Sözlerini Nil Karaibrahimgil yazdığı için de o kadar güzel olabilir, ama Sertap
Erener’in “Yeni bir aşk/ Yeni bir iş” -o lâzım, bu lâzım, diye giden, onun
sesinin ahengini belki de en iyi veren bir şarkısı var. Vardır.
“Bunlar için yeni bir ben lâzım”, diyor en manalı satırında. (Ben şarkı
sözlerini hep uzaktan/ taksilerden/ müesseselerden bildiğim için, kendi
sözlerime çevirip hatırlıyorum, maalesef. 3 aşağı 5 yukarı böyledir sözleri
yani.)
Bakın Ergenekon ne güzel oldu!
2 Çok Mühim General ve hatta bir tanesi (konuşmayanı, ketum ve asık suratlı
olanı)
Eski Jandarma Komutanı - içeri girdi!
Bir de “Ben jandarma subayı değilim,” demiş Eruygur kumandanı olduğu “branşı”
horrr görerek. Astsubay Haklarının Yılmaz Savunucusu Umur Talu’dan okudum. Ben
astsubay bünyesinden olsaydım, yeminle Mor Kalp (en yüksek nişanı) filan
verirdim/verdirtirdim U. Talu’ya. Öylesine canpare savunuyor haklarını (Ordu’nun
içinde bir nevi paryalanan, anladığım) yıllardır astsubayların.
Sonuç olarak: darbe girişimciliği iyi bir halt değildir/ Askeriye tarafından o
ya da bu unsurlar/ kamplar tarafından demokrasinin habire darbelenmesi arzu
edilir bir durum değildir. En mühimi: habire darbecilikle ihtimalleriyle bir
ülkenin Siyasi Vesayeti’ni
elinde tutmak Hakiki Ordular’a yakışır bir özellik değildir. Mesajları tahayyül
edemeyeceğiniz yaygınlıkta kitlelere (Fanatik Kemalistler dahil) ulaştı.
Ulaşıyor.
Açık saçık olmasa (Kemal Dinciler arasında) “latan” düzeyde dahi olsa, şu an tam
takdir edemeyeceğimiz kadar kabul gördü-emin olun.
Bu nedenle “Sağolsun Ergenekon davası!” Ben mesela bizim arka bahçeye Zekeriya
Öz’ün küçük bronz bir heykelini diktirmeyi düşünüyorum. Birileri de birilerinin
kıymetini bilmeli!
Ve de hayatı Türkiye Cumhuriyeti Savcıları tarafından darbeli matkaplanan habire,
birinin kaderiymiş demek arka bahçesine Savcı Heykeli (Başı) diktirtmek!
Ergenekon Davası HİÇ BİR ŞEYE yaramadıysa, BU İŞ’e yaradı: Türk Halkları’nın
ordusuyla yakınlığını “sağlıklı” ölçülere indirmeye! Çok mühimdir. Çok saygı
duyulası.
Benim ölçülerime göre çoğu zaman (Milliyet ve onun yaşlı baykuş kadrosu kadar
olmasa da) İrrasyonel Laikçi+Kemalist 1 Çizgi’de seyreden Vatan Gastesi’nin
geçen günki manşeti Askeriye’nin Almanya’dan almaya kalktığı 6 adet feci pahalı
denizaltı üstüneydi, mesela.
Alan pişmanmış (bir-iki ülke) kullanamıyormuş bu fahiş fiyatlardaki
denizatlıları. Ama bizim Debdebeli ve Para İçinde Yüzen Ordumuz “Hayır,
geliştirdiler ve de giderdiler hatalarını” mantığıyla. ( Bu mantığın komisyonunu
hesap ediniz.) Gönlübolca ALTI ADET sipariş edivermiş.
HESAP VEREBİLİRLİK! Bu güne dek Askeriyemiz alımları+satımları+bombalamaları/
Milli Eğitim Bütçesi’ne basan bütçeleri için hesap vermedi. Gerek görülmedi.
Yedikleri, pardon satın aldıkları önlerinde, satın almadıkları (henüz)
arkalarındaydı.
E, dile kolay. 30 yılık bir iç savaşı, karanlık mı karanlık-finanse etmek kolay
değildir.
Biz ettik. On tane GAP gerçekleştirebilirdik. Güneydoğu’yu ihya edebilirdik.
Bilgisayarcılar Diyarı olabilirdik. Hayır! Biz savaşımızı finanse ettik.
Onca bombalanan topraklar! Onca yangın! Onca köy! İnsansızlaştırılmış köyler.
Bizim Kürt köylerimiz- dünyanın en güzel yerlerinde dağlarında bayırlarında.
Bir bomba kaça mal olur? Gözdağı bombaları peki? Onlar kaça patladı bize? Değer
miydi? Değeri neydi?
Şimdi Vatan Gastesi bile bu fantezi denizaltı alımlarını sorgular gibi
yapıyorsa-
Yeni bir dönemeçteyiz Askeriyemiz’le. İşte bakın kaçakların durumu (kaç
kaçağımız var: beş yüz bin mi? Kaç Kenan? Doğulu? İngilizce öğrenmekte?)
bambaşka oldu.
Mahkeme kararı olmadan vatan çocuklarımız apar toparlanamayacaklar “vatani
göreve”. Profesyoneller yapsın o işi. Yapabilir. Memleket zengin. Askeriye’nin
OYAK’ı Avrupalılar’ı tedirgin edecek büyüklükte. Ordumuz profesyonelleşsin
artık! Ben; biliyorsunuz, asker kaçaklarına Vicdani redçi olmadıkları için
karşıyım. Ve de benim mesela Askeriye’ye verebileceğim bir oğlum yok. Olamaz da.
Ama Normal Bir Askeriye’yle- diyelim kızımı Kuleli Askeri Lisesi’ne bile
koyardım isterse. Neden olmasın? Owen Wilson’ı “adam olsun” diye Askeri Lise’ye
yollamış ailesi.
Böyle bir adet var Amerika’da. Baş edemedikleri çocuklarını Askeri Lise’de
disipline ettiriyorlar. Tabii bunlar laf-ü güzaf.
Geyik şakalamaları.
Yani Ordu’nun kendi işi var. Ordu kendi işini yapsın. İdareye+eğitime talip
olmasın.
Bize yeni bir ordu lâzım.
Hesap veren bir Ordu. Seçilmişlerin iktidarını kabul eden. Kendini bütün
güçlerin üstüne konumlamayan. Yanında, eşitinde, emrinde konumlayan. Muasır
Medeniyet Ordusu.
Ergenekon Davası hanımlar beyler, Bu Topraklar’da tahayyül edemediğiniz kadar
(henüz) Askeriye’nin kendi görev tanımını yeniden ve sağlıklı bir biçimde yapıp/
sınırları ihlâl etmemesi kararlılığını edinmesi üstüne hayatımızın fırsatıdır.
Değerlendirelim! Laikçi+Kemalist+Anti- Pervane kisvesi altında irrasyonel ve
utanmaz sular koyvermeyelim.
Güzel bir gündür. Kıymetini bilelim.
Radikal/ 26/07/2008