Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 157 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ahmet Altan: Yavaşlık
Tarih: 16.08.2008 Saat: 12:35 Gönderen: editor
 

Milan Kundera, Yavaşlık isimli kitabında bu “hız dünyasında” yavaşlığın erdemlerini anlatır.

Hatırlamak için yavaşlarız ona göre.

Unutmak içinse hızlanırız.

Gözden kaçırdığı bir ayrıntıyı yeniden gözünün önüne getirmek, o anı yeniden zihninde şekillendirmek isteyen birinin adımlarının yavaşladığını fark ederiz.

Kendisini rahatsız eden bir gerçeğin hayalinden kurtulmaya uğraşan biri ise adımlarını hızlandırır.

Yaşama biçimimiz de öyle değil midir?

Geçmişi anımsamak, onu tekrar yaşamak istiyorsak hayatın içinde yavaşça dolaşırız, daha ziyade kendi köşemizde eski duyguları bir daha ele geçirmeye uğraşırız.

Unutmak isteyen biri ise kendini hızlıca hayatın içine fırlatır, o hareketli temponun istenmeyen anıları silmesini bekler.

Bu, insanlar için doğrudur herhalde.

Ama söz konusu Türkiye devleti ve siyaseti olduğunda, insanlara ait bu “yavaşlık” teorisi tam tersine döner.

Biz yavaşlayarak unutmaya uğraşırız.

Yavaşlarız ve yavaşlatırız.

Bizim âlemimizde yavaşlık unutkanlığı getirir.

Buna inanırız.

Yavaşlık neredeyse bir “virtüöz” becerisiyle kullanılır.

Sadece bugünkü haberlerden ikisine baksak “yavaşlığa” verilen değeri görürüz.

AKP’li bir yönetici CHP tarafından çok ciddi bir biçimde yolsuzlukla suçlanıyor.

Ana muhalefet partisi arka arkaya belgeler yayınlıyor.

Sorular soruyor.

Ve, AKP’li yönetici doyurucu cevaplar veremiyor.

Vermesi de zor gibi görünüyor.

İktidar partisinin, bu kadar önemli bir suçlama karısında “hızla” hareket etmesi, olanı biteni aydınlatması, ya kendi yöneticisine hesap sorması ya da topluma hesap vermesi gerekmez mi?

Gerekir.

Peki, AKP öyle mi yapıyor?

Hayır.

Gayet ağırdan alıyor.

Yavaşça hareket ediyor.

Bu yavaşlığın, yaşananları unutturması için bekliyor sanki.

Hızla tepki vermesinin olayı büyüteceğini, “unutulmaz” hale getireceğini hesap ediyor sanırım.

Kıpırdamıyor bile.

Partiden dişe dokunur bir açıklama yok.

Bir tepki de yok.

CHP’nin elindeki belgelere karşılık bir şey söyleyemiyor.

Kendi yöneticisini de sigaya çekemiyor.

Biraz ışığa yakalanmış bıldırcın şaşkınlığı var hallerinde.

Öyle duruyorlar.

Bu yavaşlık, olayı unutturmaya yetecek mi?

Eskiden olsa belki yeterdi.

Ama bunca gazetenin çıktığı, bunca televizyon kanalının yayın yaptığı bir ülkede artık “yavaşlık” eskisi kadar başarıyla “unutturmayı” beceremiyor.

Aksine, “yavaşlayan” kuşku yaratıyor.

Devlet ise bu konularda AKP’den çok daha başarılı.

Yavaşlıkla çok daha uzun zaman kazanıyor hatta genellikle “unutturmayı” da beceriyor.

Daha doğrusu beceriyordu.

Artık devlet de zorlanıyor.

Önceki gün Ergenekon davası kapsamında emekli bir albay tutuklandı.

Yakalanan albaya baktığınızda, onun adının Susurluk Raporu’nda geçtiğini görüyorsunuz.

Devlet adına “tetikçilik yapan Kürt itirafçılar, albayın “komutanları” olduğunu söylemişler.

Bu tetikçiler, “faili meçhul” olarak kayıtlara geçen birçok cinayetin faili.

Albay da onların komutanı.

Adı biliniyor.

Tanıklar var.

Ama albay, bu olaylarla ilgili iddialar ortaya atıldıktan, kayıtlara geçtikten 12 yıl sonra yakalanıyor ancak.

Buna “yavaşlık” demez misiniz?

Bu süre içinde albayı unutturmayı da başarmışlar.

Eğer albayın Ergenekon’la ilişkisi saptanmasa ya da böyle bir ilişkiden kuşkulanılmasa belki de bütün bu iddialara rağmen ona hiç kimse dokunmayacak.

Ama Ergenekon meselesi “hızlanınca” albay da yakalandı.

Tabii bugüne kadar bu “yavaşlık” sayesinde paçasını kurtaran çok insan oldu.

Yeni olaylara karışmayanların çoğu bir yerlere sinip saklandı, üstlerine devletin böyle işlerde kullandığı o karanlık pelerini örtüldü.

Gözden kaybolup gittiler.

Ama zaman değişiyor.

Türkiye’nin alışkanlıkları ve hızı da değişiyor.

Eskiden yakalanmayanlar şimdi yakalanıyor.

Bu olumlu bir gelişme.

Yaşadığımız bu olumlu aşamada, bundan kendine bir başarı payı çıkarma hakkına sahip iktidar partisi ise yöneticisiyle ilgili yolsuzluk iddiaları karşısında devletin eski refleksini gösteriyor.

Halbuki bunun yürümeyeceğini en iyi kendilerinin bilmesi gerekir.

Bunca tutuklama onların döneminde yapıldı.

Sanırım birisinin onlara hatırlatmasında yarar olacak:

Artık “yavaşlık” olayı unutturmuyor, unutulan “yavaşlayan” oluyor.

AKP, yolsuzluk iddiaları karşısında bu kadar yavaş davranırsa, seçmenleri bu partiyi unutur.

Hem de AKP’nin sandığından daha “hızlı” yapar bunu.



Taraf / 16/08/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Ahmet Altan
· Haber gönderen editor


En çok okunan haber: Ahmet Altan:
Biz Türkler, siz Türklerle anlaşamıyoruz...


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Haşmet Babaoğlu: "En iyi film"den bize ne? Sen sevdiğin filmleri söyle!
onlar ve biz
Bizim korkunç memleketimiz
Türkler, krizler ve Papa…
Türkler, Kürtler ve yaşam kalitesi
Biz Türkler, siz Türklerle anlaşamıyoruz...
Unuttunuz mu, size de bağırdılar, ‘Çekip gidin Suudi Arabistan!’a diye...
Gereksiz yazı
Badem: Sensiz Kalacak Bu Şehir
Kürtleri Türklerle terbiye etmek

"Yavaşlık" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke