Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 140 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Makale: Mustafa Hatipler: Sizce Hangisi ?
Tarih: 09.05.2005 Saat: 05:17 Gönderen: karakutu
 

...düşünen insan; sadece kendine düşman ülke açısından değil, kendisini iyi yönetmeyen, yönetimde çağın dışında kalan, ülke kaynaklarını kendi insanına sunmak yerine belli bir kesime sunan, ya da ülke menfaatlarını, kent kaynaklarını komprodorlara peşkeş çeken, “şahsi menfaatlerini müstevlilerin menfaatleriyle tevhid edenlere” peşkeş çeken, yönetmeyi ihale vermekten ibaret gören yönetimler açısından da son derece tehlikelidir.



Düşünen insan gücü, tarihten bu yana karşı ülkeler için sürekli büyük bir tehlike olarak algılanmıştır. Bir ülkenin silahlı gücü ne denli önemliyse, akıl gücü olarak adlandırabileceğimiz düşünen insan potansiyeli de o denli önemlidir. Bu akıl gücü ifadesinin içine, ‘düşünen’, ‘bir düşünce sistemi üreten’, ‘düşünce sistemlerini sorgulayan’, ‘yeni bir şeyler ortaya koymak için çırpınan’.... insan tabirlerini koyabiliriz.

Düşünen insanı; ülke kaynaklarını almak isteyen karşı ülke ile, kendi ülkesini yanlış yöneten yönetici kesimi büyük tehlike olarak addeder. Onları yaşatmamak için de her türlü çirkinliği yaparlar.

Düşünen insan kendi ülkesinin yer altı ve yerüstü zenginliklerini yoketmek isteyen güce karşı en etkin bir defans gücü olmakla kalmaz, kendi ülkesinde kendini yönetenlerin yanlış yönetimlerine karşı durabilecek bir güç unsuru olma özelliğini de taşır. Tarihte bunun değişik örnekleri mevcuttur. Fransızların meşhur Alsas-Loren savunması ve sonrasında o bölgeyi hiç de direnmeden Almanlara teslim etmesi hadisesi, düşünen insan potansiyelinin olmamasının sonuçlarını ortaya koyar.

Nitekim savaş sonrası o bölgeyi savunan generale , neden direnmeden bölgeyi teslim ettiği sorulduğunda, generalin; “bu teslimatın sebebini bana değil, bölgede vatansever insan yetiştirememiş öğretmenlere sorun” demesi düşünen ve vatanını seven insanların yokluğunda nelerin olduğunu görmek bakımından önemlidir.

Bu manada düşünen insan; sadece kendine düşman ülke açısından değil, kendisini iyi yönetmeyen, yönetimde çağın dışında kalan, ülke kaynaklarını kendi insanına sunmak yerine belli bir kesime sunan, ya da ülke menfaatlarını, kent kaynaklarını komprodorlara peşkeş çeken, “şahsi menfaatlerini müstevlilerin menfaatleriyle tevhid edenlere” peşkeş çeken,yönetmeyi ihale vermekten ibaret gören yönetimler açısından da son derece tehlikelidir.

Bu yüzden az gelişmişliğin temel yönetim anlayışında kısır çekişmeler, bir ileri iki geri saymalar vardır. Bu yüzden düşünen insan her türlü iftira ve yalan kampanyaları ile mutlaka bertaraf edilmesi gereken bir varlıktır.

Düşünen insan sorgulayan insandır, oysa dünyanın her yerinde yanlış yönetim uygulayan yönetici sorgulanmaya, hesap vermeye asla tahammül gösteremez. Öyleyse yapılacak şey nafile bir uğraşı olarak düşünen insanı yoketmek için harcamak için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.

İspanya’nın Franko’sunun meşhur “3 F” uygulamasının temel amacı budur. Futbol, Festival ve Fuar’larla bir şekilde kitleler oyalanacak, meşgul edilecek; düşünceye asla geçit verilmeyecek. Buna depolitizasyon tuzağı da diyebiliriz. Esasen geri kalmış ülkelerin hemen hemen tümünde yaşanan futbol tutkunluğunun altında yatan gerçek de budur. Bu tuzak yeterli olamıyor, buna rağmen hala birileri düşünüyor, hatta “ne olacak bu memleketin hali” diyebiliyorsa bu takdirde ekonomik sorunlar tuzağı ile düşünceye, düşünen insan tehlikesine geçit verilmeyecektir.

Tıpkı eski Roma’da olduğu gibi. Neron döneminde, o günün dev ekonomisi büyük bir kriz içinde, halk sokağa düşmüş, halk aç, halk çaresiz. Yönetim bazı yanlışlıklar içinde ama halk hareketini engellemekte zorlanıyor. Bir şekilde düşünce engellenmeli. İşte böyle bir anda, tam bu sırada, bir gemi kaptanı savaş arabasına atlayarak trübünlere dalar ve tribündeki yöneticilere, “tüccar donanması Mısır’da yük beklemektedir. Gemiler ya açlıktan ölmek üzere olan insanlar için tahıl yükleyecekler veyahutta yarışmalar için arena’da kullanılmak üzere özel kum yükleyecekler. Söyleyin hangisini istersiniz? “diye sorar.

“Siz deli misiniz ? Burada durum kontrolden çıkmıştır. İmparator delirmiş, ordu isyanın eşiğine gelmiş, halk da açlıktan ölmek üzere. İlahlar aşkına kumu getirin.” Diye cevap veriri trübünlerdeki bir yönetici ve ekler; “biz getireceğiniz kumla, onların ıstıraplarını zihinlerinden sileriz”…

Zihinlerden silinen sadece ıstıraplar mıdır, yoksa ıstıraplarla birlikte varoluş sebebi sayılacak hasletler midir, yoksa topyekün bir unutkanlık mıdır...

Ne dersiniz, sizce hangisi yüklenmeli gemiye, tahıl mı yoksa kum mu... çiçek mi çiçek çi mi yoksa kar temizliği yapacak olanlar mı….

Bizce A.İlhan’ın dizeleri … Bizce Kuva-yı Milliye…

“bana bir şimşek çak
sala veriliyor görünmez minarelerden,
İzmir’ de istirdat’ı yaşamaktayım
bir yangın soluğu sokak içlerinden
kordonboyu’nda muzaffer atlılar
fahrettin paşa’nın süvarisi
bana bir şimşek çak
yolumu aydınlatacak
gazi’nin gözlerinden
mavi bir şimşek
kuva-yı milliye mavisi
aynı emaneti taşımaktayım
‘hürriyet ve istiklal benim karakterimdir’
çünkü hain sinsi ve korkak
aynı düşmana karşı
savaşmaktayım”


Sahi sizce hangisi….

 

üyemiz mh22'ye teşekkürler


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 17


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Kalkınma yöntemi olarak sosyalizm
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
İsrail ablukasını ‘Onur’la deldiler
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"Mustafa Hatipler: Sizce Hangisi ?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke