“Kardeşim...katilim...”
Cam göbeği bir gökyüzü ile eflatuni bir deniz arasında çalkalanırken,
gözleri
gökyüzüyle denize meyleden bir kız, buruk dizeler çıkardı heybesinden...
Gece, mucizevi bir yıldız sağanağı altında meftun; kendimce, kısmen tercüme
ettim; eksik, yanlış demeden...
En yakın
arkadaşının sevdalısını çalan bir dostun ardından yazılmış mısralardı.
Şarkı değil, çığlıktı.
Söylenmemiş, haykırılmıştı.
Sizinle paylaşmak istedim:
* *
*
“Sabah sabahın dördü,
Aralık sonu...
Meraktan yazıyorum bu mektubu...
Şimdi daha iyi misin?
New York soğuk;
ama yine de seviyorum yaşadığım kenti...
Gece boyu
sokaktan müziğin sesi geldi.
Duydum, küçük evini cehennemin dibine taşıyormuşsun.
Artık her şeye boş veriyormuşsun.
Umarım birkaç iz saklıyorsundur geçmişten...
Çok çökmüş görmüşler seni...
Meşhur mavi yağmurluğunun apoletleri erimiş.
İstasyona gelen her trene koşup
eve dilinde Lili Marlene’le dönüyormuşsun.
Ve kadınımı,
hayatının ışığı sayıyormuşsun.
Kadınımı..
eve
döndüğünde artık kimseye ait olmayan karımı...
Ne diyebilirim ki sana kardeşim...?
Katilim...!
Sana ne diyebilirim?
Seni özledim.
Seni affettim.
Karşıma çıkmana şükrettim.
Teşekkür ederim;
kadınımın bakışındaki kasveti çekip aldığın için...
O kasvet ki ben pek yakıştırmıştım gözlerine;
o yüzden değiştirmeyi denemedim bile...
Bir gün dönersen buraya,
Jane’in ya da benim hatırıma;
bil ki hasmın uykuda,
ve sevdiğin kadın özgür...
Sevgilerle...
Leonard Cohen...
* * *
Eflatuni bir denizle cam göbeği bir
gökyüzüne meyleden gözler buğulandı,
bittiğinde yazı......
Havada mucizevi bir yıldız sağanağı vardı.
www.gazetem.net