Turgut Özal'ın ölümünün 12. yılında, ondan bir süre sonra ölümü tadan Yavuz
Gökmen'in bir yazısıyla her ikisini birden anmak
istiyorum.
Yavuz Gökmen 27
Eylül 1993 tarihini taşıyan (bu demektir ki, Özal'ın ölümünden tam 5 ay on gün
sonraki) yazısında (Hürriyet gazetesi, belirtilen tarih, s.24), yani daha bir
yıl bile geçmeden, hatta 6 ay bile
geçmeden, onun nasıl arandığını dile
getiriyor. İşte Gökmen'in yazısı (şimdiden belirteyim, bütün vurgular yazının
aslında var):
Yıl 1989, aylardan eylül. Özal, Cumhurbaşkanlığına gidiyor ve Demirel-İnönü
ikilisi, Özal'ın
yolunu kesmek için müthiş bir çaba içindeler.
"Demirel'in Güniz Sokak'taki evinin çalışma odasındayım. Uzun ve önemli bir
röportaj yapıyoruz.
- Genelkurmay Başkanı'nın Millî Savunma Bakanı'na bağlı
olmaması doğru mudur
sizce?
- İşte bizim en önemli problemimiz budur. Demokrasi, askeri otoritenin, sivil
otoriteye bağlı olduğu rejimdir. Bunu yapamazsak, demokrasiden söz edemeyiz.
Soru ve cevap işte
böyle. Bu mülakat, zamanın en çok satan gazetelerinden
birinde yayınlanıyor. Ertesi gün aynı soruyu İnönü'ye soruyorum. Onun da cevabı
aşağı yukarı aynı mealde. Bu demeç de aynı gazetede yayınlanıyor.
Ve arkasından
Özal tüm engellemelere ve "cunta" çağrılarına karşın Cumhurbaşkanı
oluyor.
* * *
Yaklaşık iki yıl sonra Demirel-İnönü ikilisi ortaklaşa iktidara geliyorlar.
Ancak askeri otoritenin sivil otoriteye
bağlı olması konusunda bir tek adım
atmadıkları gibi, bu konudaki soruları da geçiştiriyorlar. Demirel bir ara
"darbe" havası içinde buluyor kendini. Bu havayı, adeta savunmaya geçerek
dağıtmaya çalışıyor. Hava yapay olduğundan
kendiliğinden dağılıyor. Bu işlerin
çağının geçtiği artık iyice anlaşılıyor Türkiye'de.
Aynı günlerde ortaya ilginç bir düşünce atılıyor:
"Ordu niye darbe yapsın ki. Zaten her istediği yapılıyor. Gizli iktidar
orduda."
Bu düşünce de kaynayıp gidiyor.
* * *
Özal'ın sağlığında "Ordu"nun ağırlığı meselesi pek fazla göze batmıyor.
Çünkü toplumun bir güçlü lideri var ve bu lider, tüm
toplantılarda her şeye
egemen olabiliyor. Körfez Savaşı arifesinde Torumtay, sivil otoritenin, askerî
planları değiştirmesinden rahatsız olarak Özal'a şikâyete gidiyor. Planları
değiştiren, kukla zannedilen Akbulut'tur.
Özal,
Torumtay'ı dinlemiyor ve Genelkurmay Başkanı istifa ederek gidiyor.
1987 yılında Necdet Öztorun'u pat diye emekli eden de Özal. Ama aynı Özal,
bunların arkasından gidemiyor ve Türkiye'de sivil iktidarın koşulsuzluğunu
sağlayamıyor.
* * *
Özal'ın nasıl büyük bir boşluk bıraktığı her geçen gün iyice ortaya çıkıyor.
"Özal yaşasaydı" diyenler her geçen gün artıyor. Oysa bu böyle olmamalı.
Özal'dan sonra
gelenlerin, onu aşmak zorunda olduklarının bilincine varmaları
lazım.
Ama henüz Özal'dan sonra kimin, kimlerin geldiği bile belli değil.
Demirel, Çankaya'da giderek Özal'laşıyor. Özal'da eleştirdiği her şeyi
yapıyor
ve giderek bir de "Çankaya hükümeti" kuruyor. Ama bütün bunlar, Özal olmasına
yetmiyor. Bunun için Özal'ı aşması şart.
Demirel, Türkiye'nin geleceğine el atmak istiyor. Böyle düşünmekte haklı da.
Anayasa
ona önemli yetkiler veriyor. Ancak bunu açıkça değil, maalesef fırsatçı
biçimde yapıyor. Çiller'i zaman içinde eritip yiyerek, iktidarını sağlamak
istiyor.
(…) Demirel de, Çiller de, "Orduyu yanlarına çekmeye
çalışmakla"la fahiş
hatalarını yapıyorlar.
Böylece ister istemez askerin dümen suyuna giriyorlar.
O zaman da Türkiye'yi kimlerin, nasıl idare edeceği sorusunun cevabı karışıyor.
Ortaya çıkan sonuç,
Türkiye'nin idare filan edilmediği oluyor.
Demirel ve Çiller, "sivil yönetim" konusunda ittifak yapamadıkları takdirde,
kimin diğerini yiyeceğinin hiç mi hiç önemi yoktur.
İkisi de yenip yutulurlar ve toplum gerçek
sivil liderini bulur.
* * *
Gökmen'in yazısı burada bitiyor. Ve onun son cümlesiyle nasıl da haklı bir
noktaya vurgu yaptığını teslim etmek gerekiyor.
İnsanın, iyi ki Gökmen 28
Şubat'ı görmedi diyesi geliyor. Toplum sivil liderini
arayadururken, sivil liderlerin orduyu yanına çekmek için neler yaptığını görse,
herhalde saçını başını yolardı. Ve bütün bunlara bakınca Özal'ın gün geçtikçe
daha da büyüdüğü iyice
ortaya çıkıyor.
Yenişafak
17/04/2005
|
| |
İlgili Bağlantılar
|
|
Haber Puanlama
|
|
Ortalama Puan: 3 Toplam Oy: 4

|
Seçenekler
|
|
|