|
Seni yeniden gördüğümde her şey yeniden berraklaşıyor, ıstırap çekmeyi kabul
ediyorum, demek
gidiyorsun?
Gidiyor musun?.. Hayır gitmiyorsun, seni alıkoyuyorum, ruhunu bir palto gibi
ellerime bırakıyorsun, başkası mı?
Hayır, canımdan kanımdansın, kendime acıdığım gibi acıyorum sana, tanrılar
aleminden çıkmış
genç erkekler tanıdım, hareketleri yıldızların yörüngelerini
hatırlatırdı.
Sert, kızıl, somakiden kalplerinin duyarsız olduğunu görmek insanı şaşırtmazdı
avuç açsalarda, bu harikulade dilencilerin açgözlülüğü tanrısal bir kusurdu,
bütün tanrılar gibi, kurtlarla çakallarla, engereklerle kaygı verici
akrabalıklar taşırdı.
Boyunları vurulduğunda, başları koparılmış mermer heykellerin soluk görünüşüne
bürünürlerdi, bazı kadınlar, genç kızlar,
Meryem
Ana’ların dünyasından gelirler, içlerinden en kötüleri gelecekte çarmıha
gerilmelere adanmış bir çocuk gibi umudu emzirir. Dostlarımdan bazıları bilgeler
dünyasından, bir tür Hindistan ya da Çin’in içinden gelir, etraflarındaki
evren
dumanlar halinde dağılırlar, şeylerin suretinin yansıdığı o soğuk göllerin
yakınında, terbiye edilmiş kaplanlar gibi kabuslar dolaşır.
Aşk, benim zalim putum, bana doğru uzanmış kolların kanat omurlarıdır, seni
erdemim yaptım, sende bir hakimiyet ,bir kudret görmeyi kabul ediyorum, itici
gücü bir kalp olan bu korkunç uçağa kendimi emanet ediyorum, geceleyin, birlikte
sürttüğümüz batakhanelerde, çıplak bedenin ruhuna göz kulak olmakla
görevli bir
meleğe benziyor…
Tanrım vücudumu ellerinize teslim ediyorum…Sevinçten çıldırmış denir ,acıdan
bilgeleşmiş denmeli…
Sahip olmak bilmekle aynı şeydir…
Dinle
Kebes…Seninle alçak sesle konuşuyorum, çünkü yalnız alçak sesle
konuştuğumuzda kendi kendimizi dinleriz.Öleceğim Kebes, başını sallama, bunu
bildiğini ve hepimizin öleceğini söyleme bana, zaman size, siz feylosoflara ağır
gelmiyor, halbuki bizi meyveler gibi şekerlendirdiğine ve otlar gibi
kuruttuğuna göre, zaman var, sevenler için zaman yok olur, çünkü aşıklar
sevdiklerine vermek için kalplerini sökmüşlerdir, kendi sevgilileri olmayan
binlerce erkeğe ve
kadına duyarsız olmaları bundandır.
Korkmadan rahatça ağlamaları ve umutsuzluğa düşmeleri bundandır, ve sevilmiş
olanlar ,yaşlılığın ve ölümün yaklaştığını bu kanlı saatlerin yavaşlamasından
anlarlar, ıstırap çekenler için
zaman yoktur, son hızla aka aka kendini ortadan
kaldırır, çünkü her azap saati yüzyıllar süren bir fırtınadır, acı çektiğim her
seferinde…
Ormanda Ölüm Yokmuş Metis yay.sy 156-157
Üyemiz
duygu'ya teşekkürler...
(karakutu.com)
|