| Yazar |
Mesaj |
madum Yazar

Kayıt: May 12, 2006 Mesajlar: 270
|
Tarih: Cum Hzr 09, 2006 10:54 pm Mesaj konusu: |
|
|
ben çocukken; ben çocukkenle başlayan cümlelerin pek bir anlamı yoktu. güzel başlık karakedi. forumdaki bence en güzel yer burası
........
saatlarce karınca yuvasının başında bekler, karıncaları izlerdim.
bir şişe uludağ gazozundan müteşekkil yevmiye için bütün gün pamuk toplar, çapa yapar ve bıtırakları yolardım. traktörün arkasına bağlı römorkta seyahat etmek beni eğlendirirdi. pamuk veya buğday yığınlarını deniz olarak kullanıp içinde yüzmekte öyle. sonra arklarında yüzmeyi, çalaka toplamayı keşfettim. ilime ağacının dikenlerine dayanabilirsen böğürtlenin en iyisine ulaşabileceğini de.
devamı gelecek... |
|
| Başa dön |
|
 |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Cmt Hzr 10, 2006 11:21 am Mesaj konusu: |
|
|
12 eylul oncesi
abilerimiz duvara tyd diye birseyler yaziyorlar
yazarken yakaladim ve sormustum cok merakliyiz ya
ne demek bu
cevap turkiye yardimlasma dernegi idi
meger "tek yol devrim" in kisaltilmasiymis |
|
| Başa dön |
|
 |
simone KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jan 01, 2006 Mesajlar: 753
|
Tarih: Pzr Hzr 11, 2006 1:26 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Çocukken de şimdiki gibi evde oturur,hayal kurar ,kitap okurdum.Değişen pek bir şey olmadı aslında.. |
|
| Başa dön |
|
 |
madum Yazar

Kayıt: May 12, 2006 Mesajlar: 270
|
Tarih: Pts Hzr 12, 2006 2:00 am Mesaj konusu: |
|
|
annemin "zehirlidir, uzak dur onlardan" şeklindeki tüm ihtarlarına rağmen şeytankeleklerin tepesine tepesine basıp onları ezerdim.
oysa içinden çıkan suyu, belli bir orandaki distile suyla karıştırılınca sinüzite de çözüm oluyormuş. |
|
| Başa dön |
|
 |
BigLebowski Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir

Kayıt: May 17, 2006 Mesajlar: 15
|
Tarih: Pts Hzr 12, 2006 9:57 am Mesaj konusu: |
|
|
8-9 yaşlarındaydık, bir arkadaşımla ramazanda pide satıp voliyi vurmaya karar verdik,hedef kitle de komşularımız.. Fırın sahibiyle konuştum, bir sepet ve şu kadar para. Annemden sepet istedim o da tuttu bana içine örgü şişlerin konacağı şekilde tasarlanmış hasır işlemeli, pullu mullu bir şey verdi. Fırına vardığımda koluma taktığım şeyi ev hanımlarının kullandığını çok acı sözlerle ima etti orada bekleyen diğer çocuklar.
Hırsımdan ağlaya ağlaya gittiğimi hatırlıyorum mahalleye. O zamanlar ramazan yaz mevsimine denk geliyor korkunç sıcak, İzmir’deyiz şakası yok. Üstümüzü çıkardık ortakla, serin serin gezeceğiz. O ana kadar bizi seyreden 4 yaşındaki kızkardeşim üstümü çıkartıp ben de sizinle geleceğim diye tutturmasıyla her şey zıvanadan çıktı. Kolsuz atletlerle sinir krizi geçiren, bağırıp çağıran zıplayan üç tip, pideler yerlere saçılmış.. Allahtan annem yetişip yarım saat kadar dövdü de hepimiz sakinleştik biraz.
Hiç unutmuyorum o günü, şortlar ve kolsuz atletlerle, allı güllü sepetlerle pide satan üç primat, utanıyoruz bir de bağırmaya, sus pus dolaşıyoruz, insanlar sorsun ne yapıyorsunuz diye melul melul bakıyoruz. Deli sanıyorlar soruyorlar, coşuyoruz; “pide var teyze alcan mı!?” |
|
| Başa dön |
|
 |
OWL KARAKUTU YAZARI

Kayıt: May 02, 2006 Mesajlar: 748 Nereden: Mağara
|
Tarih: Pts Hzr 12, 2006 10:13 am Mesaj konusu: |
|
|
| Altı yaşlarında filandım, evimizin girişinde bakkal vardı. Ekmek filan lazım olunca beni gönderirlerdi. Ama bakkalla küs olduğum için ben daha uzakta ki bir bakkala gidiyordum. Komşumuz görmüş bir gün, annemi azarlamış "Ufacık çocuğu oralara gönderiyorsunuz, kendiniz gitsenize" demiş. Annem şokta tabii, benim hemen apartmanın girişinde ki bakkala gittiğimi zannediyor kadıncağız. Neden oraya gitmediğimi sordular bana, yanıt çok basitti "O bakkal beni kandırdı". Nasıl kandırdığıysa biraz karışık bir konu; bir gün ekmek almaya gittiğimde bana bir ekmek verdi. Ama ekmeğin ucu yamuktu, yani biçim itibariyle diğerlerine benzemiyordu. Ben de onu defolu ürün ve kendimi de kandırılmış saydığım için bir daha o bakkala gitmemişim. Halen o bakkal teyzeyle karşılaşırım; şimdi bir kırtasiyesi var, bakkalı kapattılar. Bazen şaka yollu takılır, çok utanıyorum. Ya yapma artık şu şakayı be teyzecim. |
|
| Başa dön |
|
 |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Pts Hzr 12, 2006 12:14 pm Mesaj konusu: |
|
|
teneffuslerde yakalama oynardik
herkes sevdigi kizin pesine duserdi
kizlar erkekler
bir kere gamzeyi yakaladim
oysa ben onu degil figeni tutmak istemistim
gamzenin ispirtolu almanyadan gelme kalemleri vardi
bir de kokulu silgisi |
|
| Başa dön |
|
 |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Pts Hzr 12, 2006 3:47 pm Mesaj konusu: |
|
|
acik hava sinemasi vardi
gazoz icerdik
elvan gazozu
o zaman tahta kasalarda dagitilirdi
herkes tum komsular piknige gider gibi
yildizlarin altinda sinema ahh ulan ahh
en son bodrumda yazlik sinemaya gitmistim,sene 1984 |
|
| Başa dön |
|
 |
madum Yazar

Kayıt: May 12, 2006 Mesajlar: 270
|
Tarih: Pts Hzr 12, 2006 5:41 pm Mesaj konusu: |
|
|
| rençberlikten sonra bir dönem ticarete merak salmıştım. henüz o dönemler "müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz" diye bir söz olduğunu bilmiyordum. ama ben sattım. 1980 lerdeydi. elimize poşetleri alır salyangoz toplamaya çıkardık. japonlar, çinliler haşlayıp yermiş onu, bize öyle denildi. hala köylerde toplanır, satılır mı bilmem ama ben yapmıştım.. |
|
| Başa dön |
|
 |
ANLAM-SIZ KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Dec 14, 2005 Mesajlar: 852
|
Tarih: Sal Hzr 13, 2006 9:24 am Mesaj konusu: |
|
|
Ben çocukken karınca dövüştürdüğümü hatırlıyorum.Siyah ve kırmızı...kolay kolay ayrılmamışlardı birbirlerinden....Çok üzülmüştüm o gün.Bir daha yapmadım.  |
|
| Başa dön |
|
 |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Sal Hzr 13, 2006 5:40 pm Mesaj konusu: |
|
|
salyangoz bende topladim
bir de 25 kuruslar vardi icinde cok gumusmu var nedir toplayana koseyi dondurecek derlerdi... |
|
| Başa dön |
|
 |
madum Yazar

Kayıt: May 12, 2006 Mesajlar: 270
|
Tarih: Sal Hzr 13, 2006 11:18 pm Mesaj konusu: |
|
|
kuruşları bilmiyorum ama ben çocukken 5 liraya bir kurabiye, bir de hikaye kitabı alırdım. üstelik ikisinide aynı kitapçıdan aslında daha çok hikaye kitabı almayı isterdim ama kurabiyeler enfesti o vakitler. şöyle ağzına aldın mı dağılıverirdi.tadı kıvamı öylesine ayarında. eskiden tahta lokum sandıkları vardı belki bilirsiniz onların içinde olurdu kurabiyeler.
ikinci üçüncü hikaye kitabına param yetmediği için kitapcının tezgahının hemen önüne oturur hikaye kitabı seçiyorum ayağına bir ikisini oracıkta okuyuverirdim. bu küçük hırsızlığım bana nasıl hızlı okunur öğretmişti. kurabiye yerken hikaye okumayı da. ilginçtir kaçak okuduğum ilk hikaye kitabının ismi "kurabiye adam"dı. hey gidi çocukluk.. |
|
| Başa dön |
|
 |
OWL KARAKUTU YAZARI

Kayıt: May 02, 2006 Mesajlar: 748 Nereden: Mağara
|
Tarih: Çrş Hzr 14, 2006 8:20 am Mesaj konusu: |
|
|
Teneke kutular içinde bisküviler olurdu, kilo işi satılan. Çok çeşidi yoktu, bir iki farklı geometrik şekil, kremalı, bir de gofret olurdu; muzlu. Ya ben muz sevmem ki. Bisküviler de açık durduğu için çabuk bayatlarlardı. Her şeye rağmen güzeldi, yanına bir de çay alırdım. Hele yazsa balkona kurulur, bahçede ki çocukları seyrederdim. Çağıran olursa cevap hazır;
"İşim var, şimdi gelemem" |
|
| Başa dön |
|
 |
karakedi Yazar

Kayıt: Jul 22, 2005 Mesajlar: 202
|
Tarih: Çrş Hzr 14, 2006 9:48 am Mesaj konusu: |
|
|
yazdikca hatirliyorum sagol owl
annem hep saklardi bizden biskuvi tenekesini
hemen bitmesin diye
az aramadim evin icinde o zulayi
hakliydi annem
o zaten hep hakli cikti
1 ay yeterdi bize 5 kiloluk biskuvi 4 kardes kolay mi
ve o ne zaman isterse o zaman yenirdi |
|
| Başa dön |
|
 |
madum Yazar

Kayıt: May 12, 2006 Mesajlar: 270
|
Tarih: Çrş Hzr 14, 2006 4:20 pm Mesaj konusu: |
|
|
saklamak dediniz de... babaannnemin yaptığı turunç ve patlıcan reçelleri gözümün önüne geldi. şimdiki gibi satın alınmazdı reçel eskiden. reçel yapabilmek maharetti. doğrusu babaannem çokda güzel yapardı. tek kusuru sabah kahvaltısında azar azar çıkarmasıydı. Alışmadığımızdan mı ne şimdi reçellerle pek aram yok.
biz zeytini bol bulurduk. sayısını bilemediğimiz kadar zeytin ağacının olduğu bahçemiz bu konuda çok cömertti bize karşı. annem özenle "tavşan yüreği" denilen bir tür zeytinden kurardı her yıl zeytinimizi. marketlerden aldıklarımda bulamıyorum onun tadını şimdilerde. kuyu zeytini vardır birde. o ise apayrı bişey..
sonra sabah kahvaltısında tarhana çorbamız olurdu sıklıkla. yine annemin maharetli elleriyle yapılmış. tarhananın yapımı evde tam bir şenlik olurdu. kocaman kazanlar kurarlardı 5 kişilik ailenin tarhanasını yapmak için. biraz büyüyünce öğrendim ev yapımı tarhananın yarısının akraba arasında bölüşüldüğünü... paylaşırdık yani kıt kanaat azığımızı... |
|
| Başa dön |
|
 |
|