Louis Vuitton, Hürniyet’in arka sayfasına a-ha çarşaf kadar (tam çarşaf) ilan
vermiş.
Bi baba-kız kırlarda. Kız uzanmış: Louis Vuitton çantası yanında. Yaratıcı
Baba-kız Çalışması Buluşması ilanı. Yani.
‘Annecim!’ oldum gözlerim değer değmez.
Yeminle, size yeminle: Rutkay Aziz’len kızı Büyük Televizyon Samimiyeti Doğa
Rutkay zannettim ilk bakışta. Baba-kız Coppola’larmış! Son ‘Baba’ filminde
kızına başrolü verdiğinden ve filmi, kızının yetenek fırtlanmasıyla
batırdığından beri kılım bu baba-kıza. ‘Lost in Translation’ın iyi bir küçük
film olması dahi, Sophia Coppola’nın ‘babadan talihtorpilli’ statüsünün adalet
duygulanımlarımı rendelemesi halini, iyileştiremedi.
Neyse, Rutkay Aziz’lemişken; Rana Cabbar ‘Yeni Aşk-ı Memnu’da hem
çocukluğumuzdan gelen hasretimizi dindirdi, hem de ‘Bütün AST’lıların böyle bir
nefesini tutma tutamama/kelimelernerdenbölünür usta? konuşma/konuşamama
sorunları mı var? Bu mudur onların alameti farikası?’ şeklinde düşüncelere GARK
olmamıza.
Bütün çocukluğunuz bütün Ankara Sanat Tiyatrosu oyunlarında geçmiş ise; bunları
da düşünürsünüz, Zeliha Berksoy’un koltukaltı kıllarını almayan İlk Türk Kadın
Tiyatrocu, olduğunu da.
Merakla izlediğim ‘Yeni Aşk-ı Memnu’da Kıvanç Tatlıtuğ’a öyle bir don
biçmişler ki: ‘giydir beyaz şortu da, çocuk ‘Funny Games’de oynasın bari!’
oluyor insan. Öyle 1 muzipsaykohınzırtuhaf: habire kişniyor, gülüyor/sırıtıyor
filan. Rol adına.
Salih Güney’i arayacağız yani Behlül’de.
Çolpan İlhan’ı ise insanın aramaması, mevzubahis değil. Zaten.
Ama Nihal’i oynayan genç kızımızın hem oyunculuğu, hem güzelliği şapka
çıkartıcı: gümbürgümbür bir primadonna adayı geliyor ey ahali!
Onun yanında, Müjde Ar’ın küçük tırnağının seksapeli etmeyen Beren Saat’in
esamisi okunmuyor. Ayın Televizyon Eleştirmeni.
Ve fakat Yaratık McCain, kendine layık, Amerikan Kıroları’na müstahak yardımcı
adayını buldu: Sarah Palin Alaskafrigo Denyosu!
Beşinci çocuğunu fedakârca Down Sendromu’na filan aldırış etmeden ‘doğuran’
(kürtaj karşıtı ya!) ve o tatlış zavallı bebeği dekor gibi habire kucağında
taşıyan ya da gerizekâlı kızlarının kucağında taşıtan Korkunç Alaska Güzeli!
“Harbiden habire doğurun Amerikalılar! Down’lu mu, spastik mi, otistik mi,
geri mi aldırış etmeyin. Dünyayı zehirleyecek Amerikalı lâzım! Aman hiçbir
tohumunuz boşa gitmesin!” Verilen mesaj bu Rujlu Pitbull hanımla. Olsa gerek.
17 yaşındaki denyo kızı hamile. 18 yaşındaki ‘damat adaylarını’ da katmışlar
terklerine, Nüfus Patlaması halinde dolaşıyorlar.
Beni en çok; dünyanın herrrr yerinde, muhafazakârların ‘Biz muhafazakârız: bize
her halt mubah’ kisvesi altında arsızlıkları/edepsizlikleri/densizlikleri ve
iffetsizlikleri irrite ediyor. Hem gıcık oluyorum. Hem de, nefretle doluyorum.
17 yaşındaki kızlarına doğum kontrol yöntemlerini öğretemeyecek kadar
‘muhafazakâr’ olduklarından, ‘Güzel kızım hamile!’ diye gepgepleyecek kadar
utanmazlaşıyorlar kolayca.
Zira onlar ‘hokey annesi’. Onlar hem hokey hem de asker annesi.
Yaratık Amerika, Irak’ta hokey oynamaya gittiğinde Iraklıları öldürüp petrol
kazanmak amacıyla; onların kaygısızca yumurtladıkları çocuklarından bir-ikisini
de asker olarak götürebilir. Ordusunda.
Zira Sarah Palin isimli korkunçiğrenç Alaska Avcısı’na kalır ise: “Tanrı’nın
askerleri onlar.” Amerikalılar yani. Irak’ta, Tanrı’nın verdiği görevi ifa
ediyorlar.
Busht da biliyorsunuz, Tanrı’nın sesini duyuyor zırt pırt. Irak’a sataşmasının
arkasında, Tanrı’nın sesi var, paranın şıngırtısından ziyade.
İşte bu Cumhuriyetçi Utanmazlığı iyice kaygusuzlaşarak kartopulanıyor.
Alaska’dan Gelen Utanmaz+Arlanmaz Kadın’da: Sarah Palin’de yani bir tavan
yapıyor. Tavana çarpıyor.
Aynen Tansu Çiller’in yaptığı gibi 1 ‘bacınızım’ söylemi. Bullshit’lemesi.
Gencecik kızının bebeği filan: Kıro Amerikalıları mest ediyor Sarah Palin. ‘Aa,
bak aynı bizden biri’ hissiyatlanması.
Sarışın Takke modeli saçlarıyla ‘Aa, bizden üstün 1 bacı!’ hissiyatlanması
yaratıp Demirel’in Köylü Partisi’nde, Tansu Çiller canımıza okumuştu.
Hatırlarsınız. Bugün lağım patlamasına maruz kaldığımız Ergenekon Çetelenmeleri
filan, onun o üstün densizliğinin+denetimsizliğinin DE epeyce, eseridir.
Mehmet Ağar’a niye sıra gelmiyor bu arada? Ona HİÇ sıra gelmeyecek mi? Onun
karıştırdıkları, yedikleri VATANI İÇİN (pek tabii ki) hiçbir zaman günışığına
getirilemeyecek mi?
2 emekli/şerrrefli orgeneralimize gönderilen (yüceler uluğsu Askeriyemiz
tarafından) Korgeneral Mendi mesela, ‘normal’ bir general çıkmadı. Çok özel bir
general çıktı, natürel olaraktan.
Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’nın son derece esrarengiz cinayetinin, son
derece karanlıkta kalması temin ettiriliyor Yüce Yüceliklerimiz tarafından. O
dönemde KKTC’de Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı olan Mendi’nin ifadesi filan
alınamıyor. (Aldırılmıyor.) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bizi 95 bin avro
cezaya çarptırıyor. Bu nedenle.
Yani fevkalâde ‘özel’ bir korgeneralimiz Galip Mendi! Kandıra Ziyareti için
‘özenle’ seçilmiş olsa gerek.
Böylece İÇİ RAHATTIR Kadir-i Mutlak Askeriyemiz’in: Bir zamanlar hiç
kimselerin sorgulayamadığı Veli Küçük Paşamız ziyaret edilmediği için, evet
boynu bükük kaldı. Ve fakat sorgulanamadığı için AİHM’e ceza ödediğimiz bir
başka generalimiz sayesinde Askeriyemiz’de süreklilik ‘teması’ canlı/diri
tutulmuş oldu.
‘Müsterih ol Veli Küçük Paşa!’
Amerikan Yayılmacılığı Düşmanlığı tamam da; hiç yakışmayan papağanağızlarda
‘anti-emperyalist’ içi boşaltılmış tarih tarafından lafını, hem kirletip hem
bağlamından boşayıp hem de feci gülünçleştirenler; iş Orduculuğa gelince,
Askeriyelerini başlarından ayırmama arzuları/gayretkeşlikleriyle
militarist/itaatkâr ebedi ‘duruşlarını’ gerizekâlılıklarıyla, taçlandırmış
oluyorlar.
Papağanlar bir nevi zekâ özürlü mü acaba?
Pek tabii ki, kuş beyinli. İnsan benzerleri gibi.
Aynı beze lafları tekrardan yılmayan/utanmayan- Muhafazacı papağanlar. Her yerde
aynı.
Radikal / 06/09/2008