 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 49 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya. Gerginsin
kıpır kıpırsın, soluk soluğasın, yay gibisin ey yolcu
coşkunluğun ne güzel, öfken ne güzel
Sana selam, sana saygı
ey yolcu.
Fakat düşündün mü yolunun uzunluğunu?
Neler var yolunun üstünde, düşündün mü?
Koşar-adım aşabilecek misin şu dağı, geçebilecek misin?
bu hızla şu beli, tırmanabilecek misin bu solukla şu sırtı?
Ovada dikenler yollara uçmuştur, kuru dereleri seller basmıştır,
kar yağmıştır belki o tepelere? Böyle, uçar gibi geçip
gidebilecek misin oralardan, hemen varabilecek misin oraya?
Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere, kuzgunlar tutmuştur belki
yolları. Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
Bütün bunları düşündün mu ey yolcu?
çünkü sen, ne ilk yolcususun
bu yolun, ne de son.
|
Pazarlamacı Gregor Samsa'nın devcileyin, bir böceğe dönüşümü, Değişim
öyküsünün henüz ilk cümlesinde gerçekleşir. Daha yerinde bir söyleyişle,
ilgili cümleden önce olup biter bu dönüşüm. Antik bir tragedyadaki gibi,
öyküde olayın yalnızca son perdesinin sergilendiği görülür. Klasik
dramaturginin temel öğesinin, yani kahraman tarafından işlenen suçun ne
olduğu sorusunun ve bu soruya verilecek yanıtın öykünün akışı içinde yavaş
yavaş oluşturulması, Değişim'de kendinden emin bir tutumla bir yana
bırakılır. Okuyucu, cinayeti işleyen kişiyi kıskıvrak yakalanmış karşısında
gören, ama işlediği suç ve peşine düşülmesinin haklı nedenleri konusunda tam
bir kuşku içinde bulunan bir dedektifin rahatsızlığını yaşar. (Bu
rahatsızlık, Dava'da Josef K. ile ilgili olarak büyüyüp katlanılmazlığın
sınırına dek gelip dayanır.)
|
Rus asıllı varoluşçu psikiyatr Yalom, Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sından yaptığı
bir alıntıyla ölüm korkusu karşısındaki uyanışımızın, gündelik hayatın sıradan
görünen olayları arasında bulunabileceğini belirtiyor
Irvin Yalom’un Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek kitabı için masa başında oturduğum
şu gün İlhan Berk ölüme kucak açtı. Uzun ömründe, beyninin kıvrımlarından geçip
kaleminin ucuna damlayan binlerce ses, Yalom’un ‘dalgalanma’ diye adlandırdığı,
nesillere ulaşma işini gerçekleştirmek için artık İlhan Berk’siz devam edecek
yola.
Üstelik bu kitabı elime ilk kez alıp, cümlelerin arasına daldığım zaman yine bir
başka şairin dizeleri hiç durmadan yankılanıyordu kulaklarımda:
Ölüm/ bir ipte sallanan bir ölü./ Bu ölüme bir türlü/ razı olmuyor gönlüm.
|
Yaklaşıyor 9 Eylül, şimdi kalpakların tozu alınmakta, palaskaların tokaları
parlatılmakta, tüfekler cilalanmaktadır. İzmir'e girdiğimizde henüz doğmamış
olan dedeler, "malul gazi" kılığında törenlere katılacaklar, aralarında aşka
gelip çakaralmazı kuru sıkı patlatanlar da çıkacak. Hükümete küfür eden de
bulunur.
Gazi amcanın 1922 yılında en az 20 yaşında gencecik bir asker olması için en az
1902 doğumlu olması gerekir, yani şu anda 106 yaşında!
Basın bu görüntüleri "İstiklal Savaşı gazilerimiz gözlerimizi yaşarttı" falan
diye dayayacak. Aydın Doğan'ın ve Zafer Mutlu'nun adamları da hamiyetli ve de
hamasi yazılarıyla okur gözü yaşartacaklar elbette. Ey vatan, gözyaşlarını, sil
yetiştik çünkü biz... Saçı bitmedik yetim, falan filan.
|
Toplam Haber 4706 - Toplam 942 Sayfa - Her Sayfada 5 Haber
Şu An Bulunduğunuz Sayfa
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ......... | 938 | 939 | 940 | 941 | 942 ] [>] [>>] |
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|