Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 150 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Engin Ardıç: Münferit sulh
Tarih: 28.07.2008 Saat: 12:20 Gönderen: editor
 

Yakup Cemil'i bileceksiniz, "Enver'i de vuracağım, Talat'ı da" demişti...

Kurşuna dizilen kendisi oldu. Bu konuda uzmandı oysa, beş yıl önce gene Babıali'yi basıp Nazım Paşa'yı vurmuştu. "İkinci Babıali baskını" gerçekleşemedi.

Hakkında "şehir efsaneleri" de oluştu: Gene böyle leş gibi sıcak, 1917 yılının temmuz ayı... Bunu Kağıthane'ye idama götürüyorlar... O güneşin altında, Beyazıt'tan oraya yaya gidiyorlar... Yolda bir karpuz arabasını çevirmiş, "asker evlatlarım susamışlardır" diyerek idam mangasına karpuz ısmarlamış! Böyle de baba adammış merhum.

Meserret Kıraathanesi'nde yüksek sesle atıp tutuyor, yan masalardaki sivil "taharriler" de Tanin Gazetesi okur gibi yapıp harıl harıl not tutuyorlardı hani... Aynı yanlışı Talat Aydemir de yaptı, Ankara Orduevi'nde rakı içerken, onun da sonunu bilirsiniz.

O zamanlar cep telefonu da yoktu, dinleme de! Boşboğazlıktan geliyordu insanın başına işler...

Yakup Cemil, Enver Paşa'yı devirebilseydi, müttefiklerle "münferit sulh", yani tek taraflı barış yapıp dünya savaşından çekilmek niyetindeydi... Kuracağı hükümette Harbiye Nazırı olarak Mustafa Kemal Paşa'yı düşündüğü, onun da buna olumlu ya da olumsuz bir ses çıkarmadığı, gelişmeleri beklediği söylenir... (Aaa! Hani 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a uzaydan inmişti yahu?)

Yani Almanya ve onun yardımcısı Avusturya-Macaristan devre dışı bırakılacak, İngiltere ve Fransa'yla anlaşma yolu aranacaktı...

Bunu kalleşlik olarak nitelemeyiniz, çünkü savaşı kazanamayacağımız belli olmuştu. Felakete gidiyorduk, nitekim oraya vardık da.

İşte, gizli örgütçü, darbeci, diktacı, tetikçileri vasıtasıyla (Yakup Cemil Bey, Silahçı Tahsin Bey, Abdülkadir Bey) takır takır adam vuran, özellikle gazeteci temizleyen İttihat ve Terakki, memleketi böyle böyle batırdı.

Günümüzün gizli örgütçü, darbeci, diktacılarına bakıyorum... Takır takır adam vurduranlara... Oraya buraya bomba attıranlara...

Onların başını da tek taraflı barış değil, "saf değiştirme çabası" yemiştir.

NATO'dan çıkmak, Rusya'yla, Çin'le ittifak kurmak gibi çocukça arayışları dillendirmekten çekinmeyenleri çok uyardık.

"Amerika size bunun faturasını çok ağır ödetir" dedik. Dinletemedik.

Onlar tam tersine, bir de "İran'la ittifak arayışlarını" dile getirdiler! Tam karşı cepheye geçmeye kalktılar. "Bir de Atatürkçü geçiniyorsunuz, şeriatçılarla ittifak yapmaya utanmayacak mısınız?" diye sorduk, tınmadılar. Bir zamanlar canciğer kuzu sarması oldukları Amerika ve şimdi de ayrıca Avrupa düşmanlığı gözlerini karartmıştı... Güneydoğuyu ve Kıbrıs'ı ancak böyle tutacaklarını düşünüyorlardı, Rusya ve İran'a yaslanarak...

Oysa Amerika, çizilmiş çerçevenin dışına çıkanı, "kendi kontosuna iş tutmaya" kalkanı affetmezdi. Yetmişli yıllarda Kıbrıs'ta kendi başına iş yapan Türkiye'yi affetmediği gibi...

İşte, "Türk gladiosunu" da piç gibi ortada bırakıverdi! Artık onunla işi kalmamış, tam tersine, bu örgüt kendisine zararlı olmaya başlamıştı.

Neo-İttihatçılar, "münferit sulh" isteyen Yakup Cemil'in sonunu hiç hatırlamadılar, hayret, oysa aynı tornadan çıkmış, aynı yapıda adamlardı. Yakup Cemil merhum, ağababalarıydı!

Orada "Alman parmağı" var mıydı, bilemeyiz. Fakat şunu iyi biliriz: Suyu geçerken at değiştirmeye kalkanın mutlaka ayakları da ıslanır, paçası da.

Sabah/ 28.07.2008

 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Engin Ardıç
· Haber gönderen editor


En çok okunan haber: Engin Ardıç:
Elif'in kağnısı


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Elif'in kağnısı

"Münferit sulh" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke