Bu kadar özleyeni olan, muhakkak dönüşü de hatırlar elbette...
Umut hep vardı, arkası yarındı...
Eston'lardan kurtulduk çok şükür, Allah beterinden korusun, bu sıra online olan mod'larımızdan Amentü kardeşimizin bu işte bir parmağı olduğunu düşünüyoruz. Geçen akşam "Mod'ların saltanatı" ya da "Mod'suz hayatın inceliklerinde sırça köşke korsan yazılar döşenmek" gibi başlıklar açmak geçti aklımdan sırf espri mahiyetinde ve cübbeliden ve yoğun gündemden epeyce sıkılan ben gibi forum sakinlerine bu sıcakta, buz gibi taze limonata ferahlığında. Ama sonradan, başlığımın konudan saptırılacağına dair içimde şüpheler oluştu. Sevgili adminlerim ve moderatörlerim, bu sıra "Silinecek üyeler" başlığının epeyce aktif olmasından rahatsızız, sizden rica etsek bir kerecik de olsa kimseyi silmeseniz, üyeler üye olarak kalsa, bütün dünya buna inansa, birlik olsa, hatta dünya yerinden oynasa, yeterki kadınlar birlik olsa, gibi saçma sapan cümlelerimizi ard arda sıralasak, Kahtalı Mıçı'dan türküler dinlesek, kesmese "Erzurum dağları" na uzansak, gerçek hayatımızda bizi vuran her türlü salak yaptırıma sanalda da olsa bir tokat atsak, "vesaire, vesaire, vesaire hep aşka dair..." Bu da bir Kamuran Akkor şarkısıdır, de buyur desek, yemesek içmesek, hatta sütten kesilsek...
politika gündelik hali ile hepimizin hayatnda ne yazık ki, ekmekle beslenen, daha doğrusu ekmekle beslenmek zorunda kalan bir halkınız varsa ve eğer ekmeğe habire zam geliyorsa ve eğer biryerlerde bir biçimde "ekmeğe de zam geldi" diye konuşuyorsanız bu da politikadır, çünkü ekmek bir politika sonucu parayla satılır ve bir politika sonucu ekmeğe zam gelir...
kadar...
cübbeli de politik bir malzemedir birileri için bir taraftan...
forumlar da...
ama başka bir şeyler de var,
başka şeyler de olmalı
ki
zaten buralarda varlar...
Bu kadar özleyeni olan, muhakkak dönüşü de hatırlar elbette...
Umut hep vardı, arkası yarındı...
Eston'lardan kurtulduk çok şükür, Allah beterinden korusun, bu sıra online olan mod'larımızdan Amentü kardeşimizin bu işte bir parmağı olduğunu düşünüyoruz. Geçen akşam "Mod'ların saltanatı" ya da "Mod'suz hayatın inceliklerinde sırça köşke korsan yazılar döşenmek" gibi başlıklar açmak geçti aklımdan sırf espri mahiyetinde ve cübbeliden ve yoğun gündemden epeyce sıkılan ben gibi forum sakinlerine bu sıcakta, buz gibi taze limonata ferahlığında. Ama sonradan, başlığımın konudan saptırılacağına dair içimde şüpheler oluştu. Sevgili adminlerim ve moderatörlerim, bu sıra "Silinecek üyeler" başlığının epeyce aktif olmasından rahatsızız, sizden rica etsek bir kerecik de olsa kimseyi silmeseniz, üyeler üye olarak kalsa, bütün dünya buna inansa, birlik olsa, hatta dünya yerinden oynasa, yeterki kadınlar birlik olsa, gibi saçma sapan cümlelerimizi ard arda sıralasak, Kahtalı Mıçı'dan türküler dinlesek, kesmese "Erzurum dağları" na uzansak, gerçek hayatımızda bizi vuran her türlü salak yaptırıma sanalda da olsa bir tokat atsak, "vesaire, vesaire, vesaire hep aşka dair..." Bu da bir Kamuran Akkor şarkısıdır, de buyur desek, yemesek içmesek, hatta sütten kesilsek...
Sevgili tian, ben şahsen ciddiyetten uzak bir kültür sanat sitesi düşlemiyorum. İnsanlar seviyeyi hemen kaybedebiliyorlar. Özellikle forumların bu anlamda istismarı oldukça kolay oluyor. Bir seviye tutturmak önemlidir değil mi?
Aslında ben memnunum, dostlarımın canları ne zaman çekerse ortamı çiçeklendirmeleri hoşuma da gidiyor...
Silinecek üyeler başlığının, aşk böcükleri ve korsan eston saldırıları üzerine olmasından da ziyadesiyle memnun oldum, forumun kültür sanat adına hakettiği seviyesinin korunması bizim de dileğimizdir...
Yarın itibariyle bu forumda iki seneyi dolduruyorum, yazılarımızla başladığımız muhabbetimiz, sizin sayenizde beni o kadar farklı yerlere taşıdı ki sevgili Karakutu sakinleri, anlatmaya kalksam roman olur. Bu süreçte bilerek ve isteyerek kimsenin kalbini kırmamaya çalıştım, ama olduysa da şimdi o kişi veya kişilerden özür dileme vaktini gösteriyor saatler...
Çok yorgunum aslında, gündüz sıcaktan, gece yoğunluktan, yatağa uzandığımda uyuyamaktan, sabah gerektiği saatte kalkamamaktan ve neredeyse yedi sekiz aydır hiç ara vermeden dükkanla uğraşmaktan rahatsızım. Ama yazma eylemlerimize elbette hayatımız izin verdiği ölçüde devam etme niyetimiz mevcut ve Karakutu var olduğu sürece burada kalma niyetimiz de var...
Sayın fadim kızmış ama buraya yazmamıza, ben birkez daha birşey yazayım, sonra imha ederim mesajlarımı. Söz.
Sevgili tian abi;
Bugün Karakutu'ya üye oluşunun 2. senesi. Ve Karakutucular için de doğum günün sayılır. Bizim ufkumuza yazılarının, kaleminin akmaya başladığı ve doğduğu gün.
İyi ki doğmuşsun ve iyi ki " Ve asla sadece bir bağlaç değil "
Eyvallah dostlarım, ben yazacak bir şey bulamıyorum bu tür hallerde;
En iyisi bildiğimiz yoldan yürümek,
Henüz evlenmemişken sevgili eşimle, o sıralar bir arkadaşına misafir olmamızla başladı herşey. Bir ortağım vardı onun sayesinde arada sırada görüşme imkanı ancak buluyorduk ve en yakın arkadaşı ile beni tanıştıracaktı, meğer aynı gün Karakutu ile tanışmak varmış kaderde. Evde ki bilgisayara daldım kısa bir müddet sonra, elbette alışık olduğum üzere edebi alemde takip ettiğim yazarların yazılarına rasat atmak üzere. Sonra Nihat Genç yazılarıyla birlikte Karakutu'ya üye oldum. Forumsuzdum o sıralar ve tüm yapıp edebildiğim on beşer dakikalık internet kafeleri molalarında çok eskiden yazdığım şeyleri kutuya atmak oldu. Ama forum kurallarını okumuştum nasılsa ve okur adayları bölümünde koyulduk yola. Kurallardan hoşlandım mı? Elbette hayır ama ortada ciddi bir emek vardı ve neredeyse sevdiğim herkes buradaydı edebi aleme dair, sadece Bukowski hariç, o boşluğu da biz doldurmaya çalıştık zaman içerisinde. Herneyse, tuhaf bir ruh haliyle, yazıyı at bekle ve gör işte misali, bu durum epeyce uzun bir müddet devam etti. Bir tür kartvizit bırakma halidir nasılsa, en deliyi, olmamışı, kötüyü, belayı daha başından ortaya koyalım ki daha sonraki yazacaklarımıza referans olsun kendileri. Beni ilk keşfeden o mu değil mi bilmem ama ilk tepkimi sevgili Nazenazen'den aldım. Özel bir andır o benim için, hiç tanımadığım biri beni okumuştur ve üzerine söyleyeceği şeyleri vardır. Yıllarca ajandalarda saklanmış bir takım şeylerin yerlatından gün ışığına çıkmasıyla gözleri kamaşmıştır ve mecrasını ararken dost selamıyla el yordamıyla görebilmeyi öğrenmektedir. Sonrası çığ gibi geldi zaten, bulabildiğim her fırsatta yazdım ve artık okumaya da başlamıştım. Karakutu beni aldı eline ve yetiştirdi bu sefer, inanılmaz insanlarla tanıştım burada ve her birini o kadar sevdim ki, şimdi isim isim yazmaya kalksam, ben biterim ama yazı bitmez. Velhasılıkelam vesselam...
Foruma üye olup da yazılarını ilk gördüğümde Karakutu için özel yazılar yazan bir yazar sanmıştım. Zira cümleleri hiç de bir forum üyesinin cümlelerine benzemiyordu. Kelimeleri sel gibi okuyanı önüne katıp götürüyordu. Son cümlede ancak başımı kaldırıp nefes alabiliyordum. Doğrusu muhatap olmaktan da tırsıyordum. Sayın nazenazen (kulakları çınlasın, forumda bıraktığı boşluk hâlâ öyle duruyor ve kendisini bekliyor... Görenlerin, bağlantıda olanların insaniyet namına selamlarımızı iletmelerini rica ediyoruz) ilk mesajı atınca, "tamam, ısırmaz, etten kemikten biri" dedik. Bir de paragraf sorunu vardı Tian ustanın... Son cümleye vardığımda gözümü kaşımı sağdan soldan topluyordum. Cümlelerinin önce ensemizde şaklama sesini duyar cümleyi de sonradan görürdük. Cümlelerini imrenerek, "Öylesi bir cümleyi bu adam nasıl kurabilir? Kelimeler onun dilinde zevkten dört köşedir, bir cümlesinde yer almak için aralarında kavga ederler, belki de yazılarında duyduğumuz bu kavganın sesidir" diyerek ve biraz da "bizim, elde yok avuçta yok, üç beş kelimedir sermayemiz, sabahtan akşama kadar oynasan bir paragraf ya çıkar ya çıkmaz" kompleksiyle okurduk. Şimdi bu kalem aramızda, demlediği çayın kokusu daim burnumuzun dibinde...
Ez cümle, her foruma nasip olmaz öyle bir kalem ve bu yönden şanslıyız.
Yeri, zamanı ve hakkı değil bu cümlenin belki ama forumda olduğu gibi görünen ve gerçekten çıldırtan sayın üyeye de saygılarımı sunuyorum.
İssinabi geldi hoş geldi, ben onun her harfine kurban olmayı düşlerken ve yazıp yazabileceği her şeyi gün aşırı sabırla beklerken...
Güne gazetelerle başladım, Hıncal Uluç yazmıyordu bugün, yani uluslararası gazete okuma günü ilan edilebilir, maalesef haftada bir kez gerçekleşiyor. Emre Aköz biraz giydirmişti kendisine bir önceki yazısında, şimdi cevabını bekliyoruz bakalım. Perihan Mağden'i en sona bıraktım elbette, bu arada kutuya girip çıkıyordum ki ana sayfada bizim sartre'nin hiçlik başlığından alıntılarına rastladım, bir sevindirik oldum ki sormayın, binlerce değerli isim, yazı, şiir ve ardından bir forum üyesinin o ana sayfada yer alması ve bunu her kim düşündüyse helal olsun dedim içimden. Perihan ablayı bile unuttum o an ve hiçlik'in içine bir girdim bir daha da çıkamadım. Bu herhangi başka bir forumda olağan karşılanabilir ama Karakutu'da işin rengi biraz farklıdır, burada eş, dost, para, statü, zart zurt muhabbeti sökmez. Sadece kelimelerin gücü denilen yasaya boğun eğer ve kültür ve sanat adına Türkiye'nin en değerli sitesidir. Diyeceksin, atma recep din kardeşiyiz! Ama kazın ayağı öyle değil hakikaten. Yasaklı youtube'a bile girebildiğimize göre, heryeri arayıp tarıyoruz edebiyat namına ne varsa, ana sayfalar neyse ney de, forum açısından durumlar gerçekten içler acısı dostlarım. Ya da var ama ben henüz kendisine ulaşamadım diye bir açık kapı bırakalım hadi biz en iyisi. Bizim sartre'ye buradan selam yollamak ve başarılarının devamını dilemek istedim sadece, selametle...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız