İçe dönük, babalanmalı siyasal demeçlere bayılmayın da, yanında yatın: - ABD
bize
muhtaç...
- ...
- AB de bize muhtaç...
- ...
- Türkiye'nin jeopolitik durumu...
- ...
- ABD ile "stratejik ortaklığımız" -yahut "stratejik ilişki"- devam etmekte;
Afganistan'a gönderdiğimiz askerler, Bosna'ya
gönderdiğimiz askerler, Somali'ye
gönderdiğimiz askerler...
- ...
- Suriye ile 800 km'lik sınırımız var; yaptığımız uyarı, öneri ve telkinler
sayesinde Şam yönetimi de, demokratikleşmekte...
* * *
Birçok ülkenin
ulusal gelirinden daha zengin olduğu bilinen ve şu sıralarda yine
İstanbul'a gelmiş bulunan Soros; vaktiyle:
- Siz oraya buraya sadece insan ihraç ederek para kazanabiliyorsunuz, demişti.
Bir süre sonra da özür
dilemişti...
* * *
Soros acaba Almanya'ya gönderdiğimiz vasıfsız işçi gruplarını mı kastetmişti
sadece; yoksa 1. Dünya Savaşı sırasında Berlin'le olan "stratejik ilişkimiz"
sonucu, Galiçya'dan Yemen'e; Soğuk Savaş
döneminde de, Washington'la olan
"stratejik ilişkimiz" sonucu, özellikle Kore'ye; sonra da Pentagon'un gerekli
gördüğü başka bölgelere gönderdiğimiz askerleri de kastetmiş miydi?
Bilmiyoruz; kendisi böyle bir değerlendirme
yaptığından ötürü özür de dilediğine
göre; hepsi geçmişte kaldı.
* * *
Politikacılar sık sık, eski günlerin hesabı ortaya çıktığında:
- Onlar geçmişte kaldı, derler...
Yaşanan günlerin muhasebesi yapılmak
istendiğinde:
- Bırakalım buna tarih karar versin, derler...
Cımbızla tüy koparır türden bir soruyla karşılaştıklarında ise, yine hep aynı
yanıtı verirler:
- Gereken yapılacaktır...
* * *
Kahkaha atmasını seven genç
bir kalem; hangi politikacının iktidarı sırasında,
kaç kez "Onlar geçmişte kaldı", "Bırakalım buna tarih karar versin", "Gereken
yapılacaktır" dediğinin bir dökümünü çıkarsa...
Politika tatavacılarının, kendilerine sorulan soruları, hep
aynı ucuzlukla,
nasıl yelpazelendirdiği, bir kat daha somutlaşarak çıkardı ortaya.
* * *
Evet, Soros'un da vaktiyle yaptığı çarpıcı bir değerlendirme, geçmişte kaldı...
"Soğuk Savaş" yıllarında, bir Türk neferinin Pentagon'a
maliyetinin çok ucuz, 23
cent olduğu hesaplanmıştı...
Ve Türkiye'de ekonomik bir saydamlığı ön plana çıkarmak isteyenlerden bir
mırıltı yükselmişti:
- Tıpkı II. Wilhelm gibi, Washington da Türkiye'yi bir insan deposu olarak
kullanma yolunda...
* * *
O dönemlerin ABD'ye olan sadakatlerini kanıtlama derdindeki bazı militerleri de;
Türkiye'de ekonomik bir saydamlığı ön plana çıkarmak isteyen birçok ışıklı
beyni, kodeslere tıkmıştı.
* *
*
Başkan Bush ile bir kez daha tazelenen stratejik dostluk, yahut ilişki...
Pentagon'un acaba eskisi kadar ihtiyacı var mı, kendisine çok ucuza mal olan
bizim piyade birliklerine; yoksa artık Türkiye'yi, sadece Ortadoğu'yu sürekli
denetleyen askeri bir üs olarak kullanma ve bizim Karadeniz kıyılarında da
askeri limanlar kurma derdinde mi?
Almanya'daki birliklerini, bir ölçüde Türkiye'ye kaydırma niyetinde de olabilir
hani...
Ne yazık ki uzmanlar, bu
tür konuları hiç mi hiç getirmezler gündeme
Türkiye'de...
* * *
Politik tatavalar da, bir yer geliyor apışmaya başlıyor.
Washington'da CNN TV'sine konuşan Başbakan Tayyip Bey, kendisine türban
konusunda sorulan
bir soruya, şu yanıtı veriyordu:
- Kızlarım başörtülü olduğu için, üniversiteyi ABD'de okuyorlar. Burada bu
özgürlük anlayışı var, ama ülkemde yok...
* * *
Sanırım kendi ülkesinde özgürlük olmadığını dünya medyasında ilk
ilan eden
başbakan, bizim Tayyip Bey...
Oysa aynı gün, Başkan Bush, Tayyip Bey'e:
- Ortadoğu ülkeleri de, sizdeki demokrasiyi örnek almalı, diyordu.
Kendi ülkesinde ABD'deki kadar bir özgürlük bulunmadığını
söyleyen bir Başbakan
ve Başbakan'ın ülkesindeki demokrasinin örnek alınması gerektiğini söyleyen bir
ABD Başkanı...
* * *
Tayyip Bey'e de takılalım azıcık... Gerçekten de ABD'deki kadar bir özgürlük yok
Türkiye'de...
Örneğin, ABD'de, Hz. Muhammed ve Atatürk gibi, karikatürleri asla yapılamayacak
"tabu"lar var mı?
Hz. İsa ile General Washington'un, yahut Lincoln'ün karikatürleri yapılamıyor mu
orada da?
* *
*
Karikatür deyince aklımıza geldi; sanırım ABD'de başkanların da ipliklere
dolanmış bir kedi biçiminde karikatürleri yapıldığında; sanat adamları
mahkemelere verilip, tazminata mahkûm edilmiyorlar...
* * *
21. yüzyılın
küreselleşme sürecinde, politikacıların da gitgide rendeleniyor
eski fasaryaları...
Bu arada, Başbakan Tayyip Bey'e de başarılar dileriz; kim bilir neler ve nelerle
karşılaşacak 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine
kadar...
Ve hemen ekleyelim ki, gelenek ve göreneklerimiz arasındaki bir deyimin de,
doğru çıkmasını istemeyiz kendisi için:
- Su testisi, su yolunda kırılır...
Milliyet
10/06/2005