu görmek istiyorsan çocuklara bakman yeterli. Hiç de iyi bir yerde değiliz, herkesin malumu…

*
Bugün yine bütün insanlar akın edecek bu semte, Pazar kuruldu, çadırlar açıldı. Dışarı çıkmak akıl karı değil. Bugün karlı çıkmak istiyorum, nasıl olacaksa…

*
Öyle işte…
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Sal Nis 15, 2008 10:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dediydim ben kendime devam etmeyeceğin işe koyulma diye. Kendim kendini dinlemedi işin içine girdi. Önce kendine yeni oyunlar var etti, kendi kendimden sıkıldı, işin ucunu bıraktı. İpil ipil göğden suya akarken su, o suya kıymet biçmek istedi kendi. Eline değene bismillah, değmeyene inşallah dedi. Kendim kendiyi azarladı ya kim dinler kendinde olup biteni.

Toprağı tırmıkladı, ot biçti, koyun güttü, dağa çıktı, şehrin çöplerine bir çöp de kendi ekledi. Zamanla çizgiler belirdi yüzünde kendim korktu kendinden. Aynaya her yeni çizik atan zamana bir tekme savurmak istedi, zaman kendini kendilerden saklamayı bildi.

Bir çorba içti, geceye uyumak için girdi, gece kendiyi reddetti, kendi kendini bıraktı kendime saldırmaya yeltendi. Kendimi korumak için geceden, günden ve ademoğlunun şerrinden, işin içine biri girdi. Biri kendini ve kendimi suçlu ilan etti. Kim siler ki birinin kendine sürdüğü le-ke-yi…

*
Kendi değişim istedi, resmi değiştirdi, bahar çerçeveye girdi... ))
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Sal Nis 15, 2008 11:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Ve durmadan ruhunuza saldırıyorsa gece...
Başa dön
care
Yazar


Kayıt: Oct 08, 2007
Mesajlar: 547

MesajTarih: Çrş Nis 16, 2008 10:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Nedensiz canı sıkılır mı insanın, sıkılır. Bir kez olsun kendinizden ödün verdiniz mi kene gibi yapışır ruhunuza huzursuzluk. Sonra ip atlayan çocukların neşesini arasınız içinizde ve konuşmaya çalışan bebeklerin saflığını. Sonra emeklemeyi öğretirken hayat öte yandan yağan yağmurun bereketini de anlatır. Yüzünüze imza atar yağmur damlaları ve siz rüzgarın nerden estiğiyle ilgilenmezsiniz. Bazen insanı içine çeker dünya bazen de kusar, geri püskürtür bütün emeklerinizi hiçe sayarak üstelik. Kimin arkasına sığınarak besledin ki kendini, ona gölge yaratmaktan vazgeç. Veya kendi gölgenin ardına gizlenme artık ayakların seni ele veriyor, beynin küçülüyor, ellerin devasa bir yaprak gibi yüzünü okşuyor toprağın.

Ve bir vadiye akıyorsa hayat, eteklerinde çiçekler, göğünde bulutlar ve zirvesinde kardan yaşamlar da var ediyor demektir.

Büyü var bu kelimenin içinde...
Dilime yapışması da bundan...

*

“Esnek kösnek bir numara…”

Öyle diyor derviş, saçmalıyor ama…
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 3935

MesajTarih: Prş Nis 17, 2008 7:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"care"

Sözcüklerinize dokunamazdım... Ama bir sözüm vardı... :)
...eminim siz de gezerken sözcüklerle / sevdiklerinizle / derinliklerlesiniz :)




Gezgin ruhunuza / başka gezginden... kolaj çalışma...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 6, 7, 8 ... 14, 15, 16  Sonraki
7. sayfa (Toplam 16 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok "İyi şiir her zaman dinidir" Poe Şairler ve Şiirleri 0 Pzr Ağu 03, 2008 1:30 pm
Yeni mesaj yok "Düşünün artık! Kamer Genç devre... warlord Güncel Olaylar-insanlar 0 Çrş Nis 23, 2008 11:21 am
Yeni mesaj yok "SÜRÜN BU HALKI DA..." YAZARIM Güncel Olaylar-insanlar 74 Cum Mar 14, 2008 7:40 pm
Yeni mesaj yok Rıce: "Biz 50 Milyon İnsanı Kurt... 08parpali Güncel Olaylar-insanlar 0 Prş Arl 27, 2007 9:40 am
Yeni mesaj yok "Mahalle Baskısı" Baskısı Poe Sosyoloji 13 Pzr Eyl 23, 2007 2:33 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke