Anlamak için çalışan beyin,doğruyu bulacaktır. Aradığı cevabın yeterliliği veya yetmezliği,
tüm hayatın bilinmesine bağlıdır.
Soru Kader ?
Cevap Gönül, sezgi, düşünce, görebilmek, idrak birlikteliği...
"Geçim sıkıntısı içindeki zenci Richard,1979 yılında televizyonda bir teniz maçı izliyordu.Maç sonunda televizyon,kazanana verilen çeki gösterdi. 48 bin dolar.
Richard'ın yıllık geliri 52 bin dolardı.
Karısına seslendi "İki kız çocuğu daha yapalım ve onları tenisçi yetiştirip köşeyi dönelim."
Richard 'ın üç kızı vardı zaten...Yaşı 37'ydi ve iki kız yapacak vakti fazlasıyla vardı.Birer yıl arayla iki kız daha doğurdu karısı Richard'a...
Birine Venüs adını verdi, diğerine Serena...
Ve 20 yıl sonra,1999 yılında bir gün, Richard Williams kızı Serena'nın 'ABD açık turnuvası
(US Open) galibi olarak 750 bin dolarlık çeki alışını bu defa televizyondan değil, tribünden
seyretti...
Biri 19, Öteki 18 yaşında iki kız kardeşin çok kısa olan profesyonel kariyerlerinde kazandıkları para böylece 5 milyon dolara yükselmişti...
Kayıt: Aug 05, 2006 Mesajlar: 495 Nereden: baktığınız yerden
Tarih: Sal Şub 13, 2007 1:41 am Mesaj konusu:
istediğiniz kadar araştırın..
sorun soruşturun..
teorik olarak bir sorun yok.. sistem işliyor.. en mükemmel haliyle..
fakat yer ile gök arasında bir yerde bir kırılma bir çatlama var..
ne sızıyorsa oradan sızıyor..
her şey bir oyun..
bize düşen ödevlerimizi yapmak..
acı ama öyle..
mutezile beyin jimnastiği yapmış o kadar..
cebriyye bu konuda tamamen haksız değil.. cebriyyenin bu konudaki görüşlerini sathi bulsak da arkasında onların da belki tahmin edemediği derin anlamlar var..
her şey bir oyun..
bize düşen ödevlerimizi yapmak..
acı ama öyle.. (Zeran)
Hiç acı duymuyorum.
----
Nefes alıp vermek,bunun şükrünü bilmek ödev. Bunda direniyorum.Bunu yapabilsem gerisini sorgulamam.(Muhatabım kendim)
Basit bir düz mantık anlayışıyla kader:
Bir yaşındaki çocuk, kanapeden masaya çıksa,ucuna kadar gelip aşağıya baksa, O bilmese de biz onun düşebileceğini biliriz.Eğer ilkinde çocuk düşerse bu,biz istediğimiz için değil O, bunu tercih ettiği için düşecektir.İkinci seferde ise artık düşme keyfiyeti bizim öngörümüz kadar çocukta da hasıl olacaktır.Masaya çıkmak ve düşmek artık yaramazlığa kalmış!
Varlığını bir başka varlığa borçlu olan insanın kaderini dinamik, yine varlığını bir başka varlığa borçlu olan diğer yaratılmışların(Eşya-bitki-hayvan vs) kaderini ise statik olarak değerlendirebiliriz.
İnsanın kaderinin dinamik olması, amelinin dinamik olmasından gelir.Ve yine diğer yaratılmışların kaderinin statik olması da amellerinin statik olmasına bağlıdır.
Biz biliyoruz ki, insanı diğer yaratılmışlardan bu anlamda ayıran özelliği; şuurlu, bilinçli bir varlık sahibi olmasıdır.
Şuurlu olan, bilinçli olan, akıl sahibi olan insan elbette tercih yapacaktır.
Bu durumu ifade eden ayetlerde de insanın 'yol ayrımına getirilip bırakıldığı' vurgulanıyor. (Mutlaka bu ayetleri belirtmeliydim. Bilen arkadaşlardan yardım istemekten başka çarem yok şimdilik.)
Yol ayrımındaki insanı allah yalnız- başı boş bırakmıyor.Çünkü o almlerin rabbi.Rab sıfatı; terbiye eden, sahip olan gibi bir çok anlam ifade ediyor.
Peki nasıl ? Nasıl başı boş bırakmıyor?
Öncelikle, insanın eşref-i mahlukat olması buna en büyük delildir.. Yani insan temiz bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Allah kendi fıtratından lütfetmiştir insana.İkram etmiştir.İşte bu özelliği bile aslında insanın o yol ayrımında doğru yola yönelmesi için yeterli olacaktır.
Ancak rabbimiz böylece bırakmıyor insanı.Bir de şuurlu kılıyor onu. bilinç sahibi yapıyor. Doğru için bir anahtar daha sunuyor.
Sonra akıl veriyor rabbim insana.Muhakeme yeteneği veriyor.
Bu üç özellik, bu üç ikram aslında insanın doğruyu yanlıştan ayırabilmesi için yeterlidir.Ama rahman ve rahim olan Allah, merhametlilerin en merhamtlisi, bu kadarla da bırakmıyor insanı.Ona bir ikramda daha bulunuyor ve insanla konuşuyor. Yani bir dördüncü özellik, ikram daha sunuyor insana.Vahiy.
İşte bu ikramlar insanın amelini dinamik kılıyor.Ve ameli dinamik olanın kaderide dinamik kılınıyor.Amele göre değişen bir kader.
Ve ameller niyetlere göredir.Rabbimiz kalplerde gizli olanları bilir.Onun için aynı ameli yapan iki kişi aynı kader sahibi olamayabilir. Bu anlamda şartların aynı olması ve uygun olması bir şey ifade etmez. Ancak Allahın istemesi mutlaktır bu noktada.Bu yüzden de inşallah deriz.Yani Allah dilerse...
Haddim olmayarak bu çetrefilli konuda düşüncelerimi yazmaya çalıştım.Hatalarım ve yanlış ifadelerim olmuştur mutlaka. Hakkınızı helal edin.
Kayıt: Aug 05, 2006 Mesajlar: 495 Nereden: baktığınız yerden
Tarih: Sal Şub 13, 2007 12:54 pm Mesaj konusu:
en son dün ırak'ta 112 kişi masadan düştü..
çocuk büyüdü, ormana doğru koşmak isterken kendini masanın üzerinde buluyor..
düşeceğini biliyor..
düşmek zorunda olduğunu da..
nefes alıp vermek..
aldığı nefesi verebilirse şükredecek..
Bir yaşındaki çocuk, kanapeden masaya çıksa,ucuna kadar gelip aşağıya baksa, O bilmese de biz onun düşebileceğini biliriz.Eğer ilkinde çocuk düşerse bu, biz istediğimiz için değil O, bunu tercih ettiği için düşecektir.İkinci seferde ise artık düşme keyfiyeti bizim öngörümüz kadar çocukta da hasıl olacaktır.Masaya çıkmak ve düşmek artık yaramazlığa kalmış!
Her masadan düşüş tercih değildir sevgili “fadim”… Keşke bu kadar basit olsa!... Problem de burada …
Çocuğunuz Down sendromludan üstün zekalıya kadarki kademelerde bir zeka yapısındaysa değişir… masadaki çocuğun “başına düşen bir şey” de gidişatı değiştirir (zeran’ın Irak örneği gibi…)
Üstelik hem onun, hem de sizin gidişatınızı…
Katkınıza teşekkürler…
Herkesin katkısına teşekkürler…
Yukarda dediğim gibi… benimki burada bir köşe açarak, daha çok bilgi ve görüşe ulaşmaktı…Bu sorular saplantı olduğundan değil; zaman zaman durup kendime sorduğumdan buradalar…
Adını hatırlamadığım bir alim metafizik bilgiyi , benzetmeler kıullanarak üç şekilde sınıflandırıyor:
Birinci kısım, su gibidir;görülür, hissedilir fakat parmaklarla tutulamaz.Bu çeşit bilgiye vakıf olmak için külliyetle ona dalmak gerekir.
İkinci kısım , hava gibidir;hissedilir fakat ne görülür ne de tutulur.Tenkit eliyle ona ulaşmak mümkün değildir.Ruhla teneffüs edilir.
Üçüncü kısım,nur gibidir;görünür fakat ne hissedilir ne de tutulur.Onu maddi mizanlarla tartmaya kalksan gizlenir...
Kader belki insanoğlunun hayat macerası kadar eski bir soru(n).Akla hapsedilememesi , hakkındaki onca bilgiye rağmen tatmin edici bir cevaba ulaşılamaması belki de değişik bir bilgi türü olmasından.
kaderin ne olduğunu anlamak için yaşama bakmak belki en tatmin edici cevabı verir. cüzi irade ile verilen kararların yapılan tercihlerin insanı ne kadar farklı noktaya getirdiğini görünce kaderin ne olduğunu daha iyi anlıyorum. bgn böyle bir işte çalışmak ya da böyle bir okulda okumak hiç aklıma gelmezdi...
Budün televizyonda vurdulu kırdılı ama felsefesi olan bir filmde şöyle bir ifade geçti;
'_doğumumuzun nasıl olacağını biz belirleyemeyiz ama sonumuzun nasıl olacağına biz kara veririz'
Hangi felsefe savunulursa savunursun,bakış açılarının,emirlerin,düşüncelerin bir noktada buluşmasına milim var gibi
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız