| Yazar |
Mesaj |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Çrş Ekm 03, 2007 9:26 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Odasına girdiğinde üşüdü. Gene klimayı açık unutmuştu. Sabah odasında gazeteleri okumuş, kahvesini bitirmeden çalan telefon fakülte yönetim kurulu toplantısını hatırlatmıştı. Saatlerce süren toplantı yüzünden klima küçük odayı buzhaneye çevirmişti. Saatine baktığında telaşla ayağa kalktı. Dolabını açtı, küçük seccadeyi masanın önüne serdi. Çantasından beyaz, kenarları oyalı namaz örtüsünü çıkarttı. İpek eşarbını sandalyenin üzerine bıraktı. Başına beyaz örtüsünü örttü. |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Cum Ekm 05, 2007 1:04 am Mesaj konusu: |
|
|
Yolculuğun bu kadar uzun süreceğini bilemezdi. Bir kere başlamıştı, koşmaya. Hala arkasından kendine seslenenleri duyuyor gibiydi.
"run forrest run!!! "
Gülümsedi.
"Gene filmi karıştırdılar." |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Cum Ekm 05, 2007 3:25 am Mesaj konusu: |
|
|
Kahya koca çiftliği bir uçtan bir uca koşmuştu. Nefes nefese merdivenleri çıktı.
"Ağam ağam doru kısrak doğurmuştur. Müjde ağam müjde doru kısrak doğurmuştur."
Ağa yer sofrasından kalktı. Heyecanlanmıştı. Önde ağa, arkada kahya tüm çiftlik çalışanlarının şaşkın bakışları arasında ahırlara ulaştılar.
Doru kısrak doğum sonrası ayağa kalkan yavrusunu yalamakta, çelimsiz bacakları ile küçük tay titremekte idi.
"Ağam adı ne olacak bu tayın ?"
Ağanın gözleri parıldadı. Doru kısrağın güzelliği daha artmıştı sanki. Tayın ismi için hiç tereddütsüz cevap verdi.
"ROSEBUD" |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Pzr Ekm 07, 2007 2:36 am Mesaj konusu: |
|
|
| Elma yemeği istemiyorum. Dişlerim kamaşıyor. Zaten eski elmalarda yok. Ekşi küçük elma severim tuz ekerdim üstüne. Elma yemeliyim. Zaten evde sahurda yemek için başka bir şey yok. |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Pts Ekm 08, 2007 12:39 am Mesaj konusu: |
|
|
-- Hava soğuk.
-- Öyle mi, burada hala sıcak.
-- Gelecek misin ?
-- Bilmem.
-- Günlerin nasıl geçiyor ?
-- Sorunsuz ve sorusuz.
-- İmalardan hiç vazgeçmezsin.
-- İma değil.
-- Ben gelsem.
-- Neden ?
-- Özledim.
-- Kimi ?
-- Ya özledim işte.
-- Kadınca zaafların var.
-- Gaddarsın.
-- Tamam geleceğim.
-- Gelme kalp kırdıktan sonra.
-- Özür dilerim.
-- Bekle.
-- Ne oldu ?
-- Hava soğuk.
-- Burası hala sıcak.
-- Hırkamı alayım.
-- Tamam sen gel. |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Pts Ekm 08, 2007 12:50 am Mesaj konusu: |
|
|
| Toz ve küf zamanın şükrüdür. |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Sal Ekm 09, 2007 11:59 pm Mesaj konusu: |
|
|
- Nine çocuklar cennete gider mi?
- O nerden çıktı yahu ?
- Ya Selma teyzenin kızı cennete gitmiş dedi annem.
- Çocuklar günahsızdır, o yüzden cennete giderler.
- Bende gitsem keşke.
- Ya tövbe de bakayım ! Nelerde düşünüyor bak. Kapat şu konuyu.
- Dedem cennete değil mi?
- Evet.
- Büyükler de mi günahsızdır ?
- Ya işin yok mu senin ?
- Kimler cennete gitmez ?
- Dişlerini fırçaladın mı?
- Evet.
- Hadi uyu bakalım, geç oldu. Annen seni böyle ayakta görmesin bu saatte.
- |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Prş Ekm 18, 2007 11:53 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Hayatında ciddiye almadığı hiç bir işi olamazdı. En basit günlük eylemler bile itinalı ve detaylı idi. Girdiği kafede pencereye yakın bir koltuk seçti. Gözleri garsonu aradı ama görevli kimseler yoktu. Yorgun ve susamıştı. En çok uzun ve girift giriş cümleleri sıkardı, tanımlar onun için gereksiz ve saçma idi. Sonunda bir garson yaklaştı, çay istedi. aradan sadece 2 dakika geçmişti, garson elindeki fincanla yaklaştı. Masaya fincanı bıraktığında yüzü ekşidi, fincanın yanında poşet çay ve paket hale getirilmiş şeker vardı. Cebinden bozuk para çıkarttı, masaya bıraktı. Kapıdan koşarcasına çıktı, anlamsız bir hikayenin içinde ne işi olduğunu düşündü. Tanımlara boğulmayacağı bir hikayede olmak üzere dar sokaktan caddeye çıktı. Otobüs durağının bu hikayede yeri yoktu. |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Cmt Ekm 20, 2007 10:12 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Hiç gece vakti denize girmemiş biri olarak iyi yüzüyordu. Gece sular serin ama sakindi, uzaktan şuh kahkahaları duyuluyordu bir kadının. Bastığı deniz tabanı kumullar arasında küçük kayalardan oluşuyordu. İskelede aşıklar karanlığa sığınıp öpüşüyorlardı. Sırtüstü suya uzandı, deniz tuzu kaçan genzinde acı bir tad mevcuttu. Zaten hiç bir zaman denizde bu kadar kalmamıştı. Üşüdüğünü hissetti, yavaşca ayaklarını yere bastı, sudan çıktı, ürpermişti. Kahkaha atan kadın şarkıya eşlik ediyor, dalgalar köpük köpük kumlarla buluşuyordu. Koca sahilde sadece iskeldeki aşıklar vardı. Yalnız olduğunu hissetti, ürperdi. |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Pts Ekm 29, 2007 1:04 am Mesaj konusu: |
|
|
Genç doktor yeni evli idi. Yeni başlamıştı ihtisas eğitimine, hocası sert ve disiplinli idi. Klinikte maaşsız, kadrosuz bir çalışmaya gönüllü olmuş, hocası kocaman adamlara hakaret eder hatta döverdi. Ülke fakir, savaş yorgunu günlerdeydi. Kış yaklaşıyordu herşey karneye tabi idi. Kömür için sıraya girmiş ama daha sıranın gelmesine çok vardı.
Fikrini arkadaşlarına açtı hocasına gidecek kış için Kömür İşletme Müdürlüğünden yakacak alabilmesi için yardım talep edecekti. Herkes şaşırdı, dayak yiyeceğine dair bahisler bile olmuştu. Önlüğünü düzeltti, hocanın odasının kapısını çaldı. Arkadaşları koridorda merakla çıkışını beklediler.
Kafasını bile kaldırmadı hocası : " Göğüs cerrahisi Profesörü filanca beye git. Onun kırığı çoktur kömür işletmesinde."
Umutsuz çıkar odadan, günler geçer. Bir gün haber ulaşır hoca odasında beklemektedir. Kafasını gene kaldırmaz hoca bir kart uzatır. " Bu kartı umum müdür filanca beye ver. Yardımcı olacaktır."
Hocasının elin öper çıkar odadan. Koridorda karta bakar osmanlıa yazılmış bir karttır, okuyamaz. Heyacanla osmanlıca okuyan bir tanıdık bulur, kartı uzatır.
Karta yazılan pusula şaşkınlık vericidir.
"Değerli dostum,
Duydum ki siz yeni evlilere birbirlerine sokulsunlar, daha yakın olsunlar diye bu soğuk günlerde kömür vermiyormuşsunuz. Kartı getiren evladım, öğrencim, dostum Yaşar Beyfendiye yardımlarınızı istirham ederim.
Prof. Dr......"
Yaşlı Profesör genç doktora elli yıl önceki bu hikayeyi anlattığında gözleri dolmuştu.
(Gerçek bir hikayedir.) |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Pzr Ksm 11, 2007 11:25 am Mesaj konusu: |
|
|
| Beklediği gelmeyince üzülürdü, beklediği gelince şaşırırdı. Düşündü, eğer beklemek olmayaydı, nasıl geçerdi zaman? |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Pzr Ksm 11, 2007 11:32 pm Mesaj konusu: |
|
|
Sohbetin en güzel yerinde misafir kadın sohbeti böldü, eşine doğru dönerek:
"Hayatım kalkalım, yarın sabah işe gideceğiz."
Ev sahibesi hemen söze girdi:
" Olur mu hiç meyve hazırlıyorum? Bir daha kimbilir ne zaman müsait olacağız hepimiz, değil mi?"
Zengin kalkışı yaptılar ikinci çayları bile bitmeden, hızlıca araçlarına yöneldiler. Araç sonik hızla ilerlerken galaksinin karanlığında; kendi gezegenlerine yarım ışıkyılı yol vardı, genç kadın kadınlara mahsus duygularla sordu:
"Perdeleri odaya hiç uymamış değil mi?" |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Cum Arl 21, 2007 2:11 am Mesaj konusu: |
|
|
"Zamansız ölümü hepimizi üzdü."
Bunun üzerine karar verdik tüm ölümleri belli bir zaman çerçevesinde değerlendirmeye. haftaya salı için üç başvuru var. İnceliyoruz.
- Anne insan bir şeyin nerede olduğunu biliyorsa kaybetmiş sayılmaz değil mi?
- Anne dedem cennette değil mi?
- Anne doktor dedemi kaybettiğimizi söyleyince ağladın. Cennette ise kaybolmuş sayılmaz değil mi? |
|
| Başa dön |
|
 |
turuncu KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Aug 27, 2005 Mesajlar: 513
|
Tarih: Prş Oca 03, 2008 12:07 am Mesaj konusu: |
|
|
| gece demiş ki: | | Toz ve küf zamanın şükrüdür. |
cok sükür... |
|
| Başa dön |
|
 |
gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1436
|
Tarih: Çrş Oca 09, 2008 10:24 pm Mesaj konusu: |
|
|
-Uzatma yeter.
-Efendim!
-Kes artık diyorum. Kes..
-Kırıyorsun beni.
-Eğer az daha devam edersen kafanıda kırarım kalbin gibi.
-Sen böyle değildin.
-Sen de .
-Boşanalım mı?
-Ya sus diyorum.
-Böyle yürümez.
-Uzatma yeter.
...
...
...
...
(Sonuç : ?) |
|
| Başa dön |
|
 |
|