Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 149 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İskender Pala: Mecnun bir deli miydi?
Tarih: 10.05.2005 Saat: 22:06 Gönderen: karakutu
 

Mecnun adını hepimiz biliriz. Türkçe’deki kelime anlamı “cin tutmuş, çıldırmış, divane” falan demek. Leyla’ya olan aşkıyla efsaneleşen delikanlı, hakikatte bir deli miydi? Eğer deli idiyse derdine kim derman olabilirdi?

Sözgelimi çağımızda yaşasaydı psikiyatristler onu tedavi edebilirler miydi?



Ayrık bir aşk hastalığına yakalandığı malumdu da, onu bu hastalıktan kim kurtarabilirdi? Hastalığı yüzünden şimdi onu ayıplamak mı gerekir, takdir etmek mi; acımalı mıyız, gıbta mı etmeliyiz? Ve daha çoğaltılabilecek sorular... Fuzulî, Leyla ile Mecnun hikayesinde ona;

“Fezâ-yı aşkı çün gördüm salâh-ı akldan dûrem

Beni rüsvâ görüp ayb etme ey nâsih ki ma’zûrem” dedirtir. “Aşkın fezasını gördüğüm andan itibaren aklın rahatlığından uzak düştüm. Ey öğütler verip duran! Beni böylesine düşkün görüp ayıplama, çünkü özürlüyüm.”

Mecnun’un deli olup olmadığını kestirmek için bu beyitteki birkaç kelime üzerinde durmamız gerekiyor. Bilindiği gibi fezâ kelimesi, “ucu bucağı bulunmayan alan, göklerin sonsuzluğu” gibi anlamlar içeriyor. Demek ki aşk ülkesi böylesine mekan ötesi bir genişliğe sahiptir. Salâh kelimesi “düzelme, iyileşme, rahatlık, barış içinde olma” gibi anlamlar ifade eder. Demek ki aklı ön plana alanlar belli bir huzur içindedirler de aklını yitirenlerin rahatı kaçmış, durumu kötüleşmiş olur.

Rüsvâ kelimesi “itibarsız, saygınlığını kaybetmiş, rezil” anlamlarını taşır. Belli ki aşk, sevilene itibar kazandırırken, seveni itibardan düşürmektedir. Nâsih, “nasihat eden, öğüt ve akıl veren” demek olduğuna göre galiba aşk, aklın ölçütlerini hiçe saydırmakta, değerlendirmeyi gönül mecrasına çekmektedir. “Özürlü, mazeret sahibi” için ma’zûr deriz. Mazereti olanların sorumlulukları olmadığına, deliye de sorgu sual bulunmadığına göre, demek ki aşk çılgınlığından dolayı kişi sorumlu tutulamaz. O halde aşkın, kişiyi itibardan düşürmesi ne gam!..

Şimdi kelimelerin aynı sırasına göre soralım:

Aşka dair bütün mesafeleri içinde ölçen ve yolculuklarını içine doğru yapan bir mecnun için yeryüzünün her ciheti bir feza sayılmaz mı? Aşkı akla tercih eden bir tutkun için, asıl huzur ve salah, aşk fezasında tadılan azapta (=lezzet) değil midir? İtibar veya itibarsızlık akla göre yapılan bir değerlendirme olduğuna ve âşık da akıl(lılık)dan uzak durduğuna göre aşk yüzünden rüsvâ oluş hakikatte ona bir itibar kazandırmaz mı? Aklı tasnif dışı bırakan bir âşık için her yerde bir nâsih, bir akıl veren bulunması ve onun da bu öğüdü kabul etmemesi garip sayılabilir mi?!..

Bırakın deliyi, akıllılardan da olsa hangi öğüdü kim dinlemiştir ki?!.. Akıldan yoksun olanların dünya ve ahiret sorumlulukları bulunmazken, yani onlar mazur görülürken, aşk ile aklını yitirenin itibar kaygısına düşeceğini kim söyleyebilir?!..

Bütün bunlardan sonra, acaba beyitteki akıl, deliliğin zıddı olan akıl olabilir mi? Fuzulî, aklın karşısına deliliği değil de neden aşkı koymaktadır? Aşk, her ne kadar akıl kavramının tersi gibi görünse ve âşıklığın ilk adımında aklı terk etmek şartı aransa da, böyle bir macerada akıl terk edilince insan deli mi olmaktadır? Eğer öyle değilse, akıl kavramıyla çelişen şey aşk değil, bizzat deliliktir. Âşık olmak akıllılık olarak değerlendirilemez, tamam ama, bu, deli olmak demek de değildir ki!..

Evet, âşık akıldan uzaklaşır ve aklın güdümünde hareket edemez, ama bunun için de kimse ona deli diyemez. Denilse denilse, âşıkın kendisi için özge bir yol seçtiği söylenebilir. O yol ki akıldan uzak bir fezadır, ama sonu nurdan bir ülkeye çıkar. Âşık bu ışıklı ülkeye ulaştığında akıl(lılık)dan çok öte bir itibara kavuşur. Bu da onun sorumsuzluğu, itibarsızlığı vs. için yeterli mazerettir zaten.

İmdi!.. Olgunluk kazanmak için aşk yolculuğuna başvurdu ve dolayısıyla akıl kurallarına uygun hareket etmedi diye hangi deli, Mecnun’u delilikle itham edip tedaviye kalkışabilir?.. Onun çılgınlığı (deliliği değil) binlerce akla bedel iken, kim ona imrenmez de akıl vermeye yeltenir?!.. Büyük veliler çilehanelerin ıssızlığını, nebiler de mağaraların yalnızlığını sünnet etmişlerken Mecnun aşk hastası olup sahralarda tek başına bir hayatı seçti diye kim onu ayıplayabilir?!.. Eğer ayıplanırsa, aşk sayesinde nasıl insan-ı kâmil (mükemmel insan, yetkin birey) olunabilsin ki?!..

Mecnun ki, evet, “deli” demektir; ama ondan evvel “tutkun, çılgın, çıldırasıya seven” de demektir. Arapça’da bu kelime “gizlenen, örtünen, kapanan” anlamı taşır. Akıllanması için babası onu Kâbe’ye dua etmeye götürdüğünde, iltizama başını koyup aşağıdaki dizelerle yalvaran birisi, sizce deli midir, yoksa akıllı mı; aşka sığınmakla başkasına açılmakta mıdır, yoksa içine kapanmakta mı; onun aklı başından gitmiş midir, yoksa aşk ile örtülmüş mü:

“Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
 Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni.”


Zaman
05.05.2005
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Divan Edebiyatı
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Divan Edebiyatı:
Gelen Giden


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 7


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Darbe belgelendi
Gelen giderken
Gelen Giden

"Mecnun bir deli miydi?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke