Gelenekleri, inançları, statükoyu karşına alarak anarşistçe bir başkaldırı
gerçekleştirdiğini iddia eden eşcinsellerin,
dünyanın her yerinde sokak ve hukuk
eylemleriyle, “evlilik cüzdanı” alma mücadelesi veriyor. 3. Dünya Savaşı,
eşcinseller ve tek eşliler arasında patlak verecek!
“Cinsel tercihlere
saygılıyım”. Bu bir klişe ve yükselen değerlerden olan
‘geçişkenliğe’ şapka çıkarıldığının üstü kapalı tasdiki anlamına geliyor. En
büyük ‘trend’, karşı cinsle aradaki bütün sınırların silinmesi…
Bütün dünyada,
ibneliği ve lezbiyenliği normalleştiren popüler isimlerin yanı sıra, kavramlar
da yumuşatılarak, ‘iş’e meşruiyet kazandırılıyor…
Pazar ekonomisi ise bütün endüstriyel gücüyle, hayatımıza
giren bu “orta yolu
bulma” uygulamalarına habire gaz veriyor:
-Tişörtte, pantolonda hatta tuvalette bile ‘unisex’ (hem kadın hem erkek
için) kullanım yaygınlaştı. Bugün birçok çok uluslu şirketin
umumi helası unisex!
-Geçtiğimiz yıllarda Amerika’da “Dünya Müslüman Gay’ler Toplantısı” yapılmış ve
açılışta Kur’an bile okunmuştu! İnternet üzerinden “Dünyanın
Müslüman Gay’leri
birleşin” narası atıyorlar...
-At suratlı, öküz sesli bütün ibneler, vıcık vıcık bedenleri ve şarkıcı
edalarıyla barları ve ekranları dolduruyor…
-Homo geyiğinden ekmek yemeyen
mizahçı kalmadı…
Tüm dünyada boşanmalar artıyor, bütün doğumların üçte biri evlilik dışı
gerçekleşiyor. Ekonomik özgürlüğünü elde edenler yalnız yaşamayı seçiyor.
Doğurma oranlarındaki düşüş,
Batı’nın en büyük kabusu. Bu mahremiyet değişimi,
iletişim teknolojisindeki gelişmelerle birlikte en hızlı küreselleşen
unsurlardan artık.
Ancak yine de ortada bir paradoks var. Eşcinsel birlikteliklerin gireceği
huhuksal form, dünyanın başat gündemi! Bütün dünyada aile çözülür, mahremiyet
faş olur, aşk ve erotizm biçim değiştirirken, bu modern zamanların isyancısı
homoseksüel ve lezbiyenlerdeki “evlilik” aşkını anlamak
gerçekten çok güç.
Zaten eşcinsel olduğunu deklare ederek, devletin, dinin, çevrenin ve örfün
karşısında radikal bir bayrak açtıysan, niye şiddetle eleştirdiğin, kamu
gözetimindeki birliktelik saydığın, imza mahkumiyeti
olarak gördüğün evlilik
kurumu için yırtınıyorsun ki? Hem zaten artık evlilik bile çift olmanın
tanımlayıcı bir öğesi değilken…
Çünkü içgüdü, dürtü, fıtrat ne derseniz deyin ‘evliliğe’
sürüklüyor…
Karşı taraftaki bu arsız, sınırsız ve güçlü propaganda girişimi, heterosekseller
arasında da bütün dünyada bir tepkisellik doğuruyor. Umberto Eco’nun,
‘Teknolojik kabus
senaryosu’nu hatırlayalım. Eco, New York’taki uzun süreli bir
elektrik kesintisinin, hava, kara, deniz ve raylı ulaşım sistemini felç
edeceğini, hayatın sonunu getirecek gelişmelerin yaşanacağını ve insanlığın
Ortaçağ’a dönerek kabile savaşlarına girişeceğini söylüyordu.
Yakın gelecekte homoseksüel ve Heteroseksüeller arasında sıcak çatışmalar 3.
Dünya Savaşı’nın kıvılcımını yakabilir.
Canına
‘tak’ eden Heteroseksüellerin, eşcinsellerle girişeceği bir sınıf
mücadelesi, BM, AB, NATO, NAFTA gibi uluslararası bir dayanışmayı, kavgayı,
ayrışmayı başlatabilir…
Unutmayalım, gelenek ve
adalet çöktükçe, fanatizm, holiganizm, şiddet ve
pornoğrafi kültürü yükseliyor…