Kayıt: Aug 05, 2006 Mesajlar: 494 Nereden: baktığınız yerden
Tarih: Sal Eyl 19, 2006 2:07 pm Mesaj konusu:
sayın erdemolmez... çok kısa bir vaktim var...
ama o laflar yakışmamış size... geldiğimde ben size göstereceğim demedim demem de.. o terbiyesizliği yapmam... değer kavramını konuya aldınız o zaman meseleyi biraz da derinlere inerek değersel açıdan alalım... il dışındayım.... dönüşte devam ederim dedim... belki de sinirli bir anınıza denk gelmiş de alçalma lafını araya sokuşturmuşsunuz...
ben de az bir sinirleyeyim... sadece kendi cümlelerinizle karşımıza çıkacaksınız o zaman hodri meydan'ınızı kaale alacağız ve geleceğiz...
haklı çıkarsanız cümlelerinizi öper başımıza koyarız...
Sayın madum..
kurduğunuz cümleler sizin psikolojinizi az da olsa ele veriyor...
varsa bir bildiğiniz buyrun... çocuklar siz tartışadurun ben şöyle bir izleyeyim sizi.. gerektiğinde mudahale ederim diyorsanız kuracağınız cümlelerle işim olmaz...
bakın işte yine yanlış anladım herhalde...
Bendeniz sizin gibi kişileştirmeyeceğim.Ben tamamen Üstat ın ayrıntılarını takdim edeceğim.
Şiir kuramında ansızın köklü bir değişikliğe gider Üstad. Mücerretten müşahhasa taşır şiirini. İçerikle şekilde, söyleyişle pratikte bir “yeni”lik vardır artık.
Bu boyuttaki beyitlerin hepsi şaşılası derecede mücerret, ama öncülleriyle ardılları ise zıt istikamette müşahhastır nitekim. “Aklı, varlığı yokluğu, imanı, hakikati, gayeyi, ateşi, cehennemi, latifi, mantığı, zamanı, süreğenliği, nihilizmi, kaderi, ontolojiyi, kitabı” sorgular beyit beyit. Üşenmez; “kelimeye, besteye, bire, sayılara, oyuncağa”da dokunduruverir inceden ve ister mücerret olsun ister muşahhas, tüm evereni aşk doktrininde birleştirir.
Allah, Resul aşkıyla yandım; bittim, kül oldum
Öyle zayıfladım ki, sonunda herkül oldum
Kayıt: Aug 05, 2006 Mesajlar: 494 Nereden: baktığınız yerden
Tarih: Çrş Eyl 20, 2006 5:40 pm Mesaj konusu:
Necip Fazıl ve Sezai Karakoç’la ufak tefek farklılıklarla beraber aynı dini düşüncenin insanlarıyız… Nihat Genç’le de aynı insani ve vicdani dünyanın insanlarıyız… Dini düşünce olarak Necip Fazıl ve Karakoç bana daha yakındır, insani ve vicdani olarak Nihat Genç… Sonuçta üçü de bizim için lazım ve gerekli ve önemli şahsiyetlerdir…
Nihat, Karakoç ve Necip Fazıl hakkında, ‘açlıkla ilgili tek şiir yazmamışlardır’ demiş… Aslında Nihat Genç’i kitaplarından, konuşmalarından, dergiden ve röportajlarından takip edenler, üslubunu bilenler kastının ‘açlık bu iki şahsiyeti ilgilendirmemiştir’ olmadığını çok iyi bilirler…
Doğrudur, Nihat Genç kadar kimse açlığa ve bunun yan alanlarına bu kadar vurgu yapmamış, açlığı dert edinmemiştir… Ama bu iki şahsiyetin açlığa duyarsız kaldığını kimse söyleyemez… Nihat’ın kastı duyarsızlıksa -ki onun üslubunu bildiğimiz kadarıyla öyle değildir… (Biz yoksul insanlarız… bir gülümsemeyle de… bir sarılmayla da doyarız… (N.G)- yanlıştır, katılmıyoruz ve Nihat Genç bu konuda eksik bilgilidir, ön yargılıdır, sağ zihniyetlere bir saldırı sırasında bu cümleyi de yuvarlamıştır…
Ama en az biz kadar Karakoç ve Necip Fazıl okumuştur Nihat Genç.. sıkı bir yakın tarih okuyucusudur çünkü ve bunların hayatlarını, fikirlerini, pratiklerini çok iyi bilir… Bu iki şahsiyetin inandığı dava açlığa duyarsız kalmalarına müsaade etmez… oysa ikisi de dava adamıdır ve ikisi de toplumun içindedirler… ve fakat ne Karakoç ne de Necip Fazıl şiirlerinde açlığın kavgasını vermemiştir, bunu rahatlıkla söyleyebiliriz… (sayın istanblue, hele tasavvuf ne kapasite ne de içerik olarak açlıkla bir mücadeleye girebilir... ancak yorumlar ve anlamını kaydırır…)
Nihat’ın ise temel kavgalarından biri açlıktır… sadece açlık konuşulacaksa Nihat bunların önündedir ve açlık konusunda onları eleştirebilme hakkına sahiptir…
Sayın erdemolmez, bunlar bu memleketin değerleridir eleştirilemez, demiş… bunlar bizim değerlerimizdir, doğru… Peki bu memleketin değerleri midir? Öyle bakılması gerekiyor ama maalesef değil… Onlar bu memleketin değeri olamamışlar, bizim değerlerimiz olarak gönlümüzde yer etmişlerdir… Nihat Genç belki bu ikisi kadar bir değer taşımamaktadır ama o bu memleketin bir değeri olabilmiştir…
Değerler eleştirilebilir mi? Bu, eleştiriyi yapana göre değişmez… İsmet Özel eleştirebilir çünkü onun ortaya koyduğu değerler vardır… Nihat eleştiremez çünkü ortaya bir değer koyamamıştır… Neden ve neye göre… Bunun bir ölçütü var mı… Neye göre Özel koymuş, Nihat koyamamıştır… ve neden değerler eleştirilemez…
Bu topraklarda en büyük değer nedir… Allah’tan büyük bir değer var mıdır… Oysa İhlas Suresi, böylesi bir değeri tartışma ve sorgulama sonucu verilen bir cevap niteliğindedir… Allah’ı kim tartışmamış, konu edinmemiş şimdiye kadar… Hangi Allah düşüncesi eleştirilmemiş şimdiye kadar…
Nihat’ın onları eleştirmeye boyu posu yetmez… şiir alanında derseniz sayın erdemolmez doğrudur, boyunu aşar… ama açlık, ezilmişlik, onur konusunda çok rahat bir şekilde ve yüksek sesle konuşabilir…
Nihat’ın üslubu budur… ve ikisini de sever… Konya ovasında sararıp boyun büken bir otu bile Mevlana kadar seven biri elbette bu iki şahsiyeti de sever… Sevilenler de eleştirilir ama ve laf işitir…
Abese ve tevella…
Afe’llahu anke lime ezinte lehum…
Sahi biz Nihat’ı neden severiz ve sahip çıkarız ve bizden biliriz… oysa ne çok küfrediyor… ne terbiyesiz kelimeleri var…
Ama kendi kelimeleriyle ağlayan biri… ve bu topraklarda onurun ölmediğini ve kazanacak olanın her zaman onur olduğunu bu kadar yüksek sesle dillendiren biri… Bu adam onurumuzu, aşkımızı, coşkumuzu ateşledi… harekete geçirdi… ne çok umutsuzduk halbuki… ne umutlar uyandırdı bizde…
Değer ortaya koymak dediğin ne ki sayın erdemolmez….
Ve olası bir tufanda gönül rahatlığıyla güvenip gemisine binebileceğimiz kaç kişi var şu memlekette…
Şu an en geniş gemi Nihat’ın gemisi olarak görünüyor… (ben öyle görüyorum…)
En son zeran tarafından Pzr Ekm 22, 2006 9:41 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bence sen de sayın Genç'in ard niyetle davrandığı ard niyetini taşıyorsun. Elbette ki Nihat Genç'in her söylediğine katılacak değiliz. Aklımıza yatana evet deriz ve belki biraz da ekleriz, yatmayana hayır deriz ve belki de eleştiririz.
Benim vermiş olduğum tepki elbette yanlış.Ama belirli kitleyi cezbeden yazarlara laf atıldığı zaman fanatikler iş başına geçer ve samimi bulmuyorum tepkilerini.Ben sırf dünya görüşlerinden dolayı okunduğu ve sevildiği için sahiplenme duyularını hareketlendriren bir görüşü samimi bulmuyorum...benimde vereceğim tepki kahvedeki insanın tepkisi gibi olur.
Kayıt: Aug 05, 2006 Mesajlar: 494 Nereden: baktığınız yerden
Tarih: Cum Eyl 22, 2006 8:16 am Mesaj konusu:
açlık hakkında şiir yazılmayışının sebebi şükür ise yazanlar şükretmiyor mu...
şükretmek ayrı açlığa ve buna sebep olanlara isyan etmek ayrı şeylerdir.. Ebu Zerr de açlığa savaş açanlardan ve bu uğurda canını verenlerden biri... oysa çok iyi biliriz ki en güzel şükrü Ebu Zerr yapmıştır açlığa sebep olan iktidara kafa tutarak...
Tasavvufun islam tarihinde ortaya çıkışı tamamen siyasidir...
açlık hakkında (hesap sorarak) metinler ve şiirler yazılmayışının sebebi tamamen siyasidir...
memlekette devasa vurgunlar yapılıp halkın ekmeği çalınıyorsa midemize bir sıcak çorba indi diye şükretmek islam'ın ruhuna uymasa gerek...
Allah'ı eleştirmek... eleştiri denilince neden aklımıza hep olumsuz bir şeyler gelir... Allah'ın şahsı yok ki kendisini eleştiresin... ama bu eleştiri sıfatlar üzerinden yapılır... Allah'tan sadır olan ve sadır olacak olan eylemler üzerinden yapılır... Vasıl b. Ata, Hasan Basri'nin Allah'ın hesap sorma ve ceza verme keyfiyeti yönündeki anlayışını eleştirmeseydi Mutezile gibi bir akım çıkmazdı... Eşari, Maturidi, İsna aşeriye... bu eleştirilerle doludur...
Nihat Genç, açlık konusunda sadece Karakoç ile Necip Fazıl'ı eleştirmiştir... Bu eleştiriden bir fikir verme bir ön veri elde edilebilirse de genel bir yargı çıkarılamaz...
Nihat Genç medya hakkında da çok pis genel cümleler kurar, yargılar çıkarır... ama biliyoruz ki medya içerisinde Nihat Genç kadar asil ve onurlu yazarlar da bulunmakta... ve yine biliyoruz ki Nihat bunları da bilmekte ve bu şahsiyetleri metinlerine de taşımakta...
yaptığı eleştiri yanlış ve haksız da olsa onun bir önyargı taşıdığına inanmıyoruz... çünkü hangi konularda önyargılı olduğunu biliyoruz ki zaten o bu tür konularda kendi kendini ifşa eder...
Diriliş... bu bir değer değil bir bakış açısı bir yeniden yorumlama güncelleme... Gazali'nin İhya'sı da bundan öte bi şey mi...
Nuh'un gemisini yeniden inşa etme ve bu sefer ayrım gözetmeden içinde insanlık olan herkesi gemiye alma yeni bir değer olmasa da kalbimize çok yakın bir insani vicdani diriliştir... Ve Nihat Genç kendi tasarladığı bu gemide aç karna sponsorsuz bedava gönüllü çalışmaktadır...
Sağ zihniyet derken ben kesinlikle üzerime almıyorum...
Kayıt: Aug 05, 2006 Mesajlar: 494 Nereden: baktığınız yerden
Tarih: Pzr Ekm 29, 2006 10:02 pm Mesaj konusu:
ismet özel hakkında bir soru üzerine de şunu demiştir:
önceleri okuyordum ama şimdi okumuyorum.. milletin kafasını düzmekten başka ne yaptı..
varsayalım nihat'ın kastı çamur atmak.. sağ zihniyetin sığlığı üzerinden prim kazanmak..
sahi necip fazıl ile sezai karakoç neden açlık üzerine çıkıp da iki laf etmemişlerdir..
tonla aç var.. neden bu güruh necip fazıl ve karakoç yerine nihat genç okur..
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız