Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 25 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Nihat Genç: Sorularınız ve cevapları ikinci hafta son bölüm
Tarih: 14.06.2005 Saat: 23:16 Gönderen: karakutu

 

Soruyu Soran: Burhan Güleryüz

Soru: 3-4 gündur Hürriyet'te Özer Çiller'in 130 yıl yaşama sırlarını anlattigi röportajı var, bu vampirleri senin kaleminden okumak istiyoruz. Şimdiden diline kalemine sağlık
 

BURHAN GÜLERYÜZ’E CEVAP

Tek bir cümle söyleyeyim, çok yaşamak bir put haline geliyor... Çok yaşarsın bok mu olur.. Niçin ahlaklı, dürüst yaşamak işlerine gelmiyor. Ahlaksız yaşamışsın ama beden genç kalmış. Bunlar saçma sapan ideolojiler. Değil 130 yıl, bir gün yaşa onurla yaşa. Tüm hayat boyunca tek bir kez samimi içten bir tebessüm tüm dünyaya tarihe kainata bedeldir. Bir öpücük 200 yıldan büyüktür. Neyse saçma bunlar…



İkinci Hafta Soru ve Cevapları Son Bölüm

Genel Cevap için tıklayın

Duyuru:

Değerli arkadaşlar; Nihat Genç'in kitapları ile ilgili, makaleleri ile ilgili eleştirel deneme-makale yazan, tahlil eden, tenkid eden üyelerimizden 20 kişiye, Nihat Genç imzalı eserler hediye edilecekir. Eserlerinizi "Yazı Gönder" linkinden bize ulaştırabilirsiniz. Konu ile ilgili sormak istediklerinizi "Soruınız" linkinden sorabilirsiniz.

Bu bir yarışma değildir, yapacağınız tüm çalışmaları Nihat Genç inceleyecektir. Ve beğenilen 20 çalışma sitemizde sizlerin istifadesine sunulacaktır. Ayrıca Nihat Genç'in en sevdiğiniz hikayesini, makalesini (sitemizde olmayan) bize bildirmekten çekinmeyin, en kısa sürede burada (nihatgenc.com ve karakutu.com'da) istifadenize sunulacaktır.

Son başvuru tarihi 31 Temmuz 2005 GMT +2 (İstanbul, Atina, Beyrut'un içinde bulunduğu yerel saat dilimi) Saat: 00:00'a

Bu tarihten sonra da yolladığınız çalışmalar değerlendirilecektir, ancak kitap vereceğimiz üyelerin 31 Temmuz 2005' e kadar yazılarını bizlere ulaştırmalarını diliyoruz.


Saygılarımızla
Karakutu.com - Nihatgenc.com

***

 

 

Soruyu Soran: Turgay

Soru: Daha geniş kitleye kaleminizin gücüyle ulaşırsınız ama daha geniş kitleyi kontrol edebilecekmisiniz? Bu sizi daha fazla yormayacak mı? Kitleler sizi farklı algılayıp farklı yorumlarsalar bu daha çok çalışıp artan okuyucu için daha çok araştırma yapmanıza neden olmayacak mı? Samimiyetinize inanıyorum 13 senedir inandım.
 

TURGAY’A CEVAP

Turgay yavaş ol, kitleyi neden kontrol edeyim, böyle saçmalık olur mu? Beni onlarca yıl isteyen istediği şekilde yorumluyor. Görmüyor musun çakalı, puştu, sapığı yıllardır neler döşeyip gönderiyor. Bunları kontrol edemeyiz, niye edelim. Benim bir okuma ve yazma ritmim var. Gündelik yazmam için gerçekten büyük paralar teklif edildi, ama ben tek bir gün yazabileceğimi söyledim ve yazı başına 300- 400 gibi bir şey vereceklerini söylediler, ama belli olmaz , kendimi gündelik tempoya alıştırabilirim. Ama değil, bir çok sıkı makale var kafamda , onları bitirmeliyim. Ne kadar farkındasınız bilmiyorum, yıllardır sağcı solcu tezleri bitirmekle meşgulüm, dünyada yeni bir şey kuruluyor, hepsini, hepimizi içine alan, açın yazılarımı kaç yıldır bu düşünceyi besliyorum. İşte bu yeni tezleri herkese her şekilde anlatabilmek için neler yapmadım, neler…
 

***

 

Soruyu Soran: Salih Bebecan

Soru: Türkiye Asya' nın neresindedir?

 

SALİH BEBECAN’A CEVAP

Şimdi bir daha haritaya bakmam lazım..

 

***

 

Soruyu Soran: kaan

Soru: Sayın Genç, Memleket Hikayeleri adlı kitabınızı gerçekten büyük zevkle okudum. Fakat, bazı sözleriniz bende hayret ve şaşkınlık uyandırdı.Örneğin, kitabınızda Karı Düşkünü isimli yazınızda Aklı yeten herkes, başta tarihçilerimiz yenilgilerin baş sebebini karı düşkünü, içkici sultanlarda ve saray entrikalarında aradılar! Şaşılacak derecede sıklıkta, hangi tarih kitabını açarsanız açın, en can alıcı sebep olarak bunları gösterirler (sf.174), demişsiniz.Yazınızın mantığı benim düşüncelerimle de paralel; Bu ülkede iyi kötü bir şeyler üreten insan yok. Bırakın üretmeyi düşünmeyen insanların çoğunlukta olduğu ve yönetici zümreye bunların hakim olduğu aşikar. Ancak, yukarıdaki sözleriniz bana çok sıradan geldi. Sizin günümüz entelektüellerinden (ki bunların çoğu aslında entelektüel olamamış, fakat ellerinde bulunan sınırsız imkan sayesinde isim yapmış laylaycılardır) farklı olduğunuzu düşünüyordum. Çünkü gördüm ki, siz de bu yazınızda eleştirdiğiniz düzen adamları ve yeknesak yorumcular gibi yapıp Osmanlı sultanlarını klasik biçimde bayağı adamlar yapmışsınız. 17.Asrın sonunda başlayan Osmanlı çöküşünün en önemli nedeni olarak içkici , karı düşkünü padişahların gösterildiği tarih kitapları çok az sayıdadır. Tamam, çöküşün önemli bir nedeni saraydaki kadınlar saltanatıdır ancak, sizin söylediğiniz gibi bir durum değildir bu. Seks düşkünlüğünden değil, bilgili ve güçlü sultanların yerini artık yetiştirilmemişlerinin almasından kaynaklanır geriye doğru ilerleme. Bunun sebebi de şehzadelerin 17.asırdan itibaren artık sancakta değil, sarayda yetişmeleridir ve bu da Kafes Usulü denilen, ileride başarısızlıkları getirecek olan sistemle olmuştur. Yani çöküş karı düşkünlüğünden değil, yanlış devlet politikası sonucu sultanların pasif yetişmesinden ve bu pasiflik sonucu belli bir süre saraydaki valide sultanların yönetimde söz sahibi olmaya başlamalarıyla başlamıştır (Avrupalıların ilerlemesi de başka bir nedendir ama burada size tarih anlatmaya yeltenmiyorum).

Doğru, bir zamanlar bu ülkede Batı karşıtlığı yapan insanlar efsaneleştirildi, ama bugün Batı karşıtı olmak; komplo teorisi üretme makinesi olmaktır, gerici olmaktır, gerçeklere karşı olan olmaktır. Garip ve dengesiz bir ülkede yaşıyoruz.Herkes işine geleni yazıyor, çiziyor ve söylüyor. Mesela siz, mutlaka bir hayat felsefeniz var ve bu ne olursa olsun saygı duyulması gereken bir felsefedir. Ancak siz, bugün bir çok gencin okuduğu,takip ettiği,görüşlerine değer verdiği -ben de dahil- bir şahsiyetsiniz.Hiç beklemediğim bir şekilde sizin de bir şekilde düzene uyduğunuzu hissettim; Sıradan tarihçiler Abdülhamid konusunda ikiye ayrılır; Bazılarına göre Abdülhamid Kızıl Sultan, bazılarına göre ise Ulu Hakandır.Ve siz de bir şekilde bunlardan birine katılmışsınız. Oysa tarih bu şekilde kutuplaşmalarla analiz edilemez ve başkalarına aktarılamaz. Tarih tarihtir, yani ideolojilere göre değerlendirilemeyecek kadar gerçektir. Tamam, Türk eğitim sistemi belli ölçüde devletçidir ancak, bu devletçilik Türk devletçiliğidir ve yağlı tarafından yüz gram Abdülhamid olmamalıdır. Bu anlamda size katılıyorum. Fakat, bizdeki aydınlar bir türlü tam anlamıyla aydın olamıyorlar. Çünkü bir konuyu eleştirirken,aynı ölçüde eleştirilebilecek konuları es geçiyorlar, yani kafalarındaki görüşlerine hangisi uygun geliyorsa ona değiniyorlar.Bir insan Abdülhamidi baskıcı olduğu için(ben de katılıyorum) eleştirir de neden İsmet İnönü’yü eleştirmez anlamıyorum. Bugün bu ülkede yaşanan bir dizi sorunun kaynağı İsmet İnönüdür ve Atatürk’ün getirdiklerini İnönü götürmüştür bu ülkeden. Öngörülen imanlı, dürüst, bizden, vatansever, vs. özelliklere sahip olan insan tabi ki bu ülke için uygundur ancak, bu meziyetlerin tam zıttı meziyetlere sahip olanların ülkeyi yönettiklerini de gördük ve arada bir fark olmadığını da. Önemli olan bilgili olmaktır,Batıcı değil ilerici olmaktır, yenilikçi değil, faydalı yeniliklerden yana olmaktır.Tabi bunlar yattığımız yerden olmuyor iki yüz yıldır olmadığı gibi. Bugün de tutturmuşlar AB diye. Bakalım daha nelerimizi vereceğiz. AB arkamızdan itiyormuş bizi ve bu sayede düşünen bir millet olacakmışız? Umarım bizi itmekle yetinirler.
Sizden cevap bekleyen bir genç........ Sn. Nihat Genç
 

KAAN’A CEVAP

Kaan görüşlerine katılıyorum, ancak, benim tarih konusunda çok daha iyi ve sıkı makalelerim var, bahsi geçen makaleden dahi sayılmaz, şu kadarını söyleyeyim, benim çok acemice yazılmış bir yazımdan yola çıkarsanız ayıp edersiniz. Aynı konuda benim yüzlerce yazım var. Yazınızda belirttiğiniz çok şeye katılıyorum.


 

***


Soruyu Soran: Uğur Özkul

Soru:
Mutlaka Denizli'ye bekliyoruz. Gelmezsen Trabzon'un şampiyonluğunu görme.

UĞUR ÖZKUL’A CEVAP

Gerçekten Denizli’ye fazlasıyla haksızlık yaptık. İnşallah geliriz. Teşekkür ediyorum.

***


Soruyu Soran: Burhan Güleryüz

Soru: 3-4 gündur Hürriyette Özer Çillerin 130 yıl yaşama sırlarını anlattigi ropörtajı var bu vampirleri senin kaleminden okumak istiyoruz. Şimdiden diline kalemine sağlık
 

BURHAN GÜLERYÜZ’E CEVAP

Tek bir cümle söyleyeyim, çok yaşamak bir put haline geliyor... Çok yaşarsın bok mu olur.. Niçin ahlaklı, dürüst yaşamak işlerine gelmiyor. Ahlaksız yaşamışsın ama beden genç kalmış. Bunlar saçma sapan ideolojiler. Değil 130 yıl, bir gün yaşa onurla yaşa. Tüm hayat boyunca tek bir kez samimi içten bir tebessüm tüm dünyaya tarihe kainata bedeldir. Bir öpücük 200 yıldan büyüktür. Neyse saçma bunlar…
 

***


Soruyu Soran: Nemaz

Soru: Sevgili Nihat abi, Uzun zamandır televizyondaki programı takip ediyorum. Ayrıca internetteki birçok yazını okudum.İnanılmaz biçimde ilgimi çektin.Oturduğu kafelerin camında “CAFE” yazan bir genç olarak dilimizdeki yozlaşmayı nasıl önleyebiliriz? Dildeki yozlaşma kültür emperyalizminin bir parçasımıdır?


NEMAZ’ A CEVAP


Dildeki yozlaşmayı bitirebilmek için çok şey yapmalı, önce şu tüm yabancı tabelalar iptal edilmeli. Ama bunların dışında, kendimiz kendimize Türkçe konuşuyor muyuz? İç konuşmalarımız, kız arkadaşımıza iltifat ve okşayıcı sözlerimiz, bunları besliyor muyuz? İnsan kendiyle konuşmasını Türkçeye çevirmeli, gerisi akıp gelir, şırıl şırıl… Üç gün üst üste sevgilinize güzel sözler düşünün, Türkçemiz bir sevgili daha kazansın. Sen de kardeşim, sen de sevdiğin erkeğe güzel sözler bulup söyleyiver, Türkçemiz seni de kazansın…
 

***

 

Soruyu Soran: Mehmet Batar

Soru: Leman dergisini alan gençler Milliyet gazetesini de alırlar genelde. Lemanda çelişki var dediğiniz durum bu değildir sanırım. Ve ben bu haliyle Leman'ın sistemin çok da işine yarayan bir dergi olduğunu düşünmüşümdür hep. Eleştiriyi cıvıklaştır, öfkeleri buda, böylece ayaklanmayı engelle taktiğinin masum tetikçisidir bence Leman dergisi. Nihat Genç, Leman gibi Posta gibi ortamlarda, sırf Doğan Hızlan veya Ahmet Altan kafalı üç beş insana daha ulaşmak için, kendi güzel öfkesinin ziyan olduğunu düşünmüyor mu acaba? Hani bir gül bataklıkta da güldür ama ya batıp gidiyorsa bataklıkta o gül.. Böylece gül olarak değil de başka bir şey olarak ulaşıyorsa kokusu insanlara. Ben, Nihat Genç için 'adam ne sövüyor abi ya' gibisinden yorumları aşamamış ne dangalaklara rastladım. İçim acayip sızladı. Acaba Nihat Genç'in içini de sızlatmaz mı bu durum hiç?
 

MEHMET BATAR’A CEVAP

Mehmedim doğru söylüyorsun. Nihat Genç ne söyledi ne yazıyor, yazılarıma / makalelerime dönüp bakıyorum, bir de bu arkadaşların sapık cümlelerine bakıyorum. Ben ordayım ben buradayım , bunların anlamı nedir, ben ne yazdım, neler yazıyorum, işte bunların anlamı var. Okuyucunun gazını alalım yüzlerce soruyu cevaplayalım dedik. Ama gördük ki yazıların içinden soru gelmiyor. Sanal dünyanın maskeleri arkasından bilinçaltlarını boşaltıyorlar. Kendilerine sormayı cesaret edemediklerini bana soruyorlar. Bakın bu ülke için insanlık için neler düşünmüşüm. Ki; bu soruların hiç birine şahit olamadım. Mesela, Avrupa merkezli bir kültürün karşısında, Orta – Doğu merkezli yazılar yazdım, tarihi yorumlar yaptım, son kitabımdaki Şehir yazısı buna en güzel örnektir. Bakın İpek Yolları’nın ne demek olduğunu belki yüzlerce sayfa anlattım. Ülkemize bağlanan yolların aslında bizim karakterimiz kimliğimiz olduğunu anlatmaya çalıştım. Yani, bu yollar açık kalacak yine her tarafa açılacağız her taraf bize açılacak. Bakın , ayrıca, Doğu kelimesi üzerine çalıştım, ve yüz binlerce genç çocuğa, ‘Doğu’nun ne olduğunu beyinlerinden aşı yaparak anlatmaya çalıştım.

Bakın, milliyetçilik hastalığına karşı yüzlerce yazı yazdım ve vatanseverliği ve vatansever kelimesini on binlerce insana benimsetmeye çalıştım. Bakın, ülkemizin sosyal dokusu, bütünlüğü üzerine onlarca yazı yazdım ve işçimiz, küçük işletmecimiz, çiftçimizin bizim için hayati önemde olduğunu, işte bunları bir arada tutarak bir ülkemiz ancak olur diyen yüzlerce yazı…

Şimdi Fransa’dan sesini duyduğunuz “hayırlar”ı yıllar önce, bu sütunlarda dile getirdim, ayrıntılar kitaplarımda...

Açın sayfalarını bakın, Amerika saldırılarına, İsrail saldırılarına karşı, onlarca yazı yazdım, sayfalarca. Darfur’da, Bosna’da, Afganistan’da Irak’ta milyonlarca insan öldü geçtiğimiz on yıl içinde, işte onlar ölürken ben metinleri yazıyordum, her biri ağıt, her biri destan, her biri direniş, her biri bu saldırıların karşısına dikilen. Daha neler neler. Ben bunları yazdım, yazıyorum. Ama burada bakıyorum ki, insanlar bozulmuş, benimle ilgisi olmayan sorular, benimle ilgisi olmayan bozuk bozuk cümleler. Bana ne? Bakın, yüzlerce soruya baktım, içlerinde, yukarıdaki metinlerimden tek birinin içinden soru görmedim.

Nihat orada mı burada mı?

Kardeşim Nihat Genç yazılarının içinde. Yazılarımla yepyeni bir siyaset yapıyorum, hepinizin kafasını karmakarışık yapıyorum, yepyeni bileşkeler çıkıyor ortaya.. Bunların ne demek olduğunu henüz bilmiyorsunuz. Sizler neden, insanların bozum olabileceğini düşünüyorsunuz, bir hırsızlık, bir muzırlık , bir çelme atma peşindesiniz. Bana ne olur, ben iki cümle yanlış laf etmeyle yıkılabilir miyim? Beni aldatarak nereye varabilirsiniz? Hepinizin boyu kadar kitap yazdım. Sizse beni burada tufaya düşürmenin yolunu arıyorsunuz. Bu çocukça şeyleri çoktan aştığım için o kitapları yazıp yüz binlerce insana satabilmeyi/ okutabilmeyi başardım.

Hala annenizin babanızın ideolojileriyle tekme tokat kelimelerle yaşıyorsunuz. İnsan önce siyasi bir varlık olarak kendini tarif etmeli. Nihat Genç yıllardır bunu yapıyor.Size sorarsak, siz orda mı yazıyor, burada mı yazıyor, deyip, başka da bir bok bilmiyorsunuz. Ben nerde yazarsam yazayım okuyucularımın, halkımın kalbine yazıyorum. İşte Anadolu topraklarında en çok okunan kitaplar ve içinde neler tartışıldı! Açıp bakarsınız. Ben birkaç gün daha buradayım, sonra yine sizi internet / sanal alem karanlığında ve mağarasında yarasalarınızla baş başa bırakacağım.
 

***

İkinci hafta soru cevap birinci bölüm için tıklayın

 


 

Soru sormak için tıklayın

Karakutu.com - Nihatgenc.com

Hamiş:

Yazıları bilgisayar ortamına aktaran Sibel Büyük Demirci'ye şükranlarımızla


 
İlgili Bağlantılar
· Nihat Genç Sitesi
· Doğu Konferansı Galerisi
· Skytürk Konuşmaları
· Daha fazla Nihat Genç
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Nihat Genç:
Sorularınız ve cevapları birinci bölüm


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.57
Toplam Oy: 147


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Sorularınız ve cevapları ikinci hafta son bölüm
Sorularınız ve cevapları ikinci hafta birinci bölüm
Sorularınız ve cevapları ilk hafta son bölüm...
onlar ve biz
Atatürk tango sever miydi?
KORKU VE YAKARIŞ
Çölaşan çok satanlarda birinci
Bezik Oynayan Kadınlar - Manastırlı Hilmi Beye Birinci Mektup
Fight Club - Birinci Bölüm
Satranç Dersleri -İkinci Bölüm-
Ben Ruhi Bey Nasılım - 3. Bölüm Son
Ben Ruhi Bey Nasılım - 2. Bölüm

"Sorularınız ve cevapları ikinci hafta son bölüm" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke