Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 231 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

"Ve" Asla Sadece Bir Bağlaç Değildir...


"Ve" Asla Sadece Bir Bağlaç Değildir...
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 24, 25, 26 ... 29, 30, 31  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
ceve
Yazar


Kayıt: Mar 27, 2007
Mesajlar: 286

MesajTarih: Sal Ağu 19, 2008 9:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Kitabın dalgalanan kapağı. Ne çok sayfa, belirli ya da silik, su içmekte olan hayvanların bıraktığı bir dolu iz."
Ya Ebuhurayre! Şehadet ederim ki! Teneke bergen ve ataları asla sadece bir kedi olmamayı başarmışlar. Ve (bu da sadece bir bağlaç değil) kaplumbağa beslemek gibisi olmasa gerek. 200 yıl yaşayanları varmış. Darvinin şeysinde okuduğuma göre: Doğal selektörden anlamayan bu yüzden de sürekli tarafik tarafından kurban edilen büfeci kedilerinin sokağında yaşayan kaplumbağalar doğal seleksiyon sonucu büyük basınçlara karşı koyabilecek şekilde sert kabuklara sahip olmuşlar.

Yine de teneke bergeni yakalayıp insanca değil kedice sormak isterdim. Madem bu kadar sevdirdin kendini, ne demeye öldün be adam?
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Sal Ağu 19, 2008 9:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Benim İstanbul iftar buluşması hayalim şu şekilde olabilirdi Karakutu müdavimleri için;

Açılış; Amentü iftar duası ile başlangıç yapardı, oruç tutanlar ve tutmayanlar hiç farketmez sadece bir sofra etrafında birlikte toplanmanın huzuruyla varolduklarını bilirlerdi. İstanbul'un müslüman zenginine hizmet eden beşi bir yerde iftar tamlamalarına inat Sultanahmet parkında peynir, ekmek, üzüm, karpuz olmaz biraz külfetli iştir ve olmazsa olmaz zeytin ile yemeğe başlanırdı. Yazarım gitar çalmalıydı bir kere, Fadim ben gelemedim ama size selamlarımı yollayabildim Ankara'dan diye mesaj göndermeliydi, televizyonun iftar saatlerinin İstanbul ayarlı ezanlarına takılıp. Nişantaşı çocuğu nargile müptelası Zeytinağacı aha da geldim, işte bu da benim pek kıymetli eşim diye katılmalıydı mesala aramıza, Tu_ce gelemedim ama kalbim Ege'de kaldı türküsünü dinliyorum Sezen'den şimdi diyerek İzmir reklamı yapmalıydı arada.

Eylem kesinlikle katılmalıydı ve yanında Tuğba da olmalıydı elbette, lan tian var ya, bittin olum sen demeliydi durduk yere, kertenkele film arşivini bu sefer de anlamsıza toka etmeliydi en bedavasından ve uzun parliement'ini yine ağızlıkla içmeliydi, ceve sürpriz yapıp yine çıkıp gelmeliydi ve gelmesiyle ortamı şenlendirmeliydi ve olmazsa olmaz eski zeran yeni issinabi terafih kılacakları örgütleyip imamlık etmeliydi, warlord, sabandal, kukulkan ve poe yav arkadaşlar bu kadar geyik de bir yere kadar ne olacak bu memleketin hali diye araya gireceklerdi mesala, sonra tüm zamanların en değerli üyesi sevgili ve pek muhterem gunfrfd için tüm çaylar aynı anda yudumlanacaktı, nazenazen ve utarant için özel bir sohbet oluşturulacaktı ve Üsküdar'da birbirleriyle takılan care ve drsitare'nin katılımıyla gece aslına varacaktı. Rezene ben de İstanbul çocuğuyum Sultanahmet benim arkabahçem, gelirsiniz de haber vermezsiniz öyle mi diyerek araya girecek, bodosalbotros kambersiz düğün olmaz, gönüller bir olsun yeter ki diyerek gönülleri fethedecekti, ihvan herkesi şaşırtacaktı ve kumsaati, ben kumsaatiyim ve İstanbul'dayım diyerek vaktin ne kadar hızlı geçtiğini hatırlatacaktı, neclabolat Ankara Ankara seninle yüzü güler her bahtı kara türküsünü armağan etmeliydi o sıra ve bu gece başka gece sevgili gece, bitttiniz olum siz hepiniz eninde sonunda elime düşeceksiniz nasılsa diye mesaj çekmeliydi ta oralardan. Ailemizin yazarı cibran sınavım vardı gelemedim, olimpiyatlar vardı seyredemedim, ne gelebildim ne de galatasay maçına gidebildim diye bir yorum yazacaktı sonrasında, gifrer her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa mutlu olması dileğiyle hatırlanacak ve tenedian bahar şarkılarının en çingenesinden ritm tutacaktı ve turuncu şiir öyle yazılmaz böyle yazılır diye ders verecekti orta yere ve elbette bizim sartre bir gece boyunca susup biz hiçiz aslında diyecekti cümle aleme,

velhasılıkelam epeyce de güzel olacaktı...

İsimler, isimler, isimler, aslında hiç de önemli değiller, an itibariyle aklımdan geçenler geçmeyenlerden fazla değiller...

Karakutu'lu olmak bir ayrıcalıktır şekerim, emeği geçen herkese sevgi ve saygılarımla klark çekerim!..
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Çrş Ağu 20, 2008 10:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Cibran'a, sevgili Nymphe'ye ve Akrebingözleri'ne selam olsun;

Bir müddet kedi beslememeye karar verdim, önümüz Ramazan ve ben işlerimi bir müddet askıya alacağım bu süreçte. Dükkan sahibi ile konuştum, ramazan da beni idare edecek, isu hariç hiçbir yere ödeme yapmayacağım Allah'ın izniyle, önce bir haftalık bir Sivas tatili var aklımda, arada Ankara, sevgili Fadim ile tanışma vakti geldi de çattı artık, sonrasında İstanbul da iftar sefası var aklımda, kimse gelmezse eğer, takarım sevgili eşimi peşime, Sultanahmet parkında oturur kendim pişirir kendim yerim valla, geri kalan süreçte bu ramazan bayramına kadar kalıbı dinlendirme planları yapıyorum, çünkü en son tatilim Ceve sayesinde gerçekleşen cumartesi buluşmasında geçirdiğim bir kaç güzel saatten ibaret benim...

Ama değil mi ki,

Şikayet etmeye değil güzel sevmeye geldik biz bu dünyaya...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Çrş Ağu 20, 2008 11:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ve

Ve, elbette asla bir bağlaç değil an itibariyle,

Bir sevdik pir sevdik ki sorma...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Ağu 21, 2008 7:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Eski defterler, şiirimsiler...

Kök salınmış karanlığın kuytusuna
Azizlerin rüyasına cenabet ayrıntıymış dün
Bilir
Ne olmadığının
Ve farkında elbette
Ne olacağının
Aşk! Palyaçolar festivalinde
Tüfeklere hedef zavallı bir kırmızı balon
Ancak delilik kurtaracak bu sefili
O ayıracak
Seçecek
Hedef gösterecek
Hedefe kendini yerleştirecek
Ufak ufak
Usul usul
Sadece kabul edecek
Oy benim ıslak tren raylarım
Soğuk, çocuksu, hüzünlü, ufka uzayan karındaşlarım
Biz ki
Bir bardak çayın buğusuna satıverdik
Matemi
Aşk
Mesafelerin bitimsiz söylemi
Kapanırım
Dönenirim
Dilenirim
Kime ne
Bir acayip çağda bir tuhaf sürek avı
Ve
Avcı değiliz biz
Kimsenin umurunda mı
Tütün
Evvela
Allah'ı tanımasaydım
Diye başlayan yanılgılara düşmeyeceğim bugün
Biliyor musun
Aşkı bitirmiş her şehir
Bir tür
Deliler evidir
Gitme kal desem yarına
Ki uzasın ta kıyamet günü sabahına
Leylak dalı çürümese
Hiç
Ve
Olmasa
Karanlık
Kış
Soğuk
Fakirlik
Piç
Ölüm ille de ölüm
Biliyor musun
Bayramımdır ölümüm
Taşlarla ağıt yaksa
Yüreğimin en orta yerindeki fırtına
Kendi alevinden tutuşsa
Olagelse kendiliğinden
Asla
Gerçekleşemeyene yansa
Ve
Sadece
Kızıl saçlarının sarhoşluğuna
Kadeh kaldırsa
Siyaha çalar türküler bilirim
Siyah kokan her türküye kendimi kurban ederim
Kızışsın güneş
Kurusun damla
Kurusun yağmur
Bulut
Toprak
Çamur
Çöl
Lütfen öleceksen eğer
En derinin içinde öl
Yani
Eyvallah sevgili
Ve
Kahrolsun
Sevgiliye ekleyemediğim -m sahiplenme eki
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Ağu 21, 2008 8:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sevgili turuncuya armağanımdır, çok eski defterlere ait;

Gölgelerin tayfıyla yaratıldı şair
Kabaran öfkeli kıyıların soğuk eli
Kırılgan bir aynanın buğusu şiir
Mezarlık kuşlarının soluğunda dinmeli

Karanlığın sesiyim ben güzel dostum
Sessiz, çirkin, nasırlı ve öfkeli
Duvarlarımın akıl hastahanesidir küçük dünyam
Siyah beyaz resimlerde hüzünlü, deli

Durgun su sevdasıdır tutunulan dal tek
Vallahi insan isterse gökkuşağı olabilmeli
Biraz durup sadece sonbaharı seyredebilmek
Alır belki alnımdan zerdüşten miras ateşi

Tanrıların kucağında yetişti şair
O gün bugündür şiir
Hep aşka dair
Sadece aşka sair
Vesair
Vesair
Vesair


Şiir benim annemin memesinin ucudur
Şair vatanımın tütün kokan marpucudur
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Ağu 21, 2008 9:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hayatta ki en hakiki mürşit edebiyattır...

Böyle buyurdu zerdüşt!

Artık yalanların saltanatını hayallerle yıkmanın vakti gelmiştir...

Böyle buyurdu zerdüşt!

İnsanlar devletlerinden korkmamalı, devletler insanlarından korkmalı...

Böyle buyurdu zerdüşt!

Aslolan mutluluktur, çobanın ve profesörün sıfatının kaybolduğu, sadece takvanın üstün olduğu bir dinin mensubu olmanın mutluluğudur bu...

Böyle buyurdu zerdüşt!

Hayat bir aldanıştır, bir tutam eğlencelik, bir tuhaf avunma demenin ayrıcalığıdır gün...

Böyle buyurdu zerdüşt!

Varolan herşey ölüm karşısında değerini yitirmek için varolmuştur...

Böyle buyurdu zerdüşt!

Önemsiziz, adımız hayalden ibaret, sanımız bir tür yanılgı, zanlarımız aslında hiç olmadılar, biz yokuz, sadece hiçliğin ayak izleriyiz...

Böyle buyurdu zerdüşt!

Karanlığız, mağaralarımızda kendi gölgelerimize aşığız, gölgeler geçici, varlık baki, bunun şifa bulmaz hastasıyız...

Böyle buyurdu zerdüşt!

Ve zerdüşt buyurduklarından dolayı ipi boynuna geçirilendi, idam edildi zerdüşt...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr Ağu 31, 2008 12:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Gözyaşları kurur!"

Dostoyevski

Gebze'nin ayyaş kısmının Ramazan'da içmemeye karar verenleri, Şaban ayının bitimine doğru harekete geçip kendi deyimleriyle 'jübile' yaptılar. Bu arada kıyıda beride kalan birikmiş boş şişeleri de dükkana getirdiler ki, tüm boş kasaları doldurduğum gibi bir kısmını da arka depoya istif ettim. Çok az bir kısmı ise devam edecek içmeye, elbette bu konuda Sarı abimiz baş rolde, söylemesi ayıp ben kendisinin içtiğinin yarısını içsem komaya girerim. Sivas'ta gençken bir arkadaşımın "Senin içtiğin içkiyi ben gömleğime döküyorum aslan..." dediğini hatırlarım. İçmek ile övünmek olur mu? Olur!.. Kimsenin hayatını ve tercihlerini yargılamaya hakkımız yok. Kendi hayatımızı üstün kılmak ve önemsemek için uygun bulmadıklarımızın üzerine basarak yükselmeyi ummak kendi gerçekliğimizi külle örtmeye çalışmaktan ibarettir. En ufak rüzgarla savrulmaya mahkum ve çıplağınla birlikte yaşayacağın gerçeğine gebe. Gözyaşları kurur elbette, mevsimler birbirini kovalar, zaman insanın dizgin vuramadığı çılgın bir koşudur, sadece onu betimlemiş, tanımlamış ve birimlere ayırmayı becerebilmiştir. Yirmi yaşında yaptıklarının yarısını yapsan kendini şanslı sayacağın günler gelir, yirmi yaşında olmadığına şükredecek kadar güzel düşünceler içerisinde. Hayat bedenden zihine akıştır sadece...
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1435

MesajTarih: Çrş Eyl 03, 2008 9:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Umarım memleket hasretin sakin sahurlarda Sivas'ın sabah serinliğine karışmıştır...
Başa dön
birbardaksu
Yeni Üye


Kayıt: Feb 05, 2008
Mesajlar: 93
Nereden: keman sesinden

MesajTarih: Çrş Eyl 03, 2008 10:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar
Hepsine yüzer kere rastladım en azdan
Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda
Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda
Verdi mi adama her şeylerini verirler
Ben gördüm ne gördümse kadınlarda
Porsuk nehrinin geçtiği



Bu güzel dizeleri ve sahibi C.Süreya'yı Porsuk Çayı'na karşı sevdiklerimizle anarken buradaki güzel insanlara da selam göndermeden geçilmez buralardan.

Bizim iftar soframızdan sizlerin sofranıza da bir sıcak pide göndermeden olmaz di mi Razz

Karakutunun bir müdavimi olarak;
hepinize selam olsun..

Selam Tian Abi !
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Eyl 04, 2008 7:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ruhum tatile girebilir ama bedenim asla...

Sevgili Gece henüz Sivas'a gidemedim ama yakındır, araya Ankara'yı da sıkıştırarak, ( sevgili Fadim'e selam olsun ) bayram öncesi bir hafta kadar kafa dinleyeceğim.

Gün içerisinde dükkanda durmak ruhumu sıkıyor, gazete satın almaya başladım yeniden ve ekonomi sayfası hariç okumam yarım saatimi alıyor ve bir gazete bulmacasına tamı tamına iki saatimi ayırıyorum arada, geç açıyorum dükkanı, bazen erkenden kapatıyorum bazen de iftardan bir saat sonra kapatıp gidiyorum. Çark dönüyor, yarın ev kirasını da aksamadan ödeyebileceğiz çok şükür.

Porsuk çayının kıyılarında çay içmişliğim de var benim, üstelik Porsuk çayı şehrinde tedrisattan geçmiş bir kadına aşık oldum ve evlendim kendisiyle sonunda...

Hoşgeldin birbardaksu, hoşgeldin, ne güzel ettin de geldin...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Çrş Eyl 10, 2008 5:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Adamım, bu küçük işlere ben bakarım..."

Ezginin Günlüğü


Çınar Kıraathanesi

Mahallenin meydana açıldığı yol üzerindeydi Kürt Durmuş'un kahvehanesi. Israrla maçları televizyonda yayınlayacak düzeneği kurdurmamıştı, haftasonu radyonun sesini açarak avutuyordu milleti ama at yarışı yayını akşam itibariyle ekranda yerini alıyordu çok şükür. Sekiz on masa içeride, dört beş masa da kapı önündeki küçücük avluda yer alırdı ve haftasonları oturacak masayı geçtim sandalye bile bulunmazdı mekanda. Önceleri boya sandığıyla kahveye takılıp arada kendini sevdiren ve herkese kabul ettiren Selami, daha sonra kadrolu eleman olup çıraklığa terfi ettiğinden beri kahveyi üç kişi çekip çevirmekteydi. Ocakcı Narkoz Nuri hemen hemen hiç konuşmamasıyla meşhurdu ama akşam olup da içmeye başladığı zaman da durmak nedir bilmezdi. Üstüne kafası iyice demini aldığında, dediklerine göre güzelde cümbüş çalardı. Düğünlere falan gittiği de olurdu ara sıra ortacı Çingene Ekrem'in bulduğu darbukacı tayfasıyla birlikte. Yalnız çalarken kafasını hafif yukarı kaldırır ve öyle put gibi kalıp bakar dururmuş uzaklara, Ekrem anlattı geçenlerde. O sırada Durmuş abimizin mekanda olmamasından dolayı henüz yeni yıkanmış bir çay bardağının Ekrem'i hedeflediğini ama zaten ezelden buna alışık ve hazır esmer ortacımızın bir vücut çalımıyla kendini koruduğunu ve bardağın duvara çarparak paramparça olduğunu da söylemekte fayda var. Selami ortalığı süpürürken, Ekrem hem kahvehanenin ortasında yer alan kolonu ocakla arasına siper edip hem de hala gülerek " Herkesin aradığı yeri bulmuş abiler, ondan bakıyor oraya..." deyişini de eklemeden hikayemiz demini almayacak elbette...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Çrş Eyl 10, 2008 7:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bağı süsleyen bülbüldür, fakat inciri kargalar yer.
Genceli Nizami


Çayın Demi

Her kahvehanenin iki tür müşterisi vardır, müdavimler ve yoldan geçenler. Elbette müdavimlerin çayı en taze tarafından gelir.

Çingene Ekrem bardakları teker teker dağıtır ama masayı da gözden geçirmeyi ihmal etmez. "Lan Selami! Küllükleri niye boşaltmıyon köpoğlu, şımardın iyicene..." Selami diğer tarafta ama sesle birlikte hareketleri hızlanıyor. Yanaşmamaya dikkat ediyor Ekrem'e, çünkü köteği yemek işten değil o sıra. Ekrem masadan ayrılır ayrılmaz küllükleri değiştiriyor. Ekrem kahvehanenin herşeyi. Hesaplar onda toplanıyor, Durmuş abi göz açtırmıyor hiç, üstelik Nuri'ye marka saydırıyor ama yine de " Adamını bulsam bir gün tutmam buralarda, çalıyor şerefsiz..." demekten kendini alamıyor çok yakın sohbet ortamlarında. Ekrem çok sıkı da kavga ediyor, hani ilk başta çelimsiz vücuduna bakıp da gözüne kestirenin kavga sonrasında anası epeyce bir ağlayacağı garanti neredeyse. Kıl olduğu müşterilere dakka başı çay dayaması ise diğer marifetlerinden...



İçeri girdiğimde iki masa doluydu sadece, şu ara boşgezer tayfasından Şeref ile Hasan'ın masasına selam vererek dümeni kırıyorum hemen. Daha yanlarına oturur oturmaz, Hasan kağıttan kafasını bile kaldırmadan sesleniyor.

"Lan Çingen çay ver Selim abine..."

"Çingene demeyecen oğlum, roman, roman..." karşılanıyor seslenişi diğer taraftan.

Şeref atılıyor bu sefer,

"Roman oldun da ..tün göğe mi erdi .ezevenk, bir çay da bana getir."

Selami'yi ekmek arası köfteye gönderip oyuna göz atıyorum. Çayları getiriyor Ekrem, servisi bitirir bitirmez, Hasan'ın sağ tarafında masada bıraktığı sigaraya uzanıp bir tane çekerek,

"Çek oradan bir keriz sigarası"

diyerek dudağına iliştiriyor, Hasan sesini çıkarmıyor. Bizimki ardından çakmağa uzanıp,

"Yakalım enayi ateşiyle..." diye yapıştırıyor bu sefer.

Güle oynaya devam ediyorlar oyuna, yabancı yok masada. Köftenin damlayan yağı pantolonuma düşüyor o sıra, peçeteyle siliyorum hemen...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Eyl 11, 2008 1:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kaide bu! Kartalı çekiştirmezse eğer, bukalemunla tırtıl nasıl yarenlik eder.
Edmond Rostand


Koş Yavuzhan, koş...

Hacı ile Recep ortaklığının durumu iyi değil kağıt oyununda. El ha bitti ha bitecek ve çaydan midesi burulan işsizler tayfasının cepleri de düzülecek az sonra. Masaya kağıtlar atılırken parmakların hemen üstündeki kemik aksamını da kadife çuhaya geçirmek adettendir nasılsa, sertliği ve sesinin şiddeti ise oyunun heyecan katsayısını belirler. Ben gazeteye yumulmuşum ama televizyonda üçüncü ayağın koşulacağı anonsu yapılınca Hacı'nın sözleriyle birlikte diğerleri gibi ben de televizyona bakıyorum.

"Çok sıkı tüyo aldım oğlum, bildiğin gibi değil, bu altılıda üç tekin garantisi var..."

Bu arada oyunu yavaşlatıyor.

"Tabelayı da bulduk mu, paraları cepte bilin, son ayağa on at yazmışım, kaçarı yok..."

Recep yüzünü buruşturdu,

"Tuttursan iyi olur Hacı, parti bizde kalırsa sonrasında sigaraya ayıracak para kalmıyor."

Artık iki kumar birden dönüyor masada. Biz de heyecanlanıyoruz ufaktan ufaktan. Nereden bulunur bu tüyo birader? O kadar sağlam madem, kaynağı neden bu işten para tutma yoluna gitmez de sağa sola dağıtır? At yarışının garantisi olur mu? Bu vatan sana kalır mı? türünden sorular başımı ağrıtırken dilime kilit vurup hiçbir şey demiyorum orta yere. Oyun tahmin edildiği gibi Hacı Recep ikilisine kalıyor ve artık son sürat devam eden yarışa dijital takılıyoruz hep beraber.

Recep basıyor gaza,

"Yürü be oğlum, kim tutar seni be..."

Hacı dünden razı,

"Hey Yaradan'a kurban olduğumun beygiri, rüzgar gibi mübarek!"

Derken kimsenin tutamadığı, rüzgar gibi, Yaradan'ına kurban olunan beygir birinci geliyor. Üçte üç. Kupona göz atıyorum, biri tüyolu, tek geçilmiş, diğerine üç at yazılmış, son ayağa ise harbiden on at döşenilmiş, üç teke rağmen yine de iyi para yatırmışlar, hele bu yoklukta.

Az sonra ne kadar para alacaklarını hesaplayacaklar birinci gelen atların ganyanlarına bakıp ve muhtemelen gerçekten bir kaç kat daha fazla bir paranın hayaliyle yanacaklar son yarış bitene kadar, ama şimdi ikisini üst üste yapıştırsan sigara alacak paraları yok. Olsun kupon cepte ve umutları var. Recep ile Hacı ben bildim bileli beraber takılırlar ve neredeyse yatakları hariç her yere birlikte giderler. Şu ana kadar ikisinin birden aynı zamanlarda işte çalıştığı görülmemiştir, ama asla vazgeçmezler, sürekli işlere girer çıkarlar...

Hesabı ödüyorlar, Ekrem müesseseden beş çay daha getiriyor masaya, müdavimlerin bir ayrıcalığı da parti sonrası bedeva çaydır yaz bunu da bir yere. Hadi rastgele...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1426
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Eyl 13, 2008 7:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Kataranı kaynattık olmadı şeker,
Cinsini ..ktiğim, cinsine çeker..."

Türk Atasözü


Mafyasal hareketler bunlar Mayk!

Hacı ile Recep hesabı ödeyip kalktılar masadan. Şeref çayını yudumlayarak bana döndü.

"Usta, ne oldu senin iş meselesi?"

Beklemiyordum hiç, huzursuzlandım,

"Aynı terane, başvuru formunu doldurduk, mülakata aldılar bir yarım saat kadar, sonra biz sizi ararız muhabbetine sardı iş..."

Hasan'ın gözü hala televizyonda, bir yandan üst dudaklarını kemiriyor, düşünceli,

"Selim abi, akşam kapanışa yakın kaveye gelsene, ufak yollu bir işimiz var senle."

"Hayırdır?"

"Biz de şer ne arar abi, sen gel hele..."

"Bakarız!" dedim yine de temkini elden bırakmadan.

Bu sefer bana döndü,

"Abi sallama öyle bakarız felan, aleme akacağız bu gece, kıyısından tutun sen de, fena mı olur?"

Alemlerin Rabbi'ne şükürler olsun alemlere akmışlığım yoktur şimdiye kadar ama Hasan'ı tanırım. Zarar gelmeyeceğini de bilirim. Ediyorsa bir kelam, arkasında kesinlikle benim adıma yaptığı bir hesabı vardır. Kalkıp eve gidiyorum...

...

Gece yarısına çeyrek kala geliyorum kahvehaneye. Nuri yükünü almış epeyce, az sonra bodruma inip tek kişilik yatağına gömülüp, ertesi güne bırakacak kendini. Sadece içerek anlam bulan bir hayat, içmeyenlerce anlaşılamaz ve anlaşılmayan bir hayat çelişkilerin çocuğudur bir çoğuna göre. Asla değildir! Her hayatın kendi hikayesinin sesi vardır, sadece frekansları farklıdır, sen duyarsın, öbürüne kapı gıcırtısı gibi gelir, bir diğeri hayatının ritmini bu müzikte yakalar, öbürü yanından yöresinden bile geçmez. Hayat sadece bundan ibarettir vesaire, vesaire. Sanat yoktur, sanat aşkı, aşağılık hayata duyulan nefretin burnu havada kılıksız soytarılığından ibarettir. Oysa herşey Nuri ile başlar, Nuri yetmiş milyon yitirilmişliğin alkol alan tek kazananıdır bu gece ve o tüm gün haram yemeden, eşek yükü kadar ağır bir işte çalışıp yatağının yolunu tutan tek adamdır. Ve hayat adına türetilen herşey hayatın karşısında ezik ve tutuktur. Elbette diğer hayatları yargılayanlar kendi hayatlarının köleleri olduğunun farkına varamayanlardır...

Bu tür düşüncelerle tam da felsefenin ebesini ağlatmak üzereyken Durmuş abimiz hesabı kapatıp, hepimize selam vererek dışarı çıktı ve mekanda ben, Hasan ve Ekrem'den başka kimse kalmadı. Ekrem kahveleri getirdiğinde Hasan lafa girmişti bile.

"Hacıların altılısı elinde patlamış yine, tabelada on at yazmış lavuklar, geriye sadece altı at var, şansa altıncı at birinci gelmesin mi? Hırsından kuponu yiyecekti Recep, abi görmeliydin..."

Altılı da beş de kalanlar her daim iki ye tav olanlarca aşağılanırlar, yaz bunu da bir yerlere.

"Hacı'ya söyle de beni bir görsün yarın..." dedim. "Kömür işi var depoda, belki birlikte hallederiz"

"Tamam baba, bakarız..." dedi bu sefer.

"Ben dedim onlara, içki, kadın, kumar bitirir delikanlıyı amma..." Çingene Ekrem bir yandan masaların üzerine sandalyeleri yerleştiriyor diğer yandan bize laf yetiştiriyor.

"Geriye ne kaldı oğlum yav? Ufağı dolaba koydun değil mi sen akşam?" diye karşıladı Hasan.

Demek ki hazırlık yapılmış akşamdan. Ekrem üç çay bardağı, üç su dolu su bardağı, bir ufak şişe Yeni Rakı ve meze niyetine bir avuç çekirdeği masaya getiriyor. Kapı kapalı ve Narkoz Nuri aşağıda uykusunun en karanlık dibine vuralı bir yarım saat kadar olmuş o ara...

...

"Eee Hasan? Nereye gideceğiz bu gece?"

"Bu gece mafyayla takılıyoruz abi..."

Rakıdan sıkı bir yudum aldım, ağzım, burnum, midem, beynim buruştu anında.

"Deme yav..."

"Dedim bile..."

"Eh ulan Hasan, akşam akşam ne hallere koydun bizi, ne işimiz olur oğlum bizim mafyayla mufyayla?"

"Hele bir dinle sen, gelmek istemiyorsan yine gelme be abi..."
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 24, 25, 26 ... 29, 30, 31  Sonraki
25. sayfa (Toplam 31 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok " Doğan Grubunu boykot çağrısı&q... Poe Güncel Olaylar-insanlar 21 Prş Eyl 18, 2008 11:20 pm
Yeni mesaj yok "İyi şiir her zaman dinidir" Poe Şairler ve Şiirleri 0 Pzr Ağu 03, 2008 1:30 pm
Yeni mesaj yok Futbol Sadece Futbol Değildir akrebingozleri Güncel Olaylar-insanlar 9 Pts Hzr 23, 2008 3:45 pm
Yeni mesaj yok Ya Şimdi Ya Asla ozanyazar Kısa Öyküler 0 Sal Hzr 03, 2008 3:29 pm
Yeni mesaj yok "Düşünün artık! Kamer Genç devre... warlord Güncel Olaylar-insanlar 0 Çrş Nis 23, 2008 11:21 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke