<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><?xml-stylesheet title="XSL_formatting" type="text/xsl" href="rss_898.xsl" ?>
<rss version="2.0" 
  xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
  xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
  xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
  xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#">

<channel>
<title>Karakutu.com-Kültür Sanat</title>
<link>http://www.karakutu.com</link>
<description>Herkes Anlayabildigi Kadar Ya$ar..! ve anlayamadigi $eyleri Umursamadan Ölup Gider..! Karakutu.com - Kültür ve Sanat Platformu</description>
<image>
   <link>http://www.karakutu.com</link>
   <title>Karakutu.com</title>
   <url>http://www.karakutu.com/logo.gif</url>
   </image>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:creator>fake@truden.com</dc:creator>
<dc:date>2009-07-03T06:26:12+03:00</dc:date>

<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
<sy:updateBase>2009-07-03T06:26:12+03:00</sy:updateBase>

<item>
<title>Bunun nesi kötü?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6017</link>
<description><![CDATA[<p> 
	Ben sıradan bir adamım. <br>
	<br>
	Bana sıradan, basit cümlelerle anlatırsanız anlarım. <br>
	<br>
	Şimdi politikanın ve medyanın konuşkan insanları mümkünse bana basit bir 
	şekilde, “darbeci askerlerin sivil mahkemede yargılanmasının” niye kötü 
	olduğunu anlatabilir mi acaba? <br>
	<br>
	“Darbeci askerlerin sivil mahkemede yargılanması neden kötü?” <br>
	<br>
	Bence bu iyi ve doğru bir karar. <br>
	<br>
	Ordunun içinde birileri cunta kuruyorsa, darbe planlıyorsa, suç örgütlerine 
	katılıyorsa, bu insanlar sivil mahkemede yargılanmalı.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6017@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-07-02T13:40:07+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Baklavacının kızı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6016</link>
<description><![CDATA[<p>
İstanbul belediye reisi oğlunu evlendirdi. Arka sayfalardan birinde tek sütunluk 
haber değeri var, belki o bile yok. <br>
<br>
Lakin gelinin babası baklavacıymış. <br>
<br>
Bunun üzerine, belediye reisinin de muhallebici olduğu hatırlatıldı. <br>
<br>
Hayır efendim, içeri geçip tavukgöğsü yapmıyor, kolları sıvayıp sahana yumurta 
da kırmıyor, pilavın yanına yoğurt da koymuyor, ünlü Saray Muhallebicisi'nin 
sahibi. <br>
<br>
Adam aynı zamanda hem yüksek mimar, hem de sanat tarihi doktorası var ama bu 
nitelikler &#34;göbeğini kaşıyan&#34; boklamasına pek uymadıkları için göz ardı 
edilebilirler tabii!... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6016@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-07-02T13:39:05+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>USTA ÖLMEDEN BANA</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6011</link>
<description><![CDATA[<br><b>USTA ÖLMEDEN BANA</b><br>
<br>
Bana bir oyun öğret ben onunla kolayca <br>
Alayım gündüzleme palazın rolünü ezberime <br>
Kanayım revnaklı ilk köhne baharın vızıltılı <br>
Karnıbaharın tuzu ekşisi bol zeytinyağlı<br>
Dilimlerden bir dilim iyi pişmişinden<br>
İmbat eseninden bir gurûb vakti <br>
Daha ne.<br>
<br>
Dilimse bir dilim gelirsem senin dillerinden <br>
Piştik diyelim pîşem sattığım kadarıyla senin pîşen <br>
Varıp olayım yasalar dışı gök toplantısı beratı<br>
Kasalar içi peynir madalyon semere sürtülmüş ceket<br>
Ebeyim hep zaten bana demezler mi ebem kuşağı <br>
Hurra! Şapkalar havaya<br>
Performanslarımda kapalı gişe ve tezgâh altı halen <br>
Yıldız değil miyim salon karardığında kim bilmez<br>
Kaldırımda tarağım. Jilet gibiliğimin <br>
Sorulur yanı vardır sokak kedilerine güneşim <br>
Tüm tezgâhın bahşiş tahsis edilişinde komşuya<br>
Şehir havaî fişeklerle sarıldığı sırada ayım <br>
Usta ölmeden bana bir oyun öğret<br>
İnsan olayım.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6011@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;smet Özel</dc:subject>
<dc:date>2009-07-01T15:18:25+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Düşsel MonologLar</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6010</link>
<description><![CDATA[<p>Sürtünüyorsunuz her gün, kösnül bedenleriniz, mukayeseye köle olmuş 
süzüşleriniz, başkasının artığı gevişlik kelimeleriniz, özentili ödünç 
zevkleriniz, dipsiz çapsız iştahlarınız, kuyrukta bekleyen şımarık 
sıkıntılarınız, sale, damping, eşantiyon, promosyon kollayan açlığınız, üste 
tırmanan aşağı yuvarlanan gözleriniz, zamansız sırıtkanlıklarınızla dip dibe 
yaşıyorsunuz. <br>
<br>
Ev adını verdiğiniz; kapısını sizden başka açanı olmayan, küçük gövdenizin 
devasa bekçisi, muhkem kalelerinizde geniş ama iç sıkıcı hayatlarınızla dip dibe 
çürüyorsunuz. Yolda, asansörde, otobüste, iş merkezlerinde, cafelerde, 
kaldırımlarda birbirinize bakarak ama görmeden, yan yana iki hayatın arasına üç 
dağ, beş ova, yedi vadi sığdırarak yuvarlanıyorsunuz. Yaşam merkezi adı altında 
pazarlanan devasa kutucuklara kaldırılmış kuklalar gibi çürüyorsunuz. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6010@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Deneme</dc:subject>
<dc:date>2009-07-01T00:07:43+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sokratis Malamas: Prigkipesa</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6007</link>
<description><![CDATA[<object width="400" height="218"><param name="allowfullscreen" value="true"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5249911&server=vimeo.com&show_title=1&show_byline=1&show_portrait=0&color=&fullscreen=1"><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5249911&server=vimeo.com&show_title=1&show_byline=1&show_portrait=0&color=&fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="218"></embed></object><p><a href="http://vimeo.com/5249911">[Sokratis Malamas] Prigkipesa</a> from <a href="http://vimeo.com/evin">Evin</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>



<p> 
 <p>ne yaptıysam hep istediğimden farklı oldu, nasıl açıklamalı?<br>
yıllar geçtikçe alışırım diye düşünmüştüm<br>
ama birini değiştirmeye çalışmak ne kadar yararsız<br>
yararsız; önemsemek, istemediğin halde birinin seni düzeltmeye çalışması.]]></description>
<guid isPermaLink="false">6007@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-06-28T12:11:30+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kıvranmak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6004</link>
<description><![CDATA[
<p>Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un basın toplantısını izledim. <br>
<br>
Önce eğlenceli bir ayrıntıya değineyim sonra da asıl konuya girelim. <br>
<br>
Başbuğ ne hakkında konuştu? <br>
<br>
Taraf Gazetesi’nde yayımlanan bir belge hakkında. <br>
<br>
Peki, Başbuğ’un basın toplantısında Taraf Gazetesi var mıydı? <br>
<br>
Hayır. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6004@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-06-28T12:01:26+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Popun kralı Michael Jackson öldü!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6003</link>
<description><![CDATA[<embed src="http://karakutu.tv/player.swf" width="360" height="270" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" flashvars="width=360&height=270&file=http://karakutu.tv/flvideo/429.flv&image=http://karakutu.tv/thumb/1_429.jpg&displayheight=270&link=http://karakutu.tv/video/429/Michael-Jackson--Earth-Song&searchbar=false&linkfromdisplay=true&recommendations=http://karakutu.tv/feed_embed.php?v=742f6dddaa13fff98f10" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash">                
<p>
<br>Dünyaca ünlü pop yıldızı Michael Jackson, dün öğle saatlerinde geçirdiği ani kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Sağlık ekiplerinin Jackson'un malikanesine ulaştığında ünlü yıldızın nabzının atmadığı ve kalbinin durduğu iddia edildi. 
<br>
Jackson, 50 yaşında Los Angeles'taki UCLA Hastanesi'nde Türkiye saati ile gece yarısı hayata gözlerini yumdu. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6003@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2009-06-26T08:02:11+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bir aşk, iki ölüm…</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6001</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Hayat mı garip bir şey, insanlar mı, kestiremiyorum bir türlü. Yine kıyıya 
köşeye sıkışmış küçük bir haber çarptı bugün beni. 64 yıldır evli olan ama bu 64 
yılın son 27 yılını birbirine küs olarak geçiren bir çiftin aşkından sözediyordu 
bu haber… Çeyrek asırdan daha uzun bir zaman önce başlayan ve etraftakilerin 
bütün gayretine rağmen bir türlü bitirilemeyen bu inatçı küslük hali ile aşk 
nerede birbirine bağlanıyor peki? Hikâyenin sonunda elbette! Hikâyenin 
kahramanlarından biri olan kadın bir gün aniden hayata veda edip gidiyor. 
Hikâyenin diğer kahramanı, yani adam, bu acıya ancak iki saat dayanabiliyor. 27 
yıllık küslük ve iki saat arayla ölüm…]]></description>
<guid isPermaLink="false">6001@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-06-25T10:19:41+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Hürriyet ve Atatürk</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=6000</link>
<description><![CDATA[
<p>Önce bir borcumuzu ödeyelim. <br>
<br>
Önceki gün Hürriyet gazetesinde, İzmir’de yapılan Cumhuriyet Mitingi’nin resmi 
yayımlanmıştı. <br>
<br>
Bu son mitinge çok az insan katıldığı halde, gazete yaklaşık bir milyon insanın 
geldiği ilk mitingin resmini sayfasına koymuştu. <br>
<br>
Ben de bunu Hürriyet’in adını vermeden eleştirerek, bu tür işlerin “tuhaf 
işaretler” olduğunu yazmıştım. <br>
<br>
Dün Ertuğrul Özkök aradı. <br>
<br>
Ertuğrul’u gazeteciliğe ilk başladığı zamanlardan tanırım. <br>
<br>
Ben Hürriyet’in dış haberler şefiyken o da gazetenin danışmanlarından biri 
olmuştu. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">6000@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-06-25T10:18:31+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>David Gilmour/Richard Wright of Pink Floyd perform</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5997</link>
<description><![CDATA[<embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-480438549471054875&hl=tr&fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5997@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-06-22T15:01:35+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kim inanacak?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5989</link>
<description><![CDATA[
<p> 
İki gün önce Ergenekon savcıları, “darbe planının” altında imzası bulunan albayı 
sorguya çağırdıklarını açıkladılar. <br>
<br>
Önceki akşam, Ankara’dan yüksek rütbeli bir askerî yargıç İstanbul’a gelip 
Ergenekon savcılarıyla üç saat görüştü. <br>
<br>
Sonra ne oldu? <br>
<br>
Dün, İstanbul Başsavcı Vekili bir açıklama yaparak, “albayı şimdi sorguya 
çekmelerine gerek olmadığını” söyledi. <br>
<br>
İki gün önce “gerek vardı” da şimdi neden gerek yok? <br>
<br>
Bunun mantıklı bir cevabı bulunabileceğini sanmıyorum. <br>
<br>
Ergenekon savcıları albayı sorgulamak istiyor... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5989@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-06-19T09:20:26+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Laiklik böyle mi kokuyor?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5986</link>
<description><![CDATA[
<p>Ters yöne girmiş bir araba gibi hissediyorum bazen kendimi. <br>
<br>
Gitmek istediğim yer başka, gittiğim yer başka. <br>
<br>
Biraz dertleşmek isterim. <br>
<br>
Şöyle acılarımızdan, sevinçlerimizden, özlemlerimizden, aşklarımızdan konuşalım, 
kendi küçük hayatımızda büyük adacıklar gibi ruhumuzu kaplayan dertlerimizi 
birbirine bağlayan köprüler kuralım, birbirimizde biraz teselli arayalım 
isterim. <br>
<br>
Biraz yakınmak isterim. <br>
<br>
Küçük, kısık bir sesle söylenmek isterim. <br>
<br>
Size Kadıköy’den bahsetmek isterim.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5986@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-06-16T10:21:49+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İçine ne koyacaksınız?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5982</link>
<description><![CDATA[ <p>
	Tarihin yazıldığı mekânların izini sürmeyi severim: Budapeşte'ye gittiğimde 
	ilk aradığım yerlerden biri, 1956 ayaklanmasında ünlü Albay Pal Maleter'in 
	ünlü karargâhı Kilian Kışlası olmuştu... Delik deşik cephesi, tank dayanmış 
	kapısı, duvarlarında mermi izleri, önünde nöbet tutan eli tüfekli genç 
	kızlar, konuya meraklı olanların da, o dönemi yaşayanların da belleğindedir. 
	Kolayca buldum, meğerse havaalanına giden yol üzerindeymiş, Üllöi Caddesi.<br>
	<br>
	İşhanı yapmışlar. Fakat atlamak mümkün değil, çünkü kapısında kocaman bir 
	&#34;plaket&#34;, direniş ve özgürlük kahramanlarının anısına... Macar renklerinden, 
	kırmızı, beyaz, yeşil, bir de çiçek demeti... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5982@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-06-12T10:29:06+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Last of the Mohicans soundtrack - Promentory</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5972</link>
<description><![CDATA[<embed src="http://karakutu.tv/player.swf" width="360" height="270" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" flashvars="width=360&height=270&file=http://karakutu.tv/flvideo/596.flv&image=http://karakutu.tv/thumb/2_596.jpg&displayheight=270&link=http://karakutu.tv/video/596/Last-of-the-Mohicans-soundtrack--Promentory-film-version&searchbar=false&linkfromdisplay=true&recommendations=http://karakutu.tv/feed_embed.php?v=83deff5c7813a67e14f0" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash">                ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5972@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2009-06-05T01:47:22+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Larda yüzen al sancak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5966</link>
<description><![CDATA[
	<p>Vallahi billahi parayla aldım. Bu yazı, Türk basınında okumaya alışık 
	olduğunuz &#34;beleşçi yâvelerini&#34; hatırlatabilir azıcık, başından uyarayım: 
	Cebimden para verip aldım. Bu işten hiçbir avantam yok. <br>
	<br>
	&#34;Özgürlük Notaları: Milli Marşın Öyküsü&#34; adlı diskten sözediyorum. Saim 
	Akçıl yönetiminde (Hadise'nin kayınpederi!) Tekfen Filarmoni Orkestrası 
	çalıyor.<br>
	<br>
	Nedir? 1924 yılında yapılan &#34;İstiklal Marşı beste yarışmasına&#34; katılıp da 
	kazanamayan &#34;alternatif&#34; milli marşlarımız! Cumhuriyet ilan edilmiş, marşı, 
	istim misali, bir yıl arkadan gelmiş...<br>
	<br>
	Her Türk vatandaşının bu diski mutlaka dinlemesi gerekir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5966@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-05-31T18:00:21+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>KOCAELİ KİTAP FUARI BAŞLIYOR...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5960</link>
<description><![CDATA[<img border="0" src="http://img222.imageshack.us/img222/7493/afis.jpg" width="240" height="294"></p>




Kitapseverleri hayal dünyalarına taşıyacak kağıttan 
gemiler  bu yıl körfez kıyılarına demirliyor.  Kocaeli Kitap Fuarı, 30 Mayıs – 
07 Haziran 2009 tarihleri arasında kapılarını kitap tutkunlarına açıyor. 
Kocaeli, uzun yıllar SEKA’da ürettiği kağıtla kültürümüze hizmet etti. 
Kocaeli’nde üretilen kağıtlar kitap oldu, gazete oldu. Kocaeli Büyükşehir 
Belediyesi kağıdın ruhunu Kocaeli’nden uzaklaştırmamak için, şimdi büyük bir 
kültür hizmetine imza atıyor. <br>
 <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5960@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-05-19T11:58:04+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yunus Emre'nin şiirleri İbranice'ye çevrildi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5958</link>
<description><![CDATA[
	<p> 
	Türk tasavvuf felsefesinin en büyük isimlerinden Yunus Emre'nin şiirleri 
	İbraniceye de çevrildi.<br>
	<br>
	Yunus Emre'nin 42 şiirinin bulunduğu kitap, İsrail'in en büyük iki kitabevi 
	&#34;Steimetzky&#34; ve &#34;Tzomet Sfarim&#34;de satışa sunuldu.<br>
	<br>
	İlk aşamada bin adet basılan kitap, ilgi görmesi durumunda yeniden baskıya 
	verilecek.<br>
	<br>
	Şiirler İbraniceye İstanbul'da yaşayan Denis Ojalvo ile Türkiye kökenli olup 
	Tel Aviv'de yaşayan Avraham Mizrahi ve Selim Amado tarafından çevrildi.<br>
	<br>
	Ojalvo, AA muhabirine bu projenin nasıl doğduğunu anlatırken, &#34;Neden 
	İsraillilerin Yunus Emre'den haberleri yok&#34; düşüncesinden yola çıktıklarını 
	belirterek, &#34;İsrailli Türkçe hissetsin, İbranice duysun istedik&#34; dedi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5958@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-05-17T20:37:15+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Müslümanla solcu aynı zaafa sahip</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5955</link>
<description><![CDATA[<img border="0" src="i/10trfs4ismetozel.jpg" width="400" height="282"></a></p>

<p><i>Ayça Örer, solculuktan dindarlığa oradan “İyi insan ancak Türk’tür” 
çizgisine uzanan şair İsmet Özel ile konuştu: Solcuyla Müslüman’da aynı 
zaafiyeti gördüm<br>
<br>
Başbuğ’un açıklamaları, Kürt Sorunu, Mardin’de yaşanan katliam. Bu olayları 
nasıl değerlendiriyorsunuz?</i></p>
<p>Türkiye’nin varlığı ile ilgili meselelerde ana tema neyse onun alanını yok 
etmeye yönelik bir çalışma bu. “Türkiye’nin bir geleceği olsun istiyorsak 
kendimiz hangi konumu seçmeliyiz” sorusu ortadan kalksın diye bir şeyler oluyor. 
“Türkiye diye bir ülke niçin var” sorusu ortadan kaldırılıyor.<br>
 ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5955@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;smet Özel</dc:subject>
<dc:date>2009-05-10T20:18:32+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Vanzetti'nin Sacco'nun Oğlu Dante'ye Mektubu</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5954</link>
<description><![CDATA[<p>Hiç aklından çıkarma Dante, eğer birisi baban ve benim hakkımda başka birşey 
söylerse, o, masum ölülere, yürekli bir şekilde yaşamış insanlara küfreden bir 
yalancıdır. <br>
<br>
<b>Şunu da iyi bil ve hep hatırla Dante, eğer baban ve ben, kalleş, riyakar, 
dönek insanlar olsaydık ölüme gönderilmezdik. <br>
</b><br>
<b>Bize karşı topladıkları delillerle cüzzamlı bir köpek, bir akrep bile ölüme 
mahkum edilemez. <br>
</b><br>
Bizim, davamızın yeniden görülmesi için öne sürdüğümüz bu olgular, bir ana 
katilinin, yüreği taşlaşmış bir suçlunun davasının yeniden görülmesine yeterdi.<br>
<br>
Hiç aklından çıkarma Dante, bunları hep hatırla; biz suçlu değiliz, bizi bir 
yığın uydurma ve yalanla mahkum ettiler; yeniden yargılanmamıza karşı çıktılar 
ve eğer yedi yıl, dört ay, onbir gün süren tarifsiz acılardan sonra bizi idam 
ediyorlarsa, bunun sebebi sana demin söylediklerimdir, çünkü biz yoksullardan 
yanaydık, insanların insanlar tarafından ezilmesine ve sömürülmesine karşıydık.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5954@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu</dc:subject>
<dc:date>2009-05-09T21:51:08+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Here's To You - la Marche De Sacco Et Vanzetti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5953</link>
<description><![CDATA[<embed src="http://karakutu.tv/player.swf" width="360" height="270" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" flashvars="width=360&height=270&file=http://karakutu.tv/flvideo/582.flv&image=http://karakutu.tv/thumb/1_582.jpg&displayheight=270&link=http://karakutu.tv/video/582/Sacco-e-Vanzetti--Heres-to-you&searchbar=false&linkfromdisplay=true&recommendations=http://karakutu.tv/feed_embed.php?v=8f11f8f69cbb52b1396b" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash">      

<p><b>Here's To You - la Marche De Sacco Et Vanzetti<br>
</b><br>
Here's to You Nicholas and Bart<br>
Rest Forever Here in Our Hearts<br>
the Last and Final Moment Is Yours<br>
That Agony Is Your Triumph !<br>
<br>
Maintenant Nicolas Et Bart<br>
Au Fond De Nos Coeurs Vous Dormez<br>
Vous Étiez Tout Seuls Dans La Mort<br>
Mais Par Elle Vous Vaincrez !<br>
<br>
Canto Aqui Nicola Y Bart<br>
Vuestra Fin Y Vuestra Prisón<br>
Et Morit Os Dí Libertad<br>
Y Un Lugar En Mi Corazón<br>
]]></description>
<guid isPermaLink="false">5953@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2009-05-09T20:42:07+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>John Dos Passos -  Sacco ile Vanzetti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5952</link>
<description><![CDATA[<img border="0" src="i/protest.jpg" width="450" height="316">
<br><br>
<i><b>Sacco-Vanzetti trajedisini insanlığın vicdanında canlı tutmak için herşey yapılmalıdır.<br>
A. Einstein</b></i><br><br>
15 Nisan 1920'de öğleden sonra üç sularında, Boston'un banliyölerinden South<br>
Braintree'nin ana caddesinde, bir soygun sırasında iki adam öldürüldü. Buraya<br>
birkaç kilometre uzakta, Charlestown'da 22 Ağustos 1927 gecesinde, iki adam<br>
elektrikli sandalyede idam edildi. Sacco ve Vanzetti davası işte bu dört adam<br>
ve bu yedi uzun yıl boyunca adım adım örüldü.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5952@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu</dc:subject>
<dc:date>2009-05-09T19:50:26+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sacco ile Vanzetti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5951</link>
<description><![CDATA[<p>Joan Baez’in onlar için yazdığı şarkı bir aralar bütün dünyada söyleniyordu.<br>
<br>
İki İtalyan anarşistiydiler.<br>
<br>
Birinin adı Sacco, diğerinin adı Vanzetti’ydi.<br>
<br>
<img border="0" src="i/sacco-vanzetti.jpg" width="422" height="246"><br>
<br>
İki kişinin ölümüyle sonuçlanan bir cinayetin sorumlusu olarak tutuklandılar.<br>
<br>
Suçlu olmadıklarını söylediler.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5951@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-05-09T19:47:46+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Okuyucu yorumları, medya fantazileri</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5950</link>
<description><![CDATA[<p> 
Alper Görmüş Taraf'taki köşesi "Medyaironik"te gazetelerin internet sitelerinde yer alan okuyucu yorumlarındaki vahameti ele aldı. Alper Bey aynı konuya daha önce de değinmiş; "Nokta Baskını" haberi ile ilgili Hürriyet gazetesinin internet sitesine yazılan okuyucu yorumlarına dikkat çekmişti. Yorumların geneline hakim olan "oh olsun" tavrı, en az olayın kendisi kadar vahimdi gerçekten. Birkaç gün önce yine Hürriyet'in internet sitesinde, bu defa topraktan çıkan cephaneliklerle ilgili bir haberin altında aynı mental arızalara sahip okuyucu yorumlarını görünce haklı olarak "Hürriyet okurları o yorumculardan mı ibarettir? Değilse, öbürleri nerededir?" sorusunu gündeme getirmiş Alper Bey.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5950@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-05-05T16:59:25+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Georgie Leonor Acevedo De Borges</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5945</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Georgie Buenos Aires’in merkezinde, Tucumán Sokağı’nda, benimle aynı evde doğdu. 
Ama orada uzun süre kalmadı: Birkaç yıl sonra, Palermo mahallesine, bahçeli, 
büyük bir eve taşındık… Şimdilerde çocukluğunu bir bahçeyle bir kütüphanede 
geçirdiğini söylerken kastettiği bu bahçe, bu evdir işte. Kütüphane de 
kocamındı; ruhunu orada biçimlendirdi. Tıpkı babası gibi, ne zaman bilmediği bir 
sözcük ya da bir şey dikkatini çekse, hemen bir sözlüğe ya da başka bir yere 
bakıp öğrenmeye çalışırdı onu.<br>
<br>
On üç yaşına kadar o evde kaldı, önce eğitmen bir bayandan İngilizce okumayı 
öğrendi, ardından koleje gitti. Sonra Avrupa’ya gittik. Bakaloryasını Fransızca 
olarak verdiği Cenevre’de altı yıl kaldı ve orada Fransız ve Alman edebiyatı 
üstüne pek çok şey öğrenme fırsatı yakaladı. Kaldı ki Almancayı tek başına 
öğrendi; o sıralar kolaylıkla bulunan Almanca kitaplardan alıyordu sürüyle 
(savaş dönemiydi). Çin edebiyatını da Almanca çevirilerle keşfetti. Sonrasında 
İspanya’ya gittik; orada Ultraismo hareketinden genç şairlerle bağlantı kurdu; 
ayrıca her zaman ustası olarak gördüğü Cansinos-Assens’le tanıştı; Gómez de la 
Serna’yla da sık sık görüşürdü.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5945@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-05-04T20:54:06+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Loreena McKennitt İstanbul`a geliyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5940</link>
<description><![CDATA[<p>Loreena McKennitt, Türkiye`deki binlerce hayranının özlemine bu yıl 13 
Haziran`da Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi`nde gerçekleştireceği konserle son 
veriyor.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5940@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-05-02T00:15:03+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>SEMA KAYGUSUZ: Edebi bellek</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5937</link>
<description><![CDATA[<p>
	<b>Önce size bir masal anlatayım:</b><br>
	Bir zamanlar yeryüzünde paranın geçmediği, herkesin birbirine emeğiyle 
	karşılık verdiği Rıza Şehri diye bir yer varmış. Şehre yolu düşen bir 
	gezgin, dünyada görülecek başka yerlerin böylesi heyecan verici 
	olamayacağını düşünüp oraya yerleşmeye, bir aile kurmaya karar vermiş. 
	Derken gezgin, bir kadınla yakınlaşmış. Kadın, ona “Sen dünyalı mısın,” diye 
	sormuş. Gezgin ilk kez karşılaştığı bu tuhaf soruya “evet” diye karşılık 
	vermiş. “Merak etme,” demiş kadın, “bu şehirde nasıl yaşayacağını ben sana 
	öğretirim.” Kadının gezgine söylediği bu davetkar cümle, eşyaya bir kuruşluk 
	dahi değer biçilmeyen, kimsenin kimseye hükmetmediği mülkiyetsiz bir 
	toplumsal düzen içinde, bolluk ya da yoksunluk duygusu hissetmeden yaşama 
	yolunu göstereceğine dair şefkatli bir çağrıymış da. Ertesi gün gezgin, 
	kadınla buluşmaya giderken yol kenarında bir nar ağacı görmüş. Çevresine 
	bakınmış kimse yok. Çabucak ağaca tırmanıp neredeyse ağacı talan edercesine 
	bütün narları heybesine toplayıp hediye olarak kadına götürmüş. Öfkeleyle 
	“Bunu nasıl yaparsın” demiş kadın, “o ağaçta zaten benim hakkım vardı. Nasıl 
	olur da hakkım olan narı bana hediye edersin?”]]></description>
<guid isPermaLink="false">5937@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-04-30T16:08:39+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Jeff Buckley</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5936</link>
<description><![CDATA[<embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4955431364989527869&hl=tr&fs=true" style="width:450px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5936@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-04-30T16:06:34+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Hiç merhameti kalmayan dünya!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5933</link>
<description><![CDATA[<p> 
	Ne kadar farkındayız tartışılır; ama gerçek olan şu ki bütün bu olanlar 
	toplum olarak bizi, tek tek hepimizi, her birimizi çok örseledi. İçimizden, 
	insanlığımızdan bir şeyleri kaybettik bu sallantıda. Kuşlara cami 
	duvarlarında barınaklar inşa eden insanlar olmaktan çıkalı çok olmuştu 
	gerçi, ama merhameti çocuklarından bile esirgeyen insanlar değildik yine de 
	yakın zamanlara kadar. Kolay değil, topraktan lav silahları çıkan bir ülkede 
	yaşıyoruz. Yakın tarihimizin bir yalan tefrikasından başka bir şey 
	olmadığını görmenin sarsıntısını yaşıyoruz her Allah'ın günü. Yaşanmış onca 
	yılın, kırılmış hayallerin, sönmüş ideallerin, acımasızca üstümüzden geçip 
	gitmiş zamanların, harap edilmiş nesillerin bir hiç uğruna kaybedildiğini... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5933@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-04-30T15:46:05+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Mohsen Namjoo: Torang</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5920</link>
<description><![CDATA[<object width="425" height="304"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/x2z91yaojTo&hl=en&fs=1&color1=0x5d1719&color2=0xcd311b"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/x2z91yaojTo&hl=en&fs=1&color1=0x5d1719&color2=0xcd311b" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="304"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5920@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-04-21T14:19:05+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Direk ve kıymık</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5913</link>
<description><![CDATA[
<p>Bu da bir yetenek. <br>
<br>
Bir direğin üstündeki kıymığın, o direkten daha büyük ve daha önemli olduğunu 
söyleyebilmek ve taraftar bulmak öyle kolay bir iş değil. <br>
<br>
Bunun için onları kutlamalıyız önce. <br>
<br>
Şimdi ortada adına “Ergenekon” denilen kocaman bir direk var. <br>
<br>
Bir de bu direğin üstündeki kıymıklar. <br>
<br>
Türkan Saylan’ın görüntüsü bir kıymıktı. <br>
<br>
İşin özü değil, görüntüsüydü insanın gözüne batan.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5913@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-04-21T13:45:27+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Léolo</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5912</link>
<description><![CDATA[<object width="425" height="304"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/OWkkjCueMt4&hl=en&fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/OWkkjCueMt4&hl=en&fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="304"></embed></object>

<p>her zaman ki gibi...<br>
kendi yaşamımın seyircisiydim…<br>
…<br>
mısra terbiyecisi haklıydı.<br>
yan yana getirilen kelimelerde bir sır vardı.<br>
terbiyeci, kelimelerin ve imgelerin insanların hayallerinde...<br>
yeniden doğabilmesi için, mısraların küllerine karışması gerektiğine inanıyordu.<br>
düşlemelisin, Leolo.<br>
düşlemelisin...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5912@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Sinema</dc:subject>
<dc:date>2009-04-19T00:16:09+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Vicdanlar karıştı...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5908</link>
<description><![CDATA[
<p> 
 
Hoyratlık iyi bir şey değil... <br>
<br>
Ama kurnazlık da iyi bir şey sayılmaz. <br>
<br>
Hayatı boyunca cüzamla cansiperane mücadele etmiş Türkan Saylan’ın evini, o 
ciddi bir hastalıkla boğuşurken basmak, evet, hoyratça bir tutum. <br>
<br>
Çocukları okutma kampanyasına öncülük eden bir hanımı götürüp bir gece nezarette 
tutmak da öyle. <br>
<br>
Bu sahneleri gördüğünüzde vicdanınız sızlar gerçekten. <br>
<br>
Ama koskoca Ergenekon’u, Türkan Hanım’ın kırmızı mendilini başına bağlamış bir 
halde görüldüğü o unutulmaz resminin arkasına saklamaya çalıştığınızda 
“kurnazlık” sınırını geçmiş olursunuz.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5908@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-04-18T20:02:14+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sol mol yok, hadi işinize...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5907</link>
<description><![CDATA[
<p>İlahi çocuklar, &#34;yeni bir parti, yeni bir parti&#34; deyip duruyorsunuz... Sanki 
lideri ve kadroları gökten zembille inecek, seçmeni de Avrupa'dan gelecek...<br>
<br>
Kendinizi kandırıyorsunuz. Yeni bir parti, birkaç gazetecinin ve üniversite 
hocasının paşa keyfi istedi diye doğmaz. Tabela partisi kurup yaranızı 
kaşırsınız, o ayrı.<br>
<br>
O parti &#34;vakit saat erişince&#34; ortaya çıkar ki, o da &#34;sistemin çökmesi&#34; demektir. 
Ufukta böyle bir gelişme yok. Diyelim ki sizin &#34;özlemleriniz&#34; doğrultusunda AKP 
battı, 2011 ya da 2015 seçimini kazanamadı, ufukta üç ayrı &#34;koalisyon 
kombinasyonu&#34; var. Bugün attıkları zaman mangalda kül bırakmayanların nasıl kuzu 
kuzu koalisyona yatacaklarını görürüm o zaman, siz de şaşarsınız...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5907@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-04-18T20:00:54+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>NAHOŞ VAROŞ</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5906</link>
<description><![CDATA[<p><b>NAHOŞ VAROŞ</b><br>
<br>
Göz yummaksa yumulmuştu<br>
Kent ve varoş boğuşurken<br>
Yazda şerbet kışın turşu<br>
Münasebetsiz kurdeşen<br>
Mevsimsiz bel soğukluğu<br>
<br>
Astarın renk atmışı kireçlisi tenin çorağı kayır mıntıka <br>
Pençe dersen mütereddit yeleyi sorma yolunmuş<br>
Takat yetirdi koçum kaçmaya verdiysen kanat uçacak<br>
Sırıtık çehre bacak kadar çocuklardan yutuldu say<br>
Bakkalın varmış insafı kasaptansa kıyı bucak<br>
<br>
Can caniçi canında ruh ruhunda kavunsa <br>
Kavunun elden düşmesi karpuzun hakeza<br>
Acem mülkü fiyatlandırılabiliyor madem <br>
Hesap et nispetini dürüstlüğün ona <br>
Burukluk ücrete nâdim nedamet dilde persenk <br>
Domatesin çekirdeği kaynana zırıltısı tohuma kaçmış hıyar<br>
Peltek çolağın yabanıl görküyle Azak’tan siyah havyar <br>
Gelecekmiş de Zürih’te bembeyazmış da bonbon <br>
Kargalarla kahvaltı etme don]]></description>
<guid isPermaLink="false">5906@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;smet Özel</dc:subject>
<dc:date>2009-04-17T15:20:31+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İlkokul düzeyinde yazı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5902</link>
<description><![CDATA[
<p>
İlkokul öğrencileri bile artık biliyorlar ya, anlama özürlü bazı üniversite 
mezunlarına belki beş yüzüncü kere yeniden anlatalım. Çünkü kavramları birbirine 
karıştırmaya bayılıyorlar... <br>
<br>
&#34;Cumhuriyet&#34;, başında &#34;monark&#34; yani bir imparator, kral, padişah vs. bulunmayan, 
başkanın ya doğrudan ya dolaylı seçimle geldiği devlet şeklidir. O kadar.<br>
<br>
Bu devletin de ille de &#34;demokrasi&#34; olması gerekmez.<br>
<br>
Buna karşılık, sapına kadar demokratik krallıklar da vardır. <br>
<br>
İspanya, İngiltere, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka mükemmel birer 
demokrasidirler ama cumhuriyet değildirler.<p>&#160;]]></description>
<guid isPermaLink="false">5902@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-04-15T15:52:34+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Asıl sorun</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5901</link>
<description><![CDATA[
<p>Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u canlı yayında izledim.<br>
<br>
Konuşması çelişkilerle doluydu ama bence asıl sorun o değil.<br>
<br>
Asıl sorun, bir genelkurmay başkanının konuşmasının bilmem kaç televizyon 
tarafından canlı olarak yayınlandığı bir ülke olmamız.<br>
<br>
Bizim bilinçaltımız temelinden çarpılmış.<br>
<br>
Çok doğal geliyor bize Genelkurmay Başkanı’nın her konuda bir “başöğretmen” 
edasıyla konuşması ve bu konuşmanın böyle yayınlanması.<br>
<br>
Hangi gelişmiş ülkede böyle bir sahneye rastladınız?]]></description>
<guid isPermaLink="false">5901@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-04-15T15:49:05+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>One Hundreth Of A Second</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5900</link>
<description><![CDATA[<embed src="http://images.multiply.com/multiply/multv.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="320" FLASHVARS="first_video_id=ecowellness:video:903&base_uri=multiply.com&is_owned=1&security=Ri6Z8xva9iOwArHjnd29kQ" allowfullscreen="true" wmode="transparent" quality="high"></embed>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5900@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-04-13T23:10:18+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>YAVAŞÇA OLUYOR ELLERİME</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5899</link>
<description><![CDATA[
<p> 
 
Susuz bir aklık başlayınca aramızdan <br>
yavaşça oluyor ellerime bulaşması, <br>
bir eksiyle yüklü minüskül H harfinden <br>
bir meydan çarpmasından, <br>
beni hatırlamakların <br>
<br>
Bunlar bizim kızlarımızdır <br>
Kara güller önlerinde kara <br>
saçları çılgınca ikiye ayrılmış, <br>
- hiçbir şey eski açıklığında değil ki - <br>
yavaşça oluyor ellerime bulaşması, <br>
bir ot sesinden bir at akşamından, <br>
tam şehir içinde, otobüs durağında, <br>
birden ulaşılmaz gençlikleri her şeyin... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5899@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-04-13T18:56:46+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>SubCommandante Marcos: Yıldızları İşaret Eden Parmak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5898</link>
<description><![CDATA[<p>
<i>Birinci Kıtalararası Neo-liberalizme Karşı İnsanlık Buluşması İçin</i><br>
<br>
Hava Çok yağışlıydı. Rüzgar onu belinden yakaladğında, yağmur bir yandan öbür 
yana savruluyordu neredeyse. O gece Koca Antonio'yle beraber ava çıkmıştık. Koca 
Antonio, tarlasındaki yeni filizlenen mısırlara dadanan bir porsuğu öldürmek 
istiyordu. Biz porsuğu beklerken onun yerne yağmur vebizi boş bir kulübe-dükkana 
sığınmak zorunda bırakan rüzgar geldi. Koca Antonio bir köşeye çekilip oturdu, 
ben de eşiğe iliştim. İkimizde sigara içtik. O kestirdi, bense yağmurun, her 
zamankinden daha kaprisli olan rüzgarın etkisiyle nasıl bir yerden bir yere 
doğru eğildiğini izlemeye daldım. Yağmurla rüzgarın dansı bitti ya da başka bir 
yere gidip orada devam etti. Kısa süre sonra yağmurdan geriye kalan tek şey, 
cırcırböcekleri ve kurbağalar arasındaki insanın kulağını sağır edecek 
rekabetti. Koca Antonio'yu uyandırmayayım diye ses çıkarmamaya çalışarak dışarı 
çıktım. Hava, tıpkı arzunun tatmin edildiği ve birbirine kenetlenen bedenlerin 
dansı sona erdiği zamanki gibi, hala ıslak ve nemliydi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5898@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2009-04-13T18:55:55+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Hesap ve muhasebe</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5896</link>
<description><![CDATA[
<p>&#160;</p>
<p>Hayatın bir kendi seyri var, bir de içimizdeki seyri... Bu ikisi bazen 
birbirinin çok uzağında olabiliyor, birbirine hiç benzemeyebiliyor. İç dünyamız 
ile dış dünyamız arasındaki dengeyi kuran şey ise muhakeme yeteneğimiz... 
Hayatın gündeliği içinde olan biteni, iç dünyamızda muhakeme edip 
anlamlandırabiliyorsak, bütünlüğümüzü kaybetmemiş oluyoruz. Peki, bütünlüğümüzü 
zamana karşı nasıl savunuyoruz? Onun yolu da muhasebeden geçiyor. 
Yaşadıklarımızın muhasebesini samimiyetle ve aksatmadan yapıyorsak bütünlüğümüze 
süreklilik de kazandırmış oluyoruz. Muhasebe, en az muhakeme kadar önemli bir 
şey bizim için...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5896@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-04-13T18:45:53+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Herşeyimi cumhuriyete mi borçluyum?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5895</link>
<description><![CDATA[
<p>Yasakların çevresinden dolanmanın yolunu bulmuş, bir punduna getirip gene 
bana sataşmış... Sorarlarsa, &#34;ben genel olarak cumhuriyet düşmanlarından 
sözediyorum, fikir tartışması yapıyorum&#34; deyip zeytinyağı gibi sıyrılacak...<br>
<br>
Cumhuriyetin &#34;hatalarını&#34; eleştirmenin cumhuriyet &#34;düşmanlığı&#34; olmadığını 
anlamak isteyen anlar, istemeyen de kendi karanlığında yaşar gider.<br>
<br>
Fakat bu satırların yazarına eleştiri yöneltenler arasında &#34;iyi niyetli ve 
samimi&#34; olanlar da vardır, bugün onlarla sohbet edeceğim.<br>
<br>
Bu eleştiriler arasında &#34;herşeyini cumhuriyete borçlusun&#34; cümlesi başta 
geliyor...<br>
<br>
Acaba gerçekten öyle midir? ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5895@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-04-13T18:44:49+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>la maison en petits cubes</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5894</link>
<description><![CDATA[<object width="400" height="270"><param name="allowfullscreen" value="true"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3987204&server=vimeo.com&show_title=1&show_byline=1&show_portrait=0&color=&fullscreen=1"><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3987204&server=vimeo.com&show_title=1&show_byline=1&show_portrait=0&color=&fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="270"></embed></object><br>


]]></description>
<guid isPermaLink="false">5894@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-04-12T01:12:04+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Geri kalmışlık yalnız çimento üretiminde değildir</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5890</link>
<description><![CDATA[
<p>Dün, sinemaya hiç önem vermediler, dedim. Durdum. <br>
<br>
Bizimkiler vermediler, başkaları verdi.<br>
<br>
Yirmili ve otuzlu yıllarda kurulan &#34;totaliter&#34; devletler sinemaya çok büyük önem 
vermişlerdi... Çağın bombası, müthiş bir propaganda aracıydı da ondan.<br>
<br>
Büyük stüdyoların (İtalya'da &#34;Cinecitta&#34;, Almanya'da &#34;Babelsberg&#34; ) kurulmaları 
da gene bu dönemde olmuştur.<br>
<br>
Yaptıkları filmler koftidendi... Mussolini İtalyası'nda Roma İmparatorluğu'nu 
yücelten birtakım serüven filmleriyle, &#34;beyaz telefon filmleri&#34; denilen, 
genellikle Vittorio de Sica'nın &#34;esas çocuk&#34; oynadığı birtakım aşk öyküleri...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5890@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-04-11T13:40:38+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ACABA</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5889</link>
<description><![CDATA[<p> 
	Dönelim <br>
	Döndürsün bizi <br>
	Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi <br>
	Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan <br>
	Ve akılda kalan bir yokuştan <br>
	Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından <br>
	Ve çocukluktan <br>
	Dönelim <br>
	Dönelim mi biz <br>
	Gençlikten, oralardan <br>
	Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan <br>
	Dönelim mi acıya <br>
	Acıya, büyük acıya <br>
	Ve soralım mı acaba <br>
	Ey büyük yalnızlık insansan eğer <br>
	Bir kaya <br>
	Dalgalar yalarken onu <br>
	O bakarken kaskatı kalabalıklara <br>
	Ah, kalbin bulut bulut akan sesi. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5889@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-04-11T02:33:31+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Farid Farjad Türkiye'de</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5888</link>
<description><![CDATA[<img border="0" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/375020090325120500606.jpg" width="180" height="123">

<p><br>
İranlı keman virtüözü Farid Farjad’ın 3 konserden oluşan Türkiye turnesi 
başladı.<br>
<br>
“Kemanı ağlatan adam” olarak da tanınan ve geçen yıl da Türkiye’de bir dizi 
konser veren Farjad ilk olarak  Ankara Eskiyeni’de dinleyenleriyle buluştu.<br>
<br>
Başkent konserlerinin ikinci ayağı yarın ODTÜ KKM Kemal Kurdaş Salonu’nda 
gerçekleştirilecek. <br>
<br>
Farjad, 18 Nisan Cumartesi İstanbul’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde sevenleriyle 
bir araya gelecek. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5888@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-04-11T02:32:11+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Yüzyıllık Yalnızlık'  Bitti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5884</link>
<description><![CDATA[<p><b>Latin edebiyatının dünyaca ünlü ismi Gabriel Garcia Marquez yazarlığı 
bıraktı. En son, Türkçe’ye ’Benim Hüzünlü Orospularım’ adıyla çevrilen romanı 
yayınlamıştı. <br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5884@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-04-04T00:44:50+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Oscar'lı  Besteci Maurice Jarre Yaşama Veda Etti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5880</link>
<description><![CDATA[<p><b>&#34;Çağrı&#34; ve &#34;Doktor Jivago&#34; gibi filmlerin müziklerine imza atan Fransız 
besteci Maurice Jarre 84 yaşında ABD'de öldü. <br>
</b><br>
Maurice Jarre'ın kendisi gibi besteci olan oğlu Jean-Michel Jarre'ın menajeri, 
Maurice Jarre'ın ABD'nin Los Angeles kentinde öldüğünü söyledi. <br>
<br>
Fransız internet sitesi Purepeople'a göre, Jarre, dün sabah kanser nedeniyle 
hayatını kaybetti. <br>
<br>
<b>Yaptığı film müzikleriyle 3 kez Oscar ödülü kazanan Maurice Jarre, John 
Frankenheimer, Alfred Hitchcock, John Huston, Luchino Visconti, Peter Weir ve 
Mustafa Akad gibi ünlü yönetmenlerin filmlerinin müziklerine imza attı. </b><br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5880@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-03-31T23:40:56+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Gereksiz yazı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5874</link>
<description><![CDATA[
<p>Bu yazıyı pazar sabahı saat on sularında yazmaktayım, bitirince çıkıp oy 
vermeye gideceğim. Oradan da bizim hanımla ve komşu dostlarımızla yemeğe 
gideceğiz, içki yasak ama ne yapalım... Kuru kuru yer kalkarız, bugünlük de 
böyle olsun.<br>
<br>
Oyumu kimseye açıklayacak kadar densiz olmadığım için, buraya da yazmıyorum. 
Kimin kime oy verdiği de beni ilgilendirmez, benim kime oy verdiğim de 
kimseyi... Öyle, bir yazısıyla bilmemkaç bin kişinin oyunu şu yönde ya da bu 
yönde etkilediğini sanan &#34;büyük adamlardan&#34; da değilim. Tam tersine, &#34;şuna verin 
buna vermeyin&#34; dediğim için şuna verip buna vermeyecek okurun aklına şaşayım!... 
Hiç mi kafası çalışmıyor da benim ağzımın içine bakıyor? <br>
<br>
Fakat yazı, pazartesi sabahı elinize geçecek, herşey de olup bitmiş bulunacak.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5874@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-03-30T14:29:54+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Muhsin Yazıcıoğlu hayatını kaybetti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5873</link>
<description><![CDATA[
<p>Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun uğradığı helikopter 
kazasında öldüğü resmen açıklandı. Kazada Yazıcıoğlu'nun yanısıra beş kişi daha 
öldü. <br>
<br>
Yazıcıoğlu 25 Mart 2009 günü seçim çalışmalarını yürütmek üzere kiralanan özel 
bir firmaya ait helikopterle Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit İlçesi'nden 
Yozgat'ın Yerköy İlçesi'ne giderken kaza geçirdi ve helikopteri düştü. Enkaza 
uzun süre ulaşılamamış ve arama çalışmaları zor şartlarda devam etmiştir. 
Kazadan yaklaşık 48 saat sonra 27 Mart 2009 günü enkaza ulaşılabilmiştir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5873@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-03-28T17:07:37+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Günlük tutma, söz olur</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5872</link>
<description><![CDATA[
<p>Üniversiteye başladığım yıllarda aldığım küçük bir not defterine her gün bir 
şeyler ka-ralamayı denemiştim. Ama sevgili günlüğümle muhabbetim kısa sürdü. 
Fark ettim ki, üç aşağı beş yukarı hep aynı şeyleri yazıyorum. Benim günlerimi 
diğerlerinden ayıracak pek fazla bir şey olmuyor. İnsan yirmili yaşlarına 
dayandığı dönemlerde böyle oluyor, dünyanın en bahtsız insanı olduğunu ve 
insanlar arasındaki en işe yaramak hayatı yaşadığını düşünüyor. Şimdi biliyorum 
her hikâyenin kendine özgü bir derinliği, güzelliği var. En işe yaramaz hayat 
bile mutlaka bir kenara düşülmesi gereken önemli notlar barındırıyor. Keşke o 
zaman bu gerçeği bilseydim, günlüğüme biraz daha fazla fırsat verseydim.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5872@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-03-26T18:24:12+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>BAKIŞSIZ BİR KEDİ KARA</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5866</link>
<description><![CDATA[	<p>
	Gelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır<br>
	ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. 
	Sayıklarbir dilde 
	bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki 
	Üzünç Teyze
	tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan 
	bakışsız bir
	Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır 
	Eskici Dede.
	Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5866@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-23T17:53:44+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Metnin zihni içinde oluşan</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5862</link>
<description><![CDATA[
<p>Balzac’ın ‘Sönmüş Hayaller’de yarattığı Lucién de Rubempre mi gerçek yaşamdan 
alınmıştır? Dostoyevski’nin Raskolnikov’u, bir buçuk yüzyıl önce edebiyat tam da 
gerçeği anlattığı için, gerçek bir kişilik olabilir mi? Kurmaca kişilikler 
gerçeğe en çok yaklaştıkları anda daha çok sorgulanabilir nesneler olarak ortaya 
çıkarken, gerçek hayattan uzaklaşıp yazınsal yazının doğasına döndükçe daha 
gerçek birer kişiliğe dönüşür. Dorrit Cohn bu saptamayı başka biçimde, “Kurmaca 
eserlerdeki en gerçek, ‘en eksiksiz’ karakterler en yakından ve tam da gerçek 
yaşamda insanları tanıyamayacağımız şekillerde tanıdığımız kişilerdir,” diye 
anlatıyor. “Romancılar bireyin iç yaşamını resmederken, kelimenin tam anlamıyla 
kafalarından uydururlar,” da diyor Cohn.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5862@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-03-23T17:39:30+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>TERZİLER GELDİLER</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5859</link>
<description><![CDATA[
Terziler geldiler. Kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle <br>
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere <br>
Bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle. <br>
Kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. Sonra <br>
sonsuz çalgısı sevinçsizliğin. <br>
Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de <br>
Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle... <br>
Yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular <br>
O çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler <br>
Ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler <br>
Bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5859@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-19T16:10:59+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kimliğiniz kaç numara?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5858</link>
<description><![CDATA[<p> 
Kafasında geleceğe dair kurgular oluşturan yazarlar ahir zamanda insanların 
numaralarla anılacağını yazmışlardı da inanmamıştık, işte oldu! Artık hepimizin 
bir numarası var. Hiçbir insan için “Hiçbir numarası yoktu” denemeyecek artık. 
Üstelik bugün o numara, isminden, kaşından gözünden, yüzünden suretinden, 
boyundan posundan daha fazla temsil eder hale geldi insanları. İşte seçim 
tartışmaları ortada, kimliği olan değil, kimliğinde TC vatandaşlık numarası olan 
ancak oy kullanabilecek. <br>
<br>
Al sana yeni bir kimlik bunalımı sebebi!]]></description>
<guid isPermaLink="false">5858@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-03-19T16:08:24+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Medeni ve şahsi ahvalindeki tebeddülat</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5857</link>
<description><![CDATA[
<p>Eski nüfus kâğıtlarımızda böyle yazardı... <br>
<br>
Böyle bir sayfa vardı... Hani şu &#34;cüzdan&#34; şeklindeki eski nüfus 
kâğıtlarımızda... Medeni durum &#34;hanesinde&#34; de anlama özürlüler için ayraç içinde 
bir açıklama: &#34;Yani evli mi, bekâr mı, dul mu, boşanmış mı?&#34; <br>
<br>
Açıklama, cüzdanı taşıyacak olan vatandaşa mı yapılıyordu, dolduracak olan nüfus 
memuruna mı, o da belli değildi.<br>
<br>
Yok, &#34;ekmek karnesi verilmiştir&#34; damgasına yetişemedik tabii ama, kırk küsur 
yaşımıza kadar Osmanlıca kimlik kullandık, anlı şanlı devrim oraya elini 
atamamıştı! ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5857@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-03-19T16:06:41+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>HIZLA GELİŞECEK KALBİMİZ</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5852</link>
<description><![CDATA[
<p> 
hızla gelişecek kalbimiz <br>
kalbimiz hızla. <br>
sürgünlerin umutsuzluğunda <br>
kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar <br>
farksız çarpanların umutsuzluğunda <br>
ve köprü başlarının umutsuzluğunda <br>
ve köprü başlarının umudunda. <br>
sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara <br>
temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda <br>
ve eski dağlarda, eski dağlarda kış <br>
kovalarken ülkesini <br>
hızla gelişecek kalbimiz. <br>
kendi öz hüznümüzün öz tarlasında <br>
bozkır dayanıklılığımızın tarlasında <br>
kalbimiz <br>
ellerimiz ayaklarımız arasında <br>
ve kimsenin bölemediği şarkıyı <br>
güllerin, buğdayların ve acının şarkısını <br>
bir haziran uygulayacak sesimize. <br>
sütçünün sesiyle birlikte <br>
erkenci işçilerin sesiyle birlikte <br>
şoförün sesiyle birlikte <br>
sabaha başlamış sarhoşların sesiyle birlikte <br>
yaman sarhoşların sesiyle birlikte <br>
ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların <br>
ve herkesin ve herkesin <br>
sesleriyle birlikte <br>
bir haziran uygulayacak <br>
kimse bölemeyecek ve kalbimiz <br>
hızla gelişecek.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5852@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-14T23:45:04+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Sıradan şiddet'in son gösterisi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5847</link>
<description><![CDATA[
<p>En başta ifade edeyim, başlıktaki &#34;sıradan şiddet&#34; tanımlaması, sözü edilen 
hadiseyi &#34;her gün rastlanan basit şiddet hareketleri&#34; kategorisine sokmak için 
kullanılmadı. Aksine, son derece tedirgin edici, endişe verici, hatta tüyler 
ürpertici birtakım akıl dışı şiddet yönelimlerinin sıradanlaşmaya yüz tutan bir 
yaygınlık kazandığına işaret etmek için kullanıldı bu tanımlama... Çünkü başta 
Amerika'daki &#34;Columbine Lisesi faciası&#34; olmak üzere bir dizi trajik lise 
hadisesiyle gündeme gelen bu şiddet gösterileri artık neredeyse alışmaya 
başladığımız haberler olarak yansıyor medyaya. Yani bu sıra dışı şiddet, tekrar 
ettiği için yavaş yavaş sıradanlaşıyor algılarımızda. Son olarak Almanya'nın 
Baden-Württemberg eyaletinin Winnenden kentindeki Albertville Lisesi'nde yaşanan 
kanlı saldırı olayı bunun örneği... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5847@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-03-14T23:21:35+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>VERGİ MUAFİYETİ</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5846</link>
<description><![CDATA[
<p>
Ey ehl-i dehr-i denî salın mama yara yan salın cak cuk <br>
Kuru ver salını salını az benimle eğleş e ediver kömek <br>
<br>
Et denaet salın mama yardım ama düzgün yaramadım<br>
Rüştü Kant budaklı icra uyanıklığa masraf çıkaramadım <br>
<br>
Gerekti Parthenon foto grafo şak yum şak gesiz pelteksesiz tı<br>
Gerekti amca John Ford tabancalı amma Jacques Tati omcalı<br>
<br>
Zafer takı tuka ka yalım dançe virere kistemyorsan beni diyor <br>
Göze sürme den vesikalı iki kadın var evlimde vletine dolgun<br>
<br>
En moderni kan ve idrar tahlillerinin kadınlarda sorunsuz<br>
Nedendi ey dehr bu izin ve neredendi hep zorunlu apansız]]></description>
<guid isPermaLink="false">5846@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-10T19:21:53+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bilmez Miyim Hiç...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5845</link>
<description><![CDATA[<p> 
Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona<br>
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar<br>
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok<br>
Kıyılar da bomboş, kır yolları da<br>
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum<br>
Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca<br>
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler<br>
Yol kenarında bir kapı, tahta<br>
Peki, kim yitirmiş evini, ya da<br>
Hangi yitikle yok olmuş o yapı<br>
Kimbilir
<br>
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya<br>
Bir taşın üstüne oturuyorum<br>
Ben oturur oturmaz<br>
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler<br>
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa<br>
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan<br>
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi<br>
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara<br>
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi<br>
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5845@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-09T18:39:41+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sallama</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5844</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Seçim kampanyalarında atış serbesttir. Sayın Devlet Bahçeli, muhalefet 
liderlerinden biri olarak elbette Türkiye'nin battığını, yandığını yıkıldığını, 
öldüğünü bittiğini öne sürecek ya, başbakanı &#34;tek adam, tek parti hevesinde 
olmakla&#34; suçlamış...<br>
<br>
Yani tek parti, tek adam yönetimi kötü bir şeymiş... Demek ki Atatürk ve İnönü 
yanlış yapmışlar... Daha önce Enver ve Talat da yanlış yola girmişler... Tövbe 
ıstağfirullah... Bize okulda böyle öğretmemişlerdi.<br>
<br>
Sayın Bahçeli, &#34;bu gidişin sonu BAAS rejimidir&#34; diye de eklemiş.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5844@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-03-09T18:37:48+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Enformasyon mu, deformasyon mu?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5843</link>
<description><![CDATA[
<p>Cüneyt Arkın'ın gerçek isminin ne olduğunu biliyor musunuz? Mutlaka 
biliyorsunuz: Fahrettin Cüreklibatur! Azıcık bile olsa internete bulaştıysanız 
kaçacak yeriniz yok demektir; böyle lüzumsuz ötesi yüzlerce, binlerce şeyi 
bilmek, görmek, okumak zorundasınız. Kim “İsteyen okur, istemeyen okumaz 
kardeşim!” diyorsa yalan söylüyor. Siz bir gayret göstermeseniz bile bu 
lüzumsuzluklar ağının bir parçasısınız. Bunun istisnası internet bağlantısı 
bulunan her yere en az beş kilometre uzakta yaşamanızdır. Eğer bir mail 
adresiniz varsa mesela, işte yakalandınız. Hiç tanımadığınız birileri sizi bir 
takım sanal gruplara üye yapar, sonra her gün yine hiç tanımadığınız yüzlerce 
kişi oradan buradan kendisine ulaşan sayısız saçmalığı size göndermeye başlar.
]]></description>
<guid isPermaLink="false">5843@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-03-09T18:36:40+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>LITTLE GIDDING (*)</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5842</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Karakışta bahar kendine özgü mevsimdir <br>
Günbatımında donuklaşsa da sonsuzdur, <br>
Zamanda asılı, kutupla dönence arasında. <br>
Kısa gün ışıl ışıl olunca, ayaz ve ateşle, <br>
İvecen güneş buzu tutuşturur gölcük ve hendeklerde, <br>
Sıcaklığın yüreği olan rüzgihsız ayazda, <br>
Yansıtarak suyumsu bir aynada <br>
Bir ışıltıyı, körlüktür bu öğle saatinde. <br>
Ve parıltı, daha yoğun çalı ve maltız alevinden, <br>
Uyandırır suskun ruhu: yel değil yortu ateşi <br>
Yılın karanlık zamanında. <br>
Erimeyle donma arasında <br>
Ruhun öz suyu titrer. Ne toprak kokusu vardır <br>
Ne de yaşayan şeylerin kokusu. Bahar zamanıdır bu <br>
Ama zamanın sözerdiği değil. Şimdi çit <br>
Bir saatliğine ağarır geçici çiçekleriyle <br>
Karın, daha beklenmedik bir çiçek <br>
Yaz çiçeğinden, ne tomurarak ne de solarak, <br>
Yani kuşak düzeninde değil. <br>
Nerededir yaz, düşlenemeyen <br>
Sıfır derece yaz? ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5842@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-08T17:10:19+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>René Char: Her Konuda Direniş</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5841</link>
<description><![CDATA[
	<p><i>Benim ülkemde, teşekkür edilir.</i><br>
	<br>
	Ben şimdi René Char’ın ahlaki, psikolojik ve yaratıcı açılardan bir sebep 
	oluşturduğu sayısız insandan biri olarak yazıyorum. Neredeyse otuz beş 
	yıldır, René Char sayesinde yazları Vaucluse’da geçirdim. Burada küçük evim 
	için verdiği kitaplar, kartpostallar ve fotoğraflarla çevrili olarak 
	yaşadım. Çocuklarım ona çizdikleri resimleri yollardı, o da onların 
	fotoğraflarını camlı kitaplıklarında saklardı. Kışları, New York’taki City 
	University’nin yüksekokulunda ders veriyordum ve burada sık sık Char’ın 
	yazdıkları ve hayatı üzerine konuşuyorduk. Ama ben daha çok onun 
	Vaucluse’daki ya da çadır bezinden yapılma sandalyemizi kırmamak için bir 
	şarap kasasına oturduğu zaman ona makileri hatırlattığını söylediği 
	Mormoiron’daki küçük evimdeki varlığını hatırlıyorum. Ya da Busclats’da, 
	L’Isle-sur-la-Sorgue’daki evinde, çevirdiğim şiirleri veya onun hakkında 
	yazdığım kitap hakkında konuştuğumuz zamanları hatırlıyorum. Bunların bir 
	kısmını önümüzdeki yıl Boston’daki Black Widow Press’ten çıkacak olan, Nancy 
	Kline’la beraber hazırladığımız Furor and Mystery and Other Texts kitabı 
	için yeniden çeviriyorum.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5841@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-03-07T14:12:55+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>René Char: Şiir Üstüne</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5840</link>
<description><![CDATA[<p> 
	 
	Kabul ediyorum, sezgi akıl yürütür ve buyruklar verir; yeter ki, 
	anahtarların taşıyıcısı olarak, yankıların uyuduğu ve ön tansıklara bulanıp 
	döllendiği yüce kafeslerin içinden geçsin, şiirin tohum biçimlerinin 
	demetini titretmeyi unutmasın.<p>Ozanın araştırmaları sırasında, kendisinin 
	ancak çok daha sonra, yok olup gittikten sonra beklendiği bir kıyıya vardığı 
	olur. Ozan, geri kalmış çevresinin düşmanlığına duyarsız, kendini hazırlar, 
	sertliğini yatıştırır, sözcüğü böler, kanatların doruğuna tutunur.</p>
	<p>Ozan Söz’ün katyuvarında uzun süre kalamaz. Yeni gözyaşları içine 
	kıvrılmak ve kendi düzeni içinde daha ilerilere gitmek zorundadır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5840@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-03-07T14:10:24+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Pir hoşe!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5839</link>
<description><![CDATA[<p> 
	Anlamasak da bakıyoruz, dinliyoruz, şaşıyoruz... Hadi hadi, yemeyin beni 
	sabah sabah, sanki siz hiç bakmadınız! <br>
	<br>
	TRT-6 kanalından sözediyorum, canlı yayında &#34;altı&#34; diyenleri Rojin hemen 
	düzeltiyor, &#34;şeş&#34;...<br>
	<br>
	Kendi aralarında birşeyler konuşuyorlar, Rojin kimi zaman kalkıyor şarkı 
	söylüyor, bir köşede &#34;Keke Arslan&#34; sürekli çiğ köfte yoğuruyor! <br>
	<br>
	Rojin ara sıra da bir kitap açıyor önüne, benimkinden daha iyi Türkçesiyle 
	&#34;alıntı&#34; yapıyor.<br>
	<br>
	Rojin havalı kadın, alımlı kadın... Kimi zaman giysileri ve takıları bizim 
	ölçülerimize göre berbat, kimi zaman çok çarpıcı, neredeyse vahşi bir 
	güzellikte.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5839@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-03-07T14:07:44+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yurttaş Marx</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5836</link>
<description><![CDATA[
	<p>Francis Wheen, ‘Karl Marx’ adlı kitabında Marx’la ilgili belgeleri aynen 
	kullanırken günün koşullarını ve Marx’ın ruh halini daha iyi kavramamız için 
	kendi yorumlarını katıyor. Bir bakıma dönemi yeniden yorumluyor. Bunu 
	yaparken kimi kez hafif alaycı bir tavır kullanmaktan da çekinmiyor. 
	Efsaneleşmiş tarihsel kişiler bana korku verir. Yalnız bana mı? Hemen 
	herkese. Bu korku zamanla o kahramanı insani özelliklerinden uzaklaştırır. 
	Kimse bir ulusal kahramanın karnının acıkacağını, uykusunun geleceğini 
	düşünmez. Canının yandığına da inanamaz. Bu insanüstü kahramanlık 
	özellikleri kazandırma ya da ilah sayma (putlaştırma demeye her zaman dilim 
	varmıyor) zamanla o kişinin inanırlığını zedelemeye başlar. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5836@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-03-07T13:59:01+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Gazze’den Darfur’a yol gider...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5834</link>
<description><![CDATA[
<p>Ben ikiyüzlülükten sıkılırım. <br>
Kurnazlıklar bunaltır beni. <br>
Onun için açık konuşalım. <br>
<br>
Ve, bütün AKP’lilere ve dindar kardeşlerimize net bir şekilde soralım: <br>
<br>
Gazze’de Müslüman çocukların öldürülmesi mi sizi o kadar öfkelendirdi yoksa o 
çocukları öldürenlerin Yahudi olması mı? <br>
<br>
Ya da, “Müslüman, Hıristiyan, Ermeni, Yahudi, Mecuzi, Budist hiç fark etmez ben 
çocukların öldürülmesine karşıyım” mı diyorsunuz?]]></description>
<guid isPermaLink="false">5834@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-03-07T13:50:32+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yusuf Hayaloğlu: Ah Ulan Rıza</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5833</link>
<description><![CDATA[<p><i><b>Bugün yitirdiğimiz usta şairin aziz hatırasına saygıyla...<br>
&#160;</b></i></p>
<embed src="http://karakutu.tv/player.swf" width="360" height="270" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" flashvars="width=360&height=270&file=http://karakutu.tv/flvideo/574.flv&image=http://karakutu.tv/thumb/2_574.jpg&displayheight=270&link=http://karakutu.tv/video/574/Yusuf-Hayaloğlu--Ah-Ulan-Rıza&searchbar=false&linkfromdisplay=true&recommendations=http://karakutu.tv/feed_embed.php?v=5d6a1a87373dffa53dbe" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash">                <br>
<p><b>AH ULAN RIZA</b><br>
<br>
Neden halâ gelmedi, yoksa<br>
Saati mi şaşırdı hıyar?<br>
Gerçi hiç saati olmadı ama<br>
En azından birine sorar.<br>
<br>
Cebimde bir lira desen yok,<br>
Madara olduk meyhaneye!<br>
Ah eşşek kafam benim,<br>
Nasıl da güvendim bu hergeleye!<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5833@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-03T21:20:56+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Flaş</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5832</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Hava poyrazladı yağmur yağacak <br>
Yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin <br>
Yukarda <br>
Küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü <br>
Patladı patlayacak <br>
Olanca hışmıyla kentin. <br>
<br>
Sensin <br>
Akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma <br>
Her şey rengine göre kanar bilirsin <br>
Tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi <br>
Pespembe kanar <br>
Ve her bir renkte kanayan gözlerin <br>
Çınlatır Eluard’ın mısralarını orada <br>
“İçinde uçtuğum gözlerin <br>
Yolların gidişine <br>
Dünyanın dışında bir anlam verdi.” <br>
Demek oluyor ki bu dünyada olmak öyle derin <br>
Öylesine anlamlı ki insan <br>
Bizse bu anlamın işçilerinden ikisi <br>
Yağmur yağacak. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5832@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-03-03T19:54:22+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yusuf Hayaloğlu Vefat Etti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5831</link>
<description><![CDATA[
<p>Şair ve söz yazarı Yusuf Hayaloğlu, tedavi gördüğü hastanede hayatını 
kaybetti. <br>
<br>
Bakırköy Acıbadem Hastanesi'nde solunum yetmezliği nedeniyle 8 gündür tedavi 
gören Yusuf Hayaloğlu (56), bu sabah hayata gözlerini yumdu. <br>
<br>
Akciğerinde oluşan ödem nedeniyle son 24 saatini yoğun bakım ünitesinde geçiren 
Hayaloğlu, evli ve 3 çocuk babasıydı. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5831@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-03-03T19:50:55+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>A.R.Rahman - Mumbai Theme</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5830</link>
<description><![CDATA[<embed src="http://karakutu.tv/player.swf" width="360" height="270" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" flashvars="width=360&height=270&file=http://karakutu.tv/flvideo/557.flv&image=http://karakutu.tv/thumb/1_557.jpg&displayheight=270&link=http://karakutu.tv/video/557/AR-Rahman--Mumbai-Theme-Tune&searchbar=false&linkfromdisplay=true&recommendations=http://karakutu.tv/feed_embed.php?v=e97bacb63e52c54f0ada" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash">                ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5830@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2009-03-02T01:16:56+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Slumdog Millionaire: Bugün "top-dog" durumundayız, yarın yine "slum-dog" oluruz</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5829</link>
<description><![CDATA[<p><b>Oscar gecesi neredeydiniz?<br>
</b><br>
-Oradaydım, beni görmedin mi? Bir de diyorlar ki Oscarları 2 milyar kişi 
izliyor! En İyi Film ödülünü aldıktan sonra ben de bütün ekiple birlikte sahneye 
fırladım. <br>
<br>
<b>Hayatınız nasıl değişti?<br>
</b><br>
-Hiç. Bizim aile olarak ünlü olduk diye dolaşmıyoruz ortalıkta. Çocuklar gelip 
"Baba okulda herkes senin kitabını okuyor" diyor, gülüyoruz, sonra hayat devam 
ediyor. Çünkü biliyoruz ki bugün dünyadaki bütün gazeteler bizden bahsediyor ama 
bir hafta sonra bu bitecek. Bugün "top-dog" durumundayız, yarın yine "slum-dog" 
oluruz. Hayat böyle çünkü.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5829@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Sinema</dc:subject>
<dc:date>2009-03-01T04:20:11+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Elsa'ya Şiirler</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5828</link>
<description><![CDATA[
	<p> 
	Sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin<br>
	Zaman kadındır ister ki<br>
	Hep okşansın diz çökülsün hep<br>
	Çözülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına<br>
	Bir taranmış<br>
	Bir upuzun saç gibi zaman<br>
	Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi<br>
	Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken<br>
	Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi.<br>
	<br>
	Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın<br>
	Bu mavi çanaklarda kan gibi durdurulmuş zamanın işkencesi<br>
	Buysa daha beterdir giderilmemiş istekten bitmez tükenmezcesine.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5828@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-28T15:37:35+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Budur!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5827</link>
<description><![CDATA[<p> 
	İt kopuk gene yanlış anlayacak ama, Türkiye Cumhuriyeti &#34;eşitlikçi ve 
	demokrat&#34; bir devlet olarak kurulmadı.<br>
	<br>
	İmparatorluğun Lausanne şehrinde tasfiyesinden sonra, elimizde kalan 
	&#34;azınlıklara&#34; gene de baskı yapıldı.<br>
	<br>
	Öldürülen öldürülmüştü, sonra gönderilen gönderildi ve geride kalanlara, 
	fakat antlaşma uyarınca kılına dokunulamayanlara da &#34;negatif ayırımcılık&#34; 
	uygulandı. Artık kesemiyorduk, ancak bu kadar ezebiliyorduk onları!<br>
	<br>
	Örneğin devlet memuru olabilmek için bugünkü gibi &#34;Türk vatandaşı olmak&#34; 
	şartı değil, Türk &#34;ırkından&#34; olmak şartı aranıyordu!...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5827@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-28T15:35:38+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Müzeyyen Senar: Akşam olunca yarelerim sızlar</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5826</link>
<description><![CDATA[<object width="445" height="304"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/id7GuhT1hNk&hl=en&fs=1&color1=0x5d1719&color2=0xcd311b&border=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/id7GuhT1hNk&hl=en&fs=1&color1=0x5d1719&color2=0xcd311b&border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="304"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5826@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Karakutu Müzik</dc:subject>
<dc:date>2009-02-28T15:34:27+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Darbeler ve alçaklıklar</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5822</link>
<description><![CDATA[
<p>Ben bütün askerî darbelerin alçakça olduğuna inanırım. <br>
<br>
Toplumun kendilerine bambaşka amaçlarla emanet ettiği silahları o topluma karşı 
çevirip kendi çıkarları ve iktidarları için kullananlar, yaptıkları alçaklığı ve 
işledikleri suçu saklayabilmek için elbette kendilerine müttefikler ararlar. <br>
<br>
O müttefiklerle birlikte darbenin zeminini hazırlarlar. <br>
<br>
Biz bugün 28 Şubat’ın gizli belgelerini yayınlıyoruz. <br>
<br>
Medyanın nasıl kullanıldığını, toplumun nasıl kandırıldığını bu belgelerle 
göreceksiniz. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5822@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-28T15:02:45+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Adem’in yalnızlığı...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5821</link>
<description><![CDATA[<p>

<img border="0" src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2009/02/20/fft5_mf123198.Jpeg" width="220" height="330"></a></p>


Nazan Bekiroğlu, roman ile mesnevi arasında seyreden bir üslupla yazdığı son 
romanı ‘Lâ’da, insanın Adem ile Havva ekseninde, ama illa ki Adem’in yalnızlığı 
perspektifinde, bireyin ezeli ve ebedi yalnızlıkla örselenen ontolojisine 
kişisel ama bir o kadar da önemli bir bakış sunuyor. Yalnız gelmişti dünyaya 
Adem. Dünyanın bir adının da yalnızlık olduğunu bildi. O kadar yalnızdı ki, 
dünya böylesi bir yalnızlığı son gününe değin görecek değildi. ” Nazan 
Bekiroğlu, son yayınladığı romanı Lâ’da referansını Kur’an’dan aldığı 
ontolojisini, Adem üzerine bir roman ile kurarken (elbette bilinçli bir biçimde) 
sonsuz evrene ve sonsuz yaratılmışlara inat, yürek burkan insanoğlu yalnızlığına 
vurgu yapıyor. Bekiroğlu ’nun baştan sona odaklandığı yalnızlık hali, ıssız bir 
dünyada acıklı bir çaresizliği de hatırlatıyor insana. Uzak derinlerden gelen 
boğuk seslerden başka bir dış evren tahayyül edemeyeceğiniz ana rahmindeki dokuz 
ayı kavrayabilseydik, Adem’in yalnızlığına hoş bir mecaz olabilirdi belki de. 
İnanmayanı ürperten, insanı evrim düşüncesine zorlayan da budur: Uçsuz bucaksız 
bir dünya ve yapayalnız bir ‘tek’ kişi! Böylesi bir acı, böylesi korku 
katlanılır bir şey midir? ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5821@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-02-26T16:46:01+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ahmet Haşim bir köşe yazarı mıydı?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5820</link>
<description><![CDATA[
<p>Ahmet Haşim, uygarlık birikimimizi mirasyedi savurganlığıyla harcadığımızı 
çok önce fark etmiş. Sözlerine kimse kulak vermemiş olmalı ki, bugünün, tarih 
bilincinden yoksun hayatımıza sürüklenip gelmişiz. Dünün gazeteleri, edebiyat 
adamının güne yönelik görüşlerine büsbütün kapalı değilmiş. Onların günlük 
verimleri, aradan geçen bunca zamana rağmen, bugün de tat alınarak okunabiliyor. 
Ahmet Haşim’in gazete yazılarını sık sık okurum. İnci Enginün’le Zeynep Kerman 
iyi ki derlediler.<br>
Çünkü “Merdiven” şairi yazılarının tümünü Bize Göre’de devşirmemiştir. 
Seçmelerle yetinmiş; beğendiği, önemsediği yazıları seçmiş besbelli. O yazıların 
zamana meydan okuyacağını sezinlemiş olmalı. Oysa, arta kalan yazılar da zamana 
meydan okuyor...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5820@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-02-26T16:34:42+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Muhallebici</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5818</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Gına geldi dedik ama kaçınamıyoruz konudan: Kılıçdaroğlu, İstanbul'un belediye 
başkanı Kadir Topbaş'ı aşağılamak için ona &#34;muhallebici&#34; demiş... <br>
<br>
&#34;Tüccarı hor gören&#34; tipik Ankara bürokratı tavrı! <br>
<br>
Rahmetli babam da böyle düşünürdü: Ticaretle uğraşmak pezevenklik gibi, 
uyuşturucu satıcılığı gibi kötü bir iş, &#34;kâr&#34; ayıptı, hele borç &#34;en fena şey&#34; 
... Bir tek dürüst ve helal gelir biçimi vardı, memur maaşı... İşçi ücreti mi? 
Zavallı ayaktakımına hepten aç kalmasın diye dağıtılan sadaka... (Babam oyunu 
İsmet Paşa'ya verirdi.) 
<br>
<br>
Topbaş yüksek mimar ama bir muhallebiciler zincirinde de ortaklığı var ya, 
Kılıçdaroğlu onun için aşağılamış. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5818@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-26T16:05:43+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kader</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5817</link>
<description><![CDATA[
<p>Sabah çok erkenden uyandım. <br>
Çalışma odasına gittim. <br>
Perdeler yarıya kadar indirilmişti. <br>
Oda sıcaktı. <br>
Gri bir gökyüzü vardı dışarıda. <br>
<br>
Pencerelerde yağmur taneleri birikiyor sonra yavaşça aşağıya doğru süzülüyordu.
<br>
<br>
Gökyüzünün grisinin yansıdığı pencerelerdeki damlalara bakarken odanın sessiz 
huzurunu da hissediyordum. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5817@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-26T16:03:55+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İnsanlık</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5815</link>
<description><![CDATA[
<p>
İnsanoğlunun habis bir yanı var elbette. <br>
<br>
Kanı, vahşeti, cinayeti seven bir habaset bu. <br>
<br>
Dünyadaki bütün ülkelerin “şanlı” tarihlerine baksanıza. <br>
<br>
Hepsi de “diğerlerinden daha fazla adam öldürmekle” övünürler. <br>
<br>
Yeryüzünde bununla övünmeyen bir tarih var mı bilmiyorum. <br>
<br>
Binlerce yıldan bu yana akıp gelen “kanlı bir tortu” hepimizin zihinlerine 
işleniyor.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5815@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-23T15:44:15+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Okuma notları</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5814</link>
<description><![CDATA[
<p> 
“Akşamüstü, kumsal boyunca yürüyeceğim, oturacağım özel bir yer olacak, tam 
karanlık çökerken, orkestranın Victor Herbert'ten seçmeler çaldığı çadırın az 
ötesinde... Kocaman, pencereleri kepenkli bir odam olacak. Bir yağmur mevsimi, 
yağmur, yağmur, yağmur... Kentteki yaşamdan öylesine yorgun düşmüş olacağım ki 
yalnızca yağmuru dinlemek yetecek. Öylesine dingin. Yüzümdeki kırışıklar dinip 
gidecek. Gözlerim yanmayacak artık. Dostlarım olmayacak. Tanıdıklarım bile. 
Uykum gelince, ağır ağır yürüyerek küçük otelime döneceğim. Katip 'İyi geceler 
Miss Jones' diyecek, şöyle bir gülümseyip anahtarımı alacağım. Ne gazete 
okuyacağım, ne radyo dinleyeceğim; dünyada olup bitenlerden haberim bile 
olmayacak.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5814@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-23T15:16:38+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ünlü mimar Turgut Cansever vafat etti</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5813</link>
<description><![CDATA[<p>
Kadıköy Çiftehavuzlar'daki evinde öğle saatlerinde vefat eden Cansever'in damadı 
mimar Mehmet Öğün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kayınpederi Turgut 
Cansever'in beslenme bozukluğu ve yatağa bağlı kılan addison hastalığı nedeniyle 
bir süredir tedavi gördüğünü bildirdi. <br>
<br>
Mehmet Öğün, 2000 yılından beri kalp pili takılı kayınpederi Cansever'in, geçen 
Temmuz ayından itibaren yatağa bağlı hale geldiğini ve bütün sorunlarının 
beslenme bozukluğundan kaynaklandığını söyledi.<br>
<br>
Öğün, evinde tedavi gören Cansever'in başında 24 saat nöbet tutan sağlık 
ekibinin bulunduğunu ve doktor talimatıyla hareket edildiğini sözlerine ekledi.
<br>
<br>
Turgut Cansever'in cenazesinin, yarın Fatih Camisi'nde ikindi namazından sonra 
kılınacak cenaze namazının ardından Edirnekapı Mezarlığı'nda toprağa verileceği 
öğrenildi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5813@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-02-22T16:30:54+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ÜLKÜ TAMER: ÇÜNKÜ ÇARŞILARDAN GEÇTİM</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5812</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Neden öldüğümü anlamayacaklar <br>
Çünkü güneşler doğar çarşılar üzerine<br>
Getirip derelerini yıkmışlar, <br>
Gümüş çadırlarını kurmuşlar<br>
Zencefil satıyorlar hatta<br>
Ateş yakıyorlar geceleri<br>
Bazen namaz kılıyorlar<br>
Sevişiyorlar boş vakitlerinde<br>
Çünkü öldüğümü anlamayacaklar neden<br>
Büyüse bile mezarımdan ormanlar<br>
Ama kur’an okuyacaklar ve terleyecekler arasıra<br>
Çünkü beni bilmemişlerdi zaten ve zencefil satacaklar<br>
Ve durmadan ama durmadan çoğalacaklar]]></description>
<guid isPermaLink="false">5812@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-22T13:21:23+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ayhan Hanım</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5809</link>
<description><![CDATA[
<p>Bu çarpık memlekette, bir kadını övmek için onun &#34;erkeksi&#34; özelliklerinden 
sözedilir! Makbul kadın, &#34;erkek kadındır&#34; ... İşin tuhafı, kadınlarımız da bunu 
benimsemiş görünürler.<br>
<br>
Çetin Altan &#34;Türk milleti erkek millettir demek Türk kadınlarına hakarettir&#34; 
yazmıştı da, neyse ki o zamanlar basın kavgalarında bugün gözlenen &#34;vahşet&#34; 
havası esmediğinden, kimse ona küfür etmeye kalkmamıştı.<br>
<br>
(Buna benzer bir hıyarlık da &#34;erkek adamın erkek çocuğu olur&#34; lafıdır... Ne 
yani, kız babaları o biçim midirler? Adamın bir kızı bir de oğlu varsa, 
biseksüel mi sayacağız?) <br>
<br>
Bunları saptadıktan sonra, utanarak, &#34;teamüle&#34; ben de uyacağım: ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5809@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-21T13:34:29+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Şimdi de Tahsin Bey...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5808</link>
<description><![CDATA[
<p>Üst üste kayıplar yaşayınca, ben de üst üste acılı yazılar yazmak durumunda 
kalıyorum. Gazanfer Özcan'ın bu dünyadan ayrılması, benim kırkını aşmış 
hayatımda bir şeyleri eksiltiyor, bu sebeple bu yazıyı kendisine borçluyum. 
Bugünün gençlerinin Avrupa Yakası dizisinin “Tahsin Bey”i olarak tanıyıp sevdiği 
Gazanfer Özcan, yarım asrı epeyce aşmış tiyatro serüveni içinde canlandırdığı 
birçok karakterle bundan önceki nesillere de kendini sevdirmiş önemli bir 
sanatçıydı. Televizyonun siyah beyaz yıllarında tiyatroyu televizyona taşıyan 
programlar yapılırdı. Oradan hatırlıyorum Gazanfer Bey'in biraz telaşlı, biraz 
sarsak, biraz asabi, ama ne tuhaf ki yine de beyefendi kalan tiplemelerini...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5808@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-21T13:32:42+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Doğan Grubu, ceza ve anneler</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5807</link>
<description><![CDATA[
<p>Aydın Doğan’ın şirketlerine büyük bir vergi cezası geldi. <br>
<br>
Grup, bir “haksızlığa” uğradığını söyleyerek ciddi bir mücadele başlattı. <br>
<br>
Haberleri, açıklamaları okudum. <br>
<br>
Dün televizyonda grubun önde gelen yöneticilerinden birinin basın toplantısını 
da dinledim. <br>
<br>
Bu işlerde uzman olmayan birinin kolayca anlayabileceği bir durum değil. <br>
<br>
Somut olarak kavrayabildiğim tek şey, Doğan Grubu hisselerinin yüzde yirmi 
beşini bir Alman şirketine satmış ve bu satışın 2 Ocak 2007’de gerçekleştiğini 
bildirmiş olduğu. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5807@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-21T13:31:00+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bir Dahiye Rastladım</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5806</link>
<description><![CDATA[
<p>
bugün trende<br>
bir dahiye rastladım<br>
5-6 yaşlarında,<br>
yanıma oturdu<br>
ve tren kıyı boyunca<br>
ilerlerken<br>
okyanusa geldik<br>
sonra bana bakıp<br>
hiç de güzel değilmiş,<br>
dedi.<br>
<br>
bunu ilk defa<br>
o gün<br>
farkettim.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5806@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-17T21:32:37+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Nazım Hikmet: Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5805</link>
<description><![CDATA[<p>
fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime,<br>
toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum.<br>
kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen<br>
ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı<br>
dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için.<br>
dünyayı dolaşmak,<br>
görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim.</p>
<p>halbuki ben<br>
yalnız yazılarda ve resimlerde yaptım avrupa yolculuğumu.<br>
mavi pulu asya'da damgalanmış<br>
bir tek mektup bile almadım.<br>
ben ve bizim mahalle bakkalı<br>
ikimiz de kuvvetle meçhulüz amerika'da.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5805@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-17T21:24:52+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bilge Karasu: İlk Susan</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5804</link>
<description><![CDATA[
<p>
Senin için yazmamış olduğum bütün aşkları, yeniden, baştan, yazmayı istedim. 
Sana.. hepsi senin olacaktı... Suçunu kimseye yükleyemem bir aşk sabahı yoluna 
çıkışımı. Gözyaşları ardına süzülen dünyaların kırık titrekliği ile eriyordun 
ışıkta. Işıklaşıyordu kapkara saçların. Başın önüne eğikti ve daha seni 
bilemeden, yüzünün yeniliğinde susmağa başladım. Üç defa ışıktan çalmak istedim 
seni.. bir kolun, bir koltuğun, bir elin kavrayışında. Üçüncüde ben kasıldım. 
Sense denizle ışığın boğuştuğu yerdeydin. Kış henüz geriniyordu; ötende 
nisanlaştı. Mevsimler uzunluğunca peşinden geldim.<br>
<br>
Susuyordum hep. Ama, yanına gelip, durduğumu, durup durup daldığımı, senin için 
söylediğim sözleri yanındakilere dönerek söylediğimi fark etmişsindir. Bir deniz 
kenarında, bir gün köprü üstünde, bir de kof bir lodosun çalkantısındaki 
güvertede, bakıp gülmüştün. Susuyor, anlıyor ve gene susuyorsun sanmıştım.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5804@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Öykü - Roman</dc:subject>
<dc:date>2009-02-17T21:20:07+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bilge Karasu’dan okura kalanlar</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5803</link>
<description><![CDATA[<p>
‘Susanlar’, Bilge Karasu’nun yazdıklarının tortusu sayılabilir. Eski tarihli 
metinleri, şiir denemeleri ya da kitaplar ve yazarlar üstüne yazıları 
okurlarında kuşkuya yer vermeyecek ölçüde açık Bilge Karasu metinleridir. Bu 
nedenle ‘Susanlar, ‘Bilge Karasu’dan kalanlar’ biçiminde okunabilir.<br>
<br>
Bilge Karasu’nun dokunulmazlaşmaya başladığı yıllar da 1980’lerden sonrasıdır. 
Bir yazarı sonunda neredeyse eleştirinin dışına çıkaran bu tür yüceltmeler hemen 
her zaman bir ‘zor’un sonucudur. Bu zorun edebiyat kültürümüzün çeşitli 
nedenlerle dile getirdiğim eksik oluşumundan kaynaklandığını belirtebiliriz, ama 
bu arada gününde değerlendirilmemiş olanın anlaşılabilmesinin koşullarının 
oluştuğunu da saptayarak. Edebiyatta doğrunun yanlışın üstüne yürüyebilme 
cesareti yazınsal bilginin somut bilginin üstüne çıkmaya başladığı koşullarda 
güçlenir. Çünkü egemen olan anlayışlar hep edebiyat dışından güç alır. Derin bir 
çatışmanın, karanlık ile kültürel bozuşum ânından kendini tamamlayabilme 
keşiflerinin bir arada yaşandığı dönemlerde, eskiyenler geride kalırken 
gecikenler kendini gösterme fırsatı bulur.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5803@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-02-17T21:16:27+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Grass’ı affettik şimdi sıra Hamsun’da</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5802</link>
<description><![CDATA[<p>
2009’la beraber Norveç hükümeti, üzerinde yazarın resminin yer alacağı hatıra 
bozuk paralar basılarak Hamsun’un onurlandırılmasına karar verdi. Hem birinci, 
hem de ikinci dünya savaşında Almanlar’ı destekleyen Knut Hamsun, Nazi taraftarı 
olduğunu açıkça dile getirene kadar ülkesinin milli kahramanlarındandı. Grass 
gibi Nobel ödüllü bir yazar olan Knut Hamsun, Nazi’lerin, ülkesi Norveç’i 
işgallerini desteklediği için gözden düşmüştü. 2009’la beraber Norveç hükümeti, 
üzerinde yazarın resminin yer alacağı hatıra bozuk paralar basılarak Hamsun’un 
onurlandırılmasına karar verdi. Hem birinci, hem de ikinci dünya savaşında 
Almanları destekleyen Knut Hamsun, Nazi taraftarı olduğunu açıkça dile getirene 
kadar ülkesinin milli kahramanlarındandı. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5802@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-02-17T21:13:02+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>KHADAK</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5801</link>
<description><![CDATA[<object width="500" height="315"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/0fzNvG3-pdk&hl=en&fs=1&color1=0x5d1719&color2=0xcd311b&border=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/0fzNvG3-pdk&hl=en&fs=1&color1=0x5d1719&color2=0xcd311b&border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="500" height="315"></embed></object>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5801@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Sinema</dc:subject>
<dc:date>2009-02-17T21:07:57+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İlkmektep müsameresi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5800</link>
<description><![CDATA[<p>
	Altmışlı yılların sonlarına doğru, birçok ülkenin sol çevrelerinde bir 
	&#34;sokak tiyatrosu&#34; modası çıkmıştı... Bu alanda başı Amerikalılar 
	çekiyorlardı, Julian Beck ile Judith Malina'nın &#34;Bread and Puppet Theater&#34; 
	topluluğu (Ekmek ve Kukla Tiyatrosu)... Büyük kuklalar, bayraklar, flamalar, 
	pankartlar kullanılan bir gösteri türüydü bu. Bol &#34;hippi&#34; barındıran 
	Amerikan üniversitelerinin gözde eğlencesi olmuştu.<br>
	<br>
	Türkiye de bu alanda geri kalmadı, ortaya bir &#34;İşçinin Bilmemnesi Tiyatrosu&#34; 
	çıktı, bir de ondan ayrılan, rahmetli Mehmet Ulusoy'un yönettiği &#34;Devrim 
	İçin Hareket Tiyatrosu&#34; ... Geçmiş gündür, yanlış hatırlıyorsam Zülfü 
	Livaneli düzeltsin.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5800@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-16T15:45:59+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Görünen köy</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5799</link>
<description><![CDATA[<p>İki gündür, “topyekûn savaş” kavramının (buna, İkinci Dünya Savaşı 
	sırasında ve sonrasında “jeopolitik” ve “jeostrateji” kavramları da 
	eklenecek) Türkiye’de militarizm düşüncesinin hem meşrulaştırılmasında, hem 
	de yaygınlaştırılmasında (bu zaten birinciyle kısmen örtüşüyor) ne kadar 
	elverişli bir araç olduğunu göstermeye çalıştım. Burada yerimiz ancak birkaç 
	kısa alıntıya yetiyor ama bu konuda üretilmiş metinlerin sayfa sayısı 
	onbinlerle ölçülür. <br><br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5799@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-02-16T15:44:52+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Emily Dickinson: Eğer</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5797</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Eğer sonbaharda geliyor olsaydın <br>
Yazı yok ederdim <br>
Yarı tebessüm ve yarı inkarla, <br>
Uçardım ev kadınları gibi. <br>
Eğer seni bir sene sonra görebilseydim, <br>
Ayları yumak gibi sarar, <br>
Değişik çekmecelere koyardım, <br>
Birbirlerine karışmasınlar diye. <br>
<br>
Eğer asırlar ertelenseydi, <br>
Onları parmaklarımla sayıp, <br>
Hesaplardım, Van Dieman'ın ülkesine <br>
Parmaklarım düşene kadar. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5797@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-15T14:35:33+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İstanbul'un kokusu</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5795</link>
<description><![CDATA[
<p>Bir bu eksikti... Ünlü &#34;şef parfümör&#34; Andor Hun, İstanbul'un kokusunu bulmak 
ve bundan bir parfüm üretmek için İstanbul'un çeşitli yerlerini dolaşıyor, 
farklı köşelerini kokluyormuş... Bu koku kenti anlatacak, hem çok dışa dönük, 
hem &#34;elegan&#34;, hem de otantik çağrışımlar uyandıran bir koku olacakmış... Nasıl 
olacaksa? <br>
<br>
Biz tanımıyoruz ama adam ünlüymüş, adamda bir burun varmış ki... Burnunu bir 
buçuk milyon dolara sigortalatmış.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5795@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-15T14:00:57+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ARS POETİCA</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5793</link>
<description><![CDATA[
<p>Hiçbir şeye benzemediği söylendi şiirlerimin,<br>
Wallace Stevens'a benzediğim, hiç kimseye<br>
benzemediğim, olsa olsa &#34;II. Yeni'nin devamı&#34;,<br>
&#34;III. Yeni'nin ta kendisi&#34; sayılabileceğim -<br>
&#34;delisaçması bir söz ve işaret yumağı&#34; denildi.<br>
Bütün bunlar bensem, bütün bunlar bendim.<br>
Yaktığım kağıtlar, fırladığım kürsüler<br>
ve çekilip dinlendiğim kör mağarada<br>
söyleştiğim gölge, örümcek, alter:<br>
Kendimden çekilsem de, gelsem de<br>
kendime farkedilmedi: Ateşin içine<br>
soktuğum el, gözümü ayırmadığım saat,<br>
insanlarla çarpıştığım seyrek günler<br>
ses ile kelimenin birbiriyle<br>
dikleştikleri yere kilitledi beni.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5793@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-15T02:05:56+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sandor Petöfi: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5792</link>
<description><![CDATA[
<p>
bir düşünce kurcalar kafamı:<br>
yatakta, başım yumuşak yastıkta mı ölmeli?<br>
yoksa bir karanfil gibi mi solmalı yavaşça,<br>
gizli bir kurdun içten içe kemirdiği?<br>
sessiz sedasız eriyip gitmeli mi yoksa<br>
boş bir odaya bırakılmış mum gibi?<br>
istemem, tanrım, böyle bir ölüm istemem!<br>
ölmeyi dilerim ben, ölmeyi birdenbire:<br>
ayakta, yıldırımla parçalanan bir ağaç gibi,<br>
kasırgayla devrilen bir ağaç gibi ölmeyi,<br>
uçuruma yuvarlanan bir kaya gibi,<br>
tepeden tırnağa titrete sarsa yeri göğü.<br>
uyanacak bir gün kölelikten usanan halklar,<br>
koşacaklar savaş alanına doğru.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5792@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-13T00:35:57+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Anlatın da bilelim</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5790</link>
<description><![CDATA[
 <p> 
	 
	Şu &#34;Atatürk ilkeleri&#34; konusunda benim kafam karıştı... Atatürk ilkeleri, 
	aynı zamanda CHP'nin altı oku mudur? (Eskiden bunlara &#34;umde&#34; denirdi.)<br>
	<br>
	Nelerdir bunlar? &#34;Cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik&#34; ... 
	1927 yılında saptananlar bunlar... Daha sonra, 1931 yılında bunlara iki ok 
	daha eklenmiş: &#34;Devletçilik ve devrimcilik&#34; ... Bu okların CHP'nin 
	bayrağında yer alması da aynı yılda gerçekleşmiş. 1931'den önce CHP'nin bir 
	bayrağı bile yok. Bir kedisi bile yok da, ancak Deniz <br>
	<br>
	Baykal devrinde genel merkeze kedi alındı, adı da Şero, &#34;kötü kedi 
	Şerafettin&#34; den mülhem...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5790@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-12T16:39:11+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İşte size medya...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5788</link>
<description><![CDATA[
<p>Bunun için biz Taraf yaşasın diye bu kadar uğraşıyoruz. <br>
Taraf gazetesinin olmadığı bir Türkiye’de “gerçeklerin” nasıl saklandığını 
anlayabilmek için dünkü gazetelere bir bakın. <br>
Ülkenin en büyük holdinglerinden ve medya gruplarından birinin patronu, şu anda 
Ergenekon sanığı olan Jandarma İstihbarat Dairesi başkanı ile bir görüşme 
yapıyor. <br>
Üstelik “Jandarma” ile yaptığı “tek” konuşma değil bu. <br>
Bu konuşmalarda, iş sorunlarını anlatıyor.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5788@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-12T16:35:35+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bukalemun</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5786</link>
<description><![CDATA[
<p>
Yukarıdaki hayvan cinsinin bariz vasfının ne olduğunu herhalde biliyorsunuzdur. 
Dilimizde bununla ilgili bir deyim var; biz yanar döner tipleri, “Bukalemun gibi 
kılıktan kılığa giriyor” şeklinde teşhis ediyoruz. Buradan da anlaşılıyor ki 
bukalemunların bariz vasfı, renkten renge, kılıktan kılığa girerek bulunduğu 
ortama anında uyum sağlaması... Bir insan için söylenince kulağa ne kadar itici 
geliyor değil mi? <br>
<br>
Bu enteresan hayvanın bu yazının başlığında ne aradığına gelince... Doğrusu bunu 
bilmiyorum. Gazeteleri okuduktan sonra birden bu hayvan aklıma geliverdi. 
Üstelik bir daha da gitmeyiverdi. Tuhaf şey, belki üç beş senedir onun lafının 
geçtiği bir muhabbetin içinde olduğumu hatırlamıyorum. İnsan zihni böyle bir şey 
işte, ne halt karıştırdığını anlamak zor!]]></description>
<guid isPermaLink="false">5786@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-10T18:25:54+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>“Suç ortağı” olmak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5783</link>
<description><![CDATA[
<p>Türkiye gibi bir ülkede, “siyasî temizlik” yapmanın güçlüğünü, olaya toplum 
ucundan bakarak anlatmaya çalıştım. Bu yönde adım atıldıkça, insan “suçlu” 
değilse de “suç ortağı” toplum gerçekliğiyle yüzyüze gelecek. Benim için en 
korkunç gerçeklik de bu. <br>
<br>
Ama, aynı olgunun bir de öteki ucu, yani “yetkililer” tarafı var. Dolapları 
doğrudan doğruya çevirenler, onlara bu dolapları çevirmenin yolunu ve 
imkânlarını açanlar (“yaptığından benim haberim olmasın” deseler de) ve başları 
sıkıştığı zaman yeni dolaplar çevirerek yardıma çalışanlar. Bunların hepsinin 
bulundukları “saygıdeğer” yerlerden alınıp projektör altına getirildiğini 
düşünün. En başta uluslararası depremlere yol açacak bir skandal! Kimler var, 
kimler! ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5783@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-02-10T18:18:15+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Bu ülkeyi mahvettiler</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5782</link>
<description><![CDATA[
<p>Bütün darbecilerin, cuntacıların, çetecilerin, devlet içinde kurulan ölüm 
mangalarının hayatımıza girdiği kapının menteşesi bu ülkenin medyasıdır. <br>
O kapı, o medyanın üzerinden açılır. <br>
En dehşet verici, en iğrenç suçları o medya saklar. <br>
Katilleri kahraman diye o medya sunar. <br>
Bu ülkenin insanlarını korumaya çalışanlara o medya saldırır. <br>
Ve, o medyanın içyüzü bir türlü ortaya çıkmaz. <br>
Belki de ilk kez medyanın gerçeğini böylesine çıplak bir şekilde oraya koyan bir 
belge yayınlıyoruz bugün.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5782@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Ahmet Altan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-10T18:13:39+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Nalıncı keserinin sapı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5781</link>
<description><![CDATA[
<p>
İktidar partisinin oy toplamak için yoksullara kömür, bulgur, makarna falan 
filan dağıtması ağır hakaretlere yol açıyor... Muhalif basın bunu yerin dibine 
sokup çıkarıyor...<br>
<br>
Ama ana muhalefet partisinin &#34;her yoksul aileye ayda altı yüz lira&#34; dağıtma gibi 
vaatleri çok olumlu karşılanıyor, çünkü amigolar &#34;bizim parti ne eylerse güzel 
eyler&#34; şeklinde düşünürler.<br>
<br>
Bir zamanlar İstanbul'da &#34;hemşerilerine devlet arsası yağmalatmış&#34; olanlara da 
&#34;bizim çocuklar&#34; gözüyle bakıyorlar ve yemiş oldukları her haltı 
hoşgörüyorlar... Nalıncı keseri hep onlardan yana yontuyor... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5781@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-09T16:25:43+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Melih Cevdet ANDAY: TROYA ÖNÜNDE ATLAR</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5780</link>
<description><![CDATA[ 
<p><b>VI. Sevi </b><br>
Orman sen elimi tutunca başlardı, <br>
Yarılırdı bir incir gibi ortasından. <br>
Koşardıkyukarı iki büklüm, soluk soluğa. <br>
Alabalıklarla düşe kalka, çam pürleri <br>
Keserdi hızımız, Elimi Bırakma, Elimi <br>
Bırakma... <br>
Sonra kayardık ta aşağılara. <br>
Ve alçalırdı sessizlik bir ağaç gibi <br>
Kök salardı sende ve bende, arayarak <br>
Toprağın sıraya dizilmiş suyunu. <br>
Ayçiçeğinden göğüslerin döner ışığa, <br>
Yürürdüm göğsünde öğle saatleri gibi, <br>
Yürürdüm bir anıt kemeri gibi iki yanında. <br>
Sonra gene başlardık koşmağa, <br>
Yukarı, daha yukarı, çukur sularına <br>
Göklerin. Öperdim seni, titrerdin, parçalanmış <br>
Anları birleştiren sevi düş görmez. Ey orman, <br>
Ey avlanmış atın falı, ey yeniden başlamanın <br>
Aç güvercini! Falımız yok bizim. <br>
<br>
Yaktık onu göçmen kuşların gözlerindeki <br>
Benek, gagalarındaki tekçil dane gibi <br>
Daha gün doğarken. Falımız yok bizim.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5780@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-08T17:08:01+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Asıl sizlersiniz Atatürk düşmanları!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5778</link>
<description><![CDATA[
<p>Arslan Amca'larının kucağında büyüyenler... <br>
<br>
Hani şu &#34;iktidarı sivillere bırakmamak&#34; için direnip de tasfiye edilen amca 
canım...<br>
<br>
Atatürk darbecilere şiddetle karşı, hatta düşman olduğu halde &#34;kendilerinden 
menkul bir Atatürkçülük&#34; adına darbe kışkırtmayı pek sevenler...<br>
<br>
Atatürk her yerde ve her zaman &#34;meclis üstünlüğünü&#34; aradığı ve istediği halde, 
meclisin dışında ve üstünde, atamayla gelecek ve meclisin çıkardığı kanunları 
denetleyecek, beğenmezse veto edecek bir &#34;faşist konseyi&#34; kurmaya yeltenenler ve 
bu nedenle Atatürk'ten çok sert bir fırça yiyenler...<br>
<br>
Atatürk'ü öldürmeye kalkıp da asılanların düşüncelerini ve düşlerini yıllar 
sonra kendilerine bayrak edinenler...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5778@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-08T15:18:35+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Fikr-i sabit</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5771</link>
<description><![CDATA[<p>
Totaliter kafanın en belirgin özelliklerinden biri, &#34;sabit fikirli&#34; olmaktır.
<br>
<br>
Birçok komünist de böyledir, hemen her faşist de böyle.<br>
<br>
Ya birileri tarafından öğretilir bu fikirler, çoğunlukla da &#34;empoze&#34; edilir, 
hiçbir süzgeçten geçirilmeden alınıp benimsenirler... Ya da kendi kendine oluşur 
ve bir daha da hiç değişmez.<br>
<br>
Sabit fikirli insan hiçbir zaman durup düşünmez, kendi görüşlerini ve tutumunu 
gözden geçirmez, beynini &#34;sorgulamaz&#34; son zamanların moda deyimiyle... ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5771@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-02-06T14:02:47+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yazının tehlikeli sularında: (Ç)alıntı</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5768</link>
<description><![CDATA[
<p> 
“Geçip giden eski dostlar ibare ve manaları öyle yağma etmişler ki, artık şiir 
fezası bizim için çok darlaşmıştır. Ah, bu bizden önce gelmek yok mu!” <br>
<i>Fuzuli </i><br>
<br>Edebiyat tarihinin aynı zamanda bir esinlenme tarihi olduğu ön kabulüyle yola 
çıktığımızda, birçok şair ve yazar arasında yaşanan “çalıntı” tartışmasını makul 
karşılamamız gerektiği uyarısıyla karşılaşırız. Bir metnin doğmasında, 
şekillenip gelişmesinde, daha yetkin bir düzeye erişmesinde başka bir metnin 
önemli bir payı olduğu aşikâr. Bu bakış açısıyla, esinlenmenin, edebiyatın 
doğasına içkin olduğu gerçeğine biraz daha yaklaşırız. Ama esinlenmenin bir 
tarafında “alıntı”, diğer tarafındaysa “çalıntı” kavramları durmaktadır. 
Esinlenmeyi sorunlu kılan bu iki kelime, çalıntı ile alıntı arasındaki fark 
hiçbir zaman tek bir harften ibaret değildir. Kolaylıkla birbirinin içine 
geçebilen, her türden tespiti geçersizleştirebilen bir durumla karşı 
karşıyayızdır. Neyin alıntı, neyin çalıntı olarak kabul edileceği sorunu, 
esinlenmeyle beraber düşünüldüğünde, daha da karmaşık bir hal alır çünkü. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5768@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-02-05T13:23:51+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Neriman Hanım'ın ölümü</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5766</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Toplum olarak müziği halisane dinlediğimiz yılların radyo yılları olduğuna dair 
bir kanaatim var. O dönemin ses ve saz ustalarının da icra ettikleri musikiye 
özleriyle bağlandıklarını, ömürlerini bu aşkla sürdürdüklerini düşünüyorum. 
Hepsi tek başına birer derya olmalarına karşın, seslerindeki eksikliği 
fizikleriyle kapatmaya çalışan beşinci sınıf zamane şarkıcılarının birkaç yılda 
kazandığını ömürleri boyunca kazanamadılar. Dolayısıyla hiç profesyoneli 
olmadılar işlerinin, hep amatörü, gönüllüsü kaldılar. Ama aradan geçen onca 
yıla, Türkiye'nin geçirdiği büyük değişimlere rağmen o radyo günlerini yaşamış, 
hatta ucundan bile olsa o zamana erişmiş olanlar o ustaları bir aile büyükleri 
gibi kalp sızılarıyla hatırlıyorlar.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5766@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-02-05T13:16:17+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Ey Yahudi!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5764</link>
<description><![CDATA[<p>
Kudüs’ü aldıktan sonra<br>
Gazze'de yapmadığın işkence kalmadıktan sonra<br>
Demek Mescid-i Aksayı da yaktın ey yahudi<br>
Utanmazlığını en son uca çıkardın<br>
Tanrıdan çekinmediğini<br>
İnançsızlığını<br>
Kara yürekliliğini<br>
Zulüm aşkını<br>
Bir kere daha ilan ettin<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5764@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-02T21:19:48+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Oruç Aruoba: Kendi Olarak Sana Gelen</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5763</link>
<description><![CDATA[<p>Kendi olarak, sana gelen-<br>
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-<br>
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
<br>kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan- <br>
O, işte... <br><br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5763@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-02T21:17:24+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Sevgilim Bir Günün</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5761</link>
<description><![CDATA[
<p> 
sevgilim, bir günün ortası şimdi<br>
taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,<br>
ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde<br>
uzat bana, uzat ellerini<br>
izinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar<br>
istanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,<br>
güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor.<br>
<br>
ben seni düşünüyorum, seni<br>
hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi<br>
&#34;kalbim&#34; diyorum, kalbim<br>
daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi<br>
aşkı anılar besliyor, düşler kadar<br>
bu yüzden diyorum ki &#34;aşk, eskidikçe aşktır&#34;<br>
sevgi, eskidikçe sevgi.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5761@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-02T21:10:07+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kirli Ağustos</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5760</link>
<description><![CDATA[
<p> 
O da var olanın ağır ağır yokluğu<br>
Şurda bir gündüz kımıldamakta<br>
Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri<br>
Gibi bir gündüz<br>
Kalın kabuklarını kaldırır doğa.<br>
<br>
Düşer bir balıkçının tersi olan şey<br>
Kirli ağustos! beni ordan oraya götüren eşya<br>
Aklımda üç beş otel ya kalır<br>
Ya kalmaz üç beş otel aklımda<br>
O da değil bir otelin kendisi<br>
Yalnızlığın kahverengi organı: düş birikintisi<br>
Bir de kahverengi alevlerden yapılma.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5760@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-02T21:07:51+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Metin Eloğlu: Ayşemayşe</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5759</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Tüyü bitmemiş yetimliğimde miydin neydin, oysa babam yine sağ<br>
Ama adın Ayşe´ydi, ya da ayşemayşeydi ki<br>
Seni sırtımda bir küfe ana-kız gibi sevdim<br>
Değdim de denebilir - bakışıyorduk ya -<br>
Kış aksırığı hohlanmış ellerine<br>
<br>
Sonra senler bir başıboşluğa tüydü gitti<br>
Çalpara eteklerin çapraz ellerimde<br>
Sen de öyle mi yap dedim kendi kendime<br>
Coş savrul koşukoşuver esri<br>
- Ne haddime? -<br>
Ne haddime mi]]></description>
<guid isPermaLink="false">5759@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-02-02T21:06:14+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ALAIN BOSQUET: ŞİİR</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5756</link>
<description><![CDATA[
<p>Şiir, boğazın orta yerindeki bu ülser.<br>
Şiir, kafatasını temizleyen bu akbaba.<br>
Şiir, aklını yitirdiğin bu poker.<br>
Şiir, gerçeklikten bu kaçma ödevi.<br>
Şiir, sözcüklerin birbirini öldürdükleri sessizliğin.<br>
Şiir, bu çığırtkan ve etobur çiçek.<br>
Şiir, derinin altında yatan bu kızkardeş.<br>
Şiir, en tatlı şeylere edilen bu küfür.<br>
Şiir, sevecenliğin dibindeki bu isyan.<br>
Şiir, görünür krallığı reddedişin.<br>
Şiir, sana kuşku şırıngalayan bu zehir.<br>
Şiir, ağaçları deli bu bahçe.<br>
Şiir, artık hiçbir şey öğrenmemek için aldığın ders.<br>
Şiir, doğduğun okyanusa dönüşün.<br>
Şiir, senden başkası olma mutluluğun.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5756@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-27T00:41:05+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ORUÇ ARUOBA: ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖREMEDİĞİNDİR</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5755</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Özlediğin, gidip göremediğindir;<br>
ama, gidip görmek istediğin<br>
<br>
Özlem, gidip görememendir; ama<br>
gidip görmek istemen<br>
<br>
Özlediğin, gidip görmek istediğin-<br>
ama gidip göremediğin<br>
<br>
Özlem, gidip görmek istemen-<br>
ama, gidememen, görememen;<br>
gene de, istemen.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5755@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-27T00:40:14+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İLKİN</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5754</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Bunu kimse söylemedi belki düşündü<br>
çünkü vardır insanın yaşamasında<br>
uyku ve öfke gibi vardır<br>
kimse söylemedi<br>
tuzunu çoğaltan bir denizde<br>
nasıl batarsa güneş öyle <br>
bende kaçırdım<br>
ki gözüm bütün gün<br>
günboyu lekelerde<br>
kaçırdım ama şöyle de söylenebilir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5754@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-27T00:38:04+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Çekici hapishane, hırçın aşk</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5752</link>
<description><![CDATA[
<p>Mahmud Derviş’in çoğu şiir olan otuza yakın yapıtı var. ‘Biz Kaybettik Aşk da 
Kazanmadı’da şairin sekiz kitabından çeviriler bir arada. Kitapta, şairin 
1964’ten 1990’a kadar uzanan şiir serüveni izlenebiliyor. Ortadoğulu olmak, 
zulmün hep ta kendisidir. Tabii ki bu durum, halklar için geçerli. İktidar, 
muktedir olanlar bu zulmü yalnızca seyretmekle kalmaz. Onu besler, büyütür, 
kendisi kılarlar. Bu zulmün, dünyanın dört bir yerinde yaşandığı aşikar. 
Doğrudur da. Ama, Ortadoğu’da yaşananlar hep bir başkadır. Bu coğrafya da 
yaşayan bütün halklar, özellikle son yüzyıl; direncin, acının veya hüznün değil, 
trajedinin parçalarıdır. Muktedir olan veya onun yığınla eş’i bu trajedileri 
izlerler. Muktedirin, özellikle yandaşlarının timsah gözyaşları hiç eksik olmaz. 
Tıpkı, bugünlerde, Filistin’de, Gazze’de yaşanan trajediyi izledikleri gibi. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5752@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-01-27T00:31:49+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Che'yi SSCB ihbar etti'</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5751</link>
<description><![CDATA[Che Bolivya ormanlarına giderken, öldürüleceğini ve ihanete uğradığını biliyordu. Öldürülürken Che'in yanında olan az sayıda gerillalardan biri olan Kübalı Daniel Alarcon Ramirez, sustu sustu, 70 yaşında konuştu.

<br><br>


İtalyan Corriere Della Sera'ya konuşan eski gerilla, " Castro Küba'daki devrimden sonra Moskova ile bir antlaşma yaptı. Moskova'nın desteği olmadan, ülkeyi yönetemezdi. 
]]></description>
<guid isPermaLink="false">5751@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Haber</dc:subject>
<dc:date>2009-01-27T00:29:23+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>BAŞIM DÖNÜYOR İKİMİZDEN</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5750</link>
<description><![CDATA[<p> 
Çocuklar ekmek yiyorlar gibidir sesin <br>
Ön dişleriyle belli belirsiz <br>
Bir martı kalıyor gibidir hiç olmayandan <br>
Çünkü biz ikimiz de çirkin değiliz <br>
Evet mi hayır mı pek anlamadan. <br>
<br>
Ne biçim bir sestir şu bizim dalgınlığımız <br>
Bir tayın dişinde ince taflan <br>
Az yaşlı bir kadında göğüs uçlarının <br>
Yanarak sımsıcak bir kedinin ağzından <br>
Dönüp iç çekmesine gece kuşlarının. <br>
<br>
Sonra biz dağ başlarında apansız kurşunlanan <br>
Süresiz baş dönmesiyiz çok garip adamların. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5750@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-26T14:05:40+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Saate Bakmak</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5749</link>
<description><![CDATA[<p>Varsın her şey sonraya kalsın<br>
Sonraya, en sonraya<br>
Sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil. 

<br>Bir papatya ne kadar uzağı 

görebilirse<br>
O kadar yakın kalplerimiz birbirine<br>
Ölü bir denizi bile bir tartışmaya çevirdik<br>
Kayaları taş devrine göre ölçtük biçtik<br>
Kalemlerimizi kesilmiş çiçek sapları gibi attık<br>
Kapıları açarken birbirimize 

ağladık.<br>

<br>
(Ne kadar da çok severmişiz birbirimizi<br>
Sahi ne kadar da çok severmişiz<br>
Yıllarca, yüzyıllarca öpüştük<br>
Sigaralar tuttuk, içkilerin en iyisini sunduk<br>
İstersen bu gece burada kal, dedik<br>
Sağlığımızı sorduk, bir sürü ilaç adları saydık<br>
Sık sık görüşelim, olmaz mı dedik<br>
İyi bildiğimiz ne varsa yaptık, ayrıldık<br>
Ortada <br>
Her zamanki gibi bir karanfil kaldı.)]]></description>
<guid isPermaLink="false">5749@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-23T13:48:24+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Mahmud Derviş: Kaydet!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5744</link>
<description><![CDATA[<p> 
Kaydet!<br>
Arabım<br>
Kartımın numarası ellibin<br>
Çocuklarımın sayısı sekiz<br>
Dokuzuncusu da yolda<br>
yaz sonunda burda!<br>
Kızıyor musun?<br>
<br>
Kaydet!<br>
Arabım<br>
Taş ocağında çalışıyorum emekçi yoldaşlarımla<br>
Çocuklarımın sayısı sekiz<br>
Ekmeklerini taştan çıkarıyorum<br>
giysilerini ve defterlerini!<br>
Sadaka dilenecek değilim kapında<br>
Konağının girişi önünde<br>
küçük düşürecek değilim kendimi!<br>
Kızıyor musun? ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5744@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-20T11:58:44+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Marx, Kant ve ‘biz’...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5743</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Karatani, Marksizmin Marx’tan itibaren nasıl yanlış anlaşıldığını, Kant’ın 
Kant’tan itibaren nasıl yanlış anlaşıldığını anlatıyor ve bu iki adamın 
eleştirilerinin yöneldiği ortak hedefi şöyle formüle ediyor: ‘Etiksiz ekonomi 
politikası kördür, ekonomik kaygı gözetmeyen bir etik müdahale ise boştur.’ 
Nietzsche, akademilere ve akademisyenlere kan kusan ve acımasızca kara çalan bir 
kitap yayımlar: Eğitici Olarak Schopenhauer. Daha yirmi dört yaşında akademiye 
profesör olarak atanmış bir adamın kara çalmasıydı bu, sıradan birinin değil. 
Bugünün iktisatçılarının kriz karşısındaki konumunu hatırlatarak geçiyorum bu 
bahsi. Kriz kapıda bekler haldeyken, vasat bir zekâ ve basiretten dahi fersah 
fersah uzakta, ellerinde kimi yalan-yanlış, hayali istatistikleri gösterir 
evraklar dünya düzeninin, ekonominin ihtişamından dem vuruyorlardı sıcak 
mahfillerinde... dışarıdaysa kıyamet!]]></description>
<guid isPermaLink="false">5743@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-01-20T11:51:09+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Wilde’ın kendinden emin sesi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5742</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Oscar Wilde lafını hiç sakınmayan, kesin yargıların adamı. Söylediklerini 
kanıtlamak için mantıktan çok duyguların kapısını çalıyor. Kitabı okuduğunuzda, 
bu konuda onu eleştirirseniz ne cevap alacağınızı da tahmin edebilir hale 
geleceksiniz. Sanatçı: Eleştirmen, Yalancı, Katil... Estetik ve Etik Üzerine... 
Esin Soğancılar, Kaya Genç, Fatih Özgüven, Türker Armaner, Oscar Wilde’ın 
kendindem emin ve coşkulu sesini Türkçeye birlikte taşımışlar. Kitap, yazar 
hakkında Elizabeth Hollander’ın bir makalesi ve Borges’in bir denemesiyle 
başlıyor. Wilde’ın kaleminden çıkan ilk bölümde, iki dostun sohbetini 
dinliyoruz. Daha çok Gilbert konuşuyor. Ernest, “Duyduk ve itaat ettik” demeye 
meyilli bir insan. Dinliyor, onaylıyor ve çanak sorular sorarak yanlış 
bildiklerinin doğrusunu öğreniyor.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5742@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-01-20T11:48:29+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>John BERGER: Ağlayan Bir Yer</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5741</link>
<description><![CDATA[
<p>
Volkanların coğrafyasında yapacak işlerim var <br>
Issızlıktan yıkıma <br>
Lott’un zamanından Hiroşima’ya <br>
Henüz daha tanımadığım bir tutkuyla <br>
Sanki henüz hiç yaşamamışım gibi… <br>
Belki Şimdi uzaklara gitmiştir <br>
Ve Dün, yakınlaşmıştır <br>
Tarihin kıyılarında dolaşmak için Şimdi’nin elini tutuyorum <br>
ve dağ keçilerinin kaosuna sahip <br>
döngüsel zamandan kaçıyorum <br>
Elektronik zamanın hızıyla <br>
Yarınım nasıl kurtarılabilir? <br>
veya çöl karavanımın yavaşlığıyla? <br>
Sonum gelene kadar işim var <br>
sanki yarını hiç görmeyecekmişim gibi <br>
ve burada olmayan bugün için yapacak işlerim var <br>
Bu nedenle <br>
dinliyorum yavaşça <br>
Kalbimin karınca vuruşlarını....]]></description>
<guid isPermaLink="false">5741@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-17T15:10:18+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İsrail Soykırım Yapıyor, Amerika Gülüyor</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5740</link>
<description><![CDATA[<p>
Venezüellalılar gibi Chavez’in açıklamalarıyla uyum içinde olmalıyız, 
“İsrail’in, Filistin’e karşı yaptığı bu savaş, şimdiye değin yapılan en büyük 
barbarlık eylemlerinden biridir. Bu insanlığa karşı bir saldırıdır. Bu barışın 
ve Adaletin tam tersidir. İsrail devleti, nasıl davranıyorsa aynen öyledir: O 
bir soykırım devletidir. Biz Venezüellalılar, İsrail’in, Filistin’e saldırısını 
seyretmekten ızdırap ve acı duyuyoruz. Bu kez hedef bir okuldu. Gazze Şeridinde 
bir eğitim kurumunu bombalayarak en az 43 kişiyi öldürdüler.” <br>
<br>
Chavez, İsrail hükümetini cezalandırdı ve dünyaya saldırıların durdurulması 
çağrısında bulundu: “Uykudaki bir halka saldıran, İsrail ordusu korkaktır. 
İsrail halkını, hükümetlerine karşı ayaklanmaya, onu zorlamaya çağırıyorum, 
bütün alçak gönüllülüğümle, dünyayı, bu deliyi durdurmaya çağırıyorum.” ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5740@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-17T14:39:50+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Gören göz müdür, kalp mi?</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5739</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Her gün bizi derinden etkileyen, canımızı yakan, öfkemizi kabartan birçok şey 
oluyor. Aklın ve vicdanın almayacağı şeyler... İnsanların yaşama haklarına 
kasteden zalim bombalar yağıyor masum insanların üstüne gökyüzünden. Ya da 
hayatı kirli bir kurguyla rayından çıkarmak üzere saklanmış başka bombalar 
çıkarılıyor yer altından. Daha birçok kirli tezgâh, bir zulüm, birçok günah 
olabilecek en açık ve net şekilde gözler önüne seriliyor.<br>
<br>
Ama yine de bazı gözler görmüyor, göremiyor, görmeye cesaret edemiyor ya da daha 
kötüsü görmemeye bakıyorlar. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5739@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-01-17T02:37:51+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>ölüler şimdi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5738</link>
<description><![CDATA[
<p> 
olanca kurnazlığıyla denemekteydi ilkyaz<br>
kendi saksısındaydı bir akşamüstü<br>
sis değil, bulut değil, bir başka bulanıktı her yer<br>
birden<br>
bala çekmiş bir sokağın içinden<br>
çıkageldiler.<br>
 
ilk o geldi kar renkli beresiyle<br>
denizlerden doğru taranmış saçlarıyla<br>
erguvan aralıklarından kirpiklenerek<br>
bir ev içinden kıvamlanmış yürüyüşüyle<br>
ilk o geldi<br>
sonra birlikte hepsi yol kenarlarına dizilmiş<br>
-eski bir törenden geçer gibi-<br>
telleri kopuk kemanların önünden geçtiler.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5738@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-17T02:37:06+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Yazınsal duyarlığımız ve modernizm</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5736</link>
<description><![CDATA[
<p>Yazınsal değerlerin değişmek zorunda olduğu ilkesine sahip çıkılması sonunda 
edebiyatımız modernizmle buluştu. Modernizm, roman, öykü ve şiirde yükselmeye 
başladığı zamanlarda da düşünsel bir sorun olarak yeterince tartışılamadı.Modernizm 
ya da postmodernizm, öyle ya da böyle sık sık sözü edilen, ama değil yalnızca 
okurların, yazarların da nasıl tanımlayıp edebiyatımızın neresini birine ya da 
öbürüne ekleyeceğini tam kestiremediği kavramlar. Yaşayageldiklerini bildiğimiz, 
ama açık seçik anlatmakta güçlük çektiğimiz bu iki kavram, oysa anlaşılmadan 
çevremizi aydınlatamayacağımız iki ayrı gerçeklik alanı olarak da önümüzde 
duruyor. Modernizmi postmodernizmle aynı kefeye koymak ya da tartmak aklımdan 
geçmez; bizim edebiyatımızda bile modernizmin yarattığı dünya, bugün sahip 
olduğumuz edebiyat kültürünün itici gücü, neden sonra doruğu olmuştur.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5736@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-17T02:21:17+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Medeniyetler Çatışması’nın buyurduğu</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5735</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Çağımızın en ünlü siyaset bilimcilerinden Samuel Huntigton, 81 yaşında öldü. İlk 
bakışta dünyayı pek kolay izah eden Medeniyetler Çatışması teorisi, farklı 
kültürler arasında birlikte yaşamayı imkânsız ilan eden içeriğiyle epey 
eleştirilmişti. Doksanların en ünlü siyaset bilimcilerinden, Samuel Huntington 
24 Aralık’ta 81 yaşında öldü. Yarım asırlık Harvard kariyerinde, pek çok etkili 
teori ortaya atmış ve kitap yazmıştı, ama adını en çok Medeniyetler Çatışması 
teorisiyle duyurdu. Kaderin tuhaf bir tecellisi, ölümü İsrail’in Filistin’e 
dehşetli saldırısını başlattığı gün duyuldu. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5735@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-17T02:18:05+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Seniha'nın Günlüğünden</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5734</link>
<description><![CDATA[	<p> 
	<b>1 </b><br>
	Gözlerimden uçtum -bırakıp eski gövdemi-<br>
	Aynanın önünde durdum<br>
	-Kenarları saydam yapraklı aynanın-<br>
	Omuzları açık giysimi giydim -siyah-<br>
	Topaz kolyemi taktım<br>
	Göğsümün ortasına bir gül yerleştirdim<br>
	Acı, apacı bir gül<br>
	Dışarı çıktım<br>
	Muhassen'e uğradım -çağırdı demin-<br>
	Firuze ve turuncu deniz kabuğu alaşımı Muhassen'e<br>
	Yedi lamba, yedi güvercin saçlarında<br>
	Ve eşyalarında bir başkalık: 'çabuk-güzel'<br>
	Her şey 'acele-sıcak', 'acele-yerli yerinde']]></description>
<guid isPermaLink="false">5734@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-11T14:32:31+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Cumhuriyet mitolojisi</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5731</link>
<description><![CDATA[<p> 
Artık en cahil vatandaşın bile öğrendiği gibi, Çanakkale muharebeleri, kurtuluş 
savaşımızın bir parçası değildir. <br>
<br>
Bir kere, arada beş yıllık bir zaman farkı vardır! <br>
<br>
Çanakkale çarpışmaları, 1915 yılı içinde başlamış ve bitmiştir. 1916, 1917 ve 
1918 yıllarında Çanakkale'de tek kurşun bile atılmamıştır. Kendilerini bu 
konularda yazı yazmaya yeterli ve yetkili sanan bazı cahiller, orada dört yıl 
boyunca durup dinlenmeden hababam savaşıldığını sanırlar.<br>
<br>
Düşmanlarımız durup dururken Çanakkale'ye saldırmadılar.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5731@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Engin Ard&#305;ç</dc:subject>
<dc:date>2009-01-11T13:23:14+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>'Türk aydını çok yorgun'</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5728</link>
<description><![CDATA[<p>
Yönetmen Semih Kaplanoğlu Yusuf üçlemesinin ikinci filmi Süt için konuşurken, 
modernlik ve taşra çıkışlı hayat tarzı arasındaki çatışmanın aydınları epey 
yorduğuna dikkat çekiyor.. Semih Kaplanoğlu'nun Yusuf üçlemesinin ilk filmi 
Yumurta, geçen yılın önemli yapımlarından biriydi. Prömiyerini Cannes Film 
Festivali'nde yapan, bol bol festival dolaşan, birçok yabancı ülkede gösterime 
giren Yumurta'dan sonra, üçlemenin ikinci filmi Süt, geçen hafta gösterime 
girdi. Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan için yarışan Süt'te, Yumurta'da 
gelenekle modernizm, taşra ile merkez arasında ikilemde kalmış Yusuf'un 
gençliğindeki sancıları, hayal kırıklıkları beyazperdeye aktarılmış.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5728@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Röportaj</dc:subject>
<dc:date>2009-01-11T12:25:47+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Cemal'in İç Konuşmaları</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5723</link>
<description><![CDATA[<p>

<b>Cemal'in İç Konuşmaları-1</b>
<br><br>
Bir şeyler çiziyorum buğulu cama —ben—<br>
Cemal'in ıslak sesi<br>
Kayıp gidiyor buğulu camda<br>
—Bir sabah yağmurunun en küçük tanımıysa<br>
Şu benim sesim—<br>
Çizip çizip siliyorum sesimi<br>
Birden odayla dışarısı birleşiyor<br>
Ve birleşir birleşmez<br>
Çıkarıp cebinden büyük aynasını gök<br>
Bir istasyonda yolcularını bekleyen<br>
İnsanlar gibi hafifçe gülümsüyor<br>
Bana<br>
Elimi sallıyorum içimden<br>
Buruk içimden<br>
Belli belirsiz.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5723@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-09T19:51:59+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>AHMET İNSEL: Bitmeyecek kanlı oyun</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5722</link>
<description><![CDATA[<p>
&#160;Hamas’ın en büyük korkusu, başta Mısır olmak üzere Arap devletleri ve 
uluslararası güçlerin desteğiyle, Mahmud Abbas yönetiminin Gazze’ye geri 
gelmesiydi. Son İsrail saldırısı bu korkuyu defetti. İsrail saldırısının esas 
kaybedeni, Mahmud Abbas ve Mısır Devlet Başkanı Mübarek oldu. İsrail’in 1967 
savaşı sonrasında Gazze’yi işgal etmesinden beri bölgede yaptığı insani 
bilançosu en ağır olan son askeri operasyon, 2007’den beri Gazze’de yarı-devlet 
konumuna geçen Hamas’ın silahlı gücünü yok etmekten ziyade kurumsal varlığına 
büyük bir darbe vurdu. Ölenlerin dörtte birinin Hamas’la herhangi bir ilgisi 
olmayan sivil olmasının yanında, ölen Hamas görevlilerinin çok büyük bölümü de 
Hamas’ın askeri kanadında çalışmıyordu. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5722@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-09T19:44:02+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>‘Üniversiteli efendiler!’</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5721</link>
<description><![CDATA[
<p>
110 yıl önce Fransız aydınları toplumsal tartışma alanına ilk defa Dreyfus 
davası için imza kampanyasıyla girerler ve ordu, din, basın, kamuoyu gibi 
kurumları günümüze dek sürecek bir biçimde demokrasi yönünde zorlama sürecini 
başlatırlar. Eski topraklarını yitirmiş bir ülke. İç savaş benzeri bir durumdan 
çıkalı çok olmamış. Sınaileşme ve kentleşme sancıları yoğun. Anayasal bir 
rejime, demokrasiye geçmeye çabalıyor. Din ve ordu büyük ağırlığa sahip. Ülkenin 
çoğunluk kamuoyunda her an hınç gösterileri patlıyor. Basın bu ateşin üstüne 
körükle gidiyor. Tüm ülke, çoğunluğun etnik/dinsel yapısından farklılık arz 
edenleri dışlamaya ve düşman ilan etmeye dayanan bir ulusalcılığın pençesinde.
]]></description>
<guid isPermaLink="false">5721@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-09T19:41:34+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Helal olsun Chavez!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5720</link>
<description><![CDATA[<p><b>Venezuela Hükümeti aldığı kararla, İsrail'in katliamlarına sessiz 
kalmayarak, İsrail'in Venezuela Büyükelçisi ile elçilik personelinin bir kısmını 
sınır dışı ediyor.<br>
</b><br>
Venezuela Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, &#34;İsrail Büyükelçisi ve 
İsrail Büyükelçilik personelinin bir kısmını sınır dışı edilmesi kararı 
alındığı&#34; bildirildi.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5720@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Güncel</dc:subject>
<dc:date>2009-01-07T02:13:57+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>90 yıldır kanayan kara: Filistin (1)</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5718</link>
<description><![CDATA[<p> 1799'da Napolyon, Mısır Seferi sırasında Yahudilere Akka'nın dışında 
bir yerde yerleşim kurma sözü vermiş, ancak bölgeden kısa sürede çekilince bunu 
gerçekleştirememişti. 1840'ta, Kudüs'teki Britanya temsilcisi Lord Palmerston 
'Britanya İmparatorluğu'nun yüksek çıkarlarını korumak üzere' bir Avrupalı 
Yahudi Yerleşim Kolonisi kurma fikrini ortaya atmıştı.<br>]]></description>
<guid isPermaLink="false">5718@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Tarih</dc:subject>
<dc:date>2009-01-07T00:27:34+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Olmadığın gibi kabul edilmek</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5717</link>
<description><![CDATA[
<p> 
<p>Benim ‘wisecrack’ (zekâpatlangaçı) bi arkadaşım var. O böyle, çok krek/gevrek 
laflar bulup eder. Ve hatırlar da, tüm o gevrek/patlangaç laflarını.<br>
<br>
Mühim olan: O lafları bulup etmekten ziyade (burda; ziyade’nin önemine 
dikkâtinizi çekerim) <br>
<br>
O lafları habire hatırlayıp tekrar etmek.<br>
<br>
Ki, bu: sürümden (daha doğrusu: baskıdan/fotokopiden) kazanmak demektir.<br>
<br>
Çok şey bulmuşluğun faydası yok! (Ve hatta zararı var.) <br>
<br>
Az bi şey bulup habire tekrar edeceksin ki; bellesin millet!]]></description>
<guid isPermaLink="false">5717@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Perihan Ma&#287;den</dc:subject>
<dc:date>2009-01-07T00:24:03+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Dualarımız da mı yok!</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5716</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Gecenin bir yarısı... Ülke TV'de İsrail ordusunun Gazze'de başlattığı kara 
saldırısıyla ilgili özel yayını endişeyle izliyorum. Sefer Turan, bölgede 
bulunan ve ulaşılabilir durumda bulunan herkesi canlı telefon bağlantısıyla 
yayına alıyor, karanlığa gömülmüş Gazze sokaklarında neler yaşandığını soruyor. 
Hepsi vakur, kararlı, inançlı... Hiç de feryat figan bir durum yok. Sadece dua 
istiyorlar. Sonra gündüz çekilmiş bir video giriyor; bir adam yıkıntılar 
üzerinde ezan okuyor. Akla gelebilecek her türlü zorluğun hayatı tehdit ettiği 
bu uzak şehirde, Filistin'in asla yenilgiye uğratılamayan iradesi sanki hep bir 
ağızdan Allah'ın büyüklüğünü haykırıyor. Bölgeden yayın yapabilen tek TV kanalı 
olan El Aksa, alt yazı geçerek izleyenleri Gazze'deki direnişçilere dua etmeye, 
Kur'an okumaya ve tekbir getirmeye çağırıyor. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5716@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Gökhan Özcan</dc:subject>
<dc:date>2009-01-07T00:21:01+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>SÖZÜN YURTLUĞU</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5715</link>
<description><![CDATA[
	<p>&#34;Ne yazıyorsun?&#34; diye soruyor<br>
	geçen günkü çocuk: usulca<br>
	açmış bir haşhaş çiçeği<br>
	çitin yanında. Öğle sonunun<br>
	dinginliğinde yankılanıyor<br>
	soru. Yaşam böyle apansız<br>
	kuşatıyor Sözü: daha yolunu<br>
	sorarken yele, kerteriz ararken<br>
	geri dönmek için. Çünkü bir yurt<br>
	gereksinir söz de: unutulmak<br>
	ve yeniden bulunmak üzre. Yazgı bu!]]></description>
<guid isPermaLink="false">5715@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#350;iir</dc:subject>
<dc:date>2009-01-06T00:21:41+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Gilad Atzmon: Müslümanları rahat bırakın</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5714</link>
<description><![CDATA[<p> 

İsrailli dünyaca ünlü saksofon ve klarnet ustası Gilad Atzmon'dan ABD ve İngiltere'ye büyük ders. Atzmon, "Terörizmle savaş fos çıktı. Amerika ve müttefikleri yenildi" dedi. 

<br><br>
Bu notları yazdığım sıralarda, Mumbai’de gerçekten neler olduğu tam olarak belli 
değildi. Kendi kendime sorduğum sorular herkesin sorduğu sorularla aynı: 
Saldırganlar kimdi? Arkalarında kimler vardı ve ne elde etmeye çalışıyorlardı? 
Ancak açık olan bir şey var; “Terörizme Karşı Savaş” tamamen felaket çıktı. 
Sözde “teröristler” herkimse kazandılar. Amerika ve müttefikleri yenildi. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5714@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-06T00:17:52+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>KISA VADE ORTA VADE UZUN VADE</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5713</link>
<description><![CDATA[<p>
<b>İsmet Özel'in Son Şiiri:<br>  <br>
KISA VADE ORTA VADE UZUN VADE 
KREDİ GARANTİSİ <br><br> </b> 



Bana bir kış <br>
Diyen çıkacak mı<br>
İlme ilmek atacak<br>
Fincana bade katacak<br>
Tırakkaları patlatarak <br>
Şalvara boncuk takacaksam<br>
<br>
Bük en yakın kerhaneci en uzak akbaba<br>
Sıcak iklimlere doğru leylen leylek havada<br>
Takıl fırsat bil göz gözü görmüyoru paçalarına <br>
Seni yanlarından kovmaları ihtimali pek zayıf<br>
Beğenmeseler bile verecekler küçük kızlarını <br>
Ötesi yok evde kalma ihtimali kuvvetli kızlarının<br>
Sen evlen<br>
Oradan bir kış getir bana da <br>
Bir kış a yazı bol buzu bol salkım saçak<br>
Mâkul bir kış lûzum ediyor şimdi bana <br>
Kışın öleceğim içime doğmakla iyi oldu <br>
Oh oldu gelip vakitli vakitsiz bahar son defa<br>
Asabımı bozmaya bahane bulayamayacak. <br>

]]></description>
<guid isPermaLink="false">5713@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>&#304;smet Özel</dc:subject>
<dc:date>2009-01-03T17:18:46+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Kış Mitosu: İroni ve Hiciv</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5712</link>
<description><![CDATA[<p> 
Şimdi, deneyimin mitsel örüntülerine, idealize edilmemiş varoluşun değişip duran 
belirsizliklerine ve karmaşıklıklarına biçim verme çabalarına geliyoruz. Bu 
örüntüleri, yalnızca bu tür yazının mimetik (öykünmeci) ya da temsil edici 
yönünde bulamayız, çünkü bu, biçime değil içeriğe ilişkin bir yöndür. Yapısal 
olarak, ironik mitin merkezi ilkesine en iyi biçimde romansın parodisi olarak, 
romantik mitsel biçimlerin beklenmedik yollarda kendilerine uygun düşen daha 
gerçekçi içeriklere uygulanması olarak yaklaşılabilir. Don Quijote, romansta 
kahramanı rahatlatmanın bedelini kimin ödediğini sormaz kimse hiçbir zaman, diye 
bağırır. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5712@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-03T15:36:41+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>İroni Üstüne</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5711</link>
<description><![CDATA[<p>
Kimi zaman doğaçlama yaptığıma tanık olacaksınız. Sözgelimi şimdi, gençliğimde 
Paris’te geçirdiğim iki yılı ironik biçimde yeniden gözden geçirirken yaptığım 
da bu; ne var ki yeri gelmişken şunu da söylemek istiyorum size: İroninin ateşle 
oynadığını ve başkasıyla alay ederken önünde sonunda bazen kendisiyle alay 
etmeye başladığını da pekâlâ biliyorum. Neden söz ettiğimi hepiniz biliyorsunuz. 
İnsan aşık rolü oynadığında, aşka düşmek tehlikesiyle karşı karşıya kalır, 
gerekli önlemleri almadan rol kesen kişi gün gelir kendi oyununun kurbanı 
oluverir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5711@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Makale</dc:subject>
<dc:date>2009-01-03T15:34:58+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Eleştiri eskir...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5710</link>
<description><![CDATA[
<p> 
&#160; Yalnızca dünyanın anlamını ‘körü körüne ve sarsılmaz bir inançla’ temsil 
eden kahramanın bugün yaşamaması bile Lukács’ın roman kavramını eskitmiştir. 
‘Çünkü bugün dünya,’ diyor Jameson, ‘kahramanı hep yeniyor...’ Önce anlama, 
sonra yorumlama, yazıya dönüşürken de derin yapıya yönelen çözümleme biçiminde 
dışavuran eleştiri, kendi döneminin eleştirel düşünme biçimini etkileyecek 
nitelikte olmuşsa, neden sonra dönüp bakılacak bir değeri de zaman içinde 
taşıyarak gelir. Gene de bu arada yazınsal, işlevsel bakımdan kaçınılmaz biçimde 
geride kalırken tarihsel bakımdan öne çıkmaya başlar. Georg Lukács bu serüvenin 
diyalektiğini en belirgin yaşayan adlardan. Marksizm öncesinde de herkesin göz 
önünde tutmaya başladığı yazarlardandı; sözgelimi Roman Kuramı, bugün hâlâ 
tartışılmakla birlikte, tarihsel değeriyle dönüp baktığımız bir çalışma sayılır. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5710@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-01-01T02:31:24+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Tüm zamanların meydan okuması</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5709</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Edebiyat tarihinin unutulmaz kahramanları, ‘İklimler’de, yer yer arayışların 
simgeleştiği, yer yer de karakterlerin kendi varlığını özdeşleştirdiği isimler 
olarak çıkıyor karşımıza. ‘İklimler’, romanın son cümlesinde özetlenen bir 
gerçeği, ‘yazgılarımızla isteklerimizin hemen her zaman çeliştiğini’ anlatıyor. 
Sahaflarda karşıma çıkan kitapların öncelikle ilk sayfasına, hani yalnızca kitap 
ve yazar adının yazılı olduğu o boş sayfaya bakarım, gizliden gizliye. Kendimi 
birinin mahremine adım atmış gibi hissederim. Perdeyi aralayıp içeri göz 
atıyormuşum duygusu uyanır içimde. O ilk sayfada çok kez bir ithafla 
karşılaşmışımdır. ]]></description>
<guid isPermaLink="false">5709@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-01-01T02:28:52+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Elli yıl olmuş şair gideli</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5708</link>
<description><![CDATA[
<p> 
Yahya Kemal, yalnız şiiri ve şair kimliği değil, bir kültür adamı, hatta 
yorumcusu olarak da kabul edilmeye değer. Onun en ayrıcalıklı yanı, savunduğu 
düşünce biçimi ve estetik tavrıyla, yazdığı mükemmel şiirler arasında somut bir 
ilişkinin kurulabilmesi. Bu, herhangi bir iyi şairin, yazdığı şiirle poetikası 
arasında bir bağ kurma çabasına benzemez. Yahya Kemal, hâlâ, şiirleri yanında, 
kaleme aldığı yazılarla da, özgün bir kültürel tartışma zemininin de sembolü. 
Kültürel süreklilik, yeni bir milletin kurulmasıyla noktalanamadı ona göre. Aynı 
serüven Cumhuriyet döneminde de yeni bir dille, kimlikle, estetik algısıyla 
devam etmektedir.]]></description>
<guid isPermaLink="false">5708@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-01-01T02:26:40+03:00</dc:date>
</item>

<item>
<title>Metaforlar olmadan...</title>
<link>http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=5707</link>
<description><![CDATA[
<p> 
&#160;David Rieff, annesi Susan Sontag’ı anlattığı kitabını samimi açıklamalar 
ile doldurmuş. Rieff kendi kurallarından ödün veriyor gibi görünüyor. Annesiyle 
ilgili imgeleri belirsiz, diğer odada ağlayan bir figür gibi. Eğer bunlar çizim 
olsalardı, beyaz kâğıt üzerindeki kara kalem karalamalar olurdu. İnsanın Susan 
Sontag’ın ölümünün gözlerden uzak gerçekleştiğini söylemesi zor. Yazar bir 
keresinde okuyucularına “hastalar krallığına göçüp orada yaşamanın gerçekte 
nasıl olduğunu” anlatmayacağını duyurmuştu ama anlaşılan başkaları bunu onun 
yerine yapmaya kararlı. Sontag’ın hasta yatağına son bakışımızı David Rieff’in 
annesinin ölümcül hastalığını anlattığı düzensiz olsa da zekice görünen 
notlarıyla atıyoruz...]]></description>
<guid isPermaLink="false">5707@http://www.karakutu.com</guid>
<dc:subject>Kitap Tenkidleri</dc:subject>
<dc:date>2009-01-01T02:24:10+03:00</dc:date>
</item>

</channel>
</rss>
