Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 63 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: canejackie
Bugün: 0
Dün: 3
Toplam: 20785

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 63
Üyemiz: 1
Toplam: 64

Şu An Bağlı:
01 : estonhxt

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Eskizler


Eskizler
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kısa Öyküler
Yazar Mesaj
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pts Arl 03, 2007 12:17 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tanımadığın başkaları senin için yoktur. Aynen bunun gibi; sen de başkaları için yoksun.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pts Arl 03, 2007 12:20 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İşin en tuhafı da; kurulu bulduğun dünyada kendini önemli birisi sanman. Oysa hiçbirşeyi icat etmedin ve hiçbir şeyi de keşfetmiş değilsin. Gezinen bir gevezesin. Kendi mırıldanma ve homurdanışlarından başka bir şey duymadığını, kendinin var oluşuna bağlıyorsun. Oysa sen de, kınadıkların gibi bir görüntüsün.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Çrş Arl 05, 2007 9:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sahafta, düşmüş kitaplar
Şiirler, öyküler, romanlar
El açmış bekleşiyorlar
Ki lanetlenmiş bu el,
Kurgulanmamış bir ömürden artakalan.

Ve gelip geçen, geçip gidiyor
Gözleri çözülmemiş bir ayrıntı olaraktan
Kese kağıtlarından çıkmadan.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Cum Arl 07, 2007 10:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir bakıştı dünya. Bütün yükü bundandı.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Cum Arl 07, 2007 10:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çamurdan kaçmak için kaldırıma tırmanıp, orda ezilen
Küçük bir salyangozdan başka birşey değilsin sen.
Anlamına hiçbir yağmur tanesinin erişemediği.
Ve hiçbir şiirin erişemeyeceği.


En son Poe tarafından Cmt Arl 08, 2007 12:52 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
peruza
Yazar


Kayıt: Aug 19, 2006
Mesajlar: 453

MesajTarih: Cum Arl 07, 2007 11:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

poe, poe'ye kaçıyor. ( bu da eskiz)
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Cum Arl 07, 2007 11:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Allah'ım! Senden Sana sığınır, Senden Sana kaçarım." - NFK

Amin.


En son Poe tarafından Cmt Arl 08, 2007 12:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Cum Arl 07, 2007 11:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Şöyle bir hikmetli hikaye nakledildi biri psikiyatriste:
"Vaktiyle kırk yıllık evli bir karı koca yaşarmış. Koca, eşine biraz kötü davranır, onu kırmaktan çekinmezmiş. Yine de sevgili eşi, bütün bunlara yuvası, çocukları, hatta dini
imanı için katlanır, ses çıkarmazmış. İyi kötü günler böyle geçerken, bir gün adam, dehşetli bir rüyayla, gece yarısı, ter kana batmış bir şekilde yatağından fırlamış. Uyandığında eşini de uyanık bulmuş ve şaşırmış:
-Sen niçin uyanıksın? diye sormuş kendisine.
-Peki sen neden böyle korkuyla uyandın?
-Önce bana su getir de anlatayım.
Sonra suyunu içerken kana kana, anlatmış rüyasını:
-Rüyamda ölmüştüm. Hepsini gördüm. Beni bir örtünün arkasında yıkadıklarını, kefene doladıklarını, tabut içinde taşıdıklarını, sonra mezara verdiklerini. Üstüme toprak atıyorlardı ve nefes alamıyordum. Fırlayıp kaçmak isterken bir el ayaklarımı çekti. Onu göremedim, ama o benim hayatımı kurtardı.
Hanımı duyunca şaşırmış:
-Demek rüyamda mezardan çekip çıkardığım ölü sendin. Ben de kimi kurtardım diye düşünüyordum.
Sonrasında daha mutlu yaşadıklarına şüphe yok."

Psikaytrist düşündü, düşündü. Freud, Jung, Adler... Hiçbirinin tezine uymuyordu anlatılanlar. Üstelik anlatıcı, hikayenin gerçek olduğunu iddia ediyordu. Hikayeyi her dinleyen gibi derin düşüncelere gömüldü.

Vaktiyle dendi ama o vaktin şu günler olduğu da biliniyor artık. Yeraltı suları, yukarıdaki debdebeden uzakta, ezelden beridir böyle akıp gidiyor işte.
Başa dön
LEV_TOLSTOY
Yazar


Kayıt: Dec 24, 2006
Mesajlar: 673
Nereden: İstanbul

MesajTarih: Cmt Arl 08, 2007 12:46 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ne yana dönse uyuyamıyordu.Sabahtan beri yaşadıkları zihnini öyle meşgul ediyordu ki.
Yolda gördüğü siyah gözlü, pasaklı çocuğa şeker alması, ekmek alırken fırıncının dik bakışları ve ona gülümsemesi, trafikte kırmızı ışıkta çalan kornalardan ritim tutturması...Allahım ne büyüksün sen, her adımda bir hayrın var...Uykusu gelmişti...Rüyasında her zamanki deli gülmelerini görmüştü...
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pts Oca 07, 2008 8:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Lise yıllarından kalmıştı mesleği. Okulun masraflarını üstlenme zorunluluğu olarak bir cesaretle girmişti işe. Sonra zamanla alışınca, ve kendisine de alışılınca, bu iş meslek halini aldı. Fena da kazanmıyordu doğrusu. Ünlü bir lokanta zincirinin mağazasının önünde, yine aynı firmanın amblemli sandviç kostümünü giyiyor, gelene geçene el ediyordu. İşi sabahtan akşama dek buydu. O ilk gençlik yıllarındaki çekingenliği de zamanla toz olmuştu, çünkü bu turuncu kostümün içindeyken (kırmızı ve yeşil renkler de vardı üstelik) babasının bile kendisini tanımayacağından emindi. Yıllar yılları kovaladı ama o, lokantanın bir maskotu olarak oradan hiç uzaklaşmadı. Bazen kötü şakalara maruz kaldı -mesela sarhoş gencin birisi ısırmaya kalkmıştı-, bazen kötü havalarda, ağırlaşan kostümüyle bu işi yaptı ancak hiç pes etmedi. Yine de sosyal hayatından da geri durmuyordu. Ancak sabah sandviç olduğunda, hepsi geride kalıyordu. Veya akşam kostümü açtığında sandviçliğinden eser kalmıyordu. O kadar çok düşünceliydi ki, şu baş belası kostümün içinde pişirdiği düşüncelerini meslekten sonra, bir kitap haline getirmeyi tasarlıyordu. Kitabın adı da şöyle olacaktı: "Sandviç Adamın Yaşanmamış Hayatı". Derken bir gün üstünde kostümü olduğu halde bir bankanın otomatik para çekme makinasının başında, bir gazeteci tarafından görüntülendi. Olay, komik haberler kısmında yayımlandı, görüntüleri internette dolaşıma sokuldu ve kısa zamanda bir şöhret olup çıktı. Artık gazeteciler de, kendi deyimleriyle "sandvicin içindeki sosis" ile röportaj yapma peşindeydiler. Sandviç adam "şöhret şöhrettir" demedi. Duruma oldukça içerledi. Ve deniz kenarına koştu... Kıyıya vurdu kostümü. Yalnızca bir gazete, köşede küçük bir haber olarak verdi sonu: "Sandviç Adamın Yaşanmamış Hayatı."
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pts Oca 07, 2008 8:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

-Kimsin?
-Kimse değilim.
-O halde içeri girebilirsin.
Başa dön
mhmt
Yazar


Kayıt: Oct 24, 2007
Mesajlar: 221
Nereden: Denizin Kıyısından

MesajTarih: Pts Oca 07, 2008 9:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Poe demiş ki:
-Kimsin?
-Kimse değilim.
-O halde içeri girebilirsin.


İçeri girmekte geç bile kaldın Poe...

Seni tekrar burada görmek gerçekten beni çok mutlu etti... Bir daha ayrılmamak dileğiyle.
Başa dön
peruza
Yazar


Kayıt: Aug 19, 2006
Mesajlar: 453

MesajTarih: Pts Oca 07, 2008 11:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

yediğiniz içtiğiniz sizin olsun
hatta gezip gördüğünüz de sizin olsun
hissettiklerinizi anlatın
ki kendimizi okuyalım.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Cmt Oca 12, 2008 2:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ve ilaç kokuları. Ve içe gömülüş. Ve hayali doktor diyalogları. Ve açık televizyonun homurtuları. Ve çerçevelenmiş uyarılar, talimatlar... Ve kirli pencereden solgun havaya, çamların arasından görülen mat gökyüzüne Kafka'nın gözleriyle bakmak... Ve hastalıklı bir bekleyiş.
Başa dön
eylem
Yazar


Kayıt: Aug 16, 2005
Mesajlar: 1230
Nereden: nereye...

MesajTarih: Cmt Oca 12, 2008 2:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

çünkü rüzgarın sukuneti kavurmaktan bıkmıştı. çöl kuma düştü. ismiyle kımıldandı. geçmiş çok yüzlü ve keskinliği galebe çalıyor. sesini fısıldadı; serap... sen hangi deh-ak'la yırtıp çıktın ki böyle savurmaktasın saçlarını. peşinden mi geleceğim sanıyorsun. bal rengi gözlerine, titreyen dudaklarına ve illede saçlarına... aldanmadım. utancım şahit, suya gömdüklerim de... bütün konuştuklarımı susarak bekliyorum.

çünkü geleceksin. tam ortasından geçeceksin uzayın, hatta zamanın. birer tablo gibi duygularım, ışığının kıvrımlarında oynaşıyor. serap bu... düşmemeyi becerebilecek miyim. kül olmayı diliyorum. giy-diril-diğim bu aşkın sadece 'serap' olmasından ürküyorum.

sesini kapattıkları lila mağarasının gönüllü bekçisiyim. bundan böyle yüklemsiz bir özneyim. sen benim dünyamsın. aşk-ı serap bu bilincin tersine çevrilmesi.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr Mar 09, 2008 2:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çocuk dedi:
-Kafam çok dolu.
Bilge dedi:
-Üç kere sıçra!
Çocuk sıçradı üç kere.
Bilge sordu:
-Bitlerin düştü mü?
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 1:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kendinin içine düşmek.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir rüya tabirlemesi kitabı, bir rüya gördü. Uyandı. Bunun bilinçaltından mı yoksa bilinçüstünden mi kaynaklandığını düşündü. Biraz ansiklopedi karıştırdı. Gördükleri hiçbir maddeye sığmıyordu. Anlaşılmazdı hepsi. İkinci günü aynı rüyayı gördü. İşte o anda, daha uyurken yorumlamaya çalıştı. Uyandığında halen hatırındaydı yapamadığı yorum. Kafası iyice karıştı. Bir kitap, üstelik rüya tabirlemesi kitabı hiç rüya görür müydü? Ama bu da önemsizdi kendisi için. Rüya görmüştü ve bu yeteri kadar şaşkınlık vericiydi. En güzeli ise ona, yoruma ulaşamamıştı.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Uçurum, yürüyenler ve sürünenler içindir.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Uğurböceği de ters döner.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir uçurumun yükseklik korkusu...
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir asker gibi çukur kaz!
Yaşarken siper,
Ölünce mezar.

Bir asker gibi çukur kaz!
Yaşarken mezar,
Ölünce siper.

Her halükarda bir çukur kaz!
Olmazsa olmaz.


En son Poe tarafından Sal Nis 08, 2008 2:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr Nis 13, 2008 11:39 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Filozof, büyük yolculuğundan geri döndüğünde eski mağaraya dönmek istedi. Acaba insanlar ne alemdeydi? Onlarda eksilme mi vardı; bir artma mı? Delice bir ışığın çağıldadığı mağaranın kapısından içeri girerken, yukarıdaki köşede kendisine bakan küçük kamerayı farketmedi bile. Buhran haline gelmiş aydınlık koridorları geçerken ne çok şey kaçırmış olduğunu düşünüyordu. Yoksa kendisi başka alemlerdeyken mağaradakiler onu geçmiş miydi? Kendisi yüzyıllık ağır bir uykudaymış gibi düşünceye dalmışken, demek ki mağaradakiler uyumamış, karınca topluluğu gibi çalışmıştı. Nerdeydi o loş karanlık; koyu gölgeler bırakan düzensizlik? Şu renkli görüntü akışının kesintisizce devam etmesine bakılacak olursa... Zihni, bu rengarenk dünya içerisinde bunalmaya başladı. Bir an önce şu insanlarla konuşması gerekiyordu ki, neler olup bittiğini anlasın. Ancak şu müzik; şu en tizinden en basına kadar beyninde zonklayan müzik. Bu da neyin nesi? Sürekli görüntü akışına bir de sürekli müzik akışı eşlik ediyor. O eski sade dünya nerede? Filozof, mağaranın karnındaki o geniş boşluğa varırken içindeki dehşet verici huzursuzluğu bastırmaya çalışıyordu.

Filozof, kanatları yanlara otomatikman açılan kapıdan içeri süzülürken, kimisi muhteşem bir konforda, kimisi ise paçavraların arasında; ama hepsi de derin bir seyre dalmış insanlar onun gelişini farketmedi bile. Yalnızca bir kaç kişinin gözü takıldı bu eski püskü adama. Onlar da zaten duvara bakmaktan ziyade içeriyi araştırıyordu meraklı gözlerle. Ama bu, daha çok bir çocuğunki gibi, garip bir yerde olduğunun sezgisindeki gibi amaçsız ve sonuçsuz bakıştı. Eski püskü adamın içeriye girmesi sadece ilginç bir ayrıntıydı onlar için de. Herşey ve herkes eski haline döndü bu yüzden. İnsanların hakim bakışları yine duvarlarda, yine fısıldayış hallerinde. Eskisinden daha fazla bu kendini unutuş! Filozof tam da düşünüyordu böyle. Sonra onların baktığı yerlere, duvarlara baktı. Bu manzara, bu delicesine hareket; renklerin birbirine girecek denli ardı sıra devir daimi, hatta yer yer titreşmesi; sağanak sağanak bir ışık ve ses demeti... Kim, kimin yansıması? Duvarlarda da bir yaşam var, bu kesin. Filozof ünledi: "Heey! Sesimi duyan var mı? Cevap koro halinde geldi: "Şşşştt!" Aldığı bu cevap üzerine filozof duvara yöneldi. Renkli ve hareketli gölgelerin büyüleyici bir hale bürüdüğü bir duvara. Duvarı yoklamak istedi ve bir kaç kere elinin tersiyle vurdu: Tok bir ses geldi arka taraftan. Demek ki arkası boştu. Ancak arkaya açılan hiçbir kapı yoktu. Ya da varolan bütün kapılar unutulmuştu.

Filozof korkunç bir kabustan uyanmak istermişcesine çıkmak istedi hatırlayabildiği tek kapıdan. Ancak alımlı bir renkli gölge kesti önünü. Bir kadın görüntüsü:
"Güzel kostüm bayım. Dikkat çekici! Bir içki ister misiniz?" Filozof tereddütlüydü. Biraz sarhoşluk, biraz kendinden geçiş; belki de kaybettiklerinin bir kısmını telafi edebilirdi. Az sonra ışığın gözleri kör edici boyutlarda olduğu bir köşede, bir topluluğa fıkra anlatırken görüldü. Eski bir masalı hicveden bir fıkraydı bu. Ama nedense pek yavan anlatıyor, hiç kimseyi güldüremiyordu. Filozofun katında herşey berbat bir halde işleyip duruyordu. İnsanlar yanından teker teker koptuklarında, artık hiçbir ilgi çekici yanı kalmadığının tescilini yapmışlardı adeta. Ancak hiçbirşeyi tüketmiş olduğuna inanmıyordu. Onları eninde sonunda kendine inandıracaktı. Bunu düşünürken, tabiki artık kendisinin de bir yalan olduğunu biliyordu. Bir yalan'dan doğru çıkar mıydı? Ah, o eski bilmece...
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 2:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sonsuz iş, sonsuz görev, sonsuz amaç, sonsuz ayrıntı arasında kendini ve gidişini kaybetmek...
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 10:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sıkıntını bir kaplumbağa gibi sırtında taşıyorsun: Yükün, evin, barınağın, sığınağın ve korunağın.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 11:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Genç şair, yolunun üstündeki bir inşaatta, duvar örmekte olan ustayı gördü. Yaptığı işi duvar örmeye benzeten şair selamla yaklaştı ustaya. Usta da, malasını bırakıp hoşgeldin dedi. Genç şair sordu:
-Duvar örüyorken neler düşünüyorsun?
-Aklıma ne gelirse, dedi yaşlı duvarcı.
-Peki, bu senin duvar örmene engel olmuyor mu?
-Hayır, çünkü duvarı iyi örmem gerçeğini gözümden kaçırmıyorum.
-Neden yıllardır bu iştesin?
-Ekmek parası. Mesleğim. Peki ya sen ne iş yaparsın?
-Senin gibi yapı ustasıyım. Ama benim tuğlalarım kelimelerdir.
-Ben o işlerden anlamam oğul. Hem yapı, sadece tuğlalardan oluşmaz ki! Beton, demir, kalıp...
-İmge, metafor, imaj... Neyse işte... Senin gibi ince bir dizilim. Boşluğa uygun tuğlayı koyman gibi; kes, parçala, uygun kütleyi yerine yerleştir. Ve ipten asla şaşma.
-Ama ben ipsiz giderim. Çünkü ben ustayım.
-Ben de ona çabalıyorum.
-Aslında düşünüyorum da... İşin içinden çıkamıyorum.
-???
-Acaba, tuğla gerekmeksizin bir duvar mümkün olabilir mi?
- Tuğlasız duvar mı? Mesela taş veya tuğla yerine geçen herhangi bir kütlede mi olmayacak.
-Evet, aynen öyle. Ne tuğla, ne de başka bir şey. Salt bir duvar. Varlığı, yalnızca kendisine çarpılınca anlışılan, kapkatı bir duvar. Görünmeyecek. Hani insanın çevresini kuşatan sıkıntıları gibi.
-Neler diyorsun?
-Mesela, iki büyük mıknatısı, aynı kutupları birbirine dönük şekilde aşağıda ve yukarıda sabitlesem ve aradaki o alanı... Ama mıknatısları öyle iyi gömmeliyim ki, görünmesin; görüntüyü bozmasın... Nereye evladım? Dur, bir çayımı iç.
-Nalbura mala almaya gidiyorum. Hemen dönerim.
-Böyle teklifsiz mi?
-Evet, böyle teklifsiz.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 11:32 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir gün gerçekten bir sınavı kazanmaktan kıyamet kopacakmış gibi korkuyor. Ancak yine de, bir sınavı kazanabilmek için bütün gücüyle çalışmaya çabalıyor. Her sonuç açıklanışında, pür dikkat kesilip ismini arıyor kazananlar listesinde. Sanki ismini boynuna dolayacaklar; ya çekip götürecekler, ya da orada çekip işini bitirecekler. Listede adını göremeyişi şimdilik bir rahatlama sağlıyor. Yalnızca kazanılan biraz zaman. Ancak o zaman da acımasızca ve aynı işkenceyle geçip gidiyor.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 04, 2008 10:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İki maaş arasında geçen süreye "ay" denir.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 04, 2008 10:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kapalı alan fobisi var. Dünyadan sıkılması bu yüzden.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 04, 2008 11:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Büyükçe bir meydanda, kalabalığın ortasında, hazırolda bekliyor. Kendini bildi bileli böylece bekliyor. Suçları yüzüne karşı okunurken, sabah güneşi ağaçların arkasından yükseliyor. O yükseldikçe, kalabalığın üstüne düşen gölgesi yavaş yavaş geri çekiliyor. Suçu bir dünya. Bu yüzden hiç bitmiyor. Tüm liste bitse bile yeniden okunuyor:" Dünyaya katılımda istemsiz olmak, başkalarıyla rekabet etmemek, mal biriktirmeyi gereksiz görmek, hayatı bir 'an' olarak ele almak, geçmiş ve gelecekte dolaşırken şimdiyi unutmak, çok çalışmayı angarya görmek" ve bir yığın suç daha... Dinlemeye çalışıyor ama yükselen güneşin ışınları gözlerini kamaştırıyor. Yine de bu parlak sarı güneş hoş bir duygu katıyor şu sıkıcı güne. Bütün sesleri doğaya gömüyormuş gibi, kendi sessizliğini ortaya bastırıyor. Bir sinek çevresinde dolanıp duruyor, orasına burasına konuyor. Şu içinde bulunduğu tabut olmasa, sineği kovalayacak ama... Liste uzayıp gidiyor; hayalleri ve düşünceleri de öyle. Bir anlığına geri dönüyor: "Hep dikkatsiz olmak, kimseyi saymamak, öğütlere kulak vermemek..." Karşısındaki yüzleri hep birbirine karıştırıyor; kimdi arkadaşı; o adam babası mıydı, patronu mu; öğretmeni miydi şu tanıdık yüz, yoksa haber sunucusu mu? Köşe yazarları, yaşam koçları, CEO'lar, müdürler, kanaat önderleri, politikacılar, işadamları, namlı sanatçılar, klip güzelleri, mukallitler, sevgililer, mahalle bakkalı, komşu teyze, hacı amca, başarı timsali biyografiler, yüksek yaşam öyküleri... Hepsi birbirine ne kadar da benziyor! Sanki hepsi orada. Sanki bir internet sayfasındaki sonsuz resim görüntüleri. Eninde sonunda bütün hepsi bir tek gölge; koskoyu bir gölge... Kötü bir kabusun remiksi olmalı bu; başka bir şey değil. Güneş, gözlerini kamaştırarak batıyor yine; kalabalığın uzayan gölgeleri üstüne düşüyor. Liste uzayıp gidiyor. Anlamlı bir harekete geçene kadar cezası buymuş; yoksa hep hazırolda, böyle bir tabutun içindeymiş gibi kalırmış. Aksi takdirde hazırolu gereksiz bir hareketle bozmak yokmuş. Refleks bile yasakmış. "Hangi anlamlı hareket?" "Anlam ne?" Sesi içinde yankılanıp duruyor. Alana dönüyor. Liste başa geçmiş yine. Listenin başında, en önce nutuk: "Çağa uygun birey olmanın gerekleri... bu yolda başarısız olmak... ölüm kalım savaşında... uygar bir dünyada yaşam ancak... ekmek aslan... yapısal sorun... yapı önce bireydir... zorlukların üstesinden gelen... ihtiyaç duyulan insan tipi.... zamanı değil... vakit yok... ilerleme... durmak ölüm... girişimci ruh... koşmak, koşmak, koşmak..." "Koşmak ama nereye?"
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:21 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hangi blog'dansın yabancı?
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İtiraz Etmez'i kim tanımaz! Silik bir görüntüye sahiptir bir kere. Karşısındakiyle konuşurken gözlerini yumar, bakamaz. Sonra hiç tartışmaz. Mümkünse konuşmaz. Çünkü sesinin bile bir itiraz olabileceğinden korkar. Korkusu yalnızca kendisiyle de alakalı değildir. Başkasının itirazından da korkar. İster ki hiç itiraz olmasın ve sorun çıkmasın da, huzuru bozulmasın. Ha kendisi itiraz etmiş, ha kendinden yana bir başkası. Hepsi bir. Bu bakımdan İtiraz Etmez'in kendinden yana birisi de yoktur. Bir başınadır o. Bu yüzden yalnız ve mutludur. Bir keresinde, haklı olduğu bir konuda itiraz edesi gelmişti de, zor toparlamıştı kendini. Hır çıksın istemiyordu. Boyun eğmenin karşılığında sükuneti almaya çabalıyordu. Bir keresinde mi? Hah! Kaç bir kere!
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Klip olgusu üzerine yoğunlaşan düşüncelerin yetersizliği, olgunlaşamaması, ve sonunda karşısında dağılıp gitmesi.

***

Hayatın klip'leşmesi.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Küçük karınca, yükünü sırtlanmış, yuvasına doğru o bitmez tükünmez yolu yürüyordu güç bela ve türlü engelleri aşarak. Yorgun ve terliydi ve hep şikayet halindeydi. Bir karınca olduğuna, doğumundan ölümüne dek bu yüke mahkum olduğuna kızıyor, homurdanıyordu. Yine böylesi bir anda -ki hayatı da gerçekte bu an'dan ibaretti- kuvvetli bir rüzgar çıktı ve onu yüküyle beraber kaldırıp herbirini ayrı yerlere savurdu. Karınca yere düştüğünde yükü de yoktu artık. Hoş bir hafiflik vardı üstünde. Lakin şimdi yürüyemiyordu, çünkü çok hafifti, yere tutunamıyordu ve rüzgarla daha çok yalpalıyordu. Üstelik beter bir şekilde kendini hissetmiyordu. Acaba yere uyguladığı baskı ile varlığı arasında bir doğru orantı var mıydı? Üstelik te kendini bu halde iken çıplak hissediyordu. Yükü üstüne yapışmış bir elbise olsa gerekti. Bu işe canı çok sıkılıyordu ama varolduğunu duyumsamak için yükünü aramaktan başka bir çare yoktu. Olmadı, kendine yeni bir yük bulması gerekiyordu.

En son Poe tarafından Pzr May 18, 2008 9:52 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 9:50 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Akşamın darında, o alaca karanlıkta, dara kalmış bir vaziyette, mağazalara girip çıkıyorum ve alış veriş yapmaya çalışıyorum. Beğendiğim pek bir şey yok; olanlarına da cüzdanım yetersiz. Yine de bir şeyler alıyorum ama aldıklarımın hiçbirinin bende bıraktığı bir heyecan yok. Hatta alışveriş yapmak zorunda olmanın verdiği bir içsıkıntısı bile var. O zaman niçin bu akşam, bu dar vakitte delicesine alışveriş peşinde koşturuyorum? Sanırım daha fazla geç kalmamak için. Çünkü gece olacak ve her yer kapanacak. Yarın ise çok geç.

Ben akşam'ım; ne gündüze dahilim; ne de geceye.
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 1:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

-Seç birini: Ağız mısın, yoksa sözcük mü?
-Sözcük.
-Hangi sözcük?
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1953
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pzr May 18, 2008 2:17 pm    Mesaj konusu: