Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 156 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Nihat Genç: Nükleer bomba tesiriyle toplumları parçalayan kavramlar
Tarih: 19.05.2005 Saat: 12:34 Gönderen: karakutu
 

Sevgili okuyucu, derdimi gayet basit ve tane tane anlatacağım, lütfen yazımı yarıda bırakmayın, üzülürüm ve bir daha yazmam. Basit anlatabilmek için ben de gayret göstereceğim, ama, kavramak için siz de biraz iştah gösterin, hadi bismillah!..

Bundan yüzelli yıl önce insanımız, ben Müslümanım, Osmanlıyım, dediğinde kendini ifade etmiş oluyordu. Ama bugün kendini ve ülkesini ve siyasetini tarif etmekte zorlanıyor!



Çünkü duygu, düşünce ve siyasi isteklerini neyle tartıp neyle ölçüp biçeceğini bilemiyor. Bir yığın tuhaf kavram içinde sıkışmış. Bir literatür kuşatması altında.

Birer siyasi gömlek, birer düşünceden giysiler gibi bakın şu kavramlara, hangisini giymek istersiniz. İşte dünyanın/Avrupa'nın/Türkiye'nin bütün köşeleri, yazarları, aydınları, her gün milyonlarca kez bu siyasi gömlekleri ölçer, biçer, tartıp, keser...

Milliyetçilik. Aşırı milliyetçilik. Demokrat, Merkez parti. Halkçı parti. Sosyal demokrat. İşçi Partisi. Radikal. Muhafazakar. İslamcı. Ilımlı. Liberal. Liberal demokrat. Gelenekçi. Modern. Çağdaş. Laik. Şeriatçı.. vb.

Avrupa'nın bütün gazete dergilerini gezin, her gün milyon kez karşınıza bu kavramlar çıkacak. Her yerde onlar var... Tüm dünyayı bu kavramlarla anlamaya çalışıyoruz.

Peki dünyamızın bu kavramlarla yol bulması mümkün mü? Çoğu yakıştırma. Çoğu uydurma. Çoğunun karşılıkları oturmamış. Gerçeklikleri şüpheli. Yakın anlamları var ama, eh işte... Ama bugün dünyamızda olup biten bütün siyasi tartışmaları bu kavramlarla tarif ediyoruz.

İşte bu literatürü, çelikten bir ağ gibi tüm dünya aydınlarının beynine atan, batılılardır. Onların tarihi, onların siyasi kültürü, onların felsefi tartışmaları, onların sosyolojik çalışmaları bu kavramları tüm dünyaya öğretti.

Öyle ki bu kavramlar hepimiz için anne, baba, ülke, gelecek, tanrı olmuştur. Mesela şöyle tabelalar görürsünüz: Çağdaş... Modern... Ne demekse? Mesela şöyle konuşan öküzler görürüz: Ben liberalim. Ya da, ben sosyal demokratım... Ya da, ben gelenekçiyim... Ne demekse?

Ya da gazetedeki köşesinden öfkeyle kudurmuş şöyle bağıran yazarlar görürsünüz 'Onlar aşırı milliyetçi, onlar anti-seminist, onlar ırkçı...' ne demekseler?

Dile kolay, şu anda dünyamızda milyonlarca aydın bu kavramlarla konuşuyor bu kavramlarla didişiyor. Suyun başını çeken dünyanın büyük ajansları. Büyük siyasi dergiler. Büyük vakıflar. Büyük TV'ler. Büyük holdingler. Büyük araştırma kurumları. Akademisyenler. Tüm tartışmalarını ve dünyayı siyasi olarak, işte bu kavramlarla izah etmeye çalışıyorlar.

Mesela siz, kahvede otururken, kendi kendinize, kardeşim, pazar demek açık yer demektir, dünyada kapalı/kafes ekonomisi mi kaldı, mallar tabii ki girip çıkacak, yani, hepimiz liberaliz... Kardeşim, seçim istemeyen mi kaldı, hepimiz demokratız. Kardeşim ülkesini, dağlarını, kendi insanını coşkuyla sevmeyen mi var, hepimiz vatanseveriz.

Biz böyle düşünüyoruz, ama sanki, yine de tuhaf bir şey oluyor. Sanki bu kavramlar beynimize bir şeyleri talim ettiriyor. Biz, kendimiz gibi düşünmüyoruz sanki, bu kavramları ezberleyip talim ettikçe, bu kavramlar bize bir şeyleri öğretiyor. Sonra hepimiz bu kavramları elimize alıp birbirimizin gırtlağına ciğerine sallıyoruz...

Sallıyoruz, doğru, çünkü bu kavramlar 'sallama' kavramlardır.

Vaktimiz olsa, demokrat, modern, laik, gelenekçi, sosyal demokrat gibi kavramların hepsinin altına girer burada tartışırız. Ancak bir fikir edinebilmek için, mesela, 'aşırı' kelimesinin altına girelim.

Aşırı milliyetçi. Aşırı. 'Ne demek aşırı?' Karşısında ne var! Merkez Parti... Kitle partisi... Bilemiyoruz, anlamaya çalışalım.

Şimdi Yunan tarihinden bir aşırı bulalım, şu, Kıbrıs'ta darbe yapan EOKA'cı Sampson... Şöyle soralım. Bugün Yunanistan'ın sağ ve sol merkez partileri bu adamdan farklı mı düşünür?

Asla. Peki neden birine aşırı deriz. Bugün Yunanistan'ın merkez partileri tıpkı bu adam gibi düşünür ve milli davalarından bir milim geri adım atmazlar, atamazlar. Bütün Yunanistan böyle düşünür. Ayrıntılarda boğulmadan hızla geçelim.

Avrupa'da son elli yıldır aşırı milliyetçiliği yabancı/göçmen düşmanlığıyla ölçüp biçiyorlar.

Mesela bundan otuz yıl önce Le Pen yabancı düşmanlığını alenen haykırınca Fransa ayağa kalktı, adama demediğini bırakmadılar, Le Pen vahşi oldu, ırkçı oldu... Güya bu adamı dışladılar. Şeytanileştirip sistem dışına çıkartmaya çalıştılar.

Peki bugün Fransız siyasetinin merkez partileri yabancı/göçmen düşmanlığında Le Pen'den farklı mı düşünür? Hayır! Merkez partiler yabancı/göçmen sorununu en büyük milli sorun ilan etmiş ve programlarına taşımış ve göçü/yabancıyı durdurmak için habire çalışmaktalar. Ülkeye girişleri yasaklamak, sınırlamak için kaç yüz yasayı ayrıntılarıyla tartışıp kanunlaştırdılar. Öyle sert yasalar çıkarttılar ki, Le Pen gibi adamlara konuşma fırsatı kalmıyor. Ve kalmadı. Çünkü merkez partiler aşırı milliyetçi istekleri programlarının merkezine çoktan aldılar!..

Geçelim. Aşırı milliyetçiliğin hortlamasından en çok korkulan ülke Almanya / Avusturya. Dünyanın gözü üstlerinde. Bir genç nazi amblemli şapka taksa dünya basını üstlerine çullanır ve hemen şeytanlaştırılıp medya tarafından dışlanıp kovulur.

Kohl denilen adam ise Hristiyan demokrat. Kohl ne yaptı? Berlin duvarı çöker çökmez iki Almanya'yı anında birleştirdi. Bu aşırıların bile hayal edemeyeceği büyük ütopyaydı. Ama bunu merkez partisi yapıverdi. Tüm sert, radikal, aşırı Almanlar'ın isteğini hayata geçirdi. Artık aşırılar yüzde 1, yüzde 0,5'te kalır ve Kohl'un saflarına geçer.

Bu örneği iyice anlayabilmek için ülkemize taşıyalım, Sovyetler çöktüğünde Demirel, Azerbaycan'la Türkiye'yi birleştirseydi, Türkiye'de miliyetçi parti kalır mıydı? Kalmazdı... Ya da yine günümüz Türkçesine çevirelim, Tayyip Erdoğan Kerkük konusunda aslan kesilebilseydi onu yirmiyıl iktidardan kimse uzaklaştıramazdı... Milliyetçi partilerin işi bitiverirdi.

Hızla geçelim. Emperyalist bir savaşa başkahraman olarak katılan işçi partisi ve başkanı Blair'in bu milliyetçi / sömürgeci varlığı İngiltere'de başka aşırı bırakır mı? İşte en aşırı sömürgeci, istilacı, emperyalist lider: Blair.. Artık İngiltere'de aşırı milliyetçiler tutunabilir mi? Çünkü merkez parti aşırının Allah'ı, üstelik sosyalist.

Ayrıntıya girip konuyu dağıtmak da istemiyorum, ama, mesela, evangelist protestanların hakimiyetinde İsveç gibi bir ülkede artık aşırı dinci olabilir mi?

Ya da, biz otuz, böceğiz, yaprağız, yeşili koruyoruz, silaha karşıyız diyen Yeşiller'in, dünyaya silah satması, Schröder uçak dolusu işadamıyla Ortadoğu'yu gezişi, Türkiyeye gelişi ve İran'a ve hatta ambargo altındaki Çin'e silah satmak için her yolu denemelerinin anlamı nedir? Silah satan yeşiller aşırı değil de nedir? Çin'e silah satmak için Çin'deki insan hakları konusunda susan, İran'a silah satmak için İran'daki mezhep iktidarı ve şeriatından hiç bahsetmeyen ve hatta İran'daki Kürtler'le Diyarbakır gibi hiç ilgilenmeyen bu yeşiller aşırının Allah'ı değil mi?

Yani Avrupa'nın radikal sağcıları Avrupa'da iktidardadır. Adları demokrat, yeşil, sosyalist, sağ olur, bu değişmez!

Sonuca gelelim. Zengin güçlü ülkelerin aşırı milli istekleri merkez partilerinde temsil ediliyor!

Zayıf ve güçsüz ülkeler, aşırı istekleri merkezin dışına itiliyor. Merkez partiler Avrupa'da aşırı milliyetçi programları habire devreye sokarken, güçsüz ülkeler, aşırı milliyetçi programları hızla şeytanileştirip, dışlıyor... Terörist diyor, yasadışı ilan ediyor.

Peki ne oluyor? Zayıf ülkelerde 'merkez partiler' oluşamıyor! İşte sırasıyla, Özal, Demirel, Tansu, Erbakan, Ecevit, Erbakan, hepsi yüzde otuzlarla merkeze taşındı ve hepsi üç/dört yıl içinde eriyip sıfırlanıp tarihten silindi.

Sorumuz şudur? Türkiye gibi ülkelerde aşırı milliyetçi istekler neden merkez dışında kalır? Yani neden hep patlak lastikle yola devam edilir. Neden her seçim döneminde yedek lastiğe (stepne)ye ihtiyaç duyulur?

Şundan dolayı: Zengin, güçlü ülkeyseniz, modern, çağdaş, liberal, milliyetçi, demokrat, laik, sağcı, solcu, muhafazakar, gelenekçi, vb. gibi kavramların tarifleri/anlamları başka olur..

Eğer zayıf bir ülkeyseniz, vatansever beklentilerinizi birileri bu kavramlarla sıkıştırıp, sizi dışlar, sizi terörist ilan eder, sizi yasadışı bırakmak için hukuku, Avrupa'yı, dünyayı üstünüze sürer!...

'Vatan sevmeyi' dahi terörist ilan edene, yasadışı ilan edip, dışlayıp, şeytanileştirmeye çalışan bir medyamız var. Çünkü bu medyamız kendisine batı tarafından sunulan işte bu kavramları aynen, tartışmadan, milimi milimine alıp kullanır!...

Vatanımızı aşırı sevmekten korkmayın, bundan bir maraz çıkmaz. Avrupa'ya rezil olmayız. Vatan sevmek utanılacak bir duygu değildir. Bakın Avrupa'ya, öyle seviyorlar ki ülkelerini, mesela Almanya, beş milyon işsizin hakkından gelebilmek için Yeşili bile dünyaya silah satıyor, çatır çatır satıyor, ne insan hakkı, ne yeşil, ne doğa, dinleyen yok. Çünkü, Almanlar mutlu olsun istiyorlar!...

Kardeşlerim. Gördüğünüz gibi medya aydınları batıdan bilip bilmeden birçok kavramı alıp sizleri bu kavramlarla kırbaçlıyor. Yani vatan sevmeyi bile size çok görüyorlar. Vatanınızı sevdiğiniz için kelimeleri bir şekilde eğip büküp sizi utandırmaya çalışıyorlar. Onlara inanmayın.
 

 

Akşam
19/05/2005


 
İlgili Bağlantılar
· Nihat Genç Sitesi
· Doğu Konferansı Galerisi
· Skytürk Konuşmaları
· Daha fazla Nihat Genç
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Nihat Genç:
Sorularınız ve cevapları birinci bölüm


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.08
Toplam Oy: 12


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Sorularınız ve cevapları ikinci hafta son bölüm
Sorularınız ve cevapları ikinci hafta birinci bölüm
Sorularınız ve cevapları ilk hafta son bölüm...
Kuvveti bazuyi Osmani
Fikret Başkaya: Kapitalizmin krizi veya otuz yıllık yalanın sonu
Severim sevmem, terk ederim etmem, sana ne?
Çölaşan çok satanlarda birinci
Bezik Oynayan Kadınlar - Manastırlı Hilmi Beye Birinci Mektup
Fight Club - Birinci Bölüm
Satranç Dersleri -İkinci Bölüm-
Ben Ruhi Bey Nasılım - 3. Bölüm Son
Ben Ruhi Bey Nasılım - 2. Bölüm

"Nükleer bomba tesiriyle toplumları parçalayan kavramlar" | Hesap Aç/Yarat | 5 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Nükleer bomba tesiriyle toplumları parçalayan kavramlar (Puan: 0)
Gönderen: Misafir Tarih: 19.05.2005 Saat: 15:53
Size din olarak islam isim olarak da Müslüman yeter...
Bunu hakkıyla kavrayan bu tür gereksiz ve şeytani kavramlarla beynini zehirlemez.
Topunun canı cehenne.
Hem siz kendinizi ne ile ifade ederseniz edin "batı" sizi tanımaz. Tanımlar. Ve hiçbir zaman özne olarak bakmaz bir nesne olarak değerlendirir. Tanımak ile tanımlamak arasındaki insanı farkı idrak eden otomatik olarak konumunu belirler.
Tanımlanmayı kabul eden ilk gece hakkını da kabul etmiş olur.
insani olan tanımaktır. Tanımlamanın içinde ise kurgu var. Batının yaptığı budur: Kurgulamak. Habire kurgulayıp yeniden şekil veriyor. Tarihe bakın belli aralıklarla sürekli yeniden yeniden paylaşım yeniden kurgu. Çok uzağa gitmeden Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya haritası değiştirildi. Osmanlı parçalandı birçok devletçilik meydana getirildi. İkinci dünyü savaşı yeni bir paylaşım ve kurgulama. Soğuk Savaş dönemi...
Hikaye uzun...Körfez Savaşı ve Amerikanın Irak'ı istilası...
veya bunu sosyal yapıya uygulayın. Sosyal yapıların nasıl paramparça edildiğini göreceksiniz...



Re: Nükleer bomba tesiriyle toplumları parçalayan kavramlar (Puan: 1)
Gönderen: mithaterd Tarih: 19.05.2005 Saat: 21:45
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Zaten bu kadar cok kavram olmasının sebebi de bence herkesi bi şekle bi fikire tıkıp başka konulardaki yorumlarına 'aha sen böyle böyle demiştin şimdi de böyle böyle diyon tutarsızsın' diyerek herkesi, herşeyi kendi işine geldiği gibi yontmak isteyeceklerin yiyeceği bi bok.



Re: Nükleer bomba tesiriyle toplumları parçalayan kavramlar (Puan: 0)
Gönderen: Misafir Tarih: 21.05.2005 Saat: 03:27
İyiki toplumumuzun bir nihat genç'i var.
Onu sevenler, sağcı yada solcu olduğu için değil,
bugünün Türkiyesinde bizler gibi düşündüğü,
bizler gibi sorular ve açıklamalarla boğuştuğu için
seviyoruz. O da tıpkı bizim gibi öfkeli, çaresiz, yenilmiş, ama inatcı, küfürbaz ve sevimli.

Korkuyorum, nihat genç bir gün medya maymunu olur, bizi bırakır, zengin olur, gözü açılır, küfretmekten vazgeçer, emperyalist tekellerin yanına sıraya geçer diye.

Selam sana yüce gönüllü Nihat, tanrı seni bizden esirgemesin. Bu günün karanlık dünyasında ışık olup yanasın, kerem gibi bu halkın dilinde gönlünde kalasın.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke